Değiniler- 64

Değiniler- 64

DUA ANLAYIŞI

“Dua edeceksin de bir şeyler olacak” mı? Yoksa sen “Haberdar olsan da olmasan da beynin her an, her haliyle dua etmede” mi?

“Irmak, sen görsen de görmesen de her an akmada” mı? Yoksa sen “Fark edince akmaya başlayacak da o zaman sulayacak” mı?

Eskiden “Dua ederim, buna göre oluşur bi iznillah” diye anlıyormuş duayı. Şimdi “Dua sadece oluşa, akışa katılmak ve ona uyumlanmak” diyor.

“Mutluluk bir şeylere sahip olmak” diye inandırılmışız. Bu inançla duamı egoma bulaştırıp zehirlemişim. Sahiplik için dua mı edilir mi hiç?

Şöyle bir baktım, ne çok lütufla bezemiş bizi Rabbül Âlemin. Yeni şeyler istemek? Verdiğine şükredebilirsem -ki güç yetmez- bir gün isterim.

Düşündüm de incir çekirdeği mevzularla nasıl zulmetmişim emanet bedene, bilince! Hayal İddialar, Sanal Kavgalar, Ateşli İspatlar. Yanan kim? Yakan kim?

Filmdeki aksiyona, efektlere, repliklere öyle kaptırmışım ki ısrarla omzumu sarsmasa kendime gelemeyecektim. Tanıştık, “Resul” müş adı…

Her bilinç kendi dünyasında yaşar. Serinlemişse de dünyasında, kavrulmuşsa da dünyasında. Dünya’da ve herkesle beraber olduğu zannıyla…

Surat astık, alındık, darıldık, kırıldık, tavır aldık… İçimizdeki kavga dışımızdaymış gibi… Traji- komik değil mi?!..

Zihin gürültülü, benlik karmakarışık. Derinlerde bir konser ki doyamazsın dinlemeye. Tellere dokunmak, ritim tutmak inan senin elinde…

İÇ- DIŞ VE GERÇEK

İçinde, insanlar hakkında sınıflandırma, küçümseme ve ayrıştırma taşıyan bir zihnin sahibine sunacağı dünya; bunalım dünyasıdır.

Her beyin içindeki dünyayı dış dünya gibi algılamak üzere kurgulanmıştır Yaratıcı tarafından. Kabullenmesi çoklarına güç gelen gerçek budur.

Dış Dünyadan sana gelen eleştirilerin hangi eksende döndüğünü kavramaya bak! Bil ki o yönde zihnî bir kilidin var. Açamazsan, hiç değişmez!

Tarih boyunca ve günümüzde en çok ayrımcılığa tabi tutulan insanlara, toplumlara bakınca şunu görürsünüz; Kendilerini herkesten üstün sayıp ayrıştırmışlardır.

“Dinimiz üstün” diyeni din baskısı, “Irkımız üstün” diyeni ırk ayrımı, “Sınıfımız üstün” diyeni sınıf taarruzu hiç yalnız bırakmaz! Anladın?

Kim, hangi konuda, kendisini diğerlerine nispetle özel saymışsa; o noktadan insanların kendisine cephe açmasına ortam hazırlamıştır.

Unutma, sözle tevazu olmaz. Beyinler beyinleri duymadadır her an. Dil, tevazu derken kafa kendini özel sayıyorsa; etraftan saldırıyı çeker.

Yabancı elçiye “Titremene gerek yok. Kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum” diyen Evrenin Kalbi (sav) cepheleri sevgiyle sıfırlamıştı.

Çevre, senin hakkında yanılıyor mu yoksa sana, görmek istemediğin gerçeğini mi yansıtıyor? İyi düşün! “Çevre yanılmaz” desem siner mi içine?

Herhangi bir konuda aynı eleştiriyi en az 3 kişiden duymuşsan bil ki Hakikatin sana “Düzel” çağrısı yapmıştır. Çağrıya uymak hepimize hazmıyla, kolaylaşsın [AMİN]

KÖR

Köre Ayna tutulmaz. Köre fener de verilmez.

Allah’ın “Körlük” ve “Görmeme” murad ettiği kuluna gösterme ve onu aydınlatma çabası da Allah’a isyandır.

Düşeni kaldırabilir, muhtaca yardım edebilirsiniz. Hakikatini Tanıma böyle değildir. Kişi kendi istemedikçe ona kendini tanıtamazsınız!

Yaşamış olanların tecrübesine itibar etmeyenler; kendi hakikatlerini mekr yollu yaşayacak olanlardır. İtibara alan; Lütuflarla ilerler…

“Biliyorum” edası “Sendeki bilgiye kapalıyım, Allah bende körlük diliyor” demektir hal lisanı ile… Onun kapısını zorlama, rahatsız etme!

Yansıttıklarınıza sürekli itiraz eden alıcı olmadığını beyan etmiştir. Onu ikna çabası; Allah lütfu enerjinizi israftır. Buna hakkınız yok!

İddialaşma ve doymak bilmeyen delil isteği; Şeytaniyettir. Bu tiplere harcayacağınız vakti; Öğrenmek, Hallenmek isteyen samimilere ayırınız.

DOSTANE BEYANLARA SAMİMİ KARŞILIKLAR

- Çok istediğim halde bazı konulara yönelemiyorum.
- Çok istemiyorsun! Gerçekten çok istesen o konulara yönelişini kolaylaştırırdı beynin.

- İlim önceliğim olsun istiyorum ama işler güçler yakamı bırakmıyor.
- Önceliğin işler güçler senin. İlme öncelik verme lakırdısı hiç etme!

- Ne zaman hayırlı bir işe kalksam bir dizi engel çıkıyor.
- İşler arasında hayırlısına öncelik versen diğerleri kendiliğinden geri çekilir.

