Eşqimlə vüslət vaxtı (*)

Eşqimlə vüslət vaxtı (*)

(*) Namaz; Aşkımla Vuslat Vakti

Bir gün elime geçen bir yazıda şu fikirlerle karşılaştım…

Namaz; hayatın gereğinden fazla dünyevileşmesine karşı alınmış ilahi bir önlemdir…

Namazlı insan; beş vakit yani bütün bir gün AllaHın gözetimi altındaki insandır…

Tam da bu fikirler üzerine tefekkür edecektim ki; karşımda iki arkadaş belirdi… Birinin adı İRFAN; diğerinin adı İHSAN…  Kavga mı ediyorlar, sohpet / müzakere mi ediyorlar bilemedim… Konuşmalarını aynen naklediyorum… Artık siz düşünüp bana anlatırsınız:

Namaz; hayatın gereğinden fazla dünyevileşmesine karşı alınmış ilahi bir önlemdir…

Namazlı insan; beş vakit yani bütün bir gün AllaHın gözetimi altındaki insandır…

–  İhsan, kim demiş ya bu sözü ?..

–  Kimin dediğini boş ver, İrfan !.. KİMin ne dediği değil; NE DEDİĞİdir önemli olan!..

–  Tamam ya.. Bugün de amma asabisin… Hey heylerin üstünde… Kim olduğunu bilmek suç mu ?..

–  Kardeşim geç artık bu kimliklerden !.. Kim olduğu neyine lazım ?! Sen verileni değerlendirmeye bak !.. Kaynak arama putu öylesine kanımıza işlemiş ki; önümüze koyulan anlatıma ön yargı ile yaklaşmakta ve illede birinin onayını beklemekteyiz… Akıllı insan fikirlerle, karşısındakinin ilmi ile / beyni ile ilgilenir; kişiliği ve diğer organları ile değil !..

–  Güzel söz… Peki bunu kim söylemiş ?.. :) Tamam tamam… Şaka yaptım… :) Sen devam et…

–  Yooo… Öyle olmaz… Madem; sen açtın bu konuyu, sen devam edeceksin…

–  Ben nerden bileyim yaa… Doğru dürüst namaz kıldığım mı var?! Haftada  bir – iki defa kılıyorum… O da vakit bulduğumda…

–  Gayet güzel, kardeşim… Devam et, AllaH gayretini arttırsın !..

–  Güzel mi?! Nesi güzel ya?! Namazı kıldın mı bırakmayacaksın… Her gün kılmak gerekiyormuş… Öyle diyor bizim mahallenin imamı… Kılmayanlara cehennemde kızgın sac üstünde kılma cezası var…

–  Hmmm… Demek öyle… :)

–  Niye güldün ki ?..

– Kardeşim, bu dini; mahallenin imamından öğrenirsen sonunda böyle komik konuşmalar yaparsın… Namaz konusundaki istikrarsızlığının sebebini biraz da ben bunda görüyorum… Hakikaten sen bu söylenenlere inanıyor musun, aklın alıyor mu ?..

–   …..

–  Ne oldu ?.. Zor bir soru mu sordum ?!.

–  Seninle de konuşmamalı !.. 

– Bak sana bi DOST tavsiyesi: Kır artık bu kabullerini!.. Sen önce olayı yani din konusunu temelinden sorgulamaya başla!.. Sen nesin / kimsin, ölüm nedir, din nedir, niye bildirilmiş, gelmiş mi yoksa vardı da açıklanmaya ihtiyaç oldu da bildirildi, AllaH diye bir varlık bildirilmiş, nedir, namaz – oruç – zikir – yalan söylememe – gıybet etmeme ve s. gibi ibadetler nedir / hangi gerekçeyle bildirilmiştir, icbari mi bu ibadetler yoksa teklif mi, kim teklif etmiş, maksadı ne / menfaati var mı, iman nedir,  niçin iman gibi sorgulamalar yap !..

–  …..

– Dünyevi değerlere / işlere sarfettiğin zamanının bi kısmını da bu konulara ayırsan fena mı olur?.. Halinden memnun musun?.. Huzurda mısın?.. Halinden memnun isen, “ böyle huzurluyum ” diyorsan konuyu burda keselim de ben hiç nefesimi harcamayayım… Yok eğer bir tatminsizlik var ise; “ eş – iş – aş – bu niye böyle olmadı da öyle oldu, off bunaldım, AllaHım al da canımı kurtulayım ” ve s.  kavgası içindeysen kendine yazık ettiğinin işaretidir… Hep koşuşturmaca ve sonu uğrunda koştuğun şeylerden aldığın darbe… Hayat daha ne yapsın ?! Hayat öğretmendir, öğrenci olduğunu farkedene… Önceliğin nedir, diye sordun mu hiç ?! Günün evden işe, işten eve… Yemek içmek ve tuvalet arasında geçiyor… Bu mudur olay ?! Bu musun sen ?! Kendini hep başkalarına adadın, sonucunu da yanarak ödedin ve ödüyorsun… Başın sıkışınca da  ibadete koşuyorsun ve “ Rabbim !.. ” nidası …  Sonra her şey biraz düzeliyor, bu sefer de  ibadeti unutuyorsun… Sonra tekrar yanıyorsun ve tekrar ibadet… Sonrasını anlatayım mı ?.. Aynı kısır döngü… Ne bu ?.. Hayat okyanusunda  bi o yana bi bu yana savruluyorsan;  o zaman kendini kandırıyorsundur… Bunun başka adı yok !.. Sonra da birinin rahmetini, şefaatini bekliyorsun… Kendinde misin kardeşim sen ?.. Senin gibilerin dindeki adı ne biliyor musun ?.. SARHOŞ !!! KENDİNİ  BİLMEZ !!!

