Değiniler- 56

Değiniler- 56

USTALAR SATRANÇTA

Ne Türkiye korkuyla bir saftan öbürüne sığınacak bir devlettir; ne de Erdoğan USA-AB ye kızıp Rus’a sarılacak bir liderdir. Ustalar, satrançta!

Ustalar pes etmez. Küsüp kızıp hırsla davranmaz. Muhatapları pes eder, havlu atar o başka. Ustalar, ilk hamlede son hamleyi hesap etmiştir.

“Bana muhtaçsın” kibrindeyse muhtaç olmadığını “Bensiz yapamazsın” demişse yapabileceğini göstermen lazımdır. İşte şimdi Reis, USA ve AB ye onu yapıyor.

USA sız Türkiye ayakları üstünde durur. AB siz Türkiye gayet yolunca yürür. Türkiye’siz onlara ne olur, işte onu Allah bilir. Seyredelim…

“O olmadan yapamazsın” diyene “Anamdan onunla doğmadım” derdi dedem. Bu ülke NATO ile kurulmadı, AB ile de doğmadı. Şu kesin Allah Bizimle!

BÜYÜK DÜĞÜM ÇÖZÜLÜRKEN

90 lardan bu yana işlenen tüm faili meçhullerin altında bunlar var. Millet olarak sabırlı olalım, birliği koruyalım, hepsi çözülüyor bir bir.

U.Mumcudan A.Taner Kışlalıya, Ç.Emeçten B.Üçoka, Binbaşı Ersever’den Org E.Bitlis’e… Hepsinde varlar. Davalar zamanaşımına kurban gitmemeli.

Adında, etkinlik alanında “Dinî” imajı olana sonsuz güvenmek gibi bir zaafı var milletimizin. Güven algımız da Dinî algımız da değişmeli…

Günlerdir gerildiğimiz, hatta travma yaşadığımız aşikar. Bir de savaş-acının hiç bitmediği coğrafyaları düşünün. Gazzeyi, Filistini mesela…

Ego hep tetikte, hep dikkatli olmayı pek sevmez. Rahatı özler. Bunu da kanıksamamız gerek. Ülkemiz için aylarca sürse de yıllar alsa da…

Günlük hayatı normal yaşayalım. Ama hazır askermişçesine uyanık ve tetikte olmayı da kendimize normalleştirelim. Durum, bunu gerektiriyor…

Bu süreçte konuştuklarınızın göz bebeklerine bakınız. Size inanmayan gözler; konuşurken zayıf ışık veren gözler; Kaypak Bilincin gözleridir.

İşten atılan hk.da “Mağdur Edebiyatı” ile bireysel Merhameti “Herkese Adalet” savıyla Devlete Güveni yokluyorlar. Hepsi algı operasyonudur!

Başarılı olsalar hiç kimseye acımayacakları; halkın üstüne tank sürmelerinden, yaylım ateşinden, havadan taramalarından belli oldu. O halde?

Başardığında bize acımayacağı belli olan; başaramayınca merhametimizi hak ediyor mu? “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” Duygusal olmayın!

DURUŞ BELİRLEMEDE DENGE

Çocuğunu ikaz ettin, cıs dedin, yine de sobaya yaklaştı, yandı. İkaz etmiş olman; tedavisine koşmamanı mı gerektirir? Var mı böyle bir şey?

Dostunu uyardın, bu yol yanlış dedin. Ama takdir gereği yine belaya düştü. Uzaklaşacak, ne hali varsa görsün mü diyeceksin? İmanın ne diyor?

Medyada günlerdir “Ben uyarmıştım, ben dediydim” ukalalığı! Bu ne ya? Bu ne terbiyesizlik ve hadsizlik? Uyardın tamam, anladık, ne bekliyorsun?

“Ben uyarmıştım,dinlemediler” sözlerinin altında “Oh olsun bunlara iyi oldu” hırsını ve kinini millet anlamıyor mu sandın?! Bu mu insanlık?

Gün, önceden tahmin ettim kâhinliği, uyarmıştım ukalalığı ile ego şişirecek gün değildir! Gün; samimi vatanseverlerin el ele verme günüdür.

Türkiye’de hiçbir kesim her konuda haklı çıkmadı. Herkesin haklı olduğu meseleler vardı, haksız oldukları da. http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yildiray-ogur/592690.aspx

PARA ve KADIN

 Aldanan; Para ve Kadınla aldandı. Aldatan; Para ve Kadınla aldattı. Bağırsak Beyin; Kuvveti, Şehveti nasıl aşardı? Karınlarına kurban oldular!

