Değiniler- 48

Değiniler- 48

- İnsan hakikatine nasıl yaklaşır dedem?

- Allah; yemez- içmez, uyumaz- uyuklamaz oğul.

- Ben insanı sordum ama?

- Ben de soruna cevap verdim oğul.

KADER, GAYRET, BAŞARI VE TAKDİR

Gayretli, azimli ol yaşam kaliteni ve iç huzurunu arttırmak için. Ama şunu hiç unutma ki; gayretin, azmin dahi takdirdendir; kaderine bağlıdır.

Öğren, araştır, oku daha iyi yollar bulmak için. Bu esnada şu hatırında olursa daim huzurlu olursun; yolun çizili, programın bellidir zaten…

Kısacık bir Resulullah hadisi. Hafızamıza nakşedelim: “MEN ÂMENE Bİ’L KADER, EMİNE MİNEL KEDER” Kadere iman eden; kederden güvende olur!

Gelişim seminerleri ve bireysel atılım eserlerinin gazına gelip de veritabanını zorlama. Motoru yakarsan toplaması epey zor ve masraflıdır.

Aslında hiçbir şeyin elimizde olmadığının en güzel, en canlı delili çocuklarımızdır. İstediğin kadar yönlendir, hep bildiklerini okurlar…

Bilmek; oluşu değiştirmeye yetseydi doktorlar hasta olmaz, tamircilerin arabası bozulmaz, psikiyatrlar strese girmezdi. İş bilmek işi değil.

Çoklarına inandırıcı gelmese de Huzurun, imkânla alakası yoktur. Huzur; imanla alakalı bir kavramdır.

“Huzur; sevgi ve nefretin ötesindeki âlemin adıdır.” {AhmedHulusi} Nefretin ötesini anlarız da niçin Sevginin de ötesi acep Huzur?!..

“Başarmak”,”Kazanmak” vb kavramlar buram buram dünya ve ego kokar. Bunları sakın gönlüne alma! Hayat üç gün. Kazanan da ölecek kaybeden de.

“TANRILAR OKULU” KİTABINDAN

Namazın beş vakit olması zihnin-bedenin rutinlerini kırmada oldukça etkindir. Rutin kırıldıkça uyanır insan.

Ezanın beş vakit, yüksek sesle okunması da toplu uyandırma alarmıdır aslında. Günde beş vakit uyanış çağrısı.

Muhammed’in ibadete çan, boru veya ateş yerine sesle; insan sesiyle daveti; zihinsel açıdan oldukça çarpıcıdır!

Kendi zalimliğimizi, kendimizden saklamak için başkalarına fedakâr ve yardımsever oluruz genellikle!

Kendi zalimliği, korkaklığı ile yüzleşmekten kaçmanın bir yolu da savaş karşıtı,barış gönüllüsü gruplara katılmaktır.

Zalim, korkak, şüpheci oluşuyla gerçek manada yüzleşen için yardım ve fedakârlık edilecek tek varlık; kendisidir!

Kurban Rolüne bürünüp acıdan beslenenler; cellatlarını kendi elleriyle çağırırlar. Bunu hiç kabul etmeseler de.

Bütüne giden yolun kıymetini bilen; kriz, düşüş, zorluk vb.nin kıymetini de anlar. Duygu yüklemeden, kurbanı oynamadan.

YARDIM VE İNFAK FARKI

Yardım; “başkası”na ve “öteki”ne bağışlanandır.  İnfak ise sadece “Kendi”ne…

- İnfak etmede ölçü nedir Ya Ali?

- Sizin için mi benim için mi?

- Sizi bizi var mı bunun?

- Var elbet. Sizin için % 2.5 benim içim % 100!

İnfak; İman dolayısıyla maddi veya salâtı yaşamanın sonucu oluşan manevî rızkı karşılıksız vermek. {Kur’an Çözümündeki tanım}

Evladını emziren annenin süt verişindeki beklentisizliği, huzuru bilir misin? İşte infak da öyle bi şey. İnfak eden; o ruhla veriyor.

Kapıyı çaldı. Açana “Çok açım ve açıktayım” dedi. Ev sahibi giyindi ve “Al, bu ev senindir” deyip çıktı… İbni Arabi verirse öyle verirdi!

Yüce gönlü ziyaretinde bi hatırası kalsa diye “Gömleğinizi istesem” demiş. “Allah isterse, verilir” diyen gönül, yıkatıp ütületip vermiş!

İnfak; sadece isteyenin kim olduğunu fark edenin yapabileceği karşılıksız paylaşımdır.

