Namaz; her dem tazelenen sözleşme

Namaz; her dem tazelenen sözleşme

S  A  L  Â  T

Salat kelimesi isim olarak; uyluk, sırt, dört ayaklı hayvanın sırtı, kalça ile diz arası. Fiil olarak; desteklemek, arka çıkmak, destek istemek (dua etmek, yalvarma, yakarış, konuşma, söylev, övgü, methiye), uğrunda çalışmak, yardım etmek, sorunları sırtlamak, yakından takip etmek, izlemek, uymak, bağlı kalmak, irtibata geçmek ve (veya) geçilmek, bağlılık (söze, ahde, misaka bağlılık), hayvanın kuyruğunun çıktığı yer, but anlamlarında…

”Hani Rabbin ademoğullarından,onların bellerinden (menilerinden,genlerinden) kendi zürriyetlerini alıp;onları kendi nefislerine şahitlendirerek sordu: Elestu Bi Rabbikum?: Rabbiniz değil miyim?(onlar da); KALU (dediler), BELA (Evet, şehidna: bilfiil, şahidiz)… Kıyamet sürecinde,biz bundan kozalıydık(gafildik)demeyesiniz! (ARAF 172)

Konumuz namaz…Ben biraz geriye mi gittim??? Elest bezmine, ruhlar alemine???

Araf 172 de karşılıklı bir konuşma ve bir anlaşma! var. Kimin kiminle anlaşması?  Bu anlaşmamız, misaklaştığımız; bizim Rabbimizdir. Rabb olan Allah Esmaları (beyin); nefis ya da ego yada benlik (oluşmuş ikinci ben) den her an söz almada ve ”oluşmuş ben” de söz vermede mi acaba??? Bunun namazla ne alakası var mı diyeceksiniz? Deyiniz!..

Anlayabildiğim kadarıyla daha yaradılışımızın ilk safhasında, sperm ve yumurta birleştikten kısa bir süre sonra ”beyin”ve ”organlar” meydana geliyor. Beyni, Esma manaları olarak; organları ve ikinci beyni de oluşmuş ikinci ben olarak anlarsak göreceğiz ki bu ikili yapı çook önceden başladı. Hayatın başlaması ”yolculuğun”da başlaması demek… Hayat yolculuğunda tüm insanlık!.. HAYY olana olan yolculuğumuz bu dünya. Aslımıza dönmemeniz yani ikinci beynin (oluşmuş ben); beyne (asıl Ben) tabiyeti ile ”kazanılmış” sayılan hayat yolculuğu… Peki nasıl olacak bu???  ”yapayalnızım’ ‘bu karanlıkta!.. Rahme yapışıp büyüyorum, büyüyorum, çoğalıyorum… Bu çoklukta nasıl bulacağım TEK’i???

Aahh beşer ahh!!! İkinci beynin hakimiyetinde olan sureti insan olan, hayvan!…

Nasıl olacak!.. YÜRÜYEREK, İLERLEYEREK, TIRMANARAK, DURMA!YARAK! Yani dua ile, salat ile yöneliş ve çaba ile… Ah beşer ah! bilsen!… Senin bu varlık alemine düşmen Hu’nun sana salatı!.. Hu yönelince varlık ”var” olur.

”HU” ki, sizi (oluşmuş benlik-bilinç) karanlıklarından Nur ‘ a(hakikat ilmi yaşamı) çıkarmak için size salat (tecelli) eder ve O’nun melekleri (Esma kuvveleri) de! Hakikatine iman etmişlere Rahiym’dir.”    AHZAB 43

Sen de onlardan birisin! Doğacağın dünya hayatı ile bir sorumluluk sahibi olacaksın. Bu sorumluluk, unuttuğun bir şeyi ”hatırlaman”! demek.”Kesinlikle Ben, evet Ben Allah’ım.Tanrı yok,sadece BEN! Bana (Esma özelliklerimi açığa çıkarma işlevinle) kulluk et!

BENİ HATIRLAMAN İÇİN SALATI YAŞA!”  (TAHA 14)

Hatırlamak için ne yapacakmışsın! Salatı yaşayacakmışsın…yaşamak için önce o şey hakkında ilim sahibi olman lazım.Zaten gerekli teçhizatla donanımlı bir şekilde yaratıldın.Senin işin bu kuvvelerini kullanarak ”irtibata” geçmek.Aslında her an irtibatta olduğunu fark etmen!… İRTİBATA GEÇME İSTEĞİ SENDE BELİRMİŞSE, ZATEN İRTİBATA GEÇİLDİN DEMEKTİR. Durma, iste, yalvar yakar, destek iste. BÖYLECE SALÂT İLE URUC EDECEKSİN; O ESFELE SAFİLİN BOYUTUNDAN”İNSAN”LIĞINA…

Bu yöneliş için, yeryüzünde bulunmuş en muhteşem ”İnsan”ı örnek almalısın. O (sav)’ na inzal edilen Kuranı ve O’nun uygulamalarını şiarın olmalı. 

