Değiniler- 54

Değiniler- 54

HADİSLERDEN İŞARETLER 

Neredeyse fakirlik küfre dönüşür. {Hadis} Dar gelirli aile çocuklarını ışık evleri, dersaneler, burslarla yetiştirip hain etmediler mi?!

Birinin ibadeti sizi aldatmasın; onun muamelesine (hayatla ilişkisine) bakın. {Hadis} Mahremiyeti kaset şantajı yapacak kadar alçalmadılar mı?

Yalanla iman bir arada olmaz {Hadis} Hizmet ve Himmet kavramlarıyla saf insanları sahte cennet vaatleriyle kandırmadılar mı?

CİNNİ ETKİ ALTINDA OLAN

Cinni Etki altında olanın düşman bellediğine merhameti yoktur. Hasan Sabbahın Haşhaşileri, IŞID ve şimdi FETÖ canileri…

Cinni Etkide olanın sözlerinde mantıksal bütünlük yoktur. Darbeyle alakam yok der, peşine darbe karşıtı insana öfke kusar.

Cinni Etkide olanda vicdan- din ölçüsü yoktur. Kendi Tanrı; taraftarı kuldur. Koyun gibi insan kesme, masuma ateş etme işte bundandır…

Cinni etki altında olan DUYGU ögesini çok kullanır. Taraftarını kutsama, kendini aşağılamayla yapar bunu. “Siz ALTIN NESIL bense KITMIYR !”

Cinni etkideki; evrensel olduğuna inanır, taraftarını da inandırır.

- Marslı çocuğa anlattım, şahitsiniz

- Uluslararası Heyet olayı incelesin.

Cinni etkide olanda uzak zamanlı vaat hiç bitmez:

- Banka kurtarana Peygmbr komşuluğu.

- Darbede hapsolana; Cennet üstü Allah hoşnutluğu…

KRİZ DÖNEMLERİ

İnsanlara ilimlerini eylem olarak da gösterecekleri iman testi sahneler yaşatılması Allah’ın Rahmetidir. İmanlı duruş daima selamettedir.

Uyarabildiğiniz kadar eşi, dostu, arkadaşı uyarınız. Siyasi, mezhebi, dini taassup fanatizmi içinde aklı buz tutmuşlar için yorulmayınız.

“Orta yol” adına ne şiş yansın, ne kebap tavrındakinin de saf belirlemesi gereken günlerdir kriz dönemleri. Fitne, en çok onları kullanır.

İnsanları sevmek ayrıdır; insanların akıl ve idraklerine göre onlarla mesafemizi ayarlamak ayrıdır. İkisini karıştıranlar hep çok yanmıştır.

Tasavvuf bilgisinin altında Şeriat temeli yoksa basiretin de zayıfsa, terörist için “Onlar da insan, hem kaderleri bu” diyerek saçmalarsın!

Toplumun büyük fotoğrafı görmesi istenmezse “Yolsuzluk” lafı öne çıkarılır. Yolsuzluk diyenler; kansız, imansız caniler çıktı. Olayı anladık mı?

Gerek bireysel ve gerek toplumsal planda ekonomik özgürlüğünü eline alamayanlar; sömürüye açıktırlar. “Para alan, emir alır” demiş Yahudi…

OYUNA GELMEDE BİLİNÇALTININ ROLÜ

Kemikleşmiş bilinçaltı korkular- yargıları yeniden ilim-basiretle gözden geçirmeyi denemedikçe; zor zamanları OKUmak- anlamak güç olacaktır.

Fitne; ezilmişlik, itilmişlik, dışlanmışlık duygusu üzerinden iş görür. Maalesef bunda da çoğunlukla başarılı olur. Duygu, yangının kibritidir.

Dünün yargıları üzerinden bugünü yorumlamaya kalkmak; fitne ateşine odun taşımaktır. Her yeni gün, yeni bir bakış ister ki doğru okunabilsin.

“Sivas’ı gericiler, Başbağları ilericiler acıya buladı” diye bakanlar; her iki fitneyi de tetiklemek isteyenin oyununa gelmiştir.

GÜVENİLİR OLANIN İHANETİ

Tarih; birey ve toplum planında gelişen büyük fitnelerin, güvenilir ellerle tutuşturulduğuna şahittir. “Sende mi Brütüs” diyen akılsız mıydı?

Suikastçileri arasında Hz. Ebubekir’in oğlu Abdullah’ı gören Hz.Osman; “Baban iyi ki bugünü görmedi” demişti. Tedbirsiz mi diyelim Takdir mi?

