Hadis-i Kudsi Tahlilleri- 4

Hadis-i Kudsi Tahlilleri- 4

Salacağınız bir ip, sizi mutlaka Allah’a ulaştırır… (Hadis-i Kudsi)

“Hep birlikte varlığınızdaki Esma hakikatine(Uzanan) Allah ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin”  Ali İmran suresi 103.Ayet, SALACAĞINIZ kelimede çoğul bir ek var salacağın bir ip denilmemiş salacağınız denilmiş. Ayette ise hep birlikte, Buradaki çoğul takısı Sende bulunan, mevcut olan kuvvelerin hepsi ile salacaksın ipi en derinlere. Bu ipi kendi şuur kuyuna salacaksın, Kiminde metrelerce dibe uzanır bu kuyu, Kiminde hemen açığa çıkar. İstidat ve kabiliyete göredir kuyunun derinliği ama herkeste potansiyel olarak vardır… Bunu açığa çıkaracak olan senin yönelişindir. Tefekkür iplerini salacaksın şuur kuyuna ve oradan oluk oluk su çıkaracaksın esmadan geçip mutlak zata ulaşacaksın.

İbrahim

İpten kasıt omurilik ve bu ipin yani omuriliğin uzandığı yerde beyindir. Allah ismi ile işaret edilenin ne olduğunu anlamak, bu Hakikate yaklaşmak ancak ismi Beyin olanla mümkündür. Beyin ancak İsmi beyin olanla tanınır.

Güven

‘’ Sonra, bundan şu hakikati idrak etmiş olursunuz: süflî ve ulvî mertebelerde müşahede edilen varlık, ulvî mertebelerde müşahede edilen varlığın aynıdır. Sadreddin Konevi

Hep aynı tanıdık melodi, içimdeki çınlayan

İmzası mıdır acep o sonsuz yaşamlarımın?

Sessiz kelimelerle varlığımı sınayan,

Bana, benden seslenen, Yaradanımın…

 

Kim ayrı düşürdü böyle, yuvamdan beni?

Hasret kıvılcımını, yangın eyleyip…

”Başka hiç bir yerde arama!” dedi,

Geri dönüş sırrını, gönle gizleyip…

Bölünemez bir bütünüm, sonsuz bölümler seyreden kendinde. İp dediysem ne mesafe anlayın ne de zaman nezdinde, o da yine kendiMden kendiNe. Kul demişim, RAB demişim, bin bir isim vermişim. İsmimden ismime yol eylemişim. Yapayalnızmışım da yalnızlığımı sevmemişim. Kaçmak için kendime ip uzatmışım. İpin ucunu da sağlama almışım.

‘’Dost Dostan Ayrılmayınca, Dost Kadrini Bilmez İmiş’’

https://www.youtube.com/watch?v=KLTOkMuJNK4

Gözünün içinde olanı, gözünün ötesinde imiş gibi zannetmek üzere kurar oyununu tek olan. Şaşı bakar da çoğaltır kendini yalnızlıktan sıkılan. Dost olan kendini ayırır, düşman olur öteye atılan. Ama mümkün müdür tek olanda hakikatte ayrılan. Birden aydınlığa girdiğinde gözün kararır, Güneşi (NURU)  yaradan ASLINDA aslına uyanır. Görmeyi dilediği kendi gül cemalidir; bin bir isminden topladığı vahiy balıdır.

‘’Salacağınız bir ip, sizi mutlaka Allah’a ulaştırır’’  İp zaten çıktığı noktaya uzanır. İpi salan kendini rüyasından kaldırır. Kurtarılacak biri varmış gibi, böylelikle yalnızlığını kapatır. Özlem duyar kendine birden, Tekbir amaç edinir; SÜRGÜNE YOLLADIĞI DÜNYASINDAN KENDİNİ YENİDEN ÇAĞIRIR. İP kendine olan sanal uzaklığındır; bilincinde hapsolmuş zaman ve mekan kaydındır. Onu ellerinle ören sen idin. Evim diye yerleştiğin örümcek ağındır. Aynı iple kurtuluşun bir ironidir. Hem özgürlüğüne giden yol hem hapseden benlik bağıdır.

Meryem