Değiniler- 47

Değiniler- 47

GÜÇ, KUDRET, TASARRUF ve SİSTEM

Güçlünün zayıfa galebesi sistemi, beden ve bilinçte de aynıdır. Duygusallığın güçlü olduğu bilinçte Akıl-mantık öne çıkabilir mi dersin?!

Güçlü Beynin, zayıf beyinlere kayıtsız-şartsız hakim olması,onlar üzerinde kontrol ve hegemonya kurması, nedense çoğu insanın içine sinmez.

Güçlü Beynin, beyinlere galebesinde göresel hukuk, kurallar vb beşeri anlayışlar işlemez! Mıknatıs çekimi, demir tozunun hakkına bakıyor mu?

“İsteyerek veya istemeyerek gelin buyurdu. Hepsi de isteyerek geldik dediler.” Ayet bu! Genel geçer sistem işte bu! Sindirmeye bak ki yanma!

Bilenin üstünde bilen, güçlünün üstünde daha güçlü var. Bedenî, kalbî ve ilmî gücünü arttırmaya bakmalı insan. Sistemde; sitemlere yer yok.

Kudret potansiyeli açılmış beyin, beyinlere tasarrruf ederken izin alacak değildir. Dilediğini yapar. Arı, balözü almak için çiçekten izin alıyor mu?

Patron; çalışanını dilediği gibi seçer, değiştirir, eler. Aynı şey çalışan için de geçerli diyebilir misin?! İtiraz; cehennemdir. Yanma!

Kudretini açığa çıkarmış beyin; zayıf beyinleri kilitleme özelliğine de sahiptir. Tek şalter indirmekle milyonlar karanlığa gömülmüyor mu?

Âlemlerin Rabbi (Beyinlerin Hükümranı) işlevine sahip El-Veli esmasının mazharı yapıya horozlanmak; kendi ayağına sıkmaktır. Akıllı olmak lazım…

Âlemlerin Rabbi düzlemine (genel sisteme) tâbîyiz hepimiz. Âlemlerden Ganiy düzlemi; Velayet Ehline aittir. Ben, haddimi bilir, özür dilerim.

Güç bedene, Kudret şuura aittir. Sistem, güçlüyü öne çıkarsa da zayıf ve aciz görünen Kudret sahibi; nihai noktayı koyma yetkisindedir…

“Garibin Duası”nın mucizeler yaratması, “Mazlumun Ahı”nın padişahlar yıkması; Kudret- Güç farkına ve Kudretin Üstünlüğüne açık örnektir.

İman ve Samimiyet arzında kaynar; Aşk tetiklemesiyle patlar Kudret gayzeri. İmanda sağlam, samimiyette istikrarlı olanlara Aşk da nasip ola!

“ALLAH, GİZLİYİ DE AÇIĞI DA BİLİR” NE DEMEK?

“Allah gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir” ayeti bir anlamda “Saklama ihtiyacı duyduğunuz her şey bir gün açığa çıkar” uyarısıdır.

Wikileaks, Panama, Pelikan vb gizlilik deşifreleri; sünnetullahı görmezden gelene ibret, arınma, yüzleşme vesilesidir. Nasipliye istiğfar, nasipsize azap sürecidir.

Dün birilerinden saklı olarak yaşadıkların bugün önüne gelmişse; yarınını azaptan uzak yaşayasın diyedir. Ya ölüm sonrasına kalsaydı?!

Saklı gizli bir takım yanlışlarını bol sadaka, çok zikir, çok hayırla örteceğini sanan; kendi kendini kandırmak için dini araç seçmiştir.

- Çok iyiliklerim oldu. Ufak hataları Allah örter diye ümit ettim. Bana yapılmamalıydı bunlar!

- Tanrı yok. Dikkat et de bari Allah’a imanını yitirme!

Bir toplumda evrensel normlara, vicdana, ahlaka aykırı bir tutumun herkesçe yapılıyor olması; onu Allah katında da meşrulaştırır mı? Öyleyse?

“Kandıran bizden değildir.” (Hadis) Kandıran; Kur’anda “BİZ” diye işaret olunan melekî, insanî, hakiki değerlendirme kuvvelerinden uzak düşer.

“Dilediğimi yaparım” diyen “Dilediğini yapan“a kafa tutmuştur. Allah’a kafa tutmanın neticesi mi? Düşünemiyorum bile, sakın aklından geçirme!

- Ortamın, sektörün doğası bu; başka türlü ayakta duramayız.

