Değiniler-61

Değiniler-61

DEĞER

Kendinden başkasına değer vermeyen; kendinden başkasından değer göremez.

Değer vermek; değerlendirmektir. Değerlendirmediği halde değer verme görüntüsü vermek; egoist bilinçlerin göz boyama aracıdır. Yersen!

Kendi değerlendirmeleri ile sevdiğini değerlendiren; kendini kandırmaktadır. Sevmek, sevileni, onun değerleriyle değerlendirmektir.

Sevginin göstergesi değer vermektir. Hem sevdiğini söylemek hem de hal, hareket, fiillerle egoyu sevdiğinin önüne geçirmek samimiyet midir?!

Sevdiğinden geleni yorumsuz değerlendirmek seviyorum iddiasındakine zor geliyorsa o egosunu sevmektedir. Egosunu seven, kimseyi sevemez!

Sevdiğinden geleni; başka verilerle kıyas eden, ölçüp biçen, onun hakkında hükme varmak isteyen sevgiye şirk koşmuştur. Şirk; sırf azaptır.

SOSYAL GRUPLAR GERÇEĞİ

İçinde olduğu sosyal grubun gerçeğini görmek isteyen biraz onun dışına çıkmalıdır. Grup aidiyeti, grup içinde objektif gözleme izin vermez.

Gruplar kendini önemseme ve önemsetme adına varlık sebeplerinin evrensel olduğunu mensuplarına ustaca dikte ederler. Acaba öyle midir?!

Hepsi de grup olmanın ortak özelliğini taşımalarına rağmen, hepsinin de mensuplarına empozesi “Biz Farklıyız” eksenindedir. Ne garip!

Grupların şu hali çok trajikomiktir: “Grup değiliz, grupçu değiliz, cemaat değiliz, sadece kardeşiz” Grupturlar ama hep inkar ederler…

Ego; hakikate ulaşma görüntüsü altında grup aidiyetinin onur, paye, farklı olma,adanma vb peşindedir. Gruplar egoyu, ego grupları besler…

Gruplarda zihne yapışan kene: “Bizimle olmazsan hedefe varamazsın” inancıdır. Buna bir kere inandırılan birim, kolay kolay kurtulamaz!

Grubun alt kümesinden bir üst kümeye transfer olmak; cehennemden cennete girme hazzı yaşatır zayıf, zavallı, cahil bilinç düzeylerine…

Grup aidiyeti öyle bir bilinç kozası örer ki; başkasında günah-haram olan fiiller; grup üyelerinde yaşanmışsa doğal hale gelmeye başlar!                   

Sıradan biri yapınca “Vay namussuz, vay alçak,vay hain” dedirten eylemler grup üyelerinden yansıyınca “Vardır bir hikmeti” moduna bürünür!

Hikmet bazen daha ileriye kutlu anlam yüklemeye de gider: “O şimdi hakikat sınavında. Dünya imtihan dünyası” diyerek örtülür pislikler!

Grup Lideri; grup üyeleri nezdinde kudretli, masum, etkin ve insanüstü sıfatlar sahibidir. Eskiler yenilere bu sırrı (?!) telkin eder…

Hiç kimseyi grubu kurtaramaz. Gruplar şefaat edemezler.  İnsan yalnız doğar,yalnız yaşar,yalnız ölür. Ebedi yalnızdır. Sakın unutulmaya!

HAKİKAT TEKLİK, HAYAT ÇİFTLİK

Sözün Hakikat noktasında gerçek olması Şeriat düzleminde doğru olduğu anlamına gelmez. Özellikle kamuoyuna hitap edenler buna dikkat etmeli.

Hakikat; her şeyin hak olduğu, hak görüldüğü düzlemdir. Haram-helal, günah-sevap, doğru-yanlış o düzlemde Tek. Hayat; ise zorunlu Çiftliktir.

Hayatın Çiftlik olması; Şeriat denen kurallara uymayı zorunlu kılar. “Hitabım Hakikat seslenişi” diyerek Şeriatı çiğnemek; vebal almaktır.

Muhammedi; Hakikatin, Şeriatın hakkını vererek dengede yaşayandır. Muhammedinin Şeriati çizdiği görülmemiştir. Teki bilen; Teki niye bölsün?

Kişi, sadece kendi düşünce, söz ve fiillerinin değil başkalarına düşündürdüğünün, inandırdığının ve yaptırdığının de sonuçlarını yaşar!!!

HAYRA KILAVUZLUK EDEN; ONU YAPAN GİBİDİR. ŞERRE KILAVUZLUK EDEN; ONU YAPAN GİBİDİR. {Hz. Muhammed sav}

Vebal alma, Günahına girme,Aklını çelme tavsiyeleri boş değildir. Ağızdan çıkanı kulak duymalıdır. Hakikat, şeriat ölçüleriyle söylenmelidir!

UYARAN DA UYARDIĞINI YAŞAR MI?