Tasavvuf erbabı, olanı sebep- sonuç üzerinden değil; Takdir üzerinden okuyandır. Ders alır ancak filanın hatasına bağlamaz! Buna çok dikkat!

YANGIN ÇIKMIŞSA

Yangın söndürüldükten sonra ev düzenlenir, hatası olan cezasını da dersini de alır. Yangın esnasında tek iş; bir an evvel söndürmek olmalıdır.

Ormanda yangın çıkmışsa ağaçlarla birlikte yabani hayvanlar ve börtü böceğin yanması da kaçınılmazdır. “Suçları ne? Niye?” sorusu abestir.

“Kurunun arasında yaş da yanar”  bir atasözünden öte bir Allah Sistemi mekanizması ve realitesidir. İmana dayalı Sabır; saklı kudrettir.

“Yanlış hesap Bağdat’tan döner” de bir atasözünden ziyade bir sistem müjdesidir. Samimi olan, pisliğe bulaşmayan er geç temize çıkacaktır.

Sırf din adına, Allah rızası için bir şeyler yapılıyor diye destek olanla; gizli oluşumun gönüllü gerillası olan da ayrılmalıdır. İlla Sabır.

Ülkemdeki yangında bütün kesimler “Çanakkale Ruhu” ile hareket etmiştir. Başarı; Milletindir. Allah, Basiretli duruşu daim eylesin. (Amin)

Bir kişinin beyninden yayılan Ümit de Karamsarlık da onlarca, yüzlerce,binlerce beyni etkiler doğası gereği. Öyleyse ümit var olmalı, bıkmadan.

“Kişi” merkezli din anlayışının vahim sonuçları görülmüştür. “Hz. Muhammed (sav) merkezli din anlayışı; tutulacak yegâne sağlam kulptur…

“Tanrı merkezli din” anlayışından “Hz. Muhammed merkezli din” anlayışına geçiş fırsatı veren günlerdeyiz. Ya Nasip!

http://www.ahmedhulusi.org/tr/kitap/insan-ve-din/tanri-merkezli-din-mi

OKUMAK; BASİRET İŞİDİR

Tefekkür etmemeyi Teslimiyet; Sorgulamamayı İman gibi gösteren oluşumlar; mensuplarının dünyasını da ahiretini heba ederler. Biraz Basiret!

“Fatıma, ahirete hazırlan babanın risaletine güvenme!” diyen Resulün; kendini birilerinin kurtaracağı zannındaki ümmeti!? Hazin! AH Basiret!

Allah, hangi konuda yanlış, eksik veya zaafını fark ettirmişse o konuda Değişimini dilemiştir. Fark ettim ama olur mu diye tıkama kendini…

Onlarca fırka, yüzlerce meşrep olsa da tarih sadece iki kesimin mücadelesinden ibarettir; HAK ve BÂTIL. Bu; el’an değişmeyen Sünnetullahtır.

Küfür, nifak ve fitneden ibaret Bâtıl cephesinde bahane de mazeret de tükenmez. Hakkın safında ise hayat; Olmak ya da Ölmektir. 3. Şık yok!

Güneş ortada, neden göremiyorlar veya niye herkes farklı görüyor diye kendi kendini üzme. Herkes durduğu yere, baktığı göze göre görür.

Trafik kazasında can verenler yola savrulmuşken “Ayyyy kıyamam, kedicik yaralı” diye ağlayan göreceksin. Kızma, değerlendirme; ilgiye göredir.

Görünen tek olsa da gören sayısız göz varsa; ortaya sayısız yaklaşım çıkması doğaldır. Aslında herkes baktığında; görmek istediğini görüyor.

Veritabanı kayıtlarından %100 sıyrılarak olayı objektif okuyan henüz görmedim. Kuyruk acılarına, iç sancılara göre okumada üstümüze yok!

Terkip, Veritabanı değişir mi? Kendi içinde genişler veya yükselir ama kesinlikle değişmez! Çünkü “Hiç kimse Allah’ın mülkünden çıkamaz!”

- Ben epeyce kendimi değiştirdim, eskisi gibi değilim.

- Hayır, sen kendi dairen içinde sadece level atladın. Dairenden hiç çıkmadın!

- Cidden eskisi gibi değilim, çok değiştiğime herkes şahit.

- Eskisi gibi değilsin, programın dâhilinde olman gereken yere geldin, hepsi bu!

