Değiniler- 50

Değiniler- 50

GERÇEĞİN ANAHTARI; ALLAH KAVRAMI

Allah’a İmanın gerçeğine erenlerin, konuşurken Allah kelimesini ve ona dayalı ifadeleri pek az kullanması; düşünen beyinlere çok şey söyler.

Genetik, aile ve çevre tarafından veritabanımıza yüklenen Allah anlayışını, gerçeği ile değiştirmek; hayli vakit ve süreç alıyor.

Din sahasında yazan, anlatan çokları kullanırken Ehlinin eserlerinde “Hazreti Allah” şeklinde bir ifadeye rastlanmaması hayli dikkate değer!

“Elçiler, kitaplar, dinler gönderen Allah” şeklinde gelişen bir Allah anlatımı; size Allah’a İmanın gerçeğini yaşatmaktan çok çok uzaktır.

Hem “Mekandan münezzeh” diyecek, hem de hemen peşine “Her yerde” diye ekleyeceksin. “Her yer” de mekan değil mi?!

Hem “Zamandan münezzeh” diyecek, hem de hemen peşine “Namazda huzuruna çıkarız” diyeceksin. Görüşme zamanı varsa nasıl zamandan münezzeh?!

Şimdiye dek sahip olduğu Allah inancını “Hz.Muhammedin Açıkladığı Allah” gerçeğiyle doğrultmak, yenilemek isteyene; http://www.ahmedhulusi.org/tr/kitap/hz-muhammedin-acikladigi-allah

KALPLERİN MÜHÜRLENMESİ

“Allah’ın Kalplerini Mühürlediği” kimseler; tanrısal müdahaleyle önü kesilenler değil; kendi algılarını kendi bakış açılarıyla kapatanlardır.

Herhangi bir konuda kesin hükme vermiş; “Bundan başkası da olamaz zaten” demişseniz o konuda kendi algınızı kendiniz kilitlemişsiniz demektir.

Reddettiğiniz, inkâr ettiğiniz, sırt çevirdiğiniz her bilgi, her oluş, her kişi, her durum; kendi beyninize ellerinizle vurduğunuz kelepçedir.

Bilincin kilitlenmemesi, her an yeniye açık olması; ancak ve ancak “Sorgulama” ve “Araştırma” mekanizmalarını çalıştırmakla mümkündür.

Tartışılmaz Kutsalına; Vazgeçilmez Değerine; Sorgulanmaz İnancına yapışandan daha kör, daha sağır, daha kapalı, daha kilitli- kozalı var mıdır?

Şanlı Tarih, Kutlu Geçmiş, Köklü Mazi vb lafları en çok geri kalmış ülkelerde duyarsınız. Çağı, An’ı yakalamış ülkelerde bunlar konuşulmaz…

İbadetlerin ritüele dönüştürüldüğü, duygusal kutsiyet giydirilmiş rutin uygulamaları olan toplumlar; kilitlenmiş, kapalı bireyler yetiştirir.

ALGIYA ÇÖREKLENEN ŞİRK

“Din manaya, Bilim maddeye dönüktür” yargısı Ateistin küfrünü, Dindarın taassubunu perçinlemiş, her ikisinin bilincine de perde çekmiştir.

Maddi ve Manevi ayrımı kafaya hâkim olduğu sürece Gerçeğin Tekilliğine erişmek; şirkten kurtulmak, arınmak ve aydınlanmak mümkün değildir…

Gece Namazı ile Epifiz bezi salgısı arasında modern bilimin verileriyle bağ kurulması içine sinmeyen Hayali Din anlayışıyla kilitlenmiştir.

“Allah gece yarısı dünya semasına iner…” hadisine beyin hormonları açıklaması sinmedi mi? Tanrı var mı ki geceleri uzaydan dünyaya insin?!

Kuştan başka havada hareket edebilen görmemiş bir topluma; uçak ve fonksiyonlarını anlat deseler; nasıl anlatırdın? Hiç mi düşünemiyorsun?!

Bilim-Teknolojinin gelişmediği süreçte Teklik Gerçeği mecaz- sembollerle anlatılmıştır. Zaten sembol-mecaz olanda çok özel mana aramak niye?

Henüz çocuktum. Kardeşimin doğumunu “Ebe hanım çantasında getirdi” diye anlattılar. Çocuk zihni, cinselliği alır mı ki gerçeğini desinler?!.

İnsanlığın çocuk zihni düzeyinde yaşadığı dönemde açığa çıkan Nebi-Resuller, kardeşimin doğumu türünden anlattılar gerçeği. Anlıyor musun?!.

