Hadis-i Kudsi Tahlilleri- 7

Hadis-i Kudsi Tahlilleri- 7

O mümin ki insanlar arasına girer ve onların eziyetlerine sabreder; bu o müminden hayırlıdır ki, insanlar arasına giremez ve eziyetlerine sabredemez. (Hadis-i Kudsi)

Ayı seyredecek kimse olmasaydı, kesinlikle ay da var olmazdı.

Thomas Young, madde ve enerjinin aynı anda dalga ve parçacık özelliği sergileyebileceğini gösteren bir deney yaptı. Deneyin basit versiyonunda bir ışık kaynağı iki paralel yarık açılmış bir levhaya yansıtıldı ve yarıktan geçen ışık levhanın arkasında bir ekranda izlendi.

Işık ekrana ulaşmak için bir noktadan çıkıyor, iki yarıktan geçiyordu. 1.yarıktan geçenler ile ikinci yarıktan geçenler üst üste biniyor ve sıklıkla iki nokta olmak üzere beş farklı noktaya erişiyordu. Yani dalga gibi davranıyordu. Eğer ışık tamamen sıradan parçacıklardan oluşsaydı ve bu parçacıklar bir yarıktan geçirilip ekrana çarptırılsaydı, yarığın büyüklüğüne ve şekline bağlı bir desen görülecekti. Hâlbuki tek yarık deneyi gerçekleştirildiğinde, ekrandaki desen  bir dağılma deseniydi, ortada dar bir merkezi bant ve ona paralel olarak dizilmiş daha karanlık bantlar olarak görünüyordu.

Işık kaynağı ile ekran arasına ışığın yarıklardan geçişini ölçmek için kullanılan bir alet yerleştirilerek deney tamamlandı. Ve ışığın sadece bir yarıktan geçtiği tespit edildi. Bazıları 1.yarıktan bazıları ikinci yarıktan geçiyordu. Yani foton aynı anda iki yarıktan değil, ya birinden ya diğerinden geçiyordu.  Ve ekranda sadece iki bant tespit edilebiliyordu. Düğmeyi kapatılıp, ölçme bırakıldığında beş bantlı desen oluştu.

Bu veriler ışığında bilim insanları ışığın gözlemlendiği zaman parçacık,  direk gözlemlenmediği zaman dalga gibi davrandığını keşfettiler.

Zamanla aynı deney kütlesi olan, maddenin en temel birimi elektronlarla da tekrarlandı. Tıpkı fotonlarda olduğu gibi elektronlar da dalga gibi davranıyordu. Işık kaynağından sadece bir elektron gönderiliyor, o elektron aynı anda iki yarıktan da geçiyordu. Işık değil elektron; yani madde her iki yarıktan da geçmiş oluyordu.

Deney sonra bütün halindeki atomlarla ve daha sonra moleküllerle tekrarlandı ve sonuç aynı çıktı. Gözlemlenmedikleri zaman dalga olarak, gözlemlendiklerinde ise parçacık halinde hareket ediyorlardı. Yani doğrudan gözlemlenmezse madde bizim bildiğimiz gibi değildi.

Mikro kozmostan, makro kozmosa…

Sonuçta her birimiz parçacık, atom ve moleküllerden oluşmuş değil miyiz? Bir grup parçacık atomu oluşturuyor, bir grup atom molekülü, bir grup molekül hücreyi ve bir grup hücre de insanı meydana getiriyor. Şayet dalga fonksiyonunda anlatıldığı gibi atomlar dalga biçiminde var oluyorsa biz de mi birer dalgayız? Ancak gözlemlendiğiz zaman mı parçacık haline geliyoruz?

Aslında mikro kozmos ve makro kozmos aynı yasalarla işliyor. Evren sonsuz sınırsız bir dalga okyanusu. Aynı zamanda sen ve ben de hakikatimiz itibariyle dalga fonksiyonlarıyız. Halifeyiz. Halifeden kasıt insanı kâmildir. Allahın bütün isimlerinin işaret ettiği manaların ortaya çıkış mahalidir insanı kâmil. Dalga fonksiyonudur yani! Uzaya yayılan ve içinde tüm olasılıkların paralel bir şekilde beraber var olduğu durum… Öyle ise;  hakikatin dalga fonksiyonu!

Kuantum etkiler mikroskobik düzlemde oluşuyor, bizim düzlemimizde neden oluşmuyor?  Hepimiz atomlardan oluştuğumuz halde kuantum etkiler bizde neden gözlenmiyor? 