Değiştim diyeni tanıyorsan “Damar”ına biraz basıver. Ya ciyak ciyak bağıracak ya da perdesini savunmak için “İlim Cambazlığı” yapacak. Dene!

“İnsan 7 sinde neyse 70 inde odur” denen işte bu terkip, veritabanı değişmezliğidir. Sen yine de değiştim, geliştim de, fena olmaz, iyi gelir.

“Katranı eritsen olur mu şeker, cinsini öptüğüm cinsine çeker” demişler. İnan öyle. Karamsar olma, gayrete devam. Nasıl yarattığından bize ne?

ALLAH İMHAL EDER AMA İHMAL ETMEZ

Allah imhal eder; ihmal etmez (Arap Atasözü) Seriül Hisab – Zül İntikam mekanizmalarında ihmal yoktur. Sadece zaman bize öyle zannettirir.

Çalınan sorularla sınav kazanıp masumlara haksızlık etmişsen, makam ve rütbenle âleme ibretlik olmayı kendi ellerinle hazırlamışsın demektir.

“Zina gizli olsa da p.ç aşikâre doğar” derler. “Allah’a gizli- aşikar birdir” gerçeğini hatırdan çıkaran, saklanamaz bedellere hazır olsun!

Vicdan her insana, her an, özünden doğruyu da yanlışı da söyler durur. Ne var ki; beşeri duygular o sesi örterse kişi dalalete düşer.

Duygular, şartlanmalar, geleneksel algılar, alışkanlıklardan oluşan egosal gürültü yerine Vicdana kulak kesilen; doğal korunma zırhı giymiştir.

ALLAH, DİNİNİ DİLEDİĞİ GİBİ KORUR

Şu muhakkak ki cennete ancak mümin nefis girer. Ve muhakkak ki Allah bu Dîni’ni elbette fâcir kişi ile de teyîd edip kuvvetlendirir. {Hadis}

DARBECİ KAFA NASIL YETİŞTİRİLİR?

“Sen herkesten, her şeyden önemlisin” empozesiyle eğitim verilen kurumdan çıkanın “Herkesi önemsiz, değersiz” görmesine niye şaşırıyoruz ki?

Askeri Güç; İstanbul- Rami kışlasından Selimiye’ye taşındığı gün halkla askerin arası ayrılmış, uyduruk statü gelişmiştir. Hata; Tanzimata dayanır.

Lojmanı, alışverişi, eğitimi, eğlencesi, görev alanı milletten kopuk bir güç oluşturmuş, izole yaşam icat etmişseniz; nasıl bütünlük beklersiniz?

Ordu Evi, Ordu Pazarı, Oyak vb. Çağ dışı, banel ayrımlardır bunlar. OHAL de hepsine son verilmeli; subay astsubay milletle iç içe sivil yaşamalıdır.

Sivilleştiremezseniz sivilceleşirler… Her sivilce bir çıban, her çıban bir kanser potansiyelidir. Sivilleştiriniz ki sivilceleşmesinler!

Yeniçeri alışverişini çarşıdan yapardı. Ocağın manevi dinamiği Anadolu’yu inşa eden Horasan Erenlerinin devamı Bektaşi- Mevlevi Anlayışı idi.

Ordumuzun halka, dünyaya açık yüzü İstanbul Askeri Müze girişinde hala “Başörtü iğneni çıkar, düz bağla” deniyorsa, daha ne diyeyim ki?!

AH BASİRET

Kendinizi hangi noktada bütünden ayrı, ayrıcalıklı, özel görüyorsanız; arınmanız, sınavınız, belanız o istikametten gelecektir. Ah Basiret!

Ne ki size kendinizi özel hissettiriyor; biliniz ki kısa veya uzun vadede tuzaklanacağınız yer orası olacaktır. Ah Basiret!

Ego saygı görmeyi, itibarı, anılmayı, yüceltilmeyi seviyorsa Kibre gönüllü atlar. Ancak Kibriya sadece Allah’a aittir. Allah, şirki affetmez!

Etrafına insan toplayan; kendi aleyhine bir saatli bomba kurmuştur. Patladığında kendini de etrafını da heba eder. Ah Basiret!

Adınızın sonuna veya önüne konan ekleri, sıfatları, unvanları sevmeye başlamışsanız; Mekrinizi körüklemeye başlamışsınızdır.  Ah Basiret!

Hiç kimse, millete rezil olacak sahneyi gönüllü istemez! Bizim penceremizden hıyanet, dalalet olan dahi Takdirdir. Kınamayınız! Ah Basiret!