Kişi çevresini hangi konuda uyarır, sakındırırsa onu ilk yaşayacak olanın kendisi olması da hayli ilginç v istisna bir sistem mekanizmasıdır.

“Allah korusun, ortalık karışık, aman fitneye prim vermeyin” diyeni bir gün fitne başı olarak görürseniz şaşırmayınız! Nasıl bir sistem bu?!

Zikir hızlı açılım getiren mekanizma. Düşünün ki biri sürekli “Tehlike var, ahlak elden gitti” vb tekrarlıyorsa neyi oluşturuyor bu zikriyle?

İslam fiile buğzetmeyi emreder, faile değil. “Hırsızlık günah” deme hakkınız var ancak,hırsız da olsa Allah kulunu aşağılama hakkınız yoktur.

Kim ne işlerse işlesin açığa çıkanın sadece Allah Takdiri olduğunu bilen, hiç bir kulu, hiç bir eyleminden dolayı kınayamaz, aşağılayamaz…

Dile dökmeksizin sadece akıldan, düşünceden geçen kınamaların bile hayatın bir anında bedel ödeteceğini söylemeliyim. (Yaşamasam yazmazdım)

“Gençlik çok başıboş, serserilik kol geziyor. Çok şükür çocuklarım iyi..” Demeeee! Sakın demeee! Yakma çocuklarınııı! Yakma torunlarını!..

Kim, kimi ne ile kınarsa kınasın hakikatte Allah’ı kınamıştır. Allah’a cephe açacak kadar korkusuz ve cesursan yargılarına devam et.

Gerçek Allah Ehli Zatların “Ortam çok kötü, fitne kol geziyor, sapkınlık, taşkınlık arttı” dediğini hiç duymadım. Nedenini sen düşün!

Seni uyardığımı sanma. Kendimi uyanmış saysam seni de uyarırdım. Benimki sadece gözlem ve tecrübe karalaması. Birbirimize çok dua edelim…

EHLULLAHI DEĞERLENDİRMEK 

Bir Allah Ehliyle görüşmeye gidersen sakın daha önce yararlandığın Ehlullahtan konu açma! Bu, onu ikinci sıraya koymaktır, edepsizliktir…

Sorunlu, vehimli, karmaşık bir zihinle Ehlullah sohbetine giden; o zihni Ehli karşısında bile susturamamışsa, Aynaya gözlerini yummuştur!

Ana yayını aşk olan zata Bilimden konu açmış… Ana ekseni bilim olan zatı da Aşk konuşmaya zorlamış…  Nasipsiz işte…

Bir defter dolusu soruyla sohbete gitti. Sordukça sordu, cevap aldıkça yazdı durdu. Çıktı, kafa gene karışıktı. Kayıtlı gitti, kayıtlı döndü.

Abdest aldı, zihnen teslim, kemal-i edeple girdi sohbete. Söz verilmedikçe konuşmadı. Huzurla çıktı. Tüm soruları cevaplanmıştı kendiliğinden.

Hakikati anlatanları iyice inceleyeyim, şöyle bir tartayım, sonra birini seçerim demiş. O gün bugün geziniyor, delibaş koyun gibi garibim…

Hakikat adına önüme çıkanı değerlendirir, orada burada gezinmem, nasibimin şükrüne gayret ederim demiş. Gün be gün ilerlemiş gelişmiş güzelim.

Bebekler; annelerini başka annelere, emdikleri sütü başka sütlere kıyas etmeyi bilmedikleri için hızlı büyürler… Anladın sen…

Şayet Ehline güzelce yönelebilirsen şu çarpıcı gerçeği açıkça görürsün: Allah Ehlindeki şefkat, annende bile yoktur. Buna yemin edebilirim.

Sıradan binlercesinin göğe çıkarmasından, gönül verdiğim zatın yere geçirmesini tercih ederim. Alkışa kanan, azara yanan nasıl bilsin nimeti?

AYNAYA SIRT DÖNEN KENDİNİ GÖREBİLİR Mİ?

Üst Bilinçten hem ilim hem de hali kendimize kopyalamanın olmazsa olmazı; ona hürmeti elden bırakmamaktır.

Hakikatine ilerlerken hızlanmak ve gönlünü genişletmek istersen senden bir gün önce bu işe başlayana, senden bir cümle fazla bilene hürmet et.

Hakikatine yönelenin önünü kesen en büyük bariyer; yolun öncüleri ile didişmeye, tartışmaya hatta onları yok saymaya kalkışmaktır.

“Ne yani, konu ilimse herkesle tartışırım, o da insan ben de” yaklaşımında olan kendi ayağına sıkmıştır. Diyebilirim ki intihardır bu!

Yazıya aynı dönemde başladığım iki kalemden birine “Hakikatle Bilimi yoğuran” diğerine “Tefsire ruh katan” derdim. Önleri açıktı. Ne mi oldu?

Yayınları zamanla artacakken iyice zayıfladı. Biri, çağdaş bir Ehlullaha muhalefet yazıları yazmış, diğeri “Ben bilirim”e kapılmıştı. İşte intihar!