”İMAN ETMİŞ KULLARIMA DE Kİ; SALATI İKAME ETSİNLER VE VERDİĞİMİZ YAŞAM GIDALARINDAN GİZLİ AÇIK BAĞIŞTA BULUNSUNLAR”    (İBRAHİM 31)

”SALATI İKAME EDEN VE ZEKATI VEREN;B HARFİNDEKİ ANLAM KAPSAMINCA ALLAH’A VE GELECEKTEKİ YAŞANACAK SÜRECEİ MAN EDENLERE GELİNCE…ONLARA AZİYM BİR MÜKAFAT VERECEĞİZ” (NİSA 162)

”İMAN EDİP YARARLI FİİLERİ UYGULAYAN,SALATI İKAME EDEN,ZEKATI VERENLERİN,RABLERİ İNDİNDE ÖZEL KARŞILIKLARI VARDIR.KORKU YOKTUR ONLAR İÇİN VE ONLARI HÜZÜNLENDİRECEK BİRŞEY DE OLMAZ”   (BAKARA 277)

Bu ayetlerdeki vaadedilenleri, insanlığına kavuştuğunda anlayacaksın. Ne hayal ediyorsan vaadler hakkında, bil ki onun da ötesinde…

Salat’ın (namazın) sadece hareketlerden ibaret olmadığı, her hareketin ve söylenenlerin derin manalar içerdiğini bilmelisin!.. Onların peşinden koşarsan zaten vaadedilenlere de kavuşabilirsin… Ve tabii ki namazın sadece içsel bir yöneliş olmadığını da bilmelisin! Rasulullah a.s nasıl uyguladıysa öylesinin en mükemmel olduğunu kabul ve tatbik etmelisin.

Ayetlerde geçen salatın “ikame” kısmını biraz düşünürsek; “ikame”nin kelime anlamları, dikilme, durma, ayağa kaldırma, konma, konaklama… Kıyam,ayakta durma,yönetme, var olma sözcüğünün masdarı. Burada, yönelişinde yoğunlaşarak ayağa kalk mı denilmek isteniyor? Ya da seni ayağa kaldıracak olan yönelmen ve yakarışın,irtibat kurarak destek beklemen?..Yani salatı yaşamaktan murad onu hayata yaymaktır.Hayatımızdaki her veche, hanîf bir duruş ve dönüşle yönelmek. Hakk’tan gayrını görmeyerek doğrulmak.Öyle bir dikilmek ki baş (beyin) başlığını; ayak (beşer,ikinci beyin) ayaklığını bilecek. Bu dengeyi kurmak salat…

Ve salat Kuranda çoğunlukla zekat ile birlikte geçiyor. Zekatı maddi ve manevi arınma ve vermek olarak anlarsak, yöneliş ve arınma çalışmaların seni hakikatine ulaştıracak.

Şimdi Rasulullah s.a.v Salat hakkında neler buyurmuş ona bir bakalım; “Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece, beş vakit namaz ile cuma namazı aralarında olan küçük günahlara kefarettir.” “Bir müslüman farz namazın vakti geldiğinde güzelce abdest alır, huşu içinde ve rükûunu da tam yaparak namazını kılarsa, büyük günah işlemedikçe bu namaz önceki günahlarına kefaret olur.” Küçük günahlara kefaret olan beş vakit namazı ve cuma namazını kılmak ile  arınacaksın, arındıkça salat edeceksin!.

“Sizden biriniz abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde oturduğu müddetçe melekler kendisine -’Allah’ım bunu bağışla, rahmetinle muamele et ‘ diye dua ederler.” Hadisi Şerif

“Hani Rabbin melâikeye şöyle vahyetmişti: – Muhakkak ben sizinle beraberim… İman edenleri sabitleyin… Hakikat bilgisini inkar edenlerin kalplerinde korku oluşturacağım… (Onların) boyunlarının üstüne vurun (vehim üzerine sabitleyin) ve onların her parmağına darb edin.”Enfal12

Anlatılmak isteneni tek bir insan üzerinden anlamaya çalışırsak ;insandaki melekeler,yani kuvveler,kuvvet ve kudretin Allah’tan(bendeki Esma manalarından) olduğu bilinci açığa çıkarsa (La havle vela kuvvete illa Billah) korku,endişe ve vehim ortadan kalkar. Bu açığa çıkmazsa, onlar; bilinçaltlarındaki (boyunlarının üstü) korkuyu yaşarlar. Salat edip desteklenen insanda “Kudret” açığa çıkar, denilmek isteniyor olabilir?