- “Yaptım, yaptım ama niye yaptım, sor hele!” replikli filmi hatırla! Yazık olur…

“Geceyi gündüze, Gündüzü geceye geçirir; ölüden diri diriden ölü çıkarırsın” (Ayet) Saklıyı açar, açığı saklar; unutulanı gösterir, görüneni unutturursun.

“Öne aldıklarınızı da bilir, arkaya attıklarınızı da…” (Ayet) ÖNCELİKlerinizin de UMURSAMAZLIKlarınızın da karşılığını yaşatır!

İMAN ve “BEN”

Sınırlı- Sonlu, Kesitsel ve Birimsel algılama mahkumu ego; Sonsuz- Sınırsız, Bütünsel ve Evrensel olanı hayal bile edemez! Ego, iman edemez!

Kesitsel bakışın bütünseli, çokluk algısının tek- bir olanı kavraması muhaldir. Mümkün olsa Şeytan Âdeme secde ederdi. Etmemiştir, edemez!

Derununda mevcut Özün; birimliliğini ele geçirdiği, hükmü altına aldığı noktada açılanın adıdır İman. Bu nedenle “Sen”, iman edemezsin…

Bir yeraltı nehri, senin bahçenden patlayıp fışkırsa; orada senin evin, arsan, bahçen kalır mı? İman da öyledir. İman; “Ben”i bitirir…

- Ben iman edebilir miyim?

- Hayır

- Bende O iman eder?

- Senle kayıtlanmaz, hayır.

- Ya ne peki?

- Dilediğinde, dilediğince imanı yaşar…

Sadece Allah, iman edebilir. Kulun imanı, zandan ibaret bir söylemdir.

Volkan; senin kazdığın, çizdiğin yerden değil kendi dilediği Noktadan patlar. Patladığı yerin coğrafyasını kökten değiştirir. İman da öyle!

EL- MU’MİN esmasına dair bu açıklama anlaşıldığında İmanın hakikati ve işlevi de anlaşılacaktır, nasiplilerce…

İstedin, yöneldin, gayret ettin de iman açıldı, değillll. Sakın bu zandan. Ya ne? Senin üzerinden İman dilediği için onları sana yaptırıyor.

CİN, ŞEYTAN, MELEK HAYAL Mİ? BEDENLİ GÖRÜNENLERİN HEPSİ İNSAN MI?

Her gördüğün sakallıyı deden sanman belki zarar vermez ama her gördüğün bedenliyi insan sanman onulmaz yaralar, tükenmez azaplar açar…

İnsanların büyük çoğunluğu; bedeni sadece insanî bilincin kullandığını sanır. Oysa Melekî ve Cinnî yapılar da beden suretinde açığa çıkmada!

Muhatap olduğu suretin cin mi, insan mı, melek mi olduğunu sezmek; sadece hakikat bilgisi değil derin bir takva yaşamı ve bilgelik de ister.

Korkarım ki ölüm anında çokları; melek diye peşinden koştuğunun şeytan, şeytan diye kaçtığının melek olduğunu görerek derin bir şok yaşayacak!

Cinni ve Meleki yapıları hayal ve bu âlemden ayrı sanmakla esaslı bi aldanış yaşamıştır insan. Hepsi de bedeni kullanır. Allah Basiret vere!

SÖYLEMESİ GÜÇ BİR YÖNELİŞ HAKİKATİ

Allah Resulü (sav) ne iman edenlerin ilk anlardan itibaren asırlarca “MUHAMMEDΔ ler olarak anılması sana hiç mi bir şey düşündürmez?!

Mekke’yi Fetheden Allah Resulü (sav) in Kâbe civarına yerleşmeyip müminlerle Medine’ye dönmesi de sana hiç mi bir şey düşündürmez?!

“İbrahim, Mekke’yi nasıl Harem kıldıysa ben de Medine’yi öylece Harem kıldım” hadisi sana hiç mi bir şey düşündürmez? Jetonun kaç köşeli?!

Resulullah’ın, paha biçilmez Hac ibadetinden sonra Medine’nin, Ravza’nın, Mescidin ziyaretini istemesi de sana hiç mi bir şey düşündürmez?!

Ve bildim ve sezdim ki; Ehlullahın merhamet, şefkat ve müsamahası yanında annem okyanusa nispetle damla bile değilmiş! Ehline selam olsun.

Nuh’un Gemisi; Ehlullah Gönlü. Nasıl fark etmezsin? İman ehline yer var, hayvanlara da. Nankörlere yok sadece; hayvandan aşağılara!

