Namaz ya da Aşıklar Buluşması

Namaz ya da Aşıklar Buluşması

Çok yoruldum Ya Rasullallah, çok yoruldum Efendim. Şu karanlıklarda ışığına muhtacım.

Her günümü, her anımı seninle geçirmeyi ne çok isterdim.

Şimdi senin Rasul olduğun yaştayım. AHHHHH, Muhammed’ül Emin din sen, ben olamadım Efendim. Ben kendimi, benliğimi aşağıların aşağısında, senin “dünyanız” dediğin o yerde, dört duvarlar arasında ezdim, ezdirdim. Seni hakkı ile okuyamadım, sanki hayatın bir sonu yokmuş gibi gündelik sevinçlerin, gündelik hüzünlerin arasında gittim geldim. Seni hep dışarılarda aradım, “kardeşlerim” dediğin ümmetinden olmaya çalıştım, güller diktim balkonun köşesine, güller açtıkça kokladım, sen kokuyorsun diye,  sen içimdeymişsin bilemedim Efendim.

Senin ayrılığına dayanamayan o kütük var ya, ben de o hurma kütüğüyüm şimdi. Ağlıyorum Efendim, bunca yıl senden ayrı kalmak, Rabbinden de ayrı kalmaktı, Kuran dan da, namazdan da, kendimden de.

Namazı ilk öğrendiğimde öğrenmiştim sana selam göndermeyi. Küçük aklımla sandım ki sen çook uzaklardasın, bulutların bile üstünde, o kadar insan arasından beni önemseyip selamımı mı alacaktın yani. Ben seni defalarca unuttum ama sen beni hiç unutmadın. Babasız, anasız büyüdün, sürüldün, taşlandın, yaralandın, evlatlarını toprağa gömdün, ağladın ama isyan etmedin hiç, ümmetim dedin, ümmetim.  

Ey Sevgili, Ey Habibim, Ey Efendim, “Gözümün nuru namazdır” demiştin ya hani, ben de dört elle sarıldım şimdi namaza. Ne çok namaz kılmıştım oysa içinde sen olmayan. Dünya telaşlarında az sonra kılarım dediğim namazlarım, çok sonralara döndü. Kendimi ne çok aldattım. Secdelerimi kısalttım dünya telaşlarında, dosdoğru yönelemedim, sırası değil, sonra dedim.

Tek vakit namaz kaçırmamış nineme sordum namaz nedir diye, “Namaz; Yaşamdır” dedi. Ben yaşamı namazın içinde arayamadım. Sen kızın Fatıma’ya “Kızım namazını kıl, Peygamber kızı olduğuna güvenme” dedin, ben daha namaz kılmadan sana güvendim, komşu olmayı, seninle Kevser havuzu başında buluşmayı hayal ettim öyle mi? Meğer Kevser havuzu da bendeymiş, Rasul da bendeymiş Efendim.

Vazgeçilmez sanıyordum kendimi, vazgeçilir oldum. Sonunda ben de kendimden vazgeçtim, sana geldim. Sen huzura aldın beni. Yüzüme vurmadın, aşağılamadın, umut kesmedin benden, utandırmadın beni.

Gün yatsıyı çoktan geçti, birlikte abdest alıyoruz şimdi, arınıyorum ellerimle yaptıklarımdan, bana emanet verilen beşer hangi yönüm varsa su ile yıkıyorum. “Aynaya bak” diyorsun, “gözlerinin içine, sen sadece bu gördüğün değilsin, bu bir rüya, uyan ve kendine gel”. Veçhimi sana döndüm şimdi, ne güzel kokuyorsun Efendim.

Senin hicret ettiğin Medine’den gelen seccademi serdim salonun bir köşesine. En sevgilinin durduğu yerdeyim şimdi, miraca geldim, secdelerde öp beni alnımdan, bırakma ellerimi ne olur. Ben de hicret ettim dünyanızdan, sana geldim.

Bittim Ya Rasullallah” dedim “Üzülme” dedin, “Allah bizimledirLâ tahzen, innAllahe meânâ.

Çok yalnızım Efendim” dedim, “Rabbin seni terk etmedi ve darılmadı. Elbette sonsuz gelecek yaşam senin için şimdikinden hayırlıdır. Elbette Rabbin sana verecek de razı olacaksın. Seni bir yetim bularak barındırmadı mı? Seni dall (Zâtî hakikatini bilmeyen) bulup da hakikate erdirmedi mi?dedin. Mahcup, boynumu büktüm, utandım, ağladım Efendim. “Bükme boynunu” dedin, “Müslüman başı dik olandır, gözlerinin içine bak, kesinlikle zorlukla beraber bir kolaylık vardırdedin. Ve tekrar ettinEvet, kesinlikle her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. O halde  (İşlerinden) kurtulunca, (esas işinle) yorul ve Rabbini değerlendir.

Anam babam sana feda olsun Ya Rasullallah. Şuurum, bilincim, bedenim senin yoluna feda olsun Efendim. “Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin” dedin ya veda hutbesinde, bendeki en büyük emanet, kendimmiş, beşerliğimmiş meğer.  “Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken ben, yüzüme bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adımı bir kenara yazmadığı günlerde, benim adımı ilk O andı. Hatırımı bildi. Beni yanına aldı. Hep yanımda oldu. Ben beni unutup da başımı yastığa koyduğunda bile, beni her defasında sabahaçıkardı. Ben Onu defalarca unuttum ama O seni asla unutmadı”.