VELİYİ ANLAMAK

Doğru-Yanlış, İyi-Kötü, Haklı-Haksız bakışıyla “Veli” de “Velayet” de anlaşılamaz. Dünya kafasıyla uzayı anlamak mı? Havanda su dövmek!

OBJEKTİFLİK MASALI- SORGULAMA GERÇEĞİ

Her beyin işittiğini, gördüğünü, okuduğunu olduğu gibi değil veritabanı doğrultusunda anlama eğilimindedir. Beyin için Objektiflik masaldır.

Bir insanlık idealidir Obejktiflik- Tarafsızlık. Ne var ki insanların büyük bir ekseriyeti bundan uzaktır. Kimi bilinçli, kimi bilinçsiz.

“Bilinçli Sorgulama” ekranın tozunu sürekli alma, tarlanın taşını titizlikle ayıklama gibidir. Objektif Değerlendirme; Sorgulama ile açılır.

Gerçek İman; Sorgulamayla açılan evrensel, insani, objektif değerlendirme melekesidir. Açılması için olmazsa olmazlar vardır. Şans değildir…

Şu anki bakış açının genetik, aile, çevre, eğitim, mezhep, meşrep kayıtlarından arınmış olduğunu söyleyebilir misin? Hele bir düşün!..

Savunduğun siyasi görüş mesela. Baban, deden o çizgideydi. Ama sen aynı çizgiyi sorgulayarak, bilinçli seçtin öyle mi? Ne hoştur kendini kandırmak!

Basıldığında zıplayacağımız bir “Damar”ımız; dokunulduğunda kanayacak bir “Ciğer”imiz yok mu hepimizin? “Damarsız”,”Ciğersiz” olsak, feci mi?

Sorgulamamayı Teslimiyet; Düşünmemeyi İman sananın pusulası İlim değil, Kişidir. Kıblesi kişi olan kıl, tüy, tırnaktan medet ummuş çok mu?

Duygular, Şartlanmalar, Alışkanlıklar, Gelenekler. Temcit pilavı gibi tekrarlanırdı. Gördük, bunlardan arınmadan olmazmış. Şekil A; Türkiye!

“Her kuş sürüsüyle uçar” empozesiyle düşülen sürüleşme algısından; “Kartallar yalnız uçar” idrakine sıçrama fırsatı veren süreç hepimize hayırlı olsun! Her kriz bir genişleme fırsatı.

ALDANMA!

“Ne birilerine paye verin, ne de size verilen payeleri kabul edin. Şuurlu İnsan; payelerin üstündedir.” {@AhmedHulusi} ALDANMAMA SİGORTASI!

Rehberin, Efendimiz; MÜRŞİDİN, KUR`ÂN, râbıtan, Zât-ı Hak olsun! Bil ki, hiç bir fânî mürşid olamaz ve değildir! {@AhmedHulusi} ALDANMA!

Hiçbir din adamı, şeyh, hoca, müftü senin için öbür tarafta kurtarıcı olamaz; mazeret bahanesi; vesilesi olamaz! {@AhmedHulusi} ALDANMA!

Kurtarıcı beklemek yerine, ilme sarılıp ilmi değerlendirmek aklın gereği olan tek yoldur!.. {@AhmedHulusi} ALDANMA!

Deccal; dışındadır, duygulara oynar, kurtarıcılık iddia eder. Mehdi; özündedir, akla-vicdana seslenir, kurtulma melekesini çalıştırır; idrakini açar. ALDANMA!

“MUASIR MEDENİYET SEVİYESİ” ile “BATI MEDENİYETİ” AYNI ŞEY Mİ?

Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Batı Medeniyeti” kavramını hiç kullanmamıştır. O hep “Muasır Medeniyetler Seviyesi”nden bahseder ve hep onu hedefler. Gardrop Kemalizmi bunu Batı Medeniyeti diye değiştirmiştir.

Muasır Medeniyet Seviyesi Doğu Batı ayırt etmeksizin bir yükseliş bir gelişim idealidir. Batı Emperyalizmine karşı mücadele veren Atatürk’ün medeniyet kavramını Batıya kilitlemesi düşünülemez!

UZLAŞMA KÜLTÜRÜ, ÖZGÜRLÜK VE ÖZÜR

Demokrasi; uzlaşma, farklılıklarla bir arada yaşama kültürüdür. Özgürlük; ima yollu da olsa hakaret, aşağılama, hafife alma hakkı değildir.

