Meditasyondan Namaza; Damladan Okyanusa

Meditasyondan Namaza; Damladan Okyanusa

Yıllarca meditasyon yaptım. Ben odaya çekilir meditasyon yaparken eşim de diğer odada namaz kılardı. Bu arada meditasyon çalışmalarını çokça yapardık birlikte ancak eşim namaza başlayınca meditasyonu bıraktı… Sonra bir araya geldiğimizde o duymak istemediğim  sözleri söylerdi. Tülin olmaz bu şekilde altında BMW var ancak motoru murat 124 ve sen 40 la gitmeye çalışıyorsun. Sinir oluyordum bu cümleye, hâlbuki ben koştuğumu düşünüyordum. 

Reiki  uygulamasına gelince yedi yıl ciddi uyguladık. Belli süre sonra  eşim  ben Reiki kanalına  bağlanmayacağım benim kanalım belli Muhammedi bilinç dedi… Yine enerji veriyordu, Muhammedi bilince kanal oluyorum diyerek avuçlarının içine  dualarını okuyor ya Şafi ya Hayy diyerek uygulama yapıyordu… Suyun içine dua okuyor uygulama sonrası kişiye bu suyu içiyordu… Suyun  bilimsel olarak gücü keşfedilmişken neden kullanmayalım diyordu… Bense bildiğim uygulamalara devam ediyor hepsi aynı değil mi diyordum.

Eşi insanın aynası değil miydi, Allah’ın yansıması değil miydi? Açıkça  uyarılıyor ve yönlendiriliyordum  ancak gerçeği görmek istemiyordum ya da kolayıma böylesi geliyordu. Aslında şimdi bakıyorum da yıllarca zihnimin pesinden koşmuşum. Beni yönetmiş benimle dalga geçmiş. Kedinin fareyle oynadığı gibi oynamış benimle… Bende meditasyonlarla onun ekmeğine yağ sürmüştüm. Aslında her şey olması gerektiği gibi yaşanıyordu ancak ben kabul etmiyor değiştirmeye çalışıyordum.

Koca bir saraya hâkim olup rahat huzurla yasamak varken sarayın sığınaklarında korkudan titremişim. Haa bana ne kazandırdı? Sığınakları iyi bilirim. Kestirme yollarını, çıkmaz sokaklarını, yol gibi görünen  tünellerini çok iyi bilirim. Değer miydi? Hayır!

Şimdi bakıyorum da bazı çevrelerce Yoga -Namaz la aynı kefeye konuyor. İnanamazsın yoga aynı namaz hareketlerini içeriyor deniyor. Günümüz dünyasında  yoga yapıyorum demek daha çağdaş bir görüntü çiziyor… Namazın fiziksel ve ruhsal bedene  etkileri  son yıllarda detaylı anlatılmakta… Yoga sorulduğunda sağlık ve ruhsal olarak etkilerinden bahsedilmekte ancak Namaz dediğimizde  Allah’ın emri  denilerek kestiriliyordu…

Durmadan kendimi koruyacağım diye ışıklara sarıyordum. Ailemi, işyerimi, evimi… Reiki uygulayarak Çakralarıma saatlerce çalıştığımı biliyorum. Şimdi korunma dualarımı okuyorum, namaz kılarak her an koruma altındayım, çakralarım aktive… Eski korkularım yok eminlik var, her şey olması gerektiği gibi en iyi şekilde yaşanıyor teslimiyetteyim…

Öncelikle Namaz kılmadan önce abdest alırız. Abdest topraklanmayı sağlar bedende ki statik elektriği dengeler… Vücuttaki damar ağı uzunluğu 100 bin km den fazladır. Vücuttaki damar ağının sağlıklı açılıp kapanması doğru nefes alması için ağız, burun ve boyun kısmının soğuk suyla  temas etmesi gerekir ki bu abdest ile sağlanır… Dolaşım sistemi düzenli çalışmasında büyük faydası vardır…