Kaptanın ücret istemediği, dünya ne ki evrenleri dolaştırıp selamete çıkaracak bir gemi. Sizden ücret istemeyene uyun mu diyordu Yasin Suresi?

Kimi “Dişi örümcek ağı”nı ev edinir, kimi “Nuh’un Gemisi”ne biner. “Evlerin en çürüğü” mü dedi Kur’an dişi örümcek ağına? Ego o, senin egon!

ZORLAMA HAKKIN VAR MI?

Programı gereği düşük frekans yaşamını benimseyeni; yüksek frekansa taşımak üzere zorlamak; hizmet midir yoksa Allah’lığa soyunmak mı?!

Yüksek frekanslı hakikat ilmi alman, gerçeği fark etmen; kardeşin, anne-baban veya eşine gerçeği sürekli dayatma hakkı verir mi sana?!

- Yakınlarım anlasın istiyorum. Onları sevdiğimden yapıyorum.

- Kimsin ve ne adına?

- Seviyorum.

- Sevgi varsa Allah’lığa soyunmak meşru mu?

Çokları, kendi yangınlarına ve yakınlarına yaptıkları zulme Sevgi kılıfı geçirdi. Hala da çoklar. Sistem, kılıfa bakmaz dostum. Yakma, yanma!

Gül yağı, esans, parfüm güzeldir. Tabiatı uygun olana güzel. Tabiatı b.k böceğiyse güzel koku, zulüm değil mi? Bırak, gübreliğinde yaşasın!

Allah İlmini kavrayan; leş yiyen akbabaya leş, ot yiyen kuzuya ot, kemik yiyen köpeğe kemik ikram eder. En iyi gıda bu, diye hiçbirine zulmetmez!

- Ama inanın ben onların sadece iyiliğini istiyorum. Çok seviyorum.

- “Sen” ve “Onlar”?.. İlah ve kullar, der gibi. Otur, sıfır, çalış da gel.

Kimi anne-baba “Sorumluluk” adına evladının başına “İlah” kesilirken; kimi evlat da “Hizmet” adına ana-babasına “Rablik” taslar. Şirrkkk!..

- Ne yapsam ne etsem çocuk ders çalışmıyor. Yaşlı annem ilacını düzenli almıyor. Kahroluyorum.

- Evet, İlahlığa soyunanı El- Kahhar yakar!

İnsanlara hizmeti, sevmeyi; onların kendilerine has programı olduğu gerçeğini göz ardı ederek yaparsan hizmet- sevginle bir güzel yanarsın.

HZ. SÜREYYA’DAN VAHDET SÖZLERİ

Ahmed Süreyya Emin (k.s), İstanbul 1848-1923, Kabri; Beşiktaş Yahya Ef. Türbesi Yanında. http://dunyabizim.com/portre/7535/lahitteki-ceset-kaybolur-mu

SÜREYYA

Hakikatler Hakikatinin herkes tarafından anlaşılabilecek mecazi adı; İslam Dinidir.

Kur’an-ı Kerim; Allah’ın Zatî Hitabının son kez ve Arap lisanı elbisesi giyinmiş halidir…

Hakikat-i Muhammediye aşina olmak isteyen “Es-Selam” ve “El- Mümin” isimlerinin sırrına aşina olmalıdır.

Kur’anda bildirilen esmaların 99 oluşu avam içindir. Hakikatte Allah Esması sonsuz, sınırsız, sayısızdır.

Hakikat-i Muhammedi sadece “nur” olarak tarif edilemez. Hakikati Muhammedi; her zaman ve her yerde mevcuttur.

Hakikat-i Muhammedi ayan beyan ortada her an. Fakat görmek için basiret ve irfan lazımdır.

Allah’ın Zatına Seçtiklerine “Es-Selam” ve “El-Mümin” esmaının sırrı açılmıştır. Bu ikisi açılmadan Hakikat anlaşılamaz.

İslam, Hakkın kulunu, celali isimlerden El-Mudill esmasından alarak cemali isimlerden El-Hâdî esmasına sevk etmesidir.

Hakikatler Hakikatinin kokusunu alan; Müslümanlık, Hristiyanlık, Yahudilik vb kavgalardan vazgeçer. Hoş bir hayat sürer.

Sen, senlikten kurtulmadığın sürece gerçek Veliyi tanıman imkânsızdır.

Kâmil olan, doğmadan evvel kâmil olmuştur. 4 yaşımda, halkın anladığı Allah tasavvurunun yanlış olduğunu fark ettim. 