İnsanları, grupları veya kitleyi dışlayan- aşağılayanın; onlardan kendisine dönen dışlama- aşağılamadan şikâyet hakkı yoktur. Eden, bulur.

Beşer, hata edebilir. Özür, Helallik, Tövbe, İstiğfar her Allah Kulunun hemen her zaman kullanabileceği çok kıymetli Sistem mekanizmalarıdır…

“Din kardeşinin özrünü kabul etmeyen, Kevser havuzundan içemez.” (Hadis, Feyzü’l-kadir, 3/1181)

“Müslüman kardeşinin özrünü kabul etmemek günahtır.” (Hadis, Ebu Davud, el-Merasil, 1/351)

Özür dilemeye gelen din kardeşiniz, niyetinde samimi olmasa da özrünü kabul edin.Böyle yapmayan Kevser havuzu başında yanıma gelemez! (Hadis)

“Allah Teâlâ özür dileyenin özrünü kabul eder.” (Hadis, Ebu Ya’la, Müsned, 9/462)

SENİ KİMSE YORAMAZ!

- İnsanlar beni çok yoruyor!

- Kimse kimseyi yoramaz! Kendi kabullerini kabul ettirme çabasıyla kendi kendini yoran sensin. Zorlama, vazgeç!

KİMSEYİ KIRMAMA GAYRETİ VE DURUŞ GEREKLİLİĞİ

Kimseyi kırmadan, incitmeden, hoş tutarak yaşamak güzeldir, erdemdir. Ne var ki, insanlar üstüne safını belli etme zamanları da gelir…

Safların belirginleştiği anda durduğu yeri tayin edememek; sırf incitmeme adına tarafsız kalmak; muhtemelen iki ateş arasında yanmaktır…

Söz konusu olan vatansa, saflar 7 den 70 e herkesin göreceği biçimde açıklık kazanmışsa, tarafsızlık iddiasının hıyanet sayılması kaçınılmazdır!

Tarafsız olmaya çalışanlara hatırlatırım: Cemel’de, Sıffinde Hz. Ali (kv)e savaş açanlardan bazısı, ölürken “Aliye söyleyin pişmanız” demişti.

Öyle zaman olur -ki süreç ona doğru gidiyor- haklının hakkını teslime vakit kalmaz. Duruşu son nefese bırakmak risktir! Hayırlı Cumalar…

TAVIR BELİRLEMEYİ BOZAN İNCE NOKTALAR

Bağırsak Beynin, gerçeği olduğu gibi görmeyi tıkadığı noktalardan biri “ZENGİN- FAKİR AYRIMI” ile bakıştır. Bu; Hakikati Okumaya izin vermez!

Bağırsak Beynin hakikati görmeyi kilitlediği diğer nokta “PARA ve ŞEHVET” üzerinden gündem oluşturmadır. Bu da Hakikati örter. Çok dikkat!

YÖNELİŞ KİŞİYE Mİ, KİŞİDEKİNE Mİ?

Ağaca yaslanma kurur, duvara yaslanma yılır, insana yaslanma ölür; dayanırsan Hakk’a dayan O Bakîdir…

Yönelişi Kişiye olan; bu yönelişin doğası gereği onun doğrularını abartma, yanlışlarını görmeme hatta yanlışı doğru sayma eğilimindedir…

Yöneliş Kişiye olduğunda insan; yöneldiğinde kendinden üstün yön arama çabasına girer. “Şeyh uçmaz, mürit uçurur” denen olay böyle başlar.

Kur’anda, müşriklerin “Allah bir melek irsal etseydi ya!” itirazı; beşer doğasının yöneldiği şahsa insanüstü anlam yükleme arzusuna misaldir.

Yönelişi Kişiye olanın bir süre sonra o kişiden “Sizin en yüce Rabbinizim?” hitabını duyması kaçınılmaz. Bu da Firavundan yansır Kur’an’a…

Denebilir ki; tapınma arzusunu bizzat görerek gidermek isteyen kendi tanrısını kendisi besleyerek başına bela alır. Bela olduğunu bilmeksizin!

Şimdilere nice hayatlar, ocaklar, aileler sönmekte. Ne ki, “Kişiye Yöneliş Büyüsü” bunu “Hak Rızası”na götüren “İmtihan” göstermede ustaca!

