İnception (Fikir Aşılama) Filmi Üzerine…

İnception (Fikir Aşılama) Filmi Üzerine…

Filmin Türkçeye çevrilen ismi olan Başlangıç yerine tam karşılığı olan fikir aşılamayı kullanmak Filme yaklaşım açısından daha doğru yol olarak görünüyor. Ayrıca filmde tamamıyla Zihin olarak çevrilmiş Brain kelimesi Kullanıldığı yere göre bazen Zihin bazen de Beyin anlamında kullanılıyor. Filmin Uyanmak , Rüya ve Uyanmak kavramlarını da birden fazla anlamda kullandığını görüyoruz. Filmde kastedilen Rüya içinde Rüya durumu Hakikatin/Hakikat Bilgisinin seyir aşamalarını işaret ederken, buradaki Rüyaya yatmak/ Uyumak kelimeleri de aslında bir Uyanış anlamı taşıyor.

Filmin giriş sahnesinde çocuklar sahilde kumdan kale yapıyorlar. Silahlı bir adam burada biri var diye bağırıyor. Bir odaya doğru sürüklenerek götürülüyor.

Totem masada dönüyor. Filmin başlangıç sahnesi aynı zamanda da son sahnesi. Bu her şeyin bir An içinde olup bittiği düşüncesini açıyor. Sonsuz döngüyü, Sonsuz oluşu ve alemlerin aslı Hayaldir fikrini ortaya koyarak başlıyor film. Devamında bu Alemleri özelliklerini Hayal diye işaret edilen yapıyı ve özelliklerini bir konu bütünlüğü içinde açarak devam ediyor. Genel anlamıyla birimin Beynini /Bilinç yapısını /Bilincin aşamalarını / Hakikat bilgisinin aşamalarını anlatarak tekrar başladığı yere dönüyor.

“Fikir beyne bir kere yayıldı mı yerinden sökmek neredeyse imkânsızdır”. Film boyunca fikirden kastedilen şey Hakikat bilgisi / Hakikate ulaştıracak fikir. Bu bilgi ile bir kere karşılaşınca, Hakikatin kokusu / Yola davet bir kez ulaştığında insana, bunu yok etmek neredeyse imkansızdır. İnsan bunun için yeryüzü planında vardır ve bu hitap kendine ulaştığında köklü değişimlerin açığa çıkacağı aşikardır

 “İyice şekillenmiş ve kavranmış bir fikir beyinde bir yere saplanıp kalır.” Hakikat bilgisi/kokusu/hitabı eğer taklit ezber yollu değilse bunu beyinden söküp atmakimkânsızdır.

“Rüya halindeyken bilinciniz korumasız kalır bu da tehditlere karşı düşüncelerinizi savunmasız kılar buna fikir çalma denir.” Kendi Hakikatinden perdeli olma hali yani Uyku halinde iken Hakikat Bilgisi Birime ulaşsa dahi bunu fark etmeyebilir ya / yada o bilginin gereğini ortaya koymak konusunda zaaf gösterebilir.

“Bilinçaltınızı en yetenekli hırsıza karşı dahi kendini koruyacak şekilde eğitebiliriz. Size uyuduğunuzda bile savunmanızın çökmemesini öğretebilirim.” Her an uyanmış olmasa da belli çalışmalar yapılarak birim kendini koruyabilir. Buradaki   koruma sitemdeki yönelim ve dua fonksiyonuyla aynıdır.

“İşlerin sorunsuz gitmesi için “beyninize” tamamen girmeme izin vermelisin.” Hakikat fikrinin kökleşmesi ve sürecin devam edebilmesi için bu fikir tüm düşüncelerde esas nokta olmalıdır. Bu fikirden koparak oluşacak düşünce ve fiil sistemde sorun çıkarmaya adaydır.

“Rüyada birini tehdit edemezsin değil mi  ? Tehdidin   ne olduğuna bağlı.” Kendinden kendine bir oluşun devam ettiği ve her şeyin birimin beyninde olup bittiği bir sistemde aslında tehdit diye bir şey yoktur. Dışarıda başka bir birim yoktur ki tehdit diye bir kavram oluşsun. Ama zihin yani çokluk âleminde tehdit gibi algılanan durumlar vardır bu da o durumun bilinç seviyesiyle alakalıdır.

