Somuncu Baba… Yetmez ama evet!

Somuncu Baba… Yetmez ama evet!

Cumhuriyet dönemi nesilleri olarak uzunca bir süre Yeşilçam’ın “Üfürükçü Hoca” tiplemesi adı altında dine ve dini değerlere hakaret içeren yapımlarından sonra; İslami Kültürümüze katkı kabilinden yapılan her samimi çalışmaya destek olmayı her fırsatta bir ödev addetmişimdir.

“Birleşen Yollar”, “Kızım Ayşe”, “Oğlum Osman”la başlayan sürece “Minyeli Abdullah”, “Kelebekler Sonsuza Uçar”, “Reis Bey”, “Yalnız Değilsiniz” “Sürgün” filmleri ile güzel katkılar eklenmişti. “Kimyacı” ve “Yedi Güzel Adam” gibi televizyon dizileri de bu alanın başarılı sayılabilecek farklı örnekleri. “The İmam” gibi tutmayan, “Hz. Ömer Adaleti” gibi işlene işlene kabak tadı veren yapımlarla, bir dönem TGRT nin mini cami avlularında sarıklı cübbeli adamları bir o taraftan bir bu taraftan geçirterek güya geniş mekân hissi verme çabasıyla – aslında izleyici ile alay etmektir bu- hazırladığı sözüm ona “Evliya Hayatı” serileri gibi acınası çalışmaları saymazsak milli ve manevi köklerimize dair filmler; yetersiz ama samimi gayretlerin nadide filizleridir.

En son Said Nursi Hazretlerinin hayatına dair “Hür Adam” kendisinden çok şey beklenen, ses getirmesi umulan belki de bu alanda çığır açması beklenen bir yapımdı. Ne var ki tüm masraf ve zenginliğine rağmen bu film de “Okul Müsamereleri” görüntüsünden öteye geçemedi. Hele bir Said Nursi Hazretlerini “Kızım ekmeksiz, susuz kaldım” diye ağlatmaları vardı ki bir Allah Ehli, bir Veli kendi ağzından ancak o kadar zavallı gösterilebilirdi!… Her şeye rağmen ben o filmi de izlemiş ve emeğe saygı adına, farklılığı ve yeniyi desteklemek adına izlenmesini teşvik etmiştim.

Geçen Pazar ailece yeni vizyona giren “Somuncu Baba” filmine de aynı teşvik gayesi, takdir beyanı ve ihmal edilen bir sahada verilen emeğe şükran niyeti ile gittim. Neler gördüm, neler buldum? Neleri takdir ettim, neleri garipsedim özetlemem gerekirse;

Takdirlerim;

hd-somuncu-b-111357LN

Yunus Emre ve Mevlana kadar meşhur olmasa da gönüllerde derûnî bir iz bırakan “Somuncu Baba”nın hayatının ve seyri sülûkunun gün yüzüne çıkarılması yönüyle bir ilk olduğu için emeği geçenleri kutluyorum.

Başrol oyuncusu oldukça başarılı. İşin ruhunu kuşanmış ve bunu yüreğine, haline çok iyi yansıtmış. Somuncu Babanın eşini canlandıran Tuvana Türkay da oldukça başarılı.

Ekmek, Un, Buğday üzerinden İnsanî olgunlaşma, gelişim ve irfan süreçlerine yapılan atıflar gayet yerinde.

resim-105613LPBir gencin sadece “Aşkın Sırrını Bulmak” adına yerinden yurdundan ayrılması ve uzak diyarlara sefer etmesi; hakikati arayış iştiyakının resmedilmesi bağlamında oldukça iyi işlenmiş.

Filmin ikinci yarısının sonlarında sahne alan “Meczup”; filmin pek çok eksiğini örten hoş bir tipleme olmuş. “Sırrını biliyorum”, “Sırrımı sakla öyleyse”, “Sır saklamaz kendini” konuşmaları oldukça etkileyici.

Doğa ile iç içe bir fon; suya, yeşile ve dolaylı olarak kalbî samimiyete olan hasret oldukça başarılı sunulmuş.

Garipsediklerim;

Filmin ana sponsoru “Aksaray Belediyesi” olmasından mıdır bilemiyorum; Somuncu Babanın ve seyrinin aktarılması esas konu iken; film bir “Aksaray ve Havalisini Tanıtma Belgeseli”ne dönüşmekten kendini kurtaramamış!  Sanki bu konuda özel çaba sarf edilmiş, her sahnede bu duyguya ister istemez kapılıyorsunuz.

Ekmek yapımı ve Fırın unsuru üzerinden güzel mesajlar verilse de yan konular ve anlatımlar epeyce ihmal edilip sönük kaldığından olsa gerek ikinci sponsor “Fırıncılar Odası” mı acaba diye sormadan edemedim. 739_1055514241162216_5221850790703244146_n

Erdebil, Şam gibi farklı İslam Kültür Merkezlerine seyahatlerde bile sadece Aksaray Coğrafyası kullanılmış. Bu şehirlerden yansıtılanlar taş medreseler etrafında mini halk pazarı tasvirlerinden öteye gitmemiş. Tarihi bir resim, ardından dar alanda köylü satıcılar ve anında şeyhin huzuruna çıkış, maalesef filmi acemi tiyatrolar düzeyine indirgemiş.

Somuncu Babanın seferlerinde mevsim değişimleri bile kare kare verilmeye çalışıldığı halde uğrak yerlerinde ilave sahneler olmayışı filmi hızlı, çabuk ve masrafsız mesaj verme çabası haline getirmiş. Tasavvufi Mesaj verme çabası öne çıkarken Sinemanın gereği olan bir takım ek söylem ve sahneler ihmal edilmiş.