“Kim Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki ölmüştür. Ancak Allah Bakidir” diyen Hz. Ebubekir; yönelişin İlme, Hakka olması gerektiğini vurgular…

Evrensel Normlar, Ortak İnsani İlkeler, İman kaynaklı yaklaşımlar şaşmaz ölçülerimiz olmak durumundadır. “Kişi Büyüsü”nden ancak bu korur!

Gözün gördüğü her şey illüzyondur. Gerçek suretsizdir. Göz, kulak yanılsa da kalp yanılmaz. Kalbini; vicdanını dinleyen illüzyona kapılmaz…

Yasin-21 ölçü olmadıkça bireyi, toplumu yakanlar tükenmez. Neydi o ayet? “Sizden Ücret İstemeyen, Kendileri De Hakikat Üzere Olanlara Uyun!”

GÖBEK BAĞI- GÖNÜL AĞI

Bağırsak Beyin; kişiyi kayıtlayacak “Göbek Bağları” üretirken; Üst Beyin, sonsuz- sınırsıza açık “Gönül Ağları” kurma imkânına sahiptir.

Bağırsak Beynin göbek bağları kan bağı yakınlık, genetik kodlardan beslenir. Rahimde oluşan bağlar bir ömür yeni kayıtlarla kendini çoğaltır.

Maddi- manevi menfaatlerin tamamı göbek bağı kapsamındadır. Beşerin varlık- itibar sebebi değerler; göbek bağıdır dersem abarttığımı sanma!

Bağırsak Beyinden beslenen Göbek Bağları; dünyaya; düşük frekansa, Faniye dönük yaşam algısı oluşturur. Bu da Baki olana körleşme demektir.

Ticari, Siyasi, İdari menfaat ilişkilerinin hepsi göbek bağlarıdır. Göbek Bağı ne kadar güçlüyse İnsani- Vicdani Duruş o derece zayıftır.

Vatana işgal girişimi olmuş, üç gün sesi çıkmamış,üç gün sonra açıklama yapmış. Niye? Camiası, ilişkileri kısaca göbek bağları izin vermemiş!

Herkes işgal girişimini, hainleri konuşurken o konuyu idareci hatalara çekiyor niye? Damat Fetoşlara yakın diye duruşu bulanıyor. Göbek bağı!

Şirket kınama yayınlıyor. Demokrasi, Şehitler, Bayrak var, hıyanete dair kelime yok, örgüt yok. Niye? ‘Yağlı Müşteri’ incinmesin. Göbek Bağı!

“Takiyye” kavramıyla güya meşrulaştırılmaya çalışılan münafık tavrı da Göbek Bağlarını örterek vaziyeti kurtarma kaygısının ürünüdür.

İnsanoğlu kendi göbek bağını adalet, eşitlik ve hakkaniyet üzerinden dışa savuştururken muhatabının göbek bağını açma, yerme eğilimindedir.

Göbek Bağlarını koparma kudreti; sadece İmana aittir. İman ve Samimiyet; zor anda o bağların hepsini keser de insanı Tankın üstüne çıkarır!

Bağırsak Beyinden beslenen Göbek Bağları belli ölçüde beden ve dünya yaşamının gereğidir. Onların kaydına düşmeksizin yaşamak da mümkündür.

Sevgi, Vicdan ve Allah İlminden beslenerek İmanı perçinleyen Gönül Ağları; menfaatten arınmış samimiyet üzerine kurulur. Sonsuza ufuk açar.

Karşılıksız Paylaşım ve Samimi Dostluk, sonsuza açık Gönül Ağlarını genişlettikçe Göbek Bağlarının bilinç üzerine kurduğu hükümranlık azalır.

Kriz, gerilim, tehlike, bunalım anları ne derece Gönül Ağları Evreninde, ne kadar Göbek Bağları Dünyasında yaşadığımızı görme fırsatı verir.

“Bugün Allah için ne yaptın?” sorusu bir manada “Göbek Bağlarını ne kadar fark ettin ve onlardan kurtulmak için neler yaptın?” anlamınadır.

Her beyin kurduğu bağın, dâhil olduğu ağın frekansına tâbidir. Allah İlmi yayınına yönelenle Medya Gündemine bağlı yaşayan hiç bir olur mu?!

Şeytana hizmet eden güçlü beyin, beyinleri kendine bağlama; Rahmana hizmet eden güçlü beyin, beyinleri kendi gerçeklerine taşıma amacındadır.

Sana “Dünyayı, İnsanları Kurtarma” telkin edenle “Kendini, Ahiretini Kurtarma” yolları gösterenin farkı Şeytan, Rahman farkıdır. Sindir bunu!

