Besmelenin Ruhu

Besmelenin Ruhu

Senin “Nefs” dediğin ”O” nun hayatının içinde mevcut. Beyninin değil “beynin hayatının içinde mevcut” bütün bunlar. Dolayısıyla Kitap ve Rasül de bunun (beynin) içinde mevcut. Demek ki Burçlar dediği, Rasüller dediği, Kitaplar dediği hepsi beynin içinde mevcut. Sokakta yok!..

Hani Burçlardan etkileniyoruz falan deniyor, beynimizin içinde zaten bunlar. Tabii ki programını çalıştıracak. Rasül de aynı program çalıştırıcılardan, kitap da program çalıştırıcılardan. Bu burçlar nedir? 12 burç diye hitap edilen?.. “Akıl Odakları”!… Beynin akıl odakları. Eee bu güneş, ev diye böldüğünüzde onlar ne?.. Onlar da “Düşünce Odakları”…  Potansiyel Düşünce Odakları.

Bakın gördünüz mü sistem nasıl çalışıyor?…

Burada bütünü algılayabilsek; bütün evrensel sistemin üzerine bir yaşantıyı, bütün isimlerin özelliklerini, nasıl çeşit çeşit ortaya konarak bütün o muhteşem güzelliği seyredebiliriz. Ama maalesef bu Nefs dediğin yani beynin hayatının, beynin yaşantısının minicik bir bölümü; Bedensellik var. Bedensel Yaşamda var.

Eee bunu gene kendisi arzu etmiş. Yani ben isteyemem. Ben nasıl yapabilirim,nasıl isteyebilirim ben, ikinci biri olarak?.. Böyle bir şeye benim şansım olmadığı için.Demekki beynin yaşantısının içinde bu bedensellik bölümü de var. Küçük bir bölüm. Ama çok küçük. O geniş yelpazede, çok küçük.

Bu olunca tabii (bedensellik olunca yani) İkinci Birisi olarak var oluyor. Halbuki hakikatte ikinci birisi de değil. Şimdi biz bunu böyle zannediyoruz. İkinci Biri diye… Kendisi olarak “ben” başlı başına bir birim olmuş oluyor. Haberi olmuyor böyle bir şeyden. Çünkü “Çokluk” böyle meydana geliyor.  “Beşeriyet”, “Çokluk” böyle meydana geliyor. Çokluğu böyle yaşıyor. Kısıtlı; sadece verilen program kadar algılayan halini… Kendi istiyor, söyleyecek bir şey yok! Ama genel anlam bu.

1810besmele03-kufi

Sonra, peki nasıl yapmalıyım ben bu durumda?

Nasıl hakikatimi tanımalıyım?…

Nasıl ben bu işi fark etmeliyim, keşfetmeliyim?

Edemezsin!!!

Kendi kendine konuş…

Hiçbir şey olmaz… Nasıl olacak?!…

S O R G U L A Y A R A K !!!!!

Sorgularsan, kendini sorgularsan, Rabbini sorgularsan, yani beyni sorgularsan… Beynin; Rabbin!!! Şu beyni sorgulamaya başladığın zaman, beyin senden korkma değil, kaçacak!… Diyecek ki, “Bu beni sorgulamaya başladı.” “Aaaaaaaaaaaa ikinci biri oldu.” “Karşıma geçti rakip oldu.” “YOK ETMELİYİM!…” Sorguladığın zaman.

Sorgulama başladığı anda, senin yok olma halin; yokluğa adım atma halin başlıyor!…

Onu tatma halin, “Yokluğu tatma hali”n …

Sen sorgulamadığın sürece ikilik halinde ve bir birim halinde, taklit eden olarak, dua eden olarak (…) , yalvaran olarak devam edersin!…. (….) yaşantına.

Ne zaman sorgulama başladı ve onu karşına aldın, ve o da ne yapacak?.

Ondan başka Ulu, EKBER yok ki, muhakkak rakibini yok etmek zorunda.

Sizi yok etmiş olacak.

Zaten sorgulama başlayınca sizi yok etmiştir!!!!

Zamanlılığı yaşadığımız için o yok etme bizde belli bir süre alacaktır. Çünkü buradaki programa göre. O programın içinde vardır o sorgulama anı, o onu yaşayacaktır, ama sorgulama anı olmayan bir düzende sorgulamayacaktır. O da, cehennem halini yaşayan birim olacaktır.

Ve dolayısıyla da SORGULADIĞIN ZAMAN, “SEN”İ YOK ETME BAŞLIYOR!..

Rab seni, beynin seni yok etmeye başlıyor.

Dolayısıyla de ona göre de talepler gelmeye başlıyor. Ve açılım başlıyor.

Nasıl açılım? SORGULAMA AÇILIMI.

Burada işte devreye Cebrail Boyutu; Cebrail as halin giriyor.

Yani Rabbinle senin sorgulama anının arasındaki bu konuşmalar, görüşmeler; Cebrail Konuşmaları…. Götürüp getiriyor sana… Sen mesela soruyorsun, bu böyle mi olacak, nasıl olacak, ben diyorum şöyle olması lazım, böyle düşünüyorum diye… Takkk sana cevap geliyor…. Bu Cebrail Yaşantısı!…

Cebrail as da demek ki sokakta değilmiş!…

O beynin içindeymiş, di mi?…

Sana vahiy getiriyor.