Nasıl anlarsın bilmem ama ben şuna şahidim; Ehlullaha muhalefet eden iflah olmuyor! Onları sevenin, hürmet edenin önü açık. “Hayırlı Cumalar”

AİLE BAĞ MI DONANIM MI?

Sağlam, sevgi dolu, huzurlu Aile Yaşamı; hakikatini idrak- yaşama konusunda paha biçilmez bir sermayedir. Aile; bağ- kayıt olarak görülemez!

Aile bağ değil donanımdır. Donanımı güçlü olan; emin, hızlı, istikrarlı yol alır. Bağlardan kurtul önerisini; donanımı yak anlayan gafildir.

Ailesinde; eşinde, çocuklarında Hakkı müşahede edemeyen; toplumda esma seyrine çıkmış öyle mi? Sevsinler, ne güzel de kandırıyor kendini…

DİNLEMEK

Dinleme nezaketi olmayan anlatma letafetini hak etmemiştir. Hak etmeyene ikram etmek; nimete zulümdür.

Konuşurken iki de bir sözünü kesen, lisan-ı hal ile “Görüşüm seninkinden daha önemli” demektedir. Onun için yorulma, değmez…

Her seferinde dinleyen ama bildiğinden hiç şaşmayan; açıklama-ikaza rağmen fasit dairesinden çıkmayan oyun istemektedir. Parkı göster, oynasın!

Dinleyen; kısa sürede şu sırrı apaçık seyreder: Aklındaki tüm sorular cevaplanır kendiliğinden… Dinleyendir; konuşturan aslında. Ah bilse!

Benlik küçüldükçe dil kısalır. Dil kısaldıkça kulak açılır. Hitaba kulak kesilene nimet kesintisiz sağanak olarak yağar. Susmayan duyamaz…

Semi’nâ ve Eta’nâ; İşittik, itaat ettik. (Bakara-285) Dinleyen işitir, işiten algılar, algılayan hitaba itaat eder. İtaat eden arınır.

Dilini susturamayan, Vehmini durduramaz. Vehmini durduramayan egosuna hâkim olamaz. Dinleyen; kurtuldu, dense yeridir. Hazmıyla kolaylaşsın…

PİRE İÇİN YORGAN YAKMAK

“Pire için yorgan yakma” tabir edilen tutumların en hazini; Hakikat İlmi konuşan bazılarının hallerine bakarak Hakikat İlminden soğumaktır.

Filanın kitaplarını okuyor, sohbetlerini dinliyormuş. Dünyasına ters bir şeye görmüş veya duymuş hepsini çöpe atmış. Haklı mı? Zavallı mı?

Hakikat Sahipsizdir. İlim de Sahipsizdir. Hiç kimse bunlara sahip olduğu, bunların duayeni olduğu iddiasında bulunamaz! Neye yaradı tepkin?!

Hakikate sadece Şahit olunabilir. İlme sadece Ayna olunabilir. Ama bil ki bunlar sadece Allah’ındır. Allah’ın olan; hepimize ikramdır.

İlim sana, yansıtanı yargıla diye mi geliyor yoksa yaşa diye mi? Marul aldığın manavın, muayene olduğun doktorun halini de didikliyor musun?

“Yazdıklarını, konuştuklarını yaşamadıklarını gördüm. Buz gibi soğudum.” Aferin, birilerinin başına Tanrı kesildiğinden habersiz dostum!..

Hakikat İlmi sana “Allah Kulu” olasın, kulluk huzuru yaşayasın diye gelirken sen “Tanrı Yardımcısı” olarak denetçiliğe soyundun öyle mi?!

“Rakı içiyor” mu dediler, “Ayrandır o ayran” de! “Çaldı” mı dediler, “Emanet almıştır emanet” de evladım! {Bandırmalı Tatlıcı Ali Öztaylan Efendi ks}

726617-bandirmali-ali-oztaylan-amca

 - İlim ne zaman bizde oturdu diyebiliriz?

 - Bakırköy’den Eminönü’ne yürü. Yolda gördüğün hiçbir olay, hiçbir kimse, hiçbir şey sana ters gelmezse bu iş tamamdır. 

  { Bandırmalı Tatlıcı Ali Öztaylan Efendi ks }

ibrahim_gamard_4

 - Hocam, Vahdete nasıl aşina olurum?

 - 02.30 da Taksime çık. Seyret. O saatte orada olanlar için “Hepsi hak” der, içinden bile rahatsız olmazsan tamamdır.                                                          

{Ahmed Selahaddin ÇELEBİ}

Allah Esmalarının açığa çıkışını “Hak Görmek” ile Sünnetullah gereği korunulması, kaçınılması gereken şeylere prim vermek aynı şey değildir!

Hak Görme, bilinçte yaşanır. Bize düşen, sünnetullah (şeriat) ölçüleriyle uygulanması gerekeni uygulamak, korunulması gerekenden korunmaktır.