“Allah adına hareket ettiği” iması yayanla kendisi ve gerçek adına paylaşımda bulunan farkını görecek basiretin varsa korkma! Aldanmazsın!

HAKKIN HAKKINI VERMEK

Hakkın hakkını büründüğü surete göre vermek esas ise; Hak, bir birimde Hain suretine bürünüp İhanet fiili işlemişse hakkı nasıl verilmelidir?

Zalimin, açığa çıkardığı esmaya göre hakkı zulmüne engel olunmak; Hainin, açığa çıkardığı esmaya göre hakkı; ihanetince cezalandırılmaktır.

Şüpheye, tereddüde, eğip bükmeye mahal bırakmayacak cezalandırma sistemi “KISAS” tır… Kısas; Kur’an-ı Kerim önerisidir… Kısas; Hayattır.

Tasavvuf okuyan; her yerde kendini seyreden hak, yorumsuz seyir, önerilerini yanlış anlayıp Hıyanete bile nötr kalma çabasına giriyor. Vah vah!

Mutfağı karınca, Yatak odasını kara fatma, Banyoyu hamam böceği bassa nötr kalıp izler misin? Zehirleyip öldürür müsün? Yorumsuz Seyir? Hak?!

Evdeki haşereye sıkmadığın zehir kalmıyor, ülkemin kalbine kurşun sıkılmış “Yapan Hak” diye aklın karışık öyle mi? Bırak, tasavvuf okuma sen!

Hukuk Sistemimiz izin verse, olayın Hakkı nedir bilir misin? Anladığım kadarıyla “Kısasın Hayat Oluşu” Kur’anî Gerçeğince açıklayayım sana.

Köprüde tankla insan ezdi, millete sıktı, direklerden keskin nişanla vurdu akşam. Cezası; Köprüde aynı saatlerde, mağdurlar huzurunda ölüm!

Meclis, Külliye, Emniyet, Belediyeler ve İdari Kilit Noktalara saldıranların cezası da ölümdür. Açığa çıkardıklarının karşılığı; Hak olarak!

Asr-ı Saadeti okursan İhanetin istiğfarı, özrü, tövbesi olmadığını görürsün! Olsa Resulullah (sav) Hendekte hıyanet eden Yahudileri affederdi.

İhanet eden B. Kureyza Yahudilernin eli silah tutanlarını kılıçtan geçirme, mallarına el koyma hükmü Resulullaha ait! Hala tereddütlü müsün?

Hak Görmek, Yorumsuz Seyir, Orada da seyreden hak, Esmalara eşit duralım lakırdılarıyla kimse duygusallığına, cehaletine kılıf aramasın!

Asrı Saadet,Hadis,Tefsir okumaz,”Hakikat İlmi okuyoruz” gururuna kapılırsanız, ihanete nötr kalarak saçmalar, hain ekmeğine yağ sürersiniz!

Duygusallığımı Merhamet, Cehaletimi Adalet, Gerçeği Göremeyişimi Tarafsızlık sanarak kendimi kandırmaktan Allah’a sığınırım.

ARINDIRAN KURTULDU

Akıl, mantık, iz’an, vicdan, insaf süzgecinden geçirerek değerlendirdiklerimize mi inanıyoruz, yoksa inanmak istediklerimize mi?!

Sosyal medya, yazılı ve görsel basında çeşitli kaynaklardan her türden haber bilinçleri bombardımana tutuyor. “Algı Operasyonu” zirvede…

Olay tek olmasına rağmen neden her bilinç farklı yerleri görür? Kimi “Köprüde asker dövmüşler” e kilitlenir, kimi “Tankların ezdikleri” ne.

Hakikat; çoktan seçmeli tercihler alanı mıdır? Her olayın, her tutumun, her eylemin OKUnası hakikati tek değil mi? Gerçek; elastiki midir?!

Gerçeğin farklı boyutlarına odaklanmak, diğer boyutlarına körleşmek değil mi? Bir- Tek- Bütün olanı belirlemek çok mu zor? Ve nasıl?!

Herhangi bir konuda “Ben böyle düşünüyorum, kararım bu” dediğinde diyen sen misin yoksa senin bireysel benliğini oluşturan Veritabanın mı?!

“Nefsini arındıran kurtuldu” ayeti bir manada “Veritabanı birikimini gözden geçirip çöplerini atan, kendini yenileyen kurtuldu” anlamınadır.