Ne dersen de, ister vahiy de, ister cevap de, ister bildiri de, gerçekten o ise, vahiydir. Yani yaratanın özünden sana cevap gelir.

Onun için bu sorgulama biter; ”Sen” de bitersin!…

-  Sorgulama biter mi?…

Biter. Biter. Gerçek sorgulama…

- Ekberiyeti varsa nasıl bitecek?!…

E, sen kalmıyorsun! Sen kalmıyorsun. Gerçeği öğrendin bitti. Gerçek de kalmadı, gerçeği öğrenecek kimse de kalmadı. Çünkü sen, gerçeği öğrenmek ne demek? “Sen”in olmadığını idrak etmek!.. Senin olmadığını idrak ettin mi, ki böyle sanal olmuş oldu değil mi?.. O beynin yaşantısının içinde minicik bir bölüm, bedensellik, kütle yaşamı, birim yapmış, o da onun yaşantısı zaten, isteği, eeeee bunu böyle görüp idrak edip gördüğün zaman, Gören de Kendisi olarak görüyor, artık vazgeçiyor öyle bir istekten Rab, Beyin…

Çünkü meydana çıktı foyası :) Geçti gitti :)

(Kahkahalar…)

Anladınız mı? Oldu Kendisi. O zaman n’apıyor, tüm yaşantısını seyreden halini alıyor.

2678831b003ca19f2c0ace8c6af61466

 İşte VELİ ismi açığa çıkıyor o zaman, orada.

Veli; Allah.  Allah, velisi olarak, Veli ismi olarak, orada kendini seyretmeye başlıyor.

Veli ismi o zaman çıkıyor meydana. Daha önce veli olmadı.

Yani “Birisi Veli olamaz!!!!”

-  Ama “Veli ismi başlangıçtır” diyor Üstadım.

İşte, başlangıç işte bak… Duydun mu? Veli ismi başlıyor. Ne sen veli olabilirsin, ne ben veli olabilirim, ne de o veli olabilir. Hani ben veliyim derler. Öyle bir şey yok…. Çünkü Veli Allah olduğuna göre o noktada sıfır olacaksın ki, varlıktan hiçbir şey kalmayacak ki veli ismi çıksın meydana. Ki, Veli ismi çıkınca Kendisi bütün o gördüğünüz, nefs dediğiniz yani beynin yaşantısını kendisi seyretmekte, kendisi algılamakta, kendisi bütün o sonsuz bir yelpazede ona bakmakta, onu seyredip görmekte…

Bu seyir böööööyle devam eder. Bütün, işte, veli dediğiniz o zaman veli oluyor, sadece Allah oluyor orada, onlar o seyir halini yaşarlar. Şimdi o kadar. Başka daha sonrasını  akıl geriden gelir.

- Zaten yoktu, yokluğunu anlamış oluyor.

Yokluk, bir de Allah’ın kendine ait olan yokluğu var, o bizi artık, onu konuşmamıza gerek yok.

Burada işte, bu anlattığımız konularda burada var. (Kuran Çözümünü gösteriyor)

Bak, “Biz size verdik” diyor.  Yani, yaşantınıza nefsinize verdik bunu. Beynin  Yaşantısında bunları verdik…

Onun için CUMA SURESİ’ni çok seviyorum. Ve VAKIA SURESİ… Bu iki sure olağanüstü bir şey…

  ***

O zaman BESMELE ne?… Besmele ne oluyor?…  

RABBİN KENDİ YAŞANTISI…

Bakın ben telaffuz edeyim; özür dilerim, biliyorsunuz tabii…

<BENDEN BAŞKA İKİNCİ VAR OLANI KABUL ETMEYEN; İSMİM ALLAH; PLANLAYIP PROJELENDİRİYORUM, BİLFİİL YERİNE GETİRİYORUM!!!!>

Şimdi, gördünüz mü anlamı?…

BENDEN BAŞKA İKİNCİ BİR VAR OLANI KABUL ETMEYEN; İSMİM ALLAH, PLANLIYORUM, PROJELENDİRİYORUM,  BİLFİİL YERİNE GETİRİYORUUUUUUM.

Eee şimdi planlayıp programlamak , planlayıp projelendirmek..

Bilfiil yerine getirmek de Rahimiyettir.

Kendisi olarak… Bak beyin bunu yapmakta….

-  O zaman Fatiha’da niye iki kere geçiyor Rahman ve Rahim?.. Besmelede geçiyor, sonra Fatihada da geçiyor. Niye iki kere?..

Rahman ve Rahimini anlatıyor.

- Hamd Hamd Hamd, sonra tekrar Rahman ve Rahim geçiyor?

Tabii işte Hamd, iyi ki söylediniz, şimdi hani biraz önce anlattık ya, sizin, sorgulama bitti veli ismi başladı, hani, işte Hamd o zaman başlıyor. Hamdeden hali o zaman başlıyor. Yaşamda Hamd o zaman başlıyor. Ve dolayısıyla Sübhanlık da başlıyor. Yani zaten var da seyretmesi Sübhanlığını ve Hamdlığını yaşaması işte o zaman başlıyor.