HUZURUN ÖNÜNDEKİ PÜRÜZLER

Duasına iman edenin dingin ve samimi yönelişi; gayesinden tereddüt edenin çalışmasından üstündür.

Şüphe, korku, endişe Negatif Duadır ve sistemde çok hızlı gerçeklik bulur. “Ey Cinler topluluğu insanların çoğunu emriniz altına aldınız!”

Cinlerin gıdalarından biri de; strestir. Hüzün, üzüntü, tedirginlik, tereddüt, kırgınlık, hoşnutsuzluk vb ile kimleri beslediğini fark et!

“Cinlerin gıdası kemik ve hayvan gübresi” buyurur hadis. Kemikleşmiş inançların ve hazmedemediğin durumlarla ateşini yakarsın desem, uyar mı?

Kişiyi en çok betonlaşmış bakış açısı ve ünsiyet; insani duygu bağı yakar değil mi? “Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem” mi diyor ayet?

“Tek başına iyi olmam yetmiyor, yakınlarım ve ötekiler de düzelse mutlu olacağım” diyenin azabı ebedidir! Bu kafa değişmedikçe neyin duası?!

Stressiz bir hayatın şifresi mi? “Herkes, her an, her haliyle kendi programını yaşıyor. Programlayan da Allah!” Bunu unutmayan bunalmaz!..

Senelerce odunları düzeltti durdu Yunus. Doğrular kadar eğri oduna da razı olduğu gün; yürü, meydan senin dedi Taptuk. Anlayana!

Çevrene ister “İyilik Meleği” elbisesi giyin, ister “Ceberut Başçavuş”u oyna, ikisi de yakar! Sessizlik, sadelik, çıplaklık çok mu zor? Yanma!

Günü bunalımsız yaşamak isteyen bunu zihnine kazısın: “Olan; olduğu gibidir. Olanın, olması gereken dışında olması asla mümkün değildir…”

BİLİR DE BİLMEZ!

Banyoya elbiseyle girilmeyeceğini bilir de ilim ehli ile sohbet ederken eski bilgilerin iki de bir öne sürülmeyeceğini bilmez.

Marketten dönerken mahalle bakkalının önünden geçmeyi ayıp bilir de düşünürü ziyarette bir başka düşünürü gündem etmemek gerektiğini bilmez.

Vereni, ihsanda bulunanı sürekli isteyerek yormamak gerektiğini bilir de cevaplayanı sürekli soru bombardımanına tutmamak gerektiğini bilmez.

Dr. ilaç yazar, almaya başlar, kontrolden önce doktoru arayamaz. Derdine zikir ister, önerirsin, başlar başlamaz ne sorusu biter, ne şikâyeti.

Elma ağacından armut istenmeyeceğini bilir de, zahir ehline bâtından, bâtın ehline zahirden gidilmeyeceğini bilmez.

GÖRÜNTÜDEN ÖTESİNİ GÖRMEK

Nice isyanlar itaat, nice kibirler tevazu, nice öfkeler muhabbet, nice ihanetler sadakat giyinmiştir. Elbiseye kanmadan giyeni tanımak?!..

İtiraz eden devasa benlik altındaki itaat, nefret eden öfke küpü içindeki muhabbet potansiyelini sen mi göreceksin? Onu sade “İnsan” görür!

“İnsan”ı görmek büyük lütuf. Esas olan görmekten de öte hitabını değerlendirebilmek? Dediği, ettiği zoruna giderken sahiden görmüş mü oldun?

“KYBALİON” KİTABINDAN

Öğrencinin kulakları işitmeye hazırsa, onları bilgelikle dolduracak ağız mutlaka gelir.

Bilgeliğin dudakları, anlamayacak kulaklara kesinlikle kapalıdır.

Oluşu nötr olarak izleyen; nefreti sevgiye dönüştürme kudretini eline alır.

Saf olan için her şey saf; aşağılık olan için her şey aşağılıktır.

Hakikat İlmi; modern bilimin anasıdır. Astronomi Astrolojiden, Kimya Simyadan, Psikoloji Ruhiyattan doğmuştur.

Evrenler; Tek-Bir-Bütün olana nispetle bir düş, bir yanılsama ve bir fanteziden ibarettir.

Bakışlarınız yıldızlarda olsun. Ama nereye bastığınıza dikkat edin ki; yukarı bakarken çukura düşmeyesiniz!

Üstadlık; normal dışı düş, duru görü, fantastik hayaller değil; yüksek güçleri aşağı güçlere karşı kullanabilme yetisidir.