- Defalarca niyete aldım, bir türlü görüşmek kısmet olmadı.
- Önceliği “Her şey” olan, hiçbir şeyi niyete alamaz. Alsa, görüşürdü çoktan.

- Piyasa allak bullak kardeşim. Ödeme alamıyoruz. Bir darlık ki sorma.
- Piyasa allak bullak kabulüyle yola çıkarsan; göreceğin elbet budur.

- Düzenli kitap okumayı çok isterim. Ama internet çok meşgul ediyor.
- Peşine “Ama” eklenen her niyet ölü doğumdur. Ne bekliyordun ki?!

- Din, tasavvuf alanı çok sesli. Kafam karışıyor…
- Pazar kalabalık, pazarcı çığırtkan. Benim tezgahlar bellidir. Hiç şaşmaz. Alır çıkarım.

- “Dünyaya koşan yetişemez. Ahirete koşanın dünya peşine gelir”?
- Önceliği Hakikati olmayanı zorlar hayat. Önceliğin Hakikatinse kolaylaşır!

- Hakikatime ayna bulamıyorum. Kime yönelsem eksiği çıkıyor.
- Birisi “Bineceğim araba henüz imal edilmedi” derken binlercesi yolu yarıladı.

- Merkür rötarda, sakata gelmeyelim. Çok dikkat!
- Kafamı yokladım, yerinde. Beynim de sağlam. Hiç rötar yaptığını görmedim beynimin, dermişim.

- Kriz geliyor. Akaryakıta zam kapıda. N’olur halimiz?
- Bana bi şey olmaz. Zam etkilemiyor beni. Çünkü hep 100 liralık yakıt alırım. (.!?.)

- Sorularıma cevap bulamıyorum. İçim kasılıyor.
- Sorularım; cennetimdir. Cevap mı? Sorgulama zevki yanında damla bile değil. Tadını çıkar.

O BİLİR

O, beni benden içre bilendir. Onun beni bildiği gibi bilemem kendimi. O bilir O duyar O görür O çekip çıkarıp aslıma iade eder bi iznillah.

Fırtına, kasırga ve zelzeleden kendisine sığınılanın; onları bizzat yapan olduğunu fark ettiğinde sığınmak; bir başka boyuttur senin için.

Sığınaktır Dost. Sığınmanın dahi perde oluşunu yaşayasın diye. Vahşi ormana, ıssız çöle de yine o atar seni.  Yüzleşesin, Özleşesin diye…

Baş sıcak, ayak serin, benlik hanesi cennet. Evini kundaklayıp ateşe veren seni çıplak sokağa fırlatan Dosttur. Bebeyi kundaklayan, benliği de kundaklar!

BİLİM MASUM MU?

Din, tarih, kültür efsaneye açık olduğu halde “Bilim net, bilimde efsaneye yer yoktur” genel kabulü kitlelere hakim. Bu kabül  doğru mudur?

Irkçı, dinci, sömürgeci empozeler ve algı operasyonları herkesin malumu. Peki ya bilimsel empoze ve algı operasyonları? Hiç düşündük mü?!

Asırlardır süren ideolojik kavgalar hayatın pek çok alanını etkilerken bilim bundan uzak mı kalmıştır? Bilimin için ideoloji düşünülemez mi?

11 bin m.den daha altına hiç inilmediği halde yer katmanları, özellikleri, ölçüleri, çekirdek ateşi vb ne kadar gerçek? Hipotez mi ispat mı?

“Bilimde hayale yer yok”sa, “Bilim gözle görülür”se yer katmanları hk bize niçin “Bu tahmin” demiyorlar da ispatlı kanun gibi öğretiyorlar?

Atomaltı konuşmak, söze Kuantumla girmek çok cazip. Peki basit bi soru; Aramızda String gören var mı? Stringler teorem mi, ispatlı kanun mu?

Doğu, Orta Doğu, Batı, Yakın Doğu, Uzak Doğu, Uzak Asya, Yeni Dünya Amerika… Bu isimlendirmeler maksatsız, bilimsel, objektif mi? Yoksa?!

Dünya Haritası önümüze açıldığında Avrupanın merkeze konduğunu fark ettiniz mi? Ekvator altı ülke ve kıtaları yok sayma eğilimi masum mu?!..

“Yer Çekimi”ni bilimsel kanun diye biliriz. Hala itiraz edip yeterince doyurucu ispat yok diyen bilim adamları var. Niye itibara alınmazlar?

Kablosuz Elk. Dağıtımı yapan Nikola TESLA maceraperest diye dışlanırken bizi kablo ağlarına dolayan EDISONun öne çıkarılması maksatsız mı?!

Bilimin de Yargılanacağı; Küresel Güçlerin bilim üzerinden yaptığı suistimal- sömürünün de hesabının sorulacağı günler uzak değil dostlarım.

İnsanlığa yapılan en büyük algı operasyonlarından biri de “Bilimsel olan matematiktir, matematik mutlak gerçektir” kabulüdür. Uyanmak gerek!

DOST

İnsan, insana zehir akıtır. İnsan, insanın zehrini alır. Zehri alacak dost varsa ne güzeldir arınmak. İşte o zaman anlam kazanır yaşamak…

ÖTEKİNİ TAHLİL EDERKEN

Sürekli biçimde insanların hal, hareket ve görüşleri hakkında durum tespiti yapanlar; kendi durumlarının tespitine vakit bulamazlar…

Egonun fark edilmesi güç tuzaklarından biri de “Ötekiler”i tahlil, durumları üzerine fikir yürütmedir. Oysa “Ötekiler” hiç var olmamıştır!

Kendine toz kondurmak