“Yaşam Kodu” filmi üzerine

“Yaşam Kodu” filmi üzerine

Dünya küresel felaketlerin yaşanması sonucu büyük bir felakete sürüklenmektedir. Yıl 2045, Vic eski kafes dövüşçüsü. Kanada’nın kuzeyinde bulunan Baraolis adındaki bir kasabanın bar işletmecisidir. Aslında hükümet tarafından son petrol gaz rezervini korumak için bölgeye ajan olarak gönderilmektedir. Bölgenin yönetimini ele geçirmek için kıran kırana yarışan uluslararası grupla mücadele etmekte… Bölgede birçok federal devlet mevcut, her federal devletin  kendi anayasası ve yönetim şekli olmasına rağmen Birleşmiş Milletlere bağlı.

Vic, arz bedende yasayan, geçmişinde ki yenilgiye takılı kalan ve bunu hazmedemeyen, her yalnız kaldığında nasıl yenildiğini nerede hata yaptığını sorgulayan bir kişilik…

Nesli tükenen bir hayvanın  vurulmasının cezası nedir? Ruslara göre bu ayının postu çok değerli vurulmasında da sakınca yok, nesli tükenen bir hayvan değil postu değerli bir hayvan gözüyle bakılmakta… Bir Çinliye göre bu hayvanın nesli tükeniyor cezası büyük… Her ülkenin değer yargıları  ve olaylar karşısında uyguladıkları  yaptırımlar farklı… Ancak uluslararası fırsat alanında  bu hayvan vurulduysa oranın kuralları neyse süreç o şekilde işleyecektir.

Rüya görüyor Vic; Tandura da ilerliyorum tüm aşamaları geçiyorum. Başka zamandayım ama kimse bana bakamıyor ve konuşamıyor sadece kalbime bakıyorlar… -kafasız adam rüyası bu.

Kafasız adamın kafası yok ne aradığını sormuşlar cevap vermemiş. Teklik bilinci ancak şuurda yaşanır  orada  konuşmak, örmek yok bedene ait duyular yok, hissediş vardır. Kalp boyutunda  hissediş. …Vic  için yeni bir dönemin başlayacağının işareti idi… Bedensellikten çıkarak şuursal boyuta doğru yapılacak yolculuğun çağrısı.

Ölüm olayını deneyimlemiş bir kişi olan Clive tekrar yaşama döndürülüyor, ancak  yaşadıklarına anlam veremez…

 - Ben sadece yürüyordum sonra birden durdum. Beynim patlayacakmış, incecik olana kadar tüm parçalarım saçılacakmış  gibi oluyor… Artık burada değilmişim gibi, gitmişim  gibi… Sonra aniden geri  geldim. Üzerimde saçma sapan ağırlık vardı. Kendimi tutabildiğim kadar sıkı tutup parçalarımın uçmamasını engellemeye çalışıyordum, öldüğün zaman her şey geri dönmüyormuş gibi.

Bedenden çıkan ruh kendini devleşmiş hissediyor, şişeden çıkan cin misali. Ruh mutluluk denizinde özgürce yüzüyor, Uzakdoğu’nun mistiklerinin Nirvana, Tasavvufun arınarak hakikatine ermek dedikleri bu olsa gerek. Arz bedenden şuursal bedene doğru hızla sıçrayış. Tekrar  dünyaya döndürüldüğünde ise devleşmiş beden kısıtlı sınırlı bedene giriyor ve dolayısıyla sıkışıyor… Aslında özden koparak tekrar bedene hapsoluyor… Orada sonsuzluğu sınırsızlığı hisseden ruh, tekrar bedene döndüğünde kişi her şeyin geri dönmediğini düşünüyor…

Tülin ÇELİK