Değiniler- 44

Değiniler- 44

BULUT

Dünya yaşamı atmosfer adlı gaz sarmalında; onun sayesinde, onun koruma alanında sürüyor. Birey, toplum, şehir, ülke nasıl bir yaşam sürüyor?!

Dünya atmosferi, yaratılışında mevcut gazlar ve daha sonra insanoğlu eliyle açığa çıkarılanların dumanları- buharlarından oluşuyor. Bireyin?

Yağmur, fırtına, sıcak, soğuk, mevsim ve iklimlerin atmosfer oluşumları olduğunu bilen; kendi dünyası hakkında neden dışarıda sebepler arar?!

Yerli yerince bir hayat sürmek sadece bireyin atmosferine bağlı olsaydı “Salihlerle beraber olmak”, “Hicret” vb uyarılara muhatap olmazdık.

Nerenin havasını, kimlerle soluyorsunuz? Kendimi temiz tutuyorsam havanın temizliğinden bana ne diyemezsiniz. “Manyetik Bulut” ve yaşamı?!

Hesapsız sanayileşme atmosfere zararlı gazları; o da iklim-çevre-sağlık problemini doğurdu. Halin, çevren, düşüncen neye göre şekilleniyor!?

Kanalizasyon açıktan akarken sineklerden şikâyet hakkımız var mı? Kalpler kin-nefret saçarken niye olaylar durmuyor, terör bitmiyor deme hakkımız var mı?

Çanakkale’de bir bulut yere iner, bir tabur askeri kaybeder. Kimimiz sevgi, kimimiz nefret bulutu içinde kaybolmuşuz. Kim, nerede, neyin içinde yaşıyor veya kayboluyor farkında mıyız?

Benliği buharlaşmaya başlayanları alıp Hiçlik ummanına taşıyacak Aşk Bulutu semamızda göründü ya, ne gam! Vakit, ona karışma vaktidir. Huuu!

SEVGİN NE KADAR KUŞATICI?

Yediden yetmişe toplum katmanlarını, bütün bilinç düzeylerini kucaklamayan, gönlünü onlara açmayan hiçbir hareket gerçek başarıya ulaşamaz.

Sebebi, gerekçesi ne olursa olsun; sevginizde paranteze aldıklarınız varsa yaygın, kuşatıcı, tümel, tekil bir sevgiden söz edemezsiniz.

Rasülullah (sav) in muhteşem gönlü; avamla havassı, cahille alimi, zenginle fakiri aynı mescidde, aynı safta, aynı sofrada birleştirmişti.

Okumaya çalıştıklarımız bizi; bazı kesimlere uzak,bazı bilinçlere kapalı hale getirmişse neyi, niçin, nasıl okuduğumuzu yeniden sorgulamalıyız.

“Virüs” ve “Mikrop” tan korunma tutumunuz Hastaya şefkat ve sevgi göstermenize de set çekmişse “Korunma” anlayışınızı gözden geçirmelisiniz!

O nasıl bir gönül ki; Ehl-i Beyt neslini kurutmaya ant içen Ebu Süfyan, Muaviye gibilerini dahi yakınında tutmuş!.. Dahiylek Ya Rasulallah!

OLSA, OLMASA KÜFRÜ- OLANA TESLİM ŞÜKRÜ

Her birimin sadece takdirini yaşadığını; yaptığını yapmamasına, yapmadığını da yapmasına kesinlikle imkân olmadığını bilen; kimseyi zorlamaz.

“Şöyle olsa böyle olmazdı” sözü en büyük isyan, en büyük şirktir. Öyle olacaktı, başka türlü olamazdı ve yerli yerince oldu. İşte hepsi bu!

Şükredenin şükrüne; nimeti değerlendirenin haline şahit olmak ne kadar güzelse, nankörde kendini seyredeni görmek de bir o kadar özeldir…

AYNALI SALON

Sohbet meclislerinin avantajlarından biri de birimlerin hakiki fıtratlarını çok çabuk açığa çıkararak hızlı yüzleşmelere imkân vermesidir…

Aynalı Salon seyridir sohbet meclisi. Kendini gören de var, kendine söven de. Kendini bilen de var, kendini silen de. Dileyen Hak, Ya Aşk!

SAMİMİYET, DÜRÜSTÜLÜK VE MERHAMET

Karakter haline gelmiş Dürüstlük ve yaratılmışa yaratandan ötürü gösterilen Merhamet; hiçbir zaman kaybetmez!

Riyasız Samimiyet; her ne kadar fani âlemin belli aşamalarında zarar eder görünse de Baki yaşamın en güçlü sermayedarı, en büyük kazananıdır.

Samimi Gönül de İkircikli Zihin de mıknatıstır. Biri sağlam gönülleri diğeri çürük zihinleri kendine çeker. Esas kimliğin; çektiklerinin suretinden görünür sana. Görecek gözün varsa.

Samimiyet ve Merhametini yerli yerince ve de layık olana gösterme azmi sana açıldığında Kudret de açılmıştır. İşte o zaman hiç korkma, yürü!

Halkın “Allah ona yürü Ya Kulum demiş” tabir ettikleri; bilgisini ilgisine, sevgisini hislerine feda etmeme istikrarıyla hayatı Okuyanlardır.

Bedelini ödemeden, karşılığını vermeden -hediye de dâhil- hiçbir şeyi kabul etmemeniz; iç ve dış dünyanızda size güçlü bir duruş kazandırır.