Çünkü seni terkibinden seyrediyor. Ölçüyor bir nevi. Ve sen doğrudan gözlemlenen parçacık gibi davranıyorsun. Terkibin ile sınırlanıyor, parçacık görünümüyle noktana hapsoluyorsun.  Benlik zannınla sonsuz sınırsızdan perdeleniyorsun. Beden olduğun düşüncesi ile mikro kozmos işleyişi kilitliyorsun.

Fizikçiler büyük hadron çarpıştırıcısı ile bulmayı hedefledikleri tanrı parçacığına ulaşmayı başardılar. Higgs bozonu dediler buna. Higgs bozonu parçacıklara kütlelerini kazandırıyordu. Parçacıklar higgs alanı ile ne kadar çok etkileşirlerse kütleleri de o kadar büyük oluyordu. Ve tersine onunla ne kadar az etkileşirlerse kütleleri o kadar küçük oluyordu. Mesela hıggs alanı ile kesinlikle etkileşmeyen fotonların kütleleri yoktur. Maddeye yoğunluğunu veren şey higgs alanı.

Kuvvenin fiile çıkması higgs alanı vesilesiyle oluyor yani. Kütle kazanıyorsun, beş duyu boyutuna iniyorsun ve kendini bundan ibaret sanıyorsun. Kütle ne kadar büyürse kuantum işleyiş o kadar azalıyor. Sen kendini ne kadar beden zannedersen, ne kadar maddeselliğe hapsedersen o kadar büyüyor kütlen. Ve bir o kadar küçülüyor kuantum işleyiş. Dalga fonksiyonun çöküyor, parçacık oluyorsun. Noktaya hapsediyorsun kudretini.

Dalga fonksiyonunun çökmesine neden olan en büyük yanılgılarından biri de çokluk algısıdır. Evren tektir ve higgs alanı çeşitlilik yanılsamasını yaratmıştır. Kâinat sonsuz sayıda değişik nesneden oluşmuşa benziyor ama gerçekte tek bir bütün. Birbirimizden, bahçemizdeki ağaçtan, en uzak yıldızlara kadar etrafımızı kuşatan her şeyden ayrı olduğumuz hissiyle yaşıyoruz ancak bu bir yanılsama.  Her şey bağlı, her şey dolanık, her şey farklı görünüşler altında aynı şey.  Aslında dalga ve parçacık ikiliğinin de yanılsamadan başka bir şey olmadığını söyleyebiliriz.

Sözün özü…

Kainat aralıksız olarak kendini ölçüyor ( seyrediyor ); en dev yıldızlardan, en minik elektronlara kadar…  Kâinat kendini gözleyerek dalga fonksiyonunun çöküşüne sebep oluyor. Ve bizim tanıdığımız haliyle gerçekliği yaratıyor.

Terkibin, kayıtların, sınırların, yörelerin, görelerin itibariyle parçacıksın. Mümin o dur ki; sınırları aşmış, tüm isimlere ayna olmuştur. Mümin (kâmil insan) hem dalga hem parçacıktır. Şirki hafiyi aşmış, ayrılık ve ikilik zannından kurtulmuştur. Kâinatta kusur ve hata görmez.

Ölüm ötesi beden mikrodalga beden olacak ve mikrodalga boyutta yaşam devam edecek. Mümin odur ki; ölmeden evvel ölmüş, madde bedenin sınırlarından kurtulmuş ve dalga fonksiyonuna dönüşmüştür. Bir noktadan diğerine, o noktalar aşılması imkânsız bir engelle ayrılmış olsa bile gidebilir.  Müminin düzleminde zaman yok olur, ne önce kalır ne sonra.  Bağlantılı parçacıkların uzaklıklarından bağımsız olarak anında etkileşir ve böylece görünüşe göre ışık hızının sınırını ihlal eder.

İslam literatüründe tayyi mekân, tayyi zaman, Hz Süleyman kıssasındaki Belkıs’ın tahtı bahsi, Hızır anlatımı, Veysel Karani yönelişi mikro kozmostaki kuantum işleyişin makro kozmosta da geçerli olduğuna delildir.

Seyir için benlik gereklidir. Parçacık olarak da var olmak sünetullah gereğidir. Şeriat hakikatin efal mertebesindeki adıdır. Şeriatı inkâr, aynıyla hakikati inkârdır. Mümin insan odur ki; hem parçacık hem dalgadır. Bilgisinin nuru takvasının nurunu söndürmez. Hakikati yaşaması, şeriatı yaşamasına engel olmaz.

Mümin ( kâmil insan ) dalga fonksiyonu olmasına rağmen, parçacık gibi davranır…  Ki bilinmekliği istedim sırrı açılsın. Bu sadece dalga fonksiyonu olarak davranmasından daha hayırlıdır.

Ülkü A. Ozan