Koskoca Ulu Camiin temel atma çalışmaları öylesine basit bir dekorla sunulmuş ki; böyle muhteşem bir eser için, ortam ve sahne şartları yetersizse keşke bunu da yapmasaydınız dedirtecek düzeyde. Osmanlıyı Hareme kilitleyen dizilerde de üç beş karton duvarın mermer gibi yansıtıldığını biliyoruz ama hiç olmazsa onlarda mekân gözümüzde sırıtmıyordu. Bursa’nın o gün için de orta yerine yapılan Ulu Camii, sanıyorum mekân oluşturamamaktan dağ başına yapılıyor görüntüsü içinde sunulmuş.

“Hızır” kimliğini işaret edercesine dere kenarında birden görünen ve birden kaybolan zatın ikinci sahnede “Ben Beyazidi Bistamiyim” diye kendini tanıtması doğrusu şaşırtıcı olduğu kadar hiç de yakışık almamış!

620_340_bb997365abf5abd406c1162c0bca2b9bUlu Cami açılışı kendi devrinde muhteşem bir olay olarak civardan binlerce insanı çektiği halde 20-30 kişilik dar açılı bir çekimle sunulması da olayın heybet ve heyecanını bütünüyle öldürmüş. Yıldırım Beyazıt rolüne Gürkan Uygun uymuş mu, Emir Sultanı oynayan genç sanatçı Hazretin maneviyatını yansıtmış mı, Hacı Bayram’ı oynayan yağız delikanlı olayın ruhunu verebilmiş mi, bunların takdirini izleyecek olanlara bırakıyorum.

Somuncu Baba’nın halk gönlünde yer aldığı şehirlerin Bursa ayağı (ki hala fırını önemli bir ziyaretgâhtır) ve Darende (ki asıl türbesi oradadır) oldukça kısa geçilmiş.

Ulu Cami çıkışında Somuncu Babanın 3 ayrı kapıda görülerek sırlanması; ateşsiz fırında ekmek pişirme kerameti gibi sahnelerde oyuncuların hayret halleri şık mı durmuş yoksa iğreti mi kalmış bunu da izleyiciye bırakıyorum.somuncu-baba-vizyon-icin-gun-sayiyor-CHA-1800878-3-t

Doğal güzelliklere ait sahnelere, başrol oyuncularının samimiyetlerine; şeyh, usta ve dervişleri her biri alanlarında usta, kendini ispatlamış sanatçıların canlandırmasına rağmen filmin dar bir bütçe ve az masrafla ve de acele içinde çekildiği gözlerden kaçmıyor. Onca geniş kadro ve bunca usta sanatçı imkânına karşın senaryo da sunum da yetersiz kalmış.

Bu tip filmler için “Sanat ve Tarih Danışmanlığı” oldukça mühimdir. Anlaşılan o ki film için ciddi bir tarih, sanat ve özellikle de tasavvuf danışmanlığı alınmasına ihtiyaç duyulmamış.  (Aşkın Yolculuğu Yunus Emre Dizisine Mustafa Tatçı Hocanın danışmanlığı çok büyük anlam kattı. Böylesi bir danışmanlığı Somuncu Baba adına hazırlanan filmde de beklemek hakkımız olsa gerek.)

THY, Ziraat Bankası gibi köklü kuruluşlardan oluşan sponsorların destek olduğu, oyuncu kadrosunda fazlasıyla usta ve duayen sanatçının yer aldığı bir filmden daha fazlasını beklemek hakkımız olsa gerek.

Ve Aşk İçin Gelmişiz…

Bu filmi izleme sebeplerimden biri de İstikbal vaat eden değerli sanatçımız Mustafa Ceceli’nin “Aşk İçin Gelmişiz” albümüne adını veren parçasının filmde yer aldığını öğrenmemdir. Film başlarken bu parçanın konunun can alıcı bir yerinde, zikir sahnelerini andıran renkli bir sunumla verilmesini ummuştum. Veya en azından bu parçanın enstrümental olarak bazı geçişlerde arka plan müziği olmasını…

CiUPkQ5G2pwFilm bitti ve Mustafa Ceceli “Aşk İçin Gelmişiz”i okumaya başladığında casting yazıları geçmeye başladı… Bu; artık seyircinin koltuğundan kalkıp salonu terke başladığı, çoğumuzun okumaya bile zahmet etmediği son sahnedir, bilirsiniz…

Parçanın bu şekilde sunumuna kim razı oldu bilemiyorum ama ben hiç mi hiç razı olmadım!!! Genç neslin en samimi ve en kıymetli seslerinden olan Mustafa Ceceli’nin, güftesi Çağdaş İslam Düşünürü Ahmed Hulusi’ye ait olan Aşk İçin Gelmişiz parçasının bir filmde yer almasına ne kadar sevindi isem, filmin son yazıları geçerken verilmesi de beni bir o kadar üzmüştür.

Kısaca…

Bendeniz ne sinema eleştirmeniyim, ne de kültür denetçisi. Sadece izleyici olarak gözlemlerimi kaleme aldım. Bu tip yayın ve yapımların daha iyiye daha güzel doğru gelişmesine katkı sunmaktan öte niyetim yoktur.

Ortaya serdiğim gözlem ve değerlendirmelerden sonra her şeye rağmen yine de diyorum ki bir ilk adım olarak Somuncu Baba; Gönül Sultanlarını ve Tasavvuf Terbiyesini tanıtmada güzel bir misyonun başlangıcı olabilir. Yetmez ama Evet!

Lütfen Somuncu Babayı izleyiniz…

altan_gordum_somuncu_baba_003_48702_7646832