Hadis-i Kudsi Tahlilleri- 1

Hadis-i Kudsi Tahlilleri- 1

“Beni isteyen beni bulur. Beni bulan beni bilir. Beni bilen beni sever. Beni seven bana âşık olur. Bana âşık olana ben de âşık olurum. Ben kime âşık olursam onun canını alırım. Ben kimin canını alırsam, diyetini de üstüme alırım. Ben kimin diyetini üstüme almışsam onun diyeti bizzat ben olurum.” 

Hadisin kesretten okuması söz konusu olduğunda talep, bulmak, sevmek, öldürülmek ve diyet sıralaması önemli noktalara işaret eder. 

Ama bakışı yine Hakikate yönelen bir birimin penceresinden okuduğumuzda tüm bu talep, bilme, sevme, öldürülme ve diyet sıralaması aynı birimin kendi bilinç boyutunda oluşacak durumlara işarettir. 

Tüm Hakikat yolculuğu sürecini başlatacak şey sorgulamayla birlikte oluşan gerçeği bilme isteğidir. 

Birimin bu tür bir istekle yola çıkışını anlamlandıracak bir sonraki nokta hakikatin ne olduğuna ya da ne olmadığına dair bir bulma halidir. 

Bu bulma hali yapısı itibariyle ilk aşamadaki talepten de bağımsız değildir bir sonraki aşamada bahsedilen sevme işleminden de bağımsız değildir. 

Tek tek ifade edilen aşamalar bir sistem anlayışı içinde birbirine bağlı ve tek başına kaldıklarında bir anlam ifade etmeyecek durumdadırlar. 

Yani talebi anlamlı yapacak şey bulmaktır. Bulma işini anlamlı yapacak şey sevmektir gibi. Sevmek hali ne tarafından bakılırsa bakılsın kendi birimsel varlığın karşıda- dışarıda diye görülenin varlığında erimesi hali olacağından bir ölüm halidir. 

Bilincin seyri olarak bakıldığında talep yaratan da, bulan da, bilen de, seven de ölen de öldüren de yine aynı tek yapıdır. İleriye doğru akıyor görünen süreçteki tüm aşamalar hem bir bağla birbirine bağlıdır hem de bir önceki noktayı anlamlı yapacak bir sonraki süreçtir. 

Diyet diye bahsedilen kavram birimsel benliğin ortadan kalkmasıyla açığa çıkacak haldir. Nefse ve benlik zannına dair tüm durumlar ortadan kalktığında geriye sadece öz kalır. Aranan ile arayanın aslında tek bir yapı olduğunun farkındalığı da bu aşamada ortaya çıkar. Hadis düşüncenin ve Hakikat bilgisinin seyir aşamalarını işaret etmekle kalmayıp bu süreçlerin layıkıyla geçilmesi durumunda ortaya çıkacak durumu da ortaya koymuştur. 

Derya BALKAN 

‘’(Böylesi mi) yoksa gecenin bir kısmında kalkıp secdeyi yaşayan ve (Kayyum’un varlığıyla) kaîm olarak, sonsuz geleceğin gereklerine hazırlanan; Rabbinin (hakikatindeki Esmâ kuvvelerinin) Rahmetini (çeşitli özelliklerini açığa çıkarmayı) uman mı? De ki: “Hiç bilenler ile bilmeyenler eşit olur mu? Sadece derin düşünebilen akıl sahipleri bunu anlayabilir. “ (ZÜMER-9)

Bilmek Bulmak Olmak mı?

‘’İlim bir nokta idi, onu cahiller çoğalttı.” (Hz Ali)

‘’Nur; sadece Aşk idi, onu bilginler kararttı! (MD)

Ya da OLMAK BULMAK BİLMEK Mİ dersin?

Beni Bilen Talep Eder! İlmen Yakınlık. İlim. Şeriat Kapısı.

Gerçekliğin, insan düşüncesinde yansıyarak yeniden üretimi. Bilme, nesnelerin özelliklerini ve doğanın yasalarını tanımayı gerektirir. Bir şeyi bilmek için öncelikle duyu organlarımıza güveniriz. Duyu organlarımız yoluyla algılayıp tanıdığımız bir nesneyi, aklımız yoluyla inceler, üzerine düşünceler geliştiririz.