Yüksek Enerji Planında titreşen Üstad; aşağı enerji planlarının acısından ve düşüncesinden kurtulmuştur. Aralarında görünse de…

Üstadın silahı; küstah bir inkar değil; samimi bir dönüştürme kudretidir.

Mutlak Hakikat; Yaratıcı Nazarından eşya, İzafi Hakikat; Beşer Aklı nazarından eşya bilgisidir. İzafiden Mutlaka, Üstad taşır.

http://www.idefix.com/Kitap/Kybalion-Yedi-Kozmik-Yasa/Uc Inisiye/Felsefe/Bilgelik/urunno=0000000316742

MEKR (Aldanma, Tuzağa Düşme)

Kendi hakikatine dönük sorgulama yapmaksızın,yaratılış gayesini “İnsanlığa adanmak” olarak algılamak; hayatı buna harcamak en büyük Mekrdir.

Hakikatine odaklananları saran en büyük Mekr; “İnsan yetiştirme” (!) adına kayıtsız şartsız kendilerine bağladıklarıyla benlik şişirmektir.

Kimseyi kırmama adına bilinç düzeyi- enerjisi düşük herkesle yakın, içli dışlı olmak ve bunu “İnsan Sevgisi” diye etiketlemek de Mekrdir…

Sevmek dahi Mekr olmasa Ehli, “Huzur; sevgi ve nefretin ötesindeki alemin adıdır” der miydi? Sevgi elbisesi içindeki Mekri tanımak? Kolay mı?

Davranışların onaylanıyor, sözlerin alkışlanıyor, sürekli övgüler alıyor, hiç eleştirilmiyorsun. Mekre uğradın gitti. Sana Allah acısın!..

- Her duam kabul oluyor, nasıl şükretsem bilemiyorum.

- Hz. Ali “Dualarımı kabul etmemesinden bildim Allah’ı” derken senin?! Mekr?!

Hayali bir Allah’a yönelişi kulluk kabul edip “İnsan” ın hakikat çağrısına kulak tıkamak; bunu da Kur’an, Hadis adına yapmak en büyük Mekrdir.

Başına gelenlerin sebeplerini başkalarına, sisteme, ulvi sınavlara bağlar Mekre uğrayan. Kim yaptı?! Kim tetikledi?!

Yaşadığı toplumun değer ölçülerine göre “İyi İnsan” sayılmayı Allah nezdinde de “İyi Kulluk” vesilesi saymak Mekre uğramak değilse nedir?!

“Mekr”, insanın, taklitte olduğu halde, kendini tahkik ehli veya gerçek üzere zannetmesinin adıdır! {@Ahmed Hulusi}

İmân bilgisiyle yaşayan fakat îmân esaslarının gerektirdiği gibi yaşamı, olayları değerlendiremeyen “mekr”e uğramışlardır. {Ahmed Hulusi}

Bir insan, îmân bilgisini, îmânin gereği gibi yaşam, hâline dönüştürmedikçe, “mekr” belâsından kendisini kurtaramaz. {Ahmed Hulusi}

“Mekr” ateşini söndürecek tek unsur ise imân esaslarna göre yaşamı değerlendirmek ve geçmişteki yanlışlarına tevbe edebilmektir. {Ahmed Hulusi}

Allah hepimizi “mekr”e uğrayacak yanlışlardan koruyacak uyanıklık içinde muhafaza eylesin! {Ahmed Hulusi}

“Sıkıntım var, lütfen bana dua edin” diyen ne çok insan var?! “Neyi OKUyamadım ki bu sıkıntıya düştüm” diyecek cesur yürekler nerede?!. Mekrden çıkış; sorgulamakla başlar.

OLDURMAK, DEĞİŞTİRMEK MİDİR DUA?

Nasıl isteriz, nasıl oldururuz? Nasıl değiştirir de inşa ederiz? Bunların cevabı kitaplar yok satıyor! Yanlış soru doğru cevaba götürür mü?!

Nasıl giyinmeli, nasıl görünmeli, nasıl uyumlanmalı soruları;Moda, Sosyalleşme, Uyumlanma cevabı doğurdu. Beklenen bunlar idiyse hani Huzur?!

Giyinme, görünme, sosyalleşme, değiştirme, uyumlanma, şifalanma adına ne çok para döktün, ne çok emek harcadın? Yorulmadın mı? Yetmedi mi?!