4 yaşımda, vehmî Allah’a tapmaktan vazgeçtim, aslımın “O” olduğunu anladım. Ondan sonra güneş, beni hiç yatakta yakalayamadı.

İDRAK SIÇRAMASI YAŞATAN İYİLİKLER

Susamışa ikram edilecek bi bardak suyun; acıkmışa yedirilecek bi tas çorbanın getirisini; zikir-namazdan aşağı sanıp önemsemeyen aldanmıştır.

Buhranı giderildiği, ihtiyacı karşılandığı için şükranla coşan bi gönülden dökülen “Allllaahhh raazzıı ollsunn” un değerini ölçebilir misin?

Evliya kıssalarını dikkatle okursan, muhtaca yardımla hatta yaralı bir hayvanı tedavi etmekle Miraç ettiklerini anlatanlar görürsün!

Her yüzde görülen Allah. Her dilde söyleyen Allah. Muhtaçta,Yardım isteyendeki kim? İşine mi gelmez, ilmine mi uymaz? Sistem, yer mi dersin?

Görüp de görmezden geldin, muhatabın da ses etmedi. “Vicdanım da görmez, ses etmez” diyebilir misin? Görmezden gelen, aslında kimi kandırdı?

“Boynuzsuz koyun, boynuzlu koyundan hakkını alır mahşerde” der halkımız bilirsin. Avamca bir söz mü yoksa pik noktada bir hakikat okuması mı?

“Kenâr-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu

Gelir de adl-i İlâhî sorar Ömer’den onu!”

Ondan sorar, bizden sormaz mı? O Halife, biz neyiz?!

İhtiyacını bir mümine arz eden, onu Allah’a arz etmiş olur. {Hz. Ali kv}

İnsanlara iyilik etmek, kişiyi afetlerden ve belalardan muhafaza eder. {Hz. Ebubekir ra}

İnfak edilmeyen mal; yitirilmiş maldır. {Hz. Osman ra}

ZAMANDA YOLCULUK MU?

- Zamanda geriye ve ileriye gitmek mümkün mü?

- Varsa bir zaman; gerisi ve ilerisi diye de bir oyuncak icat edilmiştir.

- Bilim, din, astroloji, astronomi duayenleri TV de enine boyuna Zaman Yolculuğu tartıştı.

- Filmleri, Oyunları ben de enine boyuna izlerim.

- Zamanda geri gitsem, dedemi öldürsem; yaratım istemi alt üst olur mu?

- Sisteme bir şey olmaz, sadece Bakırköy Hastanesi. rütbeli bir deli kazanır.

- Terapi aldım, çocukluğuma indik. Çok şey çıktı.

- İnişli çıkışlıdır Zihnin Dünyası. Durduğum yerde “Estağfiullah” dedim, deyiş o deyiş!

“Sizinle 15 sene önce görüşmüştük, hatırladınız mı?” dedi.  “O görüştüğün, ben değilim; sen de şimdi o görüşen değilsin” dedi. Ne demek istediyse?!

“Ben geçmişimi dürdüm, büktüm, kaldırıp çöpe attım. Çöpleri ise ancak köpekler karıştırır” deyip işi bitirmiş Necip Fazıl. Sen niye demeyesin?

Doğduğuma inanabilsem; gençliğime, çocukluğuma da uzanacağım da doğduğuma bir türlü inanamadım. İnançsızlık kötü di mi? İnanamadım işte.

An’ı, zaman kaydıyla dondurmak için foto albümleri vardı eskiden. Şimdi selfie çubukları. Boğazı seyretmiyor poz veriyor, çubukla bozanlar.

Geçmiş yükleri atmak, kolayca negatiften arınmak isteyenlere bir Resulullah tavsiyesi. Çok zor olmasa gerek.

Ezel- Ebed dahi beşer algısına göre! Allah, göre’den münezzeh. Geçmiş ve Gelecek uyduran Zihne kanmak; Dehr’e sövmek değil mi? Dehr; neydi?

Dehr, ilmindeki ANdır. “Dehr`e sövmeyin! Dehr,Allah`dır” diyor Rasûlullah (as).DEHR, AHADın kendi kendİne olduğu «AN»ın adıdır{@AhmedHulusi}

- Anladım sadece O var da biz onun neresindeyiz?

- Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Hem “Sadece O var” diyoR hem de “Biz neredeyiz” (.?!.)