–  Sarhoş haa… Kendini bilmez haa… Doğru söze ne denir ki ?!

–  Hah şunu bileydin… “ Kendinizi bilmez bir haldeyken ( sarhoşken ) namaza yaklaşmayın / kurb elde edemezsiniz ” (Nisa/43) buyuruyor ya Rabbimiz, sen bunu nasıl anlamıştın ?! İçki içip sarhoş haldeyken mi ?..

–  Sanki içimi okuyorsun… Hayretteyim şu an…

–  Ayette “Yaklaşmayın” hükmünü kendi iradenle yaklaşmayacaksın diye mi anladın ?! Ayet Rabbimizin bir hükmüdür… Yani, yaklaşamayacaksın !.. Yani, ısınamayacaksın namaza / içinden gelmeyecek !.. Kılacaksın ama hep yarım bırakacaksın !.. Kurb elde edemeyeceksin !.. Namaz hayatın olmayacak !.. Onunla bütünleşemeyeceksin !..  Çünki sarhoşsun !.. Sarhoşken de namazla aranızda bir bağ olamaz !.. Anladın mı şimdi ?..

–  Hiç böyle okumamıştım ayeti…

–  Ayeti OKU !.. Hayatı OKU !.. Ayeti hayatın içinden OKU!.. Bak o zaman neler değişir ?!

–  Sen OKUya biliyor musun?..

– En azından gayret ediyorum… Çünki Sistemi anlamaya başladım… Anlattı Ehli… Hayatın içinden OKUmayı öğretiyor MD…

–   MD kim ?..

–   Kuranla Kucaklaşmış bir Zat!.. Mənim Dostum…

–   “ Mənim ” ne demek ?..

–  “ Benim ”in azerice karşılığı…. :) İnşaAllaH yüz yüze görüşmek, duasını almak nasib olsun !.. Feyzi daim olsun… Amin…

–   Amin… Peki O seni dost olarak kabul ediyor mu?..

–  Dostluğunu kazanmak nasib olsun… :) Onu kendin gibi sanma!.. Onun kapısı açık!.. İçeri girmek kolaylaşsın!.. Amin… :)

–   Amin… Peki namazla ilgili o söz ne demek?.. Bunu hiç izah etmedin…

–   Ya sen beni hiç tanımamışsın… Ya da kasıtlı yapıyorsun… Şu ana kadar ne konuşuyorduk biz ?! Namaz neymiş, namazlı insanın hali nasılmış hiç mi bi fikir oluşmadı kafanda ?..

–   Farkedebildiğim kadarıyla; Namaz – HATIRLATICIdır / HATIRLAYIŞtır…

–   Neyi hatırlıyorsun ?.. Veya istersen şöyle sorayım; neyi hatırlatıyor ?..

–  Unuttuğum Kendimi… Eş – iş – aş – evlat – anne baba – kısacası kendimden başka her şeye adanmışım… Hep en mükemmel olmaya çalışmışım… O kadar sorumluluk / etiket üstlenmişim ki  başıma bi yığın iş açmışım…Bu kadar yükün altında ezilmişim… Namazı yarım yamalak ve bazen / gönülsüzce kılmamın altında yatan sebep meğerse kalbimin işgali ve kararması imiş… Hakkım yok mu canım; benim de kendime vakit ayırmaya ?!.

–  Ne güzel söyledin … :)  Demek; her gün en az 5 defa kendine vakit ayırma çalışması yapıyorsun… Çabuk çözüyorsun işi… MaşaAllaH… :)

–  Peki namazdaki kıyam, ruku, secde ve oturuşun anlamı nedir ?.. Tamam tıbbi faydaları vardır ama…

–  Acele etme!.. Hepsini inşaAllaH yaşayarak farkedeceksin… Ama sakın farkettiğinle kayıtlanıp ta bu bu kadardır deme!.. Tıbbi deyip te geçme!.. “ Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur ” diye işitmedin mi?!. Hep araştır!.. Unutma her bilenin üstünde de bir bilen vardır… AllaH doğruyu bi tek insanda saklamamış ki… Namaz çok yönlü kişisel bir deneyim olduğu için her birim kendinde yaşadığı  açılıma göre çeşitli özelliklerini farkeder…

– Tamam… Ne şanslıyım ki; senin gibi bir dostum var… Bana ne tavsiye edersin ?..

– Beynine yüklediğin yazılımı kontrol et!.. Sorgula!.. Çünki bunlar hep onun eseri… Neyi ekiyorsan oraya tohum olarak; meyvesini yiyorsun şuan, bundan gafil olarak… Soru sormayan için AllaHa giden yol kapalıdır… BENİ GERÇEĞİME SORGULAMAM / İLİM AŞKIM  GETİRDİ!.. VE NE GÜZEL YERE GETİRDİ!!!  Eğer sende böyle bir AŞK varsa bil ki; bu Hunun seni özlediğinin ve de yok edeceğinin işaretidir…

–  Bu son söylediklerini anlamadım Abi…

–  Anlayacaksın…

الله اكبر الله اكبر… ( ezan )

–  Namazı tersine oku ne oluyor ?.. :)

–  Zaman… Eee bunda ne var ?..

–  Zaman –  namaz zamanı… Ezan da okunuyor… Şimdilik bana müsaade…

–  Dur… AŞK olsun !!! Beni beklemek yok mu ?!. Ben de geldim…

–  Olsun tabi !!! Hoş geldin !!!

–         

esSelamu aleyNa ve ala ibadillaHisSalihiyn…

Ferid EMİNOV