Bu demek oluyor ki, bilme, varlığın kendisini zaman ve mekân kaydındaki kesitsel, göreceli bir bakış açısıyla seyretme hali. Beş duyuya göre algılanan üç boyutlu bir dünyanın bir realitesidir ‘’bilme’’ durumu. İşte bu dünyasına gözünü açan da ilk olarak hakikatinden bir yansıma olduğu için sezgisel yani emin olunmuş haldeki bir his ile de bağlıdır özüne bir yandan da. Bundan dolayı hem dünyasında bir mahkûm hem de dünyasının ötesindekine şiddetli bir özlem içerisindedir. Bilmek aslında beş duyu algısına hapsolmaktır. ‘’Bana eşyanın hakikatini göster ‘’ diyen kendi hakikatinin bir perde ile kapatıldığının bilincinde idi. Maddenin kendisiydi zaten bu perde. İşte bu yüzden de kendi hakikatini talep etti.

Beni Taleb Eden Bulur! Ayn-el Yakinlik. İrade. Murad. Tarikat Kapısı.

Madde bir perde evet ama aynı zamanda da hakikati yansıtan bir ayna. AYNA senin suretini gösterir. Aynaya bakan sensindir ama görüntü BİZZAT sen değilsindir. Bir görüntündür sadece. Suretler haline girmiştir mana. Bilgi bir kab içine girip adeta seyir için dondurulmuştur. Güzelliğini fark eden güzelliğini muhafaza etmek istemiştir. İRADE aynı zamanda bilgiyi dilediği kadar dilediği sürece dilediği şekilde işleyip kullanma sanatıdır.İrade, “istek, arzu, dilek, emir, sevk ve güç” gibi manalara gelmektedir. Buna göre irade; bir şeyin yapılmasına da yapılmamasına da muktedir olan hayat sahibinin bu iki şıktan birine kendi isteğiyle seçmesidir.SEÇİMDİR İRADE yani. SEÇİM ise bir şeyi diğer bir şeyin önüne alma yani öncelik verme anlamındadır. İki şey iki hal iki düşünce iki duygu arasındaki farkı bilen ancak seçim yapabilir. KUR’AN ın diğer bir isminin de FURKAN olması bu yüzdendir. HAKK GELDİ BATIL GİTTİ. Aslında hakikatte iki ayrı şey yoktur. Ayırt edilmesi gerekenin aynadaki görüntünün kendi aslın olmadığı farkındalığına geçilmesi olduğudur. İşte madde aynası böylelikle bir yandan seni bir görüntü olarak hapsedip dondururken diğer bir taraftan kendindeki gizli hazineyi gözler önüne serer. Kendine en yakın olduğun haldir bir dost suretinde kendini seyretmek. İnsan kendine dosttan gayri ne olabilir ki ZATEN. Dostu bir surette görebilmenin tek yolu ise aşktır. Aşk ise kendi sonsuz kevser havuzun olan yaşam kaynağını keşfetmektir.

Bu Beden Onun Tapınağıdır

Aşk İle Ördüğü Işık Ağıdır

Kendini Yaşam Aynasından Seyreden,

Görenle Görünenin Kutsal Bağıdır.

Beni Bulan Beni Sever. Kudret-i Aşk. Hakikat Kapısı.

Kendi güzelliğini cemalini gördükten sonra aşk olmayan tek bir zerre dahi yoktur. Aşk bu güzelliğin sonsuzluk olarak devir daimidir. Aşk bir cezbe oluşturma halidir ki; KUR’AN olarak bir bütün olan varlığın, FURKAN olarak sonsuz çeşitlilik frekans ve renkte birbirleri ile bir ahenk içerisinde dans etmesidir. Kendi varlığının güzelliğinden haşyetle titremesidir.

Beni Seveni Öldürürüm! Marifet Kapısı.