Büyük çaplı yangınlarda kurunun arasında yaş da yanar. İmanımızın gereği olan; lanet etmek değil, hayır niyazıyla dua etmektir. Ah Basiret!

Adalet; duygulara dayalı bir intikam veya ödül sistemi değildir. “Karşılık” esasıyla, duygudan uzak işlemelidir ki yerini bulsun. Ah Basiret!

Medya, Siyaset tansiyonu düşürmeli, intikam hisleri körüklenmemelidir. Berâet-i Zimmet [suç ispatlanana kadar suçsuzluk] esastır. Ah Basiret!

Bolca, sayısız SALAVAT-I ŞERİFE okuyunuz. Allah Resulü Muhammed (sav) le kuracağınız bağ; bağlardan azat edecektir biiznillah. Ah Basiret!

HAYAT ve NİYET

Hayat diye seyrettiğin film; Niyetlerinin canlandırılmasından başka bir şey değildir.

“Olamaz”,”Olmamalı”,”Haksızlık bu”,”Yapamazlar” isyanı ve kınamalarınla hayat filmine misafir oyuncular, ilave sahneler davet ediyorsun!

Kınamak; Öteki, gayrı ve yabancı görenin mekr oluşturan yorumu. İbret Almak; kendi, bir, biz görenin bela savuşturan tutumu.  Anladın?!

Niyeti bozulan veya Niyeti bozuk olan enerji frekansını bozmuştur. Benzer benzeri çekeceğinden artık kimi, neyi çeker, varın siz düşünün!

KİMLER DİN ADINA ALDANIR, KİMLER DİN ADINA ALDATIR?

Gizem, sır, işaret, olağanüstülük, harikuladelik merakı aklın, ilmin önünde değer, ilgi bulduğu sürece aldatanlar da aldananlar da tükenmez.

Aklına hitap ederek yol gösterenden çok aklından geçeni okuyup deşifre edeni sevme eğilimindeysen; potansiyel bir aldanış adayısın demektir.

Bugününü, şu anını sana fark ettirenden çok yarınından haber verene yönelme eğilimindeysen; beynini kiraya vermeye yatkınsın demektir.

Aklı, bilgiyi, sorgulama melekesini çalıştırarak korunmak yerine tılsımlı kolye, okunmuş banknot vb.den medet uman; mekrine kürek çekmektedir.

Fetöş 50 yıllık projeydi, kandırdı, yandırdı. Sosyal medya- günlük hayatta kitlelerin rehber bildiği Deccalleri kim, ne zaman tanır da yanar veya tanıma şansı olur mu acep?

Güç, prestij, parlak gruba aidiyet arzusu; nicesinin sorgulama- tefekkürünü bloklamıştır. Uzağa gitme, bir twiti bir saniyede yüzlerce rt edenlere bakıver.

Cahilin “Sürüden ayrılanı kurt kapar”a; Okumuşun “Her kuş sürüsüyle uçar”a iman ettiği kitlelere Özgür, Bilinçli Kulluk anlatmak? Ya Nasip.

SAHTE ve GERÇEK

Sahte, her bilinç seviyesinin göreceği netlikte aşikâr olmuşsa; Gerçek, her bilinç seviyesince kendini seyretmek üzere devreye girmek üzeredir.

İman “L” ile, yanlış olanı tanıyıp reddetmekle başlar. L nın hakkı verilmeden İLL ya erilemez. L denecek olan çırılçıplak ortada şimdi.

Kim, ne ile aldatılmışsa o konuda yoğun hassasiyet kazanır ki bu başlı başına korunmadır. Sütten ağzı yananın yoğurdu üflemesi de denir buna.

“Din ne değildir?” sorusunu saatlerce cevaplasak yaşanan kadar etkin olamazdı. Ne olmadığını, ne olmaması gerektiğini birlikte deneyimledik.

İnsanlık, tarihi sembollerle korunur bi anlamda. Firavun, Nemrut vb. Gelecek nesiller için uzak durulası dini oluşum sembolü FETÖ dür artık.

Deccal; Muhammedi Yaşama geçişin son evresinde açığa çıkar. Bütün dayanak, sığınak ve korunakları mahvederek… Ki, Öz Kudrete yol açılsın!