“Rüyada birini öldürürsek sadece uyanır ama acı zihindedir.” İnsan ölümsüz ve sonsuz bir yapıdır. Bir  boyutta ölmek diğer boyutun doğuşu dirilişi demektir. Ama bu ölüm ve doğum gerçekleşene kadar zihin canlı olduğundan acı duyulur..Acı zihin yaratımıdır. Zihne gerek kalmadığında acıya da gerek kalmaz. Eskinin yeninin zamanın tecrübenin kayıtların değer yargılarının esaretinden kurtulan yani ölen başka bir hakikate doğar bu bilinç seviyesinde zihne zaten gerek yoktur.Seyrin , yorumsuzluğun , zihinsizliğin boyutuna zihin ve kayıtlarla girmek zaten mümkün değildir.

“Uyandırmak için suya itmek.” Bilinç boyutları arası geçiş ancak bilgiyle olur. Filmde suya itmek diye anlatılan şeyin aslı bilgi yani fark ediştir.Fark ediş olmadan bilinç seviye atlayamaz , sıçrayamaz.Günlük hayatta bu fark ediş çeşitli durumlarla açığa çıkar.Olaylara bağlı gibi gözüken şey aslında sadece nedensellik örgüsüyle gizlenmiş fark ediştir.

“Benim rüyamda benim kurallarım geçerlidir.” Her zihin birime dönüktür ve o zihnin şartlanmaları değer yargıları kabulleri geçerlidir.

“Beyinden fikir çalabiliyorsanız neden yerleştirmeyesiniz ki” Birim dünyada neden bulunduğu Hakikatinin ne olduğu fikrinden ve Hakikat bilgisinden /yolundan uzaklaşabiliyorsa bu aynı zamanda da bu fikre yakınlaşabileceği , Hakikat fikrinin ekseninde tüm düşüncelerini ve yaşamını dönüştürebileceği anlamına da gelir.

“Sana filleri düşünme desem ne dersin..Elbette filleri düşünürsün.Beyin fikrin kaynağını daima bulabilir ama gerçek ilham taklit edilemez. Başka birinin beynine yerleştirmeniz gerektiğinde hiçbir fikir basit değildir.” Zihinden çıkışın yolu , zihinden çıkmak kurtulmak düşüncesi değildir , bu düşünce zihinden çıkmak yerine zihne daha çok bağımlı hale getirir.Zihin üretimi olan bir düşüncenin kaynağı bellidir , çünkü bu düşünce nedensellik içerir birimin değer yargılarına ve değerlendirme yapısına göre . Oysa ilham taklit edilemez , ilham doğmamıştır ve doğrulmamıştır , neden sonuç ilişkisine de gerek yoktur hatta çoğu durumda bu neden sonuç döngüsünü kıracak türde bir oluş çıkarır ortaya.

“Eve gitmek için yeterince derine inmek gerek” İnsanın Hakikatine tam anlamıyla vakıf olabilmesi için basit yüzeysel bir çaba yerine çok daha derinlere inen bir sürecin çalışması gerekir. Ve bu sürecin sonucunda oluşacak saflaşma hali insanın Evidir.

“Beynimizin kapasitesinin çok az bir kısmının kullanıldığı söylenir. Ama uykudayken yapamayacağımız şey yoktur. Bir bina vardır sen oluşturursun ama kendiliğinden oluşmuş gibi hissedersin. Keşfediyormuş gibi olur içine doğuyormuş gibi. Rüyadayken beynimiz bunu sürekli yapar yarattığımız dünyayla eş zamanlı olarak algılarız bunu. Beynimiz  bunu öyle yapar ki farkına bile varmayız.Bu durum da sürecin ortasına girmemize imkan tanır yaratıcılık kısmını devralarak. Önce bir hayal dünyası yaratacaksın sonra özneyi rüyaya sokacağız , rüyada gördüklerimiz bize gerçek gibi gelir değil mi ? ancak uyandığımızda bi tuhaflık olduğunu fark ederiz. Rüyanın  başlangıcını hiç hatırlamayız , olup bitenin ortasında buluruz kendimizi , rüyayı fark ettiğinde ise rüya dağılır. Rüyada yüzüne cam yağarsa çok acı çekersin gerçek gibi hissedersin. “ Fark edişin bilinci sıçrattığı ,  bilincin ancak fark edişle seviyesinin arttığı açıktır.Ama yaşarken birim kendi yaratımı olan dünyayı ve bu dünyanın içinde yaşadığını fark etmez , aslında olup biten sadece beynin içindedir ve dışarısı diye bir şey de yoktur.Bunu fark etmek bir bilinç sıçraması yaratır çünkü bu işlem eş zamanlı olarak ortaya çıkar , birimin keşfediyorum fark ediyorum sandığı şey de aslında kendi yaratımıdır. Bu fikrin farkındalığı açıldığında bu yaratma işlemine dahil olunabilir , bilinçli/farında bir şekilde düşünme /söyleme /yönelme durumuyla yaratım işlemi ile sürecin ortasından sisteme giriş mümkündür.Çünkü beyin yapısı itibariyle bu eş zamanlılıkla çalışmaya devam edecektir.Önce fark edilmesi gereken bir Hayal Dünyası içinde yaşanıldığı gerçeğidir ,ne zaman nasıl oldu da bu türden bir Hayal yapısı kurmaya başladık bunu bilmek zordur  , bu illüzyonun bir başlangıç noktası yoktur.Ama hayal dünyasında bu gerçeklikten habersiz olanlar o dünya içinde yaşanan şeylerden etkilenirler Acı ve zihin etkileşimi devam eder..