Ölmek tadılacak bir hal madem, beş duyu ile algılanan dünya denen alçaltılmış frekansa da inip, onu da hal ettikten sonra daha üst frekans haline getirip tüm varlığımı tam bir kemal tamamlanmışlık noktasından seyretmenin tadına varırım demektir. Aşk ile titrediğim her andan sonra tekrar kendi özüme merkezime çekilirim demektir. NEFES ALIP VERMEKTİR BU. Yani HAYAT ın ta kendisi olmak. Her nefes ile öldürür her nefes ile diriltirim demektir.

Bir Kimseyi Öldürürsem Diyeti Bana Düşer!

‘’İnsanda hakikati okumaya başlayan; kitaba, deftere, kaleme, kâğıda veda eder. Hangi ırmak denize karıştıktan sonra geriye çıkmak, tersine akmak ister ki?’’ M.D.

Ölmenin bedeli daha iyiye daha güzele doğmaktır. En güzel olanın güzelliğinin sonu yoktur. Bu Musa ile HIZIR kıssasındaki kıyas durumunun bir tecellisidir. MUSA; mevcut durumdaki halimiz, HIZIR ise mevcut durumdan daha iyisinin ve güzelinin her an HAZIR olduğunun farkındalığını yaratmaya çalışan sembolik anlatımlardır KUR’AN da. MUSA’nın bir adamı öldürüp HIZIR ile karşılaşmalarını tetiklemesinin anlatımındaki amaç hangi hal üzere olmuş olursan ol hakikatin olan zatın indinde hep eksik hep günahkar hep zalim hep gaflet içinde olduğunu unutma demektir.  Çünkü ZAT-I ALİ’ n tüm noksanlıklardan münezzehtir. Ona kul olarak fon olanın diyeti onu yansıtmaktır. Yani BİR KİŞİNİN DİYETİ BANA DÜŞÜNCE ONUN DİYETİ BİZZAT BEN OLURUM der. HIZIR OLDUĞUM HUZUR BULUR. HUZUR BULAN HER TÜRLÜ KORKUDAN EMİN OLUR. KORKUSUZ OLAN DİLEDİĞİNİ YAPAR. ‘’Rabb-ülâlemîn olan Allâh dilemedikçe, siz dileyemezsiniz! ‘’TEKVİR-29

RABB-ÜL ALEMİN  der ki kuluna: Kendini bil, kendinde bul, kendin ol.

KUL der ki RABB-ÜL ALEMİN e: Kendim oldum, kendimde buldum, kendimden bildim.

Meryem VERÂ

Bedenden ibaret olmadığını fark eden bilinç kendi hakikatini bulmak ve yaşamak için kendini sorgulamaya başlar. ( Hakikatine erme talebin de bulunur.)

Talep ise bulmayı icabet ettirir. Hakikatine yönelen bilince vedud esması gereği Rahman tarafından bir çekim alanı oluşturulur. Kişi fıtratı gereği fiiller ortaya koyarak hakikatine ermede kendisine kolaylaşan yollarla özüne yönelir.

Özüne yönelen bilincin benlikten arınması beden zannından çıkması ve ölmeden evvel ölümü yaşaması gerekir. (Sorgulamaya başladığın anda beyin seni karşısına alır ve seni rakip olarak görüp, seni yok eder. Sorgulaman kendini yok etmendir.)

Ölmeden evvel ölümü yaşayan kişinin fiili kişiye değil Allaha bağlanır.

Ölmeden evvel ölmek ile hâsıl olan yakin de, ”varlığın” yönünden Allaha kulluk etmek vardır.  (Derunun da ki ben – öz varlığa yöneliş )

İnsanın nefsinden başlayan ve “Nefsinin Hakikati”ne yükselen derûnundaki yolculuk, var olduğu zannının ortadan (idraktan) kalkması; Baki olan Allah gerçeğinin ortaya çıkmasına; senin gözünde gören, kulağında işiten, dilinde söyleyen, elinde tutan, ayağında yürüyen “Allahtır”tır! İdrakının yaşanmasına sebep olur.

Bu durum da Allah bilir, Allah görür, Allah algılar, Allah söyler,Allah şehâdet eder.