Sahtenin, hücrelerine kadar açığa çıkışı “Gerçek nasıl bir şey?” sorusunun cevabıdır aynı zamanda. “Gerçek mi? Sahtenin, işte bunun tam zıddı”

Temiz; apayrı bir hal değil, Kirin giderilmesidir. İyi; bambaşka bir şey değil, kötünün def edilmesidir. LÂnın hakkı verilince kalan İLLÂdır.

“Nelerden, nasıl arınacağım?” “Nelerden, nasıl korunacağım?” sorularını cevaplayamayan için fitne ve bela; paha biçilmez cevap ve nimettir.

Yerinden kımıldamayan; hangi zincirlere bağlı olduğunu fark edemez. Milletimiz yerinden kımıldamıştır. Dileriz ki zincirler kolay kırılsın!

Deprem, temel taşlarını oynatmadıkça yeniden inşa düşünmez, güçlendirmeyle avunur ev sahibi. Ülkemin temel taşları oynadı. Vakit inşa vakti!

Devlet binasının ana direği Ordu-Emniyettir. İkisi de eğitimden teçhizata temelden, inşa edilmelidir ki, kurtulduk, güvendeyiz diyebilelim.

Bugünlerde sayısız okuyalım:

- İnnâ fetahnâ leke fethan mübiyna

- Hasbunallahu ve nimel vekiyl, ni’mel mevla ve ni’mennasiyr

İLLA SAMİMİYET

Niyetinde samimi isen Allah sana öyle bir fırsat ve imkan sunar ki sadece dostların değil düşmanların da zaferin için gönüllü yardıma koşar.

USTANIN OYUNLARI

Büyük Beyin, kitlede hem genel beklenti oluşturur hem de o beklentinin tam aksi davranışla hayal kırıklığına düşürür. Ustada oyun biter mi?!

Santrforun ayak oyunlarına ne kaleci ne seyirci ne de yorumcu aklı yeter. Maç boyu top dolaştırır, küfür yer de son saniyede doksana takar!

HER KRİZ BİR FIRSAT

“Bina temeline bomba, kolonlara dinamit koydular, sarsıldık” mi dedin? Şöyle de baksan: “Temelden çatıya yepyeni bir inşa fırsatı verildi.”

Yangın çıkmasa ahşap; deprem yıkmasa kerpiç ev yapmayı bırakmaz, betonarme inşaya kendimizi zorlamazdık. Her bela sancısı; bir inşa fırsatı.

Dün toplu ölüm sebebi nice hastalık günümüzde tedavi edilebiliyor. Bugün açmaz, paradoks, kaos görünen yarın niye çözülmesin ki?!

TIKANIKLIĞI AÇMAK

Millet bu duruşuyla “Gardrop Kemalizmi” ni de “Şekil Dinciliği” ni de çöpe atmıştır. Ezan, Bayrak, Vatan, Gazi Mustafa Kemal ortak paydamızdır.

T.C.nin tıkandığı yer; devlet- millet kaynaşmasıydı. Millet o tıkanıklığı açmıştır. Şimdi, Devlet Millet el ele gürül gürül çağlama vakti…

Atatürkçülük ölçüsünü Rakıyla Baloya; Dindarlık ölçüsünü Sakalla Mantoya bağlayanlar kaybetmiştir! Kazanan; Millettir, Kazanan Devlettir…

Askeri- Dini Eğitim temelden, kökten ele alınıp yenilenmedikçe ne militarizm manyağı darbeciler biter ne de şizofrenik din tacirleri…

Horasandan akan “İslam Tasavvufu” Din Eğitiminin; Çanakkale’den çağlayan “Şehadet Ruhu” Askeriyenin dümenine geçtiğinde bizi kimse tutamaz!

Yeni hazırlanacak imar planlarında Okul, Cami, Cemevinden oluşan “Barış ve Kardeşlik Yerleşkeleri” tesis etmek; hayırlı bir adım olacaktır.

Ne kadar birbirimizin tercihlerine saygı duymayı öğrenirsek,o kadar birbirimizin niyetlerinden kaygı duymaktan kurtuluruz.

DECCAL İLİMLE KANDIRIR

Dilin kimseyi dışlamamaktan bahsederken halinle belli kişi-kesimleri dışlaman neye benzer bilir misin? Sarımsak yiyen ağzın Bal anlatmasına!

Birilerini dışlamaya korunma, gayrı görmeye bilinçli seçim, insan ayrımına ilimce davranış adını takmış, ilmi şeytanı olmuş. Farkında mı ki?

AYIRDIKLARIN KADAR AYRILIRSIN

Kim, ne ile arasına mesafe koyar, bütünleşmeyi reddederse sınavı oradan ateşlenir. Devlet; Dine, Dindar; Devlete mesafe koymadı mı senelerce?