ŞAŞIRTAN DENEYİMLER

Sözünü delil, halini ölçü aldığın; dün savunduğunu inkâra, dün kuşandığını redde girişmişse sistem sana “KENDİN OL ARTIK” mesajı vermektedir!

Yaslanma ihtiyacı duyduğun sürece sırtını, onaylanma ihtiyacı duyduğun sürece yolunu doğrultamayacaksın.

Hakikat ilmi doneleriyle “Dün dündür, bugün bugündür” demek, “Her an yeni şe’nde” ye sığınmak da mümkün. Ama Sistem; Tutarlılığı Destekler!

İkisi de dönüp dursa da “Sema etmek” le “Fırıldak olmak” arasında fark vardır. Ve o farkı, cahil sandığın da görür. Söylememesi edeptendir.

Kimini âşık ederek öldürür, kimini aç bırakarak. Aşkı bedene verip ölmemek mümkün, açlığı hiçbir yere veremezsin, kesin çözüm, mutlaka öldürür.

RÜYA

Uykuda olan görür Rüyayı. Uyanmış olan, ne görsün?!

Cehennem zebanileri ve karabasanlar da görür uyuyan; Cennet şelaleleri ve gül bahçelerinde kevser kadehleri de… Uyanan, ne görsün?!

“Rüyalarda buluşuruz” demiş, besteler yapmış uzaktaki aşkına… Uzaklık ve Yakınlıktan da geçen; kimle, nerede, nasıl, niçin buluşsun?!

Rüyasında korkmasın, sakin uyusun diye masal anlatırlar çocuklara… Ya hiç uyuyamayana, uykusu bütünüyle kaçana kim ne anlatsın?!

Karabasanlar girse rüyama, belki yeniden uyuyabilirdim. Ne çare ki KARA KİTAPLAR girdi… Giriş o giriş. Bir daha uyuyabilene aşk olsun!

Bilginler mi? Ninniler söyleyerek insanları dünyada tutanlar…

Bilgeler mi? İnsanlığın uykusunu bölen ve bir daha da uyutmayanlar!..

“Rüyayı mürşid tabir eder” denmiş. Zatın kafasını rüyalarla ütülemiş bi ömür. Bunun “SÜNNETULLAHI EHLİ OKUTUR” demek olduğunu akıl edememiş!

“Rüyanızı hayra yorun. Çünkü rüya nasıl yorulursa öyle çıkar!” {Hadis} Hadisin işaretini kavrayan, işi bitirir. İyi ki herkes fark etmiyor.

BİR VAHDET ŞEHRİ; İSTANBUL

nasa_istanbul

 

İstanbul öyle bir yüce şehirdir ki, iki Kıbleyi birleştirmiştir. İst.dan salâta duranın yönelişi Mescid-i Aksâ’dan geçerek Kâbe’ye ulaşır.

Resûlullah (sav) Rukn-u Yemanide (Kâbenin Yemen köşesi) salât etmeyi çok severdi. Çünkü orada Yemen- Kâbe- Aksâ tek doğrultuda birleşiyordu.

Asr-ı Saadet için Medine ne ise Altın Çağ için İstanbul odur! Istanbul yaşamından şikayetlenerek nimete nankörlük etmekten Allaha sığınırım.

Ülkemin hangi şehrinde yaşarsanız yaşayınız; ölmeden önce İstanbul’u yaşama ve İst.da ölme duanız olsun. Hakikatini fark eden bilir kıymetini!

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar

Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar

https://www.youtube.com/watch?v=3GhIQiFV8mc

Karadeniz, Ege ve Akdeniz suları ile Asya ve Avrupa anakara enerjilerinin kucaklaştığı yerde nasıl bir enerji açığa çıkar, var sen düşün!

Mekke; Ümmül Kurâ (Kentlerin Anası) diye anılırken İstanbul; “Başkentler Başkenti” diye meşhur olmuştur. Bu hoş benzerlik kalplere dokunur.

Kitaba, bilgiye her yerden ulaşabilirsiniz. İdrak, Seyir, Ufuk ve Gönül zenginliği ise başka bir şeydir. İşte İstanbul o demektir…

Nice kentler bilirim hakikat sohbeti edilen. İstanbul’daki idrak ufkunu hiçbirinde görmedim. Hakikatiniz için İst. gündeminden kopmayınız…

Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim

Belki de can, ben bu şehri güller için çok sevdim.

https://www.youtube.com/watch?v=ANuK6vruypk

13245312_1012269338828943_4214069374401259980_n