İMAN VE İMKÂN

İmkânsızlık algısı; imansızlıktan doğar. İman varsa imkân da vardır. İmanlı bir kalbin kapsama alanı; herkes ve her şeyi içine alır. Öyleyse?

ASLINDA NE OLUYOR ŞİMDİLERDE?

Bireysel ve toplumsal planda, hatta dünya ölçeğinde herkesin ve her şeyin gerçek yüzünün olanca çıplaklığıyla açığa çıktığı bir süreçteyiz.

Siyahla Beyaz kadar net bir ayrışmanın gri tonlara izin vermeksizin berraklaştığı bu süreç; nice şoklara, sarsıntılara, hayretlere gebedir.

Düne kadar dost bildiklerinizden düşmanca, düşman sandıklarınızdan dostane tavır görürseniz şaşırmayınız. Biliniz ki sürecin vorteksidir bu.

“Nesil Kıyameti”, “Asırlık Dönüşüm Eşiği” vb adına ne derseniz deyiniz ciddi, hızlı bir arınma, değişim, dönüşüm sürecindedir insanlık ailesi.

Süreç ne getirirse getirsin “Hayal Kırıklığı” yaşamamak; ancak sağlam İman sahiplerinin nasibidir. “Allah bilir işini”, diyenlerin nasibi…

Güçlü dönüşüm vorteksi arınmamış-gafil zihinleri sarsarken; arınmış-uyanık bilinçlerde istikrarı perçinler. “Kendi”mizi tanıma fırsatıdır bu!

“İnsan çiğ süt emmiş” sözü birey fıtratını tanımanın zorluğunu ifade eder. Samimi Dostları muhafaza ve Kendine Çekilme; en güzel korunmadır.

Anadolu’nun Moğol istilasına uğradığı süreçte; Yunus, Mevlana, Hacı Bektaş gönlü; iman ve sevgiyle insanı ayakta tutmuş, yeniden inşa etmiştir.

Ehlullahın AŞK – İMAN yayını bu süreçte oldukça anlamlı. Kaos vorteksinde en güçlü korunma ve esas kurtuluş çağrısıdır bu, değerlendirene!

“ALLAH DİLEDİĞİNİ YAPAR”a İmanın tam? “Her birime koşulsuz AŞK DUYAN BİR KALBİN de var? Dışarı cehennem olsa ne yazar? Cennettesin sen! Cennetsin sen!

AYNADAN YANSIR HAKİKAT

Birbiri ile tam karşılıklı duran iki paralel aynada görüntü sayısı sonsuzdur. [Fizik kuralı]

Pâk Gönüllere çok şey ilham eder bu tespit…

RABBİMİZ; ALLAH

“Rabbimiz Allahtır deyip o doğrultuda yaşayanın üzerine melek tenezzülü” O kişiye hakikatini yaşatacak “İNSAN”la karşılaşmasıdır, bir manada.

“Rabbim Allahtır” diyebilmek çok yüksek bir idrakin dillenişidir. İnsanlığın % 99.9 u “Rabbim; Rabbimdir (terkibimdir- kimliğimdir) demekte!

“Rabbim Allah’tır” demek; Kimliğimi, Veritabanımı; sonradan oluşmuş sanal Benliğimi AŞKa feda ettim, AŞK içinde erittim demektir. Var mıyız?

“Rabbim Allah’tır” demek; “Veritabanımın Şeytanım olduğunu fark ettim; düşüncemde eylemlerimde bu farkındalıkla yaşıyorum” demektir.

“Rabbim Allah’tır” demek “Cinsiyetin; ona bağlı etiketlerin hayvaniyet olduğunu anladım; Cinsiyetsizliğimi fark ettim” demektir. Hanımefendi? Beyefendi? Haa?!

“Rabbim Allah’tır” diyebilmek için önce dünyandaki “İnsan suretinde Şeytan” ve “İnsan suretinde Melek” leri tanımalısın. Tanıdın mı?!

Cebrail, Rasülullah (sav) ve ashabına insan suretinde görünür, soru sorarmış. Okudun İslam Tarihinden? Sadece tarihte mi olmuş bu? Yoksa?!

Şeytanı; kabusundaki eciş büçüş yaratık, Meleği; nur ufkundan doğan ışık demeti sanırken “Rabbim Allah” demek mi?! Uyan da balığa gidelim!

“Rabbim Allah’tır” demek; “Suretlerle kayıtlanmıyor; onlarla kendini seyreden Sonsuz Sınırsız Suretsizin her an farkındayım” demektir bir manada.

“Rabbim Allah’tır” demek; “Olmalı, olmamalı” türünden şirk kokan kelimeleri sözlüğümden çıkarıp “Olana Teslimim” demektir bir bakıma. Aşk olsun…

UZLET- SÜKUT VE GERÇEK

Bahçıvan, kafes papağanlarının dikte mırıltılarını bülbüllerin özgün bestelerine tercih etmişse; bülbüle sükûtun meltemi güle hüznün şebnemi düşer…

Sükût; sükûnettir. Sükûnet sükûttadır. Sekîne kalbe inince dil sükûtu tercih eder bilerek, isteyerek ve de engin bir huzurla…

Bilirim; Gerçekleşen Rüyam olduğunu… Bilirim; Suretlenen Duan olduğumu… Umurumda mı ki neymiş etraf yorumu… Biliyorum, eminim dost, işte hepsi bu…