Sistemin temel özelliği; boşluğa yer olmaması; boşalanın anında doldurulmasıdır. Dinle Devlet arası boşluğu Dincinin doldurması çok mu tuhaf?

Suud Kralı T.C .ziyaretinde Cumaya gitmek isteyince Maltepe Cami kapısında Cumhurbaşkanı Bayar’ın “Biz laikiz, siz buyrun” deyip cumaya girmediğini biliyor muydun?

Laikliği bireye ait gibi anlamak; devlet anlayışını böyle inşa etmek; küskünler oluşturmadı mı? Küskün; başkasına yönelince kandırılmadı mı?

Dini talepleri “Dini siyasete alet etme” etiketiyle reddeden devlet; reddedilenin yan yollar arayacağını, kullanılacağını nasıl düşünemez?!

Dindarı, potansiyel tehlike gören Devlet; Devleti, zulüm potansiyeli gören Dindar! Nice sonra yakıp yıkan tufan! İbret kime, hayret niye?!

Hainler kalkışma yapınca Askeriyeyi, Askeri Eğitimi yeniden ele almak güzel. Peki, hıyanetin beslendiği diğer damara ne zaman el atılacak?!

Din adına kandırılma, ne ağır bedel ödetti gördük. Diyanet başta olmak üzere İmam Hatip, İlahiyat, Kur’an Kursları yeniden yapılandırılacak mı?!

Askeriyemiz hızla modernize edilmiş, yerli teknololojik silahlar geliştirilmişti. Anladık ki araçlardan önce kafa; anlayış modernize edilmeliymiş.

İlahiyattan Felsefeyi kaldırmayı düşünen; din eğitimindeki tıkanıklığı anlamış mıdır? Cemevi statüsünü muallâkta bırakan; oyunu görmüş müdür?

İmam Hatipler İSLAMİ İLİMLER LİSESİ, İlahiyatlar İSLAMİ İLİMLER FK. olarak isim değiştirmelidir. İsimle gelen değişim; içeriği de etkiler.

Anadolunun Manevi Dinamikleri, Kuantum Fiziği, Bilim- Medeniyet Tarihi, Astroloji… Bunlar din eğitiminin zorunlu dersleri olmalıdır.

DUYARLILIK ve BOR VERMİŞLİK ARASINDA MUHAMMEDİ DURUŞ

Her gördüğü, her duyduğu şeye atlamak -âmiyâne tabirle- maydanoz olmak, sazanlık etmek olgunluk değildir. Bunu herkes bilir. Ya bunun tersi?

Hiç bir konuda tavır, duruş belirlemeden kalmak – amiyane tabirle- etliye sütlüye karışmamak, suya sabuna dokunmamak da olgunluk değildir…

“Dış dünya zaten yok,sen her halükarda içselliğini yaşa!” Güzel de tepemde jetler uçtu, tanklar yürüdü, silahlar konuştu, o neydi? Hayal mi?

Tarih boyunca şeriat ehlinin tasavvuf erbabını en çok eleştirdiği işte bu umursamazlıktır. Muhammedilik; her şeye kayıtsızlık değildir. Yok öyle bir şey!

Anadolu Tekke ruhunun erken dönemlerindeki anlayış; hazarda (barış döneminde) tespih çekmek; seferde (savaş döneminde) kılıç sallamaktır.

“Hakkın hakkını büründüğü surete göre ver!” demiş Ehli. Yılan suretine bürünmüşse Hakkını vermek; başını ezmektir. Yılan okşanmaz! Akıllı ol.

“Hak gör canım, o da senin yansıman, dur öylece!” Allah Resulü ve Ashab Ebu Cehilden ne yansıdığını göremediğinden mi,gördüğünden mi savaştı?!

Muhammedilik; uyumlanmaktır, doğru. Sen uyumlanmayı uyuşmak diye anlarsan işte orada saçmalarsın! Muhammedi Uyum; gereği neyse onu yapmak demektir…

Kriz dönemlerinde mesajlarım “Siyasallaşmak” mış! Takibi bırakıyormuş… Babana selam söyle! Bize “Basiretli Dost” lazım, duygusallığı içinde hakikatini yitirmişler değil…

Hiç düşündün mü, Allah Resulü, İmanın açıkça beyan edilmesini neden istedi? Düşman açıksa, Dost da açık olmalı! Saflar netleşmeli dostum.