Gamze TANBAŞI

Çözümü Aşk Olan Bulmaca

Sistemsel bir akışa tabiyiz, muazzam bir döngüye

Benzer iki resmin arasındaki farkı bulmak gibi, ayırt edilemeyen şuur ve benliğin aslında bir bütün olduğunu yaşamak ise ulaşılması gereken gerçeklik…

Akış; aslında fark edişle başlar, algıyla.

Çoğu zaman ilham yoluyla gelir bilgi, duyu organlarıyla algılamazsın. Soyuttur, batınidir, ilhama dayalıdır.

MARİFET odur ki, algına otomatik olarak düşendir.

Algılanan ise  reel manada evrendeki sınırsız manyetik dalgaların, beyin tarafından çözümü, anlamlandırılması

Konusu , ‘’Varlığın Tekilliği’’ olan bulmacanın tüm süreçlerinin, şifreleriyle  kademe kademe önümüze koyulmasıdır hadis-i kudsi de aktarılan.

‘’Yukarıdan Aşağıya’’ çözümlenmelidir bulmaca:

Şuurdan, bedenselliğe; semadan, arza; beyinden bağırsak beyine.

Soldan Sağa değerlendirilmelidir:

Beynin hem solu hem de sağı devrede olmalıdır.

Bilimsel düşünce, analitik bakışın yanı sıra farklı bakış açılarıyla değerlendirme, araştırma, sorgulama ve inançla yönelişin gücü kullanılmalıdır.

Tüm bu gerçeklikler fark edildiyse,bağırsak beynin yönlendirmesinden,amigdala odaklı yaşamdan kurtulmayı talep vakti gelmiştir artık.

Zaten daha bilincin ilk aşamasında oluşmuştu ‘’Ben bu bedenim ‘’ virüsü.

Sonucu tekilliğe ulaşmak olan bulmaca da çözülmeye buradan başlıyordu aslında…

Bir şeyi talep ettiysen karşılığını da ödemelisin değil mi?

O halde yapman gerekenler vardır  elbette şuursal değerlendirmeye geçiş için. Bilincinin sıçrama yaparak; değerlendirmeyi yapan tarafın zihninde yarattığın sanallık olmaması için…

Beden kabulünde, ikinci beyin diye tabir edilen yapının güdümünde oldukça; üst beyin kabuğuna çekilir, sınırsızlığından mahrum kalır .

Beyin kapasiteni genişletmelisin. Beyin kapasite olarak kullandığımız küçük bir bölümünü belli başlı çalışmalarla çok farklı özelliklere kavuşabildiğini anlamalısın.

Sonsuz-sınırsız kapasitesi olan aracını birinci viteste kullanıyorsun farkına varmalısın.

Sağlam irade, yöneliş,sorgulama, zikir, namaz, oruç gibi çalışmalarla beşer boyutundan  yani bedenselliğinin esaretinden,sınırlılığından ve onun getirdiği tüm kabullerinden arınacaksın.

Bulmacanın çözümü için yapmalısın bunları çünkü ‘’ellerinle yaptıklarının sonucunu yaşayacaksın.’’

Yaşayacağın ne mi?

O zaman bulmacanın son bölümüne geldik sayılır artık.

Algıladın, fark ettin, yöneldin, bedellerini ödedin.

Oysa ki bu zamana kadar bağırsak beyninin, amigdalanın yönlendirmesiyle ‘’Sen ‘’ sandığın sanallığının şartlanmaları, kabulleri, istek ve arzularını gerçekte de sana ait sandın ve yandın.

İşte ne zaman ki yönlendirmeni üst beynin yapmaya başladı işte o zaman SEN sandığın sanallık imparatorluğunu yıktın.

Diyetini ödediklerin, karşılığını verdiklerin, çabaların ve veritabanının müsaadesiyle artık gördün ve anladın ki:

Ben yok , Sen yok ,O yok ,cinsiyet yok …Sadece TEK var…Tekillik…

İşte bulmacanın çözümü: AŞK

Ve son not:  Bulmacanın tüm süreçleri ve çözümü kendimden kendimeydi.

Emrah BIYIK