“FATİHATU’L KİTAB OKUMAYANIN NAMAZI YOKTUR”.  (HADİS İ ŞERİF)

FATİHA VE OKUMAK!..

Fatihada kısaca diyoruz ki; “Ancak,Rabbul alemin olan Allah kendi kendini bilip, değerlendirebilir. O ki her an her şeyi var edendir. Soyuttan somuta çevirendir. Her an hükümrandır yarattıklarına ve her an sahibidir.

Biz, tüm varlık, senin yönelmenle varlık alemindeyiz. Ve herbirimiz her halimizle sana kulluk etmekten başka bir şey yapmıyoruz. Ve şunun için yardımını istiyoruz ki; bizi sırat ı mustakime (orta yol, Muhammedî yol)a ilet, bu öyle bir sırat (yol) ki nimet verilenler ona ulaşır, ya da ona ulaşanlar nimet verilmiş olanlardır.

Dileğimiz o ki;bizi gazabına uğrayan ve dalalette olanların yoluna koyma… Gazab (yahudilik, alemlerin ve nefsinin hakikatini göremeyip benlikleriyle kayıtlananlar); ve Dalalet (hrıstiyan bakış açısı, Vahidul Ehadus Samed olan Allah ismi ile işaret edilen anlayışından sapanlar) yoluna iletme. Amin…

Bu yalvarma, istek namazı namaz yapan şey demekki… Aslında herşey zaten sana kulluk etmede, ben ise sana “ben”deki “Sen”in varlığı ile var olduğumu hissedip, kabul, ikrar ve müşahedeyi istiyorum.

“NAMAZ DİNİN DİREĞİDİR” (HADİS İ ŞERİF)

Bu sistemin omurgası, ya da ayakta tutan şey yöneliş, yakarış ve yoğunlaşmadır. Sistem senin duan (düşünce ve fiilerin) üzerine işliyor!?!

Bu çalışmanın sonuna doğru kendimden örnek vermek istiyorum.

Namaz kılınan bir ailede büyümedim. Namaz kılan birini yakından gördüğüm tek kişi komşu Aysel teyzeydi. Namaz kıldığında onu izlerdim, ne okuduğunu, her harekette farklı bir şeyler okuduğunu ama ne olduğunu, sırasını nasıl şaşırmadığını filan. Hatta secdede ne okuduğunu çok merak etmiştim de sormak yerine “en kısa sureyi okuyordur” diyerek, o secdeye kapanınca ben de ihlas suresini okumaya başladım ama onun secdesi ben ihlası bitiremeden bitti:)   Ortaokula geldiğimde din dersinde sözlü sınavda hoca namaz abdestini sordu, bilemedim… Sonra gidip öğrendim. O yıllarda “cennetler, cehennemler sonsuzmuş ama Allah da sonsuz, sınırsız! nasıl oluyor bu??? diye düşünürdüm. Din konusuna hep bir merakım vardı, dönem ödevi için birinden edindiğim İslam ansiklopedisinin bir cildini, kitabı teslim etmeden önce okuyuverdim…

17 yaşımda namaza başladım. Yarım yamalak ama Hiç bırakmadım, hiç… O da beni bırakmadı tabii… Mealler ve tefsir okuyordum, tabi bazı derslere de gidiyordum, Tefsir ve İslam Tarihi… 10 yıl kadar önce Muhamned Esed meal tefsirine başladım. Kısa bir süre sonra “Aaa, herşey mi mecaz, alegori canıım?!?”  diyerek bıraktığımı hatırlıyorum ama sonra çok büyük bir kısmını okudum. Mealleri okurken hep hüzünlenirdim, Kıyamete kadar Baki olan  Kitabımızdaki küçük!!!ayrıntılar beni çok düşündürürdü. Belkıs Süleyman a.s sarayında eteklerini topluyor!!!, Allah Musa a.s a elindeki asa ile ne yaptığını soruyor!!! .ya konuşan karıncalar, kuşlar neredeler??? Çok kere meal okuduktan sonra, “Allahım burada bunlar anlatılmak istenmiyor! bunun hakikatini açmadan beni öldürme” diye dua ederdim… Yaaa işte şimdi sizlerleyim dostlar!.. Hem uzak, hem yakın.

Ne anlatıyorum ben?!? Anılarımı mı??? Hayır, o günkü kısa, küçük Salâtlarımı anlatıyorum size:)  AŞK OLSUN… Sürç ü lisanım affola… Selamlar…

Arzu BEYAZ