Resulullah (sav) Hira’da Allah’ı buldu. (Yanlış)

Resulullah (sav) Hira’da bulduğunu; OKUduğunu bize “Allah” ismi üzerinden açıkladı. (Doğru)

Bu Ramazan kendine bir iyilik yapmak; Din- Bilim, Madde- Mana ikileminden çıkmak ister misin? Bu siteyi dikkatle izle http://www.ahmedhulusi.org/tr

SEMBOLLER UZAYI DEĞİL; İNSANI İŞARET EDİYOR

Arş- Kürsi, Sema- Arz, Alâyı Illiyyin- Esfeli Safliyn, İnzal- İrsal, SidreiMünteha, Indallah vb kavramlar sadece “İnsanî Bilinç Katmanları”dır.

Dünya kavramını şimdi, Ahiret kavramını uzak gelecek olarak algıladığın sürece Öteleme ve İkilemin devam eder. Bunlar da bilinçle ilgilidir.

ALLAH ESMALARININ HAKİKATİ

Allah İsimleri (Esmaül Hüsna) zihinde hayal edilen tanrının özellikleri değil; Evrensel Sistem İşleyişinin her an devrede olan mekanizmalarıdır.

Esmaül Hüsna; var olan sistemin; her an, her yerde, her birimde etkin mekanizmaları olarak ele alınırsa Tanrısal Öteleme- Şirkten çıkış başlar.

Vedud; Sevgi- Aşk diye öğrenmiştik. Oysa bu; her birimde mevcut, diğer birimlere etkin çekim gücü; vorteks demekti. İkisi çok farklıdır…

Esmaül Hüsna; Kur’an-ı Kerimi hakiki manada anlamanın yegane anahtarıdır. Esmaül Hüsna doğru anlaşılmadıkça Kur’an’ın mesajı okunamaz!

Esmaül Hüsnayı doğru anlamak; esmalar arası Tetikleme Mekanizması farkındalığına bizi taşır ki bu; hem korunma hem de yeni açılımlar demektir.

Allâh Esmâ’sındaki Muazzam, Muhteşem Ve Mükemmel Özellikler (Esmâ Ül Hüsnâ)

http://www.ahmedhulusi.org/tr/kuran/allah-esmasindaki-muazzam-muhtesem-ve-mukemmel-ozellikler-esma-ul-husna

Bazı Kur’an ayetleri; iki esma ile biter. Tevvabur Rahim; Aliymun Habiyr, Semiyun Aliym gibi… Aralarındaki bağı düşündük mü hiç?

Ehlinin Tetikleme Sistemi olarak açtığı mekanizmanın açık örneği; ikili esmalarla biten ayetlerdir. Birbirini tetikleyen esmalardır onlar…

DUA, AH DUA!

Dualarının çabuk ve istediği güzellikte, kusursuz gerçekleşmesini isteyen; onlar hakkında ketum olsun. Duası hakkında kimseye açılmasın…

Duasını insanlarla paylaşmak; onlardan açığa çıkması muhtemel haset, kınama, yergi, yargı vb negatif etkilere açık olmaktır.

Hamile bir annenin bebeğin sıhhat- afiyeti için gösterdiği titizlik- hassasiyetle Dualarınızı koruyunuz ki prematüre ve ölü doğum olmasın!

Sen acele edip “İstedim, olmuyor işte” demedikçe bütün duaların olacaktır. Acele ve Bıkkınlık; kişinin duasını kendi elleriyle boğmasıdır…

Kul duasından vazgeçmedikçe Allah vazgeçmez! Kul duasını unutmadıkça Allah unutmaz. Dua; kulun yaratım cihazıdır. Durmak yok, Duaya devam!

Sadece Duana odaklan; Allah’ın hangi yoldan vereceğine karışma! Duanın geliş yolunu düşünmek; vehim, kaygı tetikler. Bu da duayı zayıflatır.

İnsan, kendi şartlarına göre dua gerçekleşme yolları düşünerek yönelir. Duana; kendi şartlarına göre değil Allah’ın Hazinesine göre yönel…

Dua ederken Allah’ın nasıl vereceğine dair fikir yürüterek Rabbinin ikram, lütuf, ihsan yollarını tıkama! Sürpriz yollar neden olmasın?

Yolda son model bir araba görmüş. “Bundan istiyorum” demiş Rabbine. Az sonra vehmi “Sen kim, buna binmek kim” demiş. Doğmadan öldürmüş duasını!

Gezerken gördüğü köşke hayran olmuş. “Böyle istiyorum” demiş Rabbine. Yakını zor, deyince “Allah’a zor mu var, istiyorum, o kadar” demiş…

Duası olan; durumu ne olursa olsun duasının gözünden baksın hayata. Öyle bakmaya devam ettikçe, bir gün duasını gerçekleşmiş bulur mutlaka.