Şimdi birlikte kıyamdayız seninle, unuttum adımı bile.

Bağladım senin öğrettiğin gibi ellerimi göğsüme, attım dünyayı arkama.

- Allahuekber

Sübhaneke okuduk birlikte,

Senden başka ilah yoktur.

En büyük ilah sensin kendine, sil benliğini, Allaha kul ol.

Fatiha suresi okuduk birlikte,

Hamd, bütün övgüler sadece Allemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.

Mutlak değerlendirme Allah’a aittir. Allah’ı ancak Allah bilir, Allah’ı ancak Allah değerlendirir. Allah’ı ancak Allah över. O Vahid’ül Ahaddır. Allah’ı sen kavrayamazsın. Allah’ın kavranılamayacağını fark etmek, Allah’ı idrakin ta kendisidir.

-  O Rahmandır, Rahîymdir. Din Gününün sahibidir.

Dizlerimin bağı çözüldü Efendim, diyn günü, cehennem hepimizin güzergahı üzerinde, ben ne yapacağım o zorlu günde?

-  Sen” leri “Ben” leri kaldır artık. Cehennem rahmettir. Allah seriül hisabdır. Sen din gününü ahirette hesaba çekileceğin bir gün mü sandın. Alemlerde ortaya koyulan her fiilin karşılığını O her an oluşturmaktadır. Hiçbir şey hariç olmamak üzere her şey, O’nu hamdıyla tesbih eder fakat sen onların tesbihini anlayamazsın. Sen şimdi sadece kulluk et ve sadece yardım dile.

-  Ne için yardım dilemeliyim Ya Rasullallah?

Sıraatel müstakim için, doğru yolu buldurması için yardım iste. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yoluna, gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil. Sana kolaylaştırılmış fiillerle Allah’a yaklaş. Herkes ne için yaratıldı ise, ona o amel kolaylaştırılmıştır. Allah dilediğine hidayet eder,  sen hidayet ettiklerinden olasın. ÂMİN

Kâfirun suresini öğrettin bana, birlikte okuduk, içimdeki kâfir taraflarıma dedim ki “sizin dininiz size, benim dinim banadır”.

Şimdi rükudayız seninle, ALLAHÜMME RABBİYEL AZİYM, ALLAHÜMME RABBİYEL AZİYM, ALLAHÜMME RABBİYEL AZİYM

-  Noksanı olmayan Ulu Rabbimsin.

Allah noksanlıklardan münezzehtir.

Ne düşünmeliyim Ya Rasullallah.

İzin iste, “Rabbim secdeye, yokluğa varmak için izin ver” de. Bu sen, sen de kaldıkça secdeye varamazsın,  miraca eremezsin.

-  Rabbim izin ver, secdeye varayım, eksiklerimi, noksanlarımı tamamla.

-  Allah şükredeni işitir, gördün mü, Rabbimiz şükrümüz sanadır.

İşte secdedeyiz seninle. Ne sen kaldın artık ne de ben, biriz, bütünüz artık. SÜBHANE RABBİYEL ALA, SÜBHANE RABBİYEL ALA, SÜBHANE RABBİYEL ALA.

-  Kaldır başını yerden Rabbin sana sonsuzluk vadediyor, baksana. Dile şimdi ne diliyorsan.

Ya Rasullallah, Allah’ın selamı, rahmet ve bereketi üzerine olsun. Selam bizim üzerimize ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun. Şahitlik ederim ki Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.

-  İlmimin kapısı İmam Ali gibi de ki “Rabbim senin bana Rab olman bana kul olarak yeter, benim sana kul olmam bana sevinç olarak yeter. Sen tam benim aradığım Rabsin. Sen de beni tam senin aradığın kul eyle”

Tekrar secdedeyim şimdi, adımı, sanımı, dünyamı, telaşlarımı, benliğimi bıraktım da geldim. Rabbim, eğer beden ölüm saatim geldiyse, ben hazırım, bekliyorum. Eğer henüz gelmediyse, bir daha ki namaza kadar beni dinin üzere sabit kıl. Namazı gözümün nuru eyle. Ben nefsime zulmettim, eğer bağışlamaz, merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum. Merhamet ediver, bağışlayıver Allah’ım. Bir an bile olsa beni nefsimin eline terk etme. La ilahe illallah, La ilahe illallah, La ilahe illallah, Tanrı yoktur, ben yoktur, sadece sen varsın. Ya Hu, Ya Men Hu, La İlahe İlla Hu, Ya Men Hu.

——-

Adımın anıldığı her yere giderim demiştin ya Ya Rasullallah, Hoş geldin, sefa geldin, namazlarımda değil sadece, artık hayatımın merkezinde Sen varsın. Teslimim sana, ben de sen gibi Ümmiyim, Tevrat, İncil okumuşlardan değilim, Kuran’ı okut bana.

Kıvanç GÜRSU