“Rüyada beyin fonksiyonlarımız daha hızlı çalışır bu yüzden zaman daha yavaş akıyormuş  gibi gelir.” Sistemde zaman görecelidir, göreceli olmasının sebebi de aslında düşünülen anlamda bir zamanın olmayışındandır, anlaşılan anlamda bir zaman kavramı yoktur. Bilinç seviyelerine göre zaman farklı işler, seyrin durumuna göre zaman farklı hissedilir.

Rüyaların görsel olduğunu düşünürdüm ama daha çok hissetmekle ilgiliymiş Her şeyin beynin için de olup bittiği ve dışarıda bir şey olmadığı , herkesin kendi dünyasında yaşadığının ifşası.

Sen çevreyi değiştirdikçe yansımalar üzerine gelmeye başlar. Rüya sahibinin doğasındaki farkı hissetmeye başlarlar. Akyuvarların enfeksiyona saldırması gibi sadece yabancı olana saldırırlar. Beyinde oluşmaya başlayan Hakikatini tanıma eğilimi ile birlikte Egonun /zihnin korku dram yaratma faaliyeti de artar.Ego kendi sahte varlığının devamı için yabancı gördüğü her şeyi ortadan kaldırmak ister.Egonun en büyük tehdidi Teklik Anlayışıdır.Teklik fikri ego ve zihnin iflası olacağından ciddi bir saldırı gerçekleşir .dış dünya zihnin üretimi olduğundan orda da birimi zorlayıcı olayların olması muhtemeldir.Acı ve Acının irşad etmesi durumu bu gerçeğin işaretidir.

Asla zihinde olan şeyleri kullanma Daima yeni şeyleri hayal et. Anılardan sadece detayları kullan çünkü anılardan oluşan bir Hayal kurmak gerçekle hayal arasındaki farkı ayırt etme yetini kaybettirir. Anıları kullanmak yani zihni geçmişin dramlarıyla ve görüntüleriyle beslemek geleceği de geçmişin aynı şekilde inşaa etmek demektir.Gelecekle Geçmişin aynı olduğu yerde Ne gerçek ne Hayal ayırt edilemez. Hakikat yolcusunun ilk işi geçmişi geçmişte bırakmaktır. Geçmişle bağı koparmaktır.

Totem sürekli üzerinde taşıman gereken ve senden başka kimsenin bilmemesi gereken küçük bir objedir kendi totemine baktığında başkasının rüyasında olmadığına emin olursun. Totem diye işaret edilen birimin bedenidir. Hakikate giriş kapısı bedenden açılır.Herkesin bedeni kendine özeldir ve bedenin tepkilerine bakarak insan birçok şeyi fark edebilir.

Bir fikrin kişinin beyninde gelişmesini istiyorsan sadece derinlik değil fikrin en sade hali gerekiyor. Sadelik ve samimiyet Hakikat fikrinin ve birimin kendi Hakikatini tanımasının olmazsa olmazıdır.

 “Büyük bir şirketin mirasçısının, babasının imparatorluğunu dağıtması” fikrinin aşılanması.

