Bir İnfilak

Bir İnfilak

Felak; İnfilak kelimesinin kökeni olan kavram…

“Hızla, sür’atle, hayret ettirecek ölçüde değişim ve dönüşüm” demekmiş aynı zamanda!

Bombalar, infilak edermiş!
Yakıt tankerleri infilak edermiş çakmak veya kibritle yaklaşırsan!..
Deposundan yakıt sızdıran arabalar infilak edermiş!.. 
Dinamitler infilak edince tuz buz olurmuş kayalıklar, yüce dağlar!

Felak; Tohumun Çatlaması… Tohumdaki öz, yumurtadaki yavru kendi kendine çatlatırmış kabuğunu. Dışarıdan bir el değilmiş onları çatlatan. Kendi kozasını delmek isteyen kelebeğe yardım etmiş bir yufka yürekli. “Çıkıversin de uçuversin” demiş duygusalın biri… Uçamamış çıkan yavru kelebek. Çünkü sadece ve sadece kozasını kendi kendine delebilenler uçarmış! Yardımla kozası delinenler değil!

Felakın Rabbi… İnfilakların, Filizlenmelerin Rabbi…. Sığınmak mı? Sinmek mi bir köşeye?.. Kaçmak mı bir duvar ardına yoksa?….

Yoksa… Yoksa, geri çekilip Türklerin HİLAL SAVAŞ TAKTİĞİ gibi içeri alarak boğmak mı düşmanı?… İçeri çekmek için geri çekilip seyretmek mi yoksa Eûzü…?

“Dünyanızdan geri çekiliyor, özümdeki İNFİLAK kudreti, FİLİZLENME potansiyeli olan boyutuma yöneliyorum” desem, hitabım kimedir ki?

Yarattıklarının Şerrinden… Ah şu beynim yok mu?! Düşünür, hayal eder, kurar, sarar film şeridi gibi de durmadan yaratır, suretlendirerek çeker hayatıma! Bir fabrikanın seri üretimi gibi yaratıyorum da yarattığımın şerrini hesap edemiyorum bazen…

Çocuk istedim Allah’tan yıllarca. Verdi, verdi de uykularım gitti…
İlim istedim; yayılmak, genişlemek istedim… İstediğim ilmin pahasını hesap edemedim…
Kitaplarım olsun istedim, okurlarımın beni yanlış anlayabileceğini hesap etmedim…
Yaratıyorum da hesap edemiyorum bazı şeyleri…
Hesap edemediklerimde de o boyuta sığınsam, daha mı az yanar canım ne?…

Karanlığı Çökünce Gecenin Şerrinden… Gece; Vahdet, Teklik ve Hakikat… Bürüdü bütün düşünce dünyamı Hakikat… Öyle şeyler fark ettim ki; söylesem kellem alınır!.. Dile döksem, akıllar karışır!… Hakikat her yanımı bürüdüğünde; o hakikati kollama ve korumanın yollarını unutursam eğer; gecem; hakikatim şerrim olur benim…

Genelde de kollama ve korumayı unuttum da sevildiğim meclislerden dışlandım!… Çıplak söyledim gerçeği diye “Ayıpçı” dediler bana mahallenin çocukları… “Ayıpçı” oyunumuza istemiyoruz seni!…

Düğümlere Üfleyen Kadınların Şerrinden… Kıssa bu ya, Şeytan kadına bir gün şöyle demiş: “Ben senin şerrinden Allah’a sığınırım.”

Hurraaaa! Haydi kadınlar eyleme kalkın, “Aşağılanıyoruz, eşitlik isteriz” diye. Bakın, kadın düşmanlığı ettim…

Sahi, hem kadın hem erkek kromozomları taşıyormuşum…
Duygularımı, ideallerimi, arzularımı, tutkularımı, takıntılarımı toplamışım da bir “KADINLAR (Duygular, Şartlanmalar, İdealler) HAREMİ” KURMUŞUM KENDİME!

Haremim ne kadar kalabalık Ya Rabbi!… Oysa Kur’an; “Bilirseniz sizin için bir tanesi daha hayırlıdır” buyururken ben onlarcasını almışım haneme!… Bir tek ulvi yaşam gayesine yönelsem yetermiş ama dörder, üçer, ikişer almışım kadınlardan… Pardon duygulardan ve idealize ettiklerimden…
Neuron-light
Beynimden, kalbimden sinir ağları ile yayınlananlara durmadan üflermiş haremimdeki kadınlar… Hem de tükürükleyip tükürükleyip üflerlermiş; beton harcı karar gibi düğümlerimi, kilitlerimi, vazgeçemediklerimi yoğurur; salya sümük ıslatır; iyice düğümlensin, düğümlensin de esfele hapsolup hiçbir yana kımıldama imkanım kalmasın diye durmadan çalışırlarmış….

Haremimin şerrinden İnfilak ettirecek, Yeşillenecek, Filizlenecek boyutuma çekiliyorum. Bombanın pimini çekebilirsem haremim de tuz buz olacak inşaAllah…

Haset Ettiğinde Haset Edenin Şerrinden… Nasıl çözmeli ki?… Hasetçinin şerrinden dememiş de haset ettiğinde şerrinden demiş… Bu hasetçi haset etmediğinde işe yarar, iyi bir şey mi ki acaba?

Dün gece namaza kalkıyordum…
Bedenim hasedinden çatır çatır çatladı yaaaa!
Bilincim yangın körükledi arka çıktı ona, “Gündüz de Allah için çalıştın, yatıver!..”

Hemen geri çekildim, sığındım HASET EDENİN HASEDİNDEN İNFİLAK ETTİREN RABBİME…

“Rabbim” dedim “Yardım et!…”
Yardım etti. Abdest alarak çektim bombanın pimini. Bir uyandım ki sormayın.

Secdeye vardığımda; yüreğimde filizlenenleri suladım göz bebeklerimden…
Secdeye vardığımda; infilak eden bombalar yerle bir etti benliğimi…
Muhammedi Boyut filiz versin, boy versin de sürsün arzdan semama doğru diye…

{“Kur’anın Kalbinden Hayatın Kalbine Yürüyüş” kitabından alınmıştır.}

http://www.kitsan.com/MEHMET-DOGRAMACI-11-KITAP-TAKIM,PR-925.html

pr_01_2363