Doğru soru; “Nasıl bırakır, nasıl soyunur,nasıl razı olurum?” idi. Cevabı; Ehlullah gönlünden yansıyandı. Ne para, ne heves sömürür onlar…

Namaz neyine yetmedi de Nişantaşında Yogaya yazıldın? Zikir neyine yetmedi de mantralara saplandın? Varyemez misin sen? Kendi hazinene niçin dönüp bakmazsın?

Daha iyi bir yaşam, daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir dünya öyle mi? Dünya kelimesinin esas anlamını biliyor musun? Dünya, ne demek?!

Dünya; düşük, alçak, çukur, aşağılık, seviyesiz, dip yapmış olan! Evet evet, anlamı bu!.. Daha iyisi olsa nolur ki zaten düşük, zaten dip!

Sırf dünya için yaratılmış olsak, anlarım. Ama onun için yaratılmadık be güzelim. Değer mi bunca paralanıp yıpranmaya? Allah de, bırak ötesini!

- Krallar köşklerde yaşarken siz? Üzülüyorum.

- İstemez misin ya Ömer, “Dünya onların, Ahiret bizim” olsun!

- İsterim Ya Resulallah (Amin)

KAZANMAK empoze edildi hep. Ya nicedir acep BIRAKMAK? Bunalınca tekrarla Ehlinin Huzur şifresini; “OLURSA OLUR SUYU, OLMAZSA KARPUZ SUYU”

SURET, SURETSİZLİK VE AŞKIN GERÇEĞİ

Uğruna çöllere düştüğü Leyla getirilince “Bu değil” demekle herkesi şaşırtan Mecnun; o an suret kaydından çıkıp Suretsiz Aşkla tanışıyordu.

Halk, Amasya dağlarındaki su yollarıyla hayrete düşedursun; Aşkın ruhunu bilenler, Ferhat’in gerçekte “Benlik Dağı”nı deldiğini biliyordu…

Benlik Dağları delinmeden Özünden fışkırmazdı ab-ı hayat olan “İnsan” potansiyeli… Şirin bir sevdadır Hakikat… Adanana ne mutlu!

Suretsiz; sureti inkârla açılmaz! Beden inkâr edilirse nasıl yaşar ki “İnsan”? Suretsizlik; sureti, suret kaydına düşmeden değerlendirmektir.

Halk, Kerem’i Aslı’ya yandı bilir. Doğrudur da, görünen odur. Hakikatte Kerem sadece ama sadece aslına; hakikatine; gerçeğine yanmıştır…

“Leyla bulunmadan Mevla bulunmaz.” “Leyla’dan geçmeden Mevla’ya varılmaz” Suret, sureti değerlendirme ve Suretsizlik. İnkâr yok, yöntem var.

Salâtın ruhuna ermek istiyorsan; bu namaz kılınacak, bu alın secdeye yapışacak! Namazı inkârla Daimi Salât öyle mi? Babana selam söyle!

Beynin âlemi; Suretler âlemidir. Her mananın sureti, her suretin manası var. Her algının bedeni uygulaması, her uygulamanın algı getirisi var.

Şeriat diyen, şekle sarılıp manayı önemsemediği için yerden kalkamadı. Hakikat diyen; manaya sarılıp şekli önemsemediği için gökten inemedi.

Hz. Muhammed (sav) hem nebi, hem resul. Muhammedî; hem bedenin hem mananın hakkını vererek dengede kalandır. Ne uçmak, ne batmak. Sırf Denge!

Suretsizlik Gerçeğini ilmi, hali, yayını ile ufuklar açarak kavratan “İnsan Sureti”ne şükran- minnetim ebedidir. Feyzi, himmeti daim olsun.

Mecnun, Leyla suretine bu değil, derken sen onun o surete nankör olduğunu mu sandın? Alakası yok! Suretsizliğe yükselten surete duyulan şükran ebedidir.

Ferhat dağı kazmasa Benlik Dağını düşüncede de delebilir miydi? Hayır! Düşünce eylemle, eylem düşünceyle hayat bulur. Unutma bu dengeyi…

Yunus, Taptuk; Mevlana, Şems suretiyle daldı Suretsizlik Okyanusuna. Bir ömür onları hep andılar. Ya senin, azıcık bir şeyler bilince ustanı çizme tavrın niye?

Liseye geçince ilkokul, üniversiteye geçince lise öğretmenini çizmen hatta cahil bulman mı gerekiyor? Bu mu senin ilim anlayışın? Yazık, çok yazık!

Suretsizi kavrayan; sureti inkâr etmez. Manayı özümseyen; fiile sırt çevirmez. Sende aksi biçimde işliyorsa, geç olmadan uyanmanı niyaz ederim.