**Filmin üzerine kurulduğu genel yapı bu.Tanrı fikrinin çöküşü**

Ata dede diniyle gelen Tanrı Anlayışının yok edilmesi. Tanrı anlayışından Tekliğe Hakikat fikrine/ Allah ismi ile işaret edilene yöneliş. Bu değişim sürecinin başlaması için en temel kısımdan başlamak gerekiyor.Yani  Birimin babasıyla yani Ata dede diniyle yani Tanrı anlayışı ile olan ilişkisi ile. Bunun için 3 katmanlı bir uyanış planlanıyor. Planlanan bu aşamalarda kapalı döngüye dayalı bir sistem mantığı kullanılıyor bunun sebebi oluşacak paradoksla boyutun sınırını belirlemek ve bir kademe daha ileriye gidebilmeye olanak sağlamak. Yani tasarlanan aşamalı Hakikat fikri yolculuğunda , ilerlemenin yolu bi önceki aşamada açığa çıkmayan cevaplanamayan durumlarla mümkün oluyor biz buna Çokluk aleminde sorun/problem/dert diyoruz. Bu  aynı zamanda birimin zihninde oluşan yansımalara karşı da bir önlem, yansımalardan kaçabilmenin yolu, çözümsüzlük içinde kalmak. Ancak  bu sayede bilinç bir kademe daha ileriye gidebiliyor.

Burada yansıma diye işaret edilen şey zihnin üretimi olan ve dışarıda bir dünya var sanmamıza sebep olan tüm yapılar. Bir birimin karşılaştığı tüm olay durum ve kişiler kendi zihnin bir yansımasıdır. Bu yansımalardan kurtulmak ancak zihnin yansıma üretmesini durdurmakla mümkündür ,     bu üretimin durması hali de ancak karşılaşılan duruma zihnin çözüm üretememesi ve bir paradoks oluşmasıyladır.

Bilinç altı yapı ince naif bir yapı gibi algılansa da bilinç altına ekilen Hakikat fikri egonun sonunu getireceğinden ciddi bir direnç açığa çıkacaktır.Filmde aşamaların en fazla 2 diye kabul edilip “3 aşama imkansız , bu kadar aşama ancak güçlü bir yatıştırıcıyla mümkün olur” diye işaret edilen nokta  Teslimiyet’siz ilerleyememeye işarettir.

Filmdeki yatıştırıcı Teslimiyettir. Teslimiyetle beraber Bu hakikat yolculuğu birimin gerçekliği olur Dışarıda var diye gözüken Çokluk Aleminin sanal gerçekliğinin yerini bu Hakikat Yolculuğu alır.”RÜYALARI ONLARIN GERÇEKLİĞİ OLDU” cümlesi burada anlatılan yapının en önemli cümlelerinden biridir aynı zamanda da özelliğidir.

Hakikat fikri bir birimin her şeyini değiştirebilecek güce sahiptir. Filmin devamında Baba Fischerin Sağ Kolu durumundaki kişinin görüntüsüyle rüyanın ilk katmanında aşılayacağı  ,  Hakikat yolculuğunda tanıdıklarımız /yakınlarımız ile gelen sınav diye işaret edilen durumdur.    Bu durum sonraki katmanlarda çeşitli farklı yansımalar olarak ortaya çıkıyor. Bu sürecin çalışmasıyla birlikte birim kendi kendine fikir vermiş olarak görünecekse de aslı bir kurgudan ibaret.

Bir birimin bir “fikri kabullenmesinin tek yolu o fikri kendi düşünmüş olması” durumu olduğu için kurgu tamamen buna dönük bir şekilde yapılıyor.

Çokluk Aleminde Yakınlarımızla yaşadığımız sınavların da bilincin diğer aşamalarında bir tohum görevi göreceğini söyleyebiliriz.Yakınlar /Tanıdıklar ile gelen sınav hali illüzyondan çıkış için güçlü bir etkiye sahip.

Uyanmak ve Bilinç yolculuğunda olmak süreçlerinin değişmez sınavlarından birinin bu durum olması da bir tesadüf değil.

Filmin kendi kendini, fikrin kendi kendini açmaya başladığı sahnelerin çarpıcı önermelerinden biri de bilinç altının mantığa göre değil duyguya göre hareket etmesi , buradan hareketle tüm uyanış basamaklarında bilinç altını ikna için durum duygusal kodlar kullanılarak veriliyor.. Bu duygusallık  da belirgin ve net bir sürecin akışından çok zihnin tepkisel haline göre değişebilen bir süreç oluşmasına sebep oluyor.