Bel, boyun, kalça olmak üzere  toplam 200 den fazla eklem var vücutta ve eklemler hareketsizliği sevmezler. Namaz eklemlerde hareketliliği sağlar… Kemik erimesi olan hastalara ayakta durması yürümesi   önerilir. Günde 5 vakit namaz ayrıca kemik erimesi hastalığının önüne geçilmesini sağlar…

Günde 5 defa kılınan doğru  namazla 7 çakra aktif olmaktadır… Çakralar vücudumuzdaki enerji, yaşam gücü, hayat enerjisi merkezleridir. Yoga da  da amaç 7 çakrayı aktive etmektir. Aktive olunan çakralar üzerinde çalışma bırakıldığı takdirde  bazılarında kapanma görülebilir. Aktive çakralar için devamlı uygulama şarttır… Namazda devamlılık esastır…

Namaz kılmak için yönümüzü Kıbleye döneriz. Kıble, dünyanın bedeni içindeki pozitif enerji hatlarının  en yoğun olduğu ve yayın yaptığı en önemli merkez. Günde beş defa Allahu Ekber diyerek alıcılarımızı açar ve pozitif enerjiyi kendimize çekeriz.

Kıyam pozisyonu, yogadaki  Nameste hareketine benzer… Kıyam süresince göğsün üzerine konan eller, Kalp ‘’çakrasını’’ aktif hale getirmektedir. O; kalbi, akciğerleri, boyun altı bezini, bağışıklık sistemini ve kan dolaşımı sistemini de yönetmektedir.

Rükû pozisyonu, yogadaki Ardha uttanasana pozisyonuna  benzer… Bu pozisyon; zihinsel toksinlerin serbest bırakılmalarına olanak sağlar, kan pompalanmasını artırarak bel, gövde ve  baldırlara esneklik sağlar. Hamile kadınlarda anne karnındaki bebeğin düzgün pozisyonu sürdürmesi için mükemmel bir vücut duruşudur.

Secde pozisyonu, yogadaki Balasana pozisyonuna benzer… Kişinin etrafındaki evrenle ruhani bağlantısı ve ruhani arayışlarının şevkiyle bağlantılı olan ‘’Taç çakrayı’’ aktif hale getirdiği söylenmektedir. Bu sinir yolu; beyin, sinir sistemi ve epifiz bezinin (pineal bezin) sağlığıyla da bağlantı kurmaktadır. Onun sağlıklı fonksiyonu, birinin iç ve dış enerjilerini dengelemektedir.

Secdede de bükülürüz, böylece insan varlığını sürdürme temel içgüdülerini düzenleyen ve gerekli zemini sağlayan ‘’Kök çakrayı’’ aktif hale getiririz. Bu, mantıklı ve pozitif düşünmenin yanı sıra yüksek motivasyonlu yaşam bakışını geliştirmeye yardım eder; lenf ve iskelet sistemlerinin, prostatın, idrar torbasının ve adrenal bezlerinin sağlığını sürdürür. Nitekim Secde esnasında üreme organlarına yarar sağlayarak ve onları yumuşatarak ‘’Kuyruk sokumu çakrasını da (Sakral çakrayı da)’’ büküyoruz.

Son oturuş pozisyonu yogadaki varjasana  pozisyonuna benzer… “Boğaz çakrasının” namazın bitişinde başın ilk önce sağ omuza, daha sonra da sol omuza döndürülerek aktif hale getirilmesidir. Bu sinir yolu; kişisel yaratıcılığı ve iletişimi etkileyerek boğaz, boyun, kollar, eller, bronşlar ve işitmeyle bağlantılıdır.

Görünen o ki bazen bizler  gözümüzün önündeki doğruları göremeyebiliyor şifayı, çareyi dışarda arayabiliyoruz… Namazdaki niyet ve duaların gücünü tartışmaya girsek zamanımız yetmeyecektir. Yoga ile  Namaz karşılaştırıldığında ben Namazı okyanus Yogayı da damla olarak görüyorum… Herkesin nasibi farklı… Rabbim görenlerden , fark edenlerden eylesin…

Sevgilerimle.

Tülin ÇELİK