Duası olan; duasınca duymak, duasınca görmek üzere izlesin çevreyi. Bir söz, bir hal, bir olay nice şimşekler çaktırır, titretir evreni…

“Dünyalık şeyler istemekten utanıyorum. Rabbime ayıp olur, bunca nimet vermişken azgınlık olur gibi geliyor.” Dünyalık? Ahiretlik? Bu ne bu?

Tek-Bir-Bütün olanı Dünya- Ahiret diye ikiye böl, samimi kulluğu dünyalık istememek diye kayıtla,sınırla; sonra fakirlikle şişsin egon!.

Duada dünyalık istememek; daha ihlâslı olmak sanıyorsun öyle mi? Şeytan nasıl gol atmış sana! Hem de 90 a takmış. Şirkini ihlas sandırmış!..

Dua edebilmenin beden ve bilinç üzerindeki etkilerini bilseydiniz; duanızın kabulü ile değil, sadece Dua edebilme işleviyle ilgilenirdiniz.

“DÜNYA”DA MISIN? “DÜNYAN”DA MI?

Beyninden projekte olarak biçimlenen, kendisine özgü bir dünyada yaşadığı halde insan; herkesin ortak dünyasında olduğunu sanarak aldanmıştır.

Beyninden bilincine yansıyan görüntüyü, dışarıda oluşan bir dünya sanmakla; cennetinden çıkar, aşağıların aşağısına inerek aldanır insan…

Hakikati mekansız olduğu halde Mekanla; hakikati AN içre olduğu halde Zamanla kayıtlanarak kendi kendisine nasıl da zulmeder insan?!

“Evrende nokta bile olmayan dünyadayız.” diyenlerden misin, yoksa “Evren, noktamızdan projekte olan bir hayalden ibarettir” diyenlerden mi?

“İnsanlar, olaylar, hayat psikolojimi bozdu” diyenlerden misin,yoksa “İnsanlar,olaylar,hayat psk. halimin somut suretleridir” diyenlerden mi?!

“Fani dünyanın, ölümlü varlıklarıyız” diyenlerden misin, “Baki olanın, ölümsüz halifeleriyiz” diyenlerden mi?!..

“Mutluluk veya Hüznü,çevresine göre şekillenenler” den misin, yoksa “Çevrede ne olursa olsun her halükarda, kendi halini yaşayanlar” dan mı?

“Sosyalleşme adına dış dünyayla özdeşleşmeye çalışanlar” dan mısın, yoksa “Yalnızlığı göze alarak Özüyle bütünleşmeye çalışanlar” dan mı?!.

Kitlelerin, kendini dönüştürme- yenileme derdi hiç olmamıştır. Bu, bireyin işidir. Hala arkadaşlarla beraber bir değişim mi düşlüyorsun?!

Kitleler, çoban bulunca sürü olmaya yatkındır. Kendini Tanımak; ne sürüye katılmak ne de baş olmaya soyunmaktır. Hakikat; bunların ötesidir.

YİNE DUA, HER AN DUA

Yaratılış itibariyle tamlık, bütünlük, birlik bilincinde olanın duası ile eksik, yanlış, hata görenin duası hiç bir olur mu?!

Eksiklik hissettiklerini tamamlamak üzere yapılan duaya ister istemez egosal hırslar karışacak; yöneliş ihlâsı negatif enerjiyle bozulacaktır.

Yaratılış itibariyle tamlık, bütünlük, birlik bilinci hissedenin duası eksik tamamlamak için değil; seyrini, keşfini zenginleştirmek içindir.

Duayı gönlüne düşüreni, aklına getireni fark eden; kendinde dua edeni de hissedecektir. Egonun içine sızamayacağı saf dua; işte o duadır…

“Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz” i, samimi gönüller “Vermek istemese, istemek vermezdi” diye açmışlardır. Dua ederken unutma lütfen…

SANCILARIN TEMEL NEDENİ

Gerek bireysel ve gerekse toplumsal planda yaşanan sancı, çatışma ve savaşların ardında insanın “Bir şey olma” arzusu vardır.

“Bir şey olma”, “Bir yere gelme” çabası; hakikatini tanıyamamış insana aittir. Zaten KUL, zaten HALİFE değil miyiz? Bunlar neyimize yetmez?

Mezarlıklar nice başarılara imza atmış, zirvelere çıkmış, başa oturmuşlarla dolu. Mezar taşı süslü olanla, taşı bile olmayanın farkı ne ki?