Dolayısıyla da zaten işte bu Fatiha’nın anlatımı zaten.

Yani şu BEYNİN YAŞANTISI; FATİHANIN YAŞANTISI… açılımı…

Baştan sona kadar. Çünkü bakın, Rabbül Alemiyn… Beyinler aynı değil mi?..

Sizin şu kafatasınızın içindeki beyin, eşinizin kafatasının içindeki beyin, şuradaki beyin, hep aynı beyin… Minicik farkı yok. Bütüüüüüüün evrende, evrenlerde deyin, kim var kim yok, her esma bir birimin beyni var, o beyin de benim beynimle aynı beyin!…  

- Farklılık nereden geliyor o zaman?…

Yaşantısından!!!

Her beyin, ayrı, farklı yaşantı ortaya koyuyor. Hayatı…

Her beynin hayatı farklı. Yaşantısı farklı.

İşte Allah’ın Sübhanlığı ve Allahın Hamdlığı burada oluyor!!!

Çünkü Sonsuz Sınırsızlığı burada oluşuyor.

Bakın bir tablo  bir ”An” üzere ne kadar çok yaşam koyuyor ortaya!.. Kendisi…

Muhteşemliği görüyor musunuz?

Aynı beyin, burada yaşantısı farklı, orada yaşantısı farklı, orada yaşantısı farklı, kendi özelliklerini aynı anda yapıyor.

Gördünüz mü? İşte Holografik Yapı ve Hologram bu… Ben bir hologramım, bütünü de holografik yapı.

İşte zerre küllün aynısı olması konusu bu! Değil mi?…

Beynim aynı beyin, ama yaşantım farklı, ama aynı beyin, hep bir arada, hepsi bir yaşam. Hepsi…

Biri bir şey yaparken öbürü başka bir şey yapıyor, işte Tek Beyin, bütünü yaşamış oluyor.

Gördünüz mü?… Hologramı anlatabiliyor muyum acaba? Hologram ve Holografik Yapı?…

Bütün beyinler aynı beyin mi?..

Eeee. Bütün beyinlerin bütünü, holografik yapıyı oluşturuyor. Onun içindeki tek beyin de bütün beynin aynısı değil mi?.. Eee O aynı beyinde burada bu işi yapıyor. Hologram.

Yani bu yapı… (Kafayı gösteriyor) Şuradaki beyin; bütünün aynısı…

Dolayısıyla tek bir yerde bir beyin yokmuş!

Yani bir yerde kocaman bir beyin var da Allah Beyni; diğer beyinler de ona bağlı değilllll…

Öyle bir yerde tek bir beyin yok….

Yani esma dediğimiz, esma yaşamı dediğimiz, esma boyutu dediğimiz yaşam, holografik yapı, böyle bir yaşantı. Beyinler halinde ortaya koymakta sonsuz sınırsız yaşamını ki tüm özellikleri itibarıyla.

SCV033 Savas Cevik Kufi Hat CalismasiO yüzden işte, Allah sonsuz sınırsız olduğu için, burada bu beyinde olduğu için, hologram olduğu için, sen sonsuz sınırsızlıkta da yaşayacaksın. Yoksa mümkün değil. Varlık olup da senin sonsuz sınırsız halde yaşaman mümkün değil. Beyinden dolayı, aynı beyinden dolayı. Hologram olduğun için, sonsuzluğa kadar yaşamak zorundasın, çünkü kendisi. O yüzden ben diyebilirim. Ben, sonsuza kadar yaşamam mümkün değil ikinci biri olsam. Fani olmam lazım. Varlık öyle… Değilmi ? Bu beden gidecek. Varlıkların hepsi ölür, kim varlıksa ölecektir… Varlık olmayan yaşayacaktır. Dolayısı ile hologram olmam nedeniyle sonsuza kadar yaşıycam.

Yaşantı da onun, benim yaşantım değil, dolayısı ile sonsuza kadar yaşıyacak olan kendisi…

O yüzden sorgulamaktan korkmayalım, hiç bir şey düşünmekten korkmayalım. Herşeyi düşünebiliriz, serbest, çok sorgulamalıyız, her şeyi, en ince noktasına kadar sorgulayabiliriz. Hiç çekinmiycez, çekindiğimiz anda, esas o, yeni bir esirliğe devam ederiz. Hiç çekinmeden, cesurca sorgulamaya devam… (O zaman ….. ) Yoksa affetmez….

Bu anlattığım bir sırdır…

Çünkü herkes öyle, e nasıl yapıcam, e doğruyum, çalışkanım, ibadet ettim, namaz kıldım, hiç bir şeye varamazsın, iyi bir müslüman olarak devam edersin.İkilik halinde yaşayan, Rabbine saygı sevgisi olan, kul olan biri olarak,çünkü Rabda korku olmaz haşyet olur. Olağanüstülüğü….

(Bir Hakikat Sohbetinden Not Edilmiştir)