Filmde ilk katman Babayla oğlun ilişkisi ve babamın izinden gitmeyeceğim türünden bir duygusal kod iken sonraki katmanda bu kendi başıma bir şey yaratacağım fikri bir sonraki katmanda da bu fikir babam onun gibi olmamı istemiyor şeklinde yine bir duygusal kod. Burada duygusal kodlarla işaret edilen durum , Tanrı fikrinin çökmesi diye gördüğümüz işleyişte , önce Tanrı ve İnsan arasındaki ilişki ve Tanrı fikrinin yetersizliği sonra da  birimin kendi Hakikatini tanımaya ve o anlama bürünmeye doğru işleyen sürecini işaret ediyor.

Filmde dürtme olarak görünen yapı ise Hakikat yolculuğunda oluşan eş zamanlılıklar ve Çokluk Aleminde tesadüf/ tevafuk diye adlandırdığımız yapı. Film içinde dürtme tüm katmanlarda eş zamanlı olarak gerçekleşiyor .Bu çokluk aleminde yaşadığımız eş zamanlılıkların bir frekans yapıya girmek , onunla rezonans oluşturmak suretiyle karşımıza çıkan bir Uyandırma alarmı olduğunu gösteriyor.

Anıları kullanmama telkini , Anılardan oluşan bir hapishane düşüncesi… Zihnin ve Egonun yaşamının devamın sadece geçmişte kalanları kullanmasıyla ilgili. Birim düşündüğünü zannedip aslında sadece hatırlayınca Beynin yaratımı da bu eski hatırladıklarının aynısı şeklinde oluyor. Bu  durum bilincin /Hakikat fikrinin tohumdan filize kuvveden fiile geçmesini zorlaştırıyor. Oluşan ,  geçmiştekileri şimdiye taşıma hali bir hapishane yaratıyor beynin içinde… bir zihin hapishanesi…

Filmde yatıştırıcı etkisi altındayken ölünce Arafa düşme hali de Nefs aşamalarında Mülhime Girdabı diye işaret edilen durum.Sıçrama gerçekleştirmeden bilincin sürecin dışına çıkması hali ne Çokluk Alemine dönebilen ne de Hakikat Yolculuğunun devamını sağlayabilen birimin içine düştüğü hal…Bilinç altının sonsuz hayal alemi. Dolayısı ile bu durumu mümkün olduğu kadar hızlı geçmek üzerine bir uyarı var filmde ve bu durumun tek çözümü de ilerlemek.

Zihinde oluşan ve ezberlenen ama Hakikati yaşanmayan Hakikat fikrinin oluştuğu durum da karı kocanın sonsuz hayal aleminde yıllarca kalıp uyandıklarında genç bedenlere sıkışmış yaşlı ruhlar gibi hissetmeleriyle anlatılıyor. Bu durum öyle bir sanal gerçeklik oluşturuyor ki tüm algı bozuluyor. İçinde yaşanılan ama gerçek olmayan durum gerçek gibi algılanmaya başlıyor. Zihnin akışına kapılan birimin yaşadıklarının aslının hayal olduğunu anlayamadığı gibi uyanışın da gerçekte ne olduğunu karıştırması gibi.

Oğul Fischerin başkasının rüyası denilerek kendi bilinç altına sokulması da dışarıda diye gördüğümüz her birimin her durumun olayın ve oluşun aslında kendi bilincimizin üretimi olduğuna dair bir işaret. Başkaları üzerinden değerlendirip yaşadığımız hayat aslında tamamen kendimizi tarif etme ve ortaya çıkarma işlemi.

Normalde 3 boyut diye planlanan uyanış 4 boyuta çıkıyor film içinde. Bu boyut, öyle bir boyut ki seçim yapmak gereksizdir , sadece bir fikir birden çok büyük bir hale gelebilir. Bu fikir seni ifade de edebilir seni yok da edebilir şeklinde ifade ediliyor. Burada birim kendi bilincinin yansıması olan ve Aşk / eski eş diye ortaya çıkan görüntüyü öldürmesiyle ciddi bir yüzleşme yaşıyor. Yaşadığı yüzleşmeyle Anıların/ Zihnin esaretinden kurtuluyor.

Çocuklar filmde Sevgi’nin sembolü

Baba, evine /çocuklarına yani Sevgiye dönüyor.

Totem dönmeye devam ediyor.

Her boyutun kendine has bedenleriyle sonsuz yaşam , Alem içinde Alemler , Rüya içinde Rüya devam ediyor.

Sonuç

Ve film ilk başladığı yere…  Hakikat Yolcusu’ da başladığı noktaya dönüyor. Sevgi’ye …

 

GÜVEN POLAT