“Olaylara bakışım; içine doğduğum anlayışlardan; mezhebî, siyasî, dinî algılardan; hassasiyet ve çekincelerimden arınmıştır” diyebilir misin?

“Sülale, çevre, ekonomik durum kaynaklı ‘Ezilmişlik’ veya yine aynı kaynaklı ‘Üstünlük’ psikolojisinden arındım, o kayıtla bakmıyorum” diyebilir misin?

Veritabanı birikiminden arınmayı eskiye ait her şeyi bir kalemde silmek, yeni olan ne varsa üstüne balıklama atlamak diye mi anlıyorsun?!

Farkında mısın, Hakikat İlmi dehşet gurur yapar arınmayan bilinçlerde. Yenilendik, kayıtları kırdık, var mı bizim gibisi! Üf değme keyfime!

Kayıt kırmak, eskiyi atmak ile gerçeğin bi yönüne sırt çevirmek arasındaki ince çizginin farkında mısın? Unutma, ego kırıp dökmeyi pek sever!

İçinde olduğun grup, yakın durdukların seçilmişlik-üstünlük katıyor mu sana? “Hayır, Allah İlmi için gayretim” derken kendine inanıyor musun? Gerçekten ilim mi yoksa aidiyet duygusu tatmini mi yaptığın?

Kendi adıma, yetiştiğim ortamın muhafazakâr atmosferi bakışımı hiç etkilemiyor, diyemem. Sen diyebilir misin? Yoksa beni mi yargılamadasın?!

Çok uzağa gitme, şimdi twit okurken kendim beğenir, kentim rt ederim diyebiliyor musun? Yoksa birinin tutumuna göre vaziyet alanlardan mısın?!

“AİT olma” bağlarına dayalı duruş belirleme benden düştü, bütünüyle “ŞAHİT olma” ya odaklandım, diyecek kadar arındık mı? Nasibimiz olsun…

BİR ZALİMDEN BİR ZALİME Mİ? HAKKA MI?

Dini kullanandan ağzı yanan Laikliği kullanana; Laikliği kullanandan ağzı yanan Dini kullanana koştuğu sürece yangınımız hiç sönmeyecektir.

Dinle aldatıldın diye din çağrıştıran faaliyetlere; Laiklik adına bunaltıldın diye çağdaş etkinliklere mesafe koyman; kaos isteyene yarar…

Laik- Demokratik Cumhuriyete, Salâ ve Ezan eşliğinde Milli Ruh, Dini Aşkla sahip çıkan bu millet;15 Temmuzla sanal çatışmaları bitirmiştir…

Yaşanan bu acı ve büyük tecrübeyle oluşan birlik havası içinde Din anlayışı kadar Laiklik anlayışı da yeniden gözden geçirilmelidir.

Halkın ihtiyaçlarını karşılama organizasyonu devlet, dini alana mesafe koymuş,birisi de boşluğu doldurmuşsa, boşluk bırakanın hiç mi suçu yok?

Devletin, ideoloji ve uygulama hatalarını konuşana “Atatürk Düşmanı”, dini sorgulayana “Din Düşmanı” etiketi vurmakla hiçbir yere varılmaz.

“Biri, FETÖ hakkında bizi daha önce uyardı” diyorlar. Uyaran kim? Vaktiyle Üniversitede ‘Başörtü İkna Odası’ kuran kadın! Bakar mısın ironiye? Zalim, zalimi haber vermiş!

İktidar; temsil ettiği kesime yapılmış zulmün intikamını alma makamı, Muhalefet; Çarşı her şeye karşı sığlığıyla reddetme işlevi değildir…

Devlet; milletimizin gönlünde Babadır. Baba; disiplini, kudreti elden bırakmadan şefkat gösterendir. 15 Temmuz, Devlet- Millet kucaklaşmasıdır.

“Yenikapı Ruhu” milattır. Asker-Sivil, Devlet- Millet, İktidar- Muhalefet bütünlüğü bu düzlemde sürdükçe Yeni Kapılar açılacaktır. Hayırlı olsun.

Kanalizasyon akıntısı kesilmedikçe, körfez temizlemenin anlamı yoktur. “Yönetim Politikası” “Eğitim Zihniyeti, Yenikapı Ruhuyla yenilenmelidir!

Milletimiz, Bağımsızlık ve Egemenlikten ödün vermeyeceğini dünyaya ilan etmiş ve bunu dün olduğu gibi bugün de kanıyla imzalamış, tescillemiştir. Daim Olsun. (Âmin)