Ölüm yaklaştıkça masumlaşır, iddiadan vazgeçer insan. Kılıcının önü arkası keserken kırdıklarını arar helallik için. Bulursa… Gelirlerse…

“Gidelim Afet, Selanik’e evimize kırlara doğru…” (Ölüme yakın Atatürk)

“Gidelim Ethem, Aydın’a, çiftliğe; salkım söğüde gidelim…” (Ölüme yakın Menderes)

Diktiği ağaç, yazdığı kitap, yaptığı bina kadar bile bu alemde kalamayan insanın nedir bu varlık, kimlik, öne geçme mücadelesi ve iddiası?!

Ahir ömürde başı ellerinin arasında; “Değer miydi?” yüzleşmesi yaşamak istemeyen; adandığı, savaştığı “Değerler”i (!?) bugünden sorgulasın!

GÜÇ ZEHİRLENMESİ VE SİLSİLE GÜDEN MEKR

Gücü ele geçirdiğinde her şeyi çıkarına göre, hakkaniyete itibar etmeksizin düzenleyen; gücü yitirdiğinde yaşayacağı Mekri hiç mi düşünmez?!

Sürekli, alkışlayanı dinleyip itibara alan; aykırı ses istemeyen; itibara alınmayanların enerjisinin besleyip tetikleyeceklerini bir düşünse!

Makamda işlenen zulmün mekri, makamı o mantıkla devralanları vurur. Sistem; dedenin yediği koruğun torunun dişini kamaştırması üzere işler!

60, 71, 80, 97 darbelerinin oluşturduğu Mekr; 2000 lerde, darbeye bulaşmayana da acı çektirmişse; Mekrin silsile yoluyla işlediğini düşünebiliriz.

Seriül Hisab- Zül İntikam mekanizmalarının işleyişinde duygusal yaklaşım; sadece kendimizi kandırmaya yarar. Sistem kanmaz; Allah unutmaz!

Dün sana, büyüklerine zulmeden görüşün bugünkü mensuplarına intikam hisleri besliyorsan; torunlarının yarınını ellerinle mahvediyorsun!

Zayıf, güçsüz, mahcup gördüğünü nasılsa haksız, nasılsa suçlu diye köşeye sıkıştıran; bilsin ki er geç aynı şekilde köşeye sıkıştırılacaktır.

“Keser döner sap döner; gün gelir hesap döner” diyen Anadolu Halkı; Seriül Hisab-Zül İntikam mekanizmasında torpil, acıma olmadığını okumuştur.

Dün zulme, haksızlığa uğramış olmanın bugün sana zulüm ve adaletsizce davranma hakkı doğuracağını düşünüyorsan, bil ki yanlış yoldasın!

Haksızlığın, adaletsizliğin mazereti olamaz! Mazeretle kendini, yakınlarını ikna etsen de Allah’ı kandıramazsın! Sistemde mazerete yer yok!

HALA AKLINIZI KULLANMAYACAK MISINIZ?

Avrupa, sosyal ve bireysel hayatı din adına konuşanların hegemonyasından kurtardığı gün; bilim, teknik ve medeniyet alanında sıçramaya başladı.

“Aklını kullan, sorgula, araştır; yolunu kendin çiz, yanlışımı bulursan beni de çiz” cümlesini din adına konuşandan hiç duyan var mıdır?!

- Allah rüyada görülür mü hocam?

- Tabi görülür kızım, büyükler görülür demiş. Çok güzeldir Allah’ı rüyada görmek (Din adına konuşan TV Hocası)

Allah Sisteminin fabrika dişlisi gibi ölçülü, mekanik tetiklemeyle işlediğini sindiremeyen din adına uçurulan hayal balonlarından kurtulamaz.

Heyecan oluşturma ve Galeyana getirme odaklı bütün anlatımlar; isterse baştan ayağa ayet-hadis işlesin, Dinin Gerçeğinden uzak anlatımlardır!

“Resulullahı rüyada gördüm, sizin bu faaliyetlerinizden memnun olduğunu söyledi bana” diyerek cemaatine gaz veren; şarlatanın ta kendisidir!

Kur’an; düşünmeyecek misiniz, akletmeyecek misiniz, ibret almayacak mısınız buyurur sıkça. Kur’anda “Fetva almayacak mısınız?” gören oldu mu?!

Sıkıntını açınca “Ellerinle işlediğinin sonucu bu” diyeni soğuk “Allah sevdiğini imtihan eder” diyeni sıcak buluyorsan, sömürüye açıksın dostum.

Hakikatini tanımak üzere yaklaştığında seni taltif edeni mi yoksa, bir hamlede egonun üzerine dikildiği halıyı altından çekeni mi seversin?!

Bütün dayanaklarımın çürüklüğünü gözümün içine sokana, egomun dikildiği halıyı ayaklarımın altından çekene âşık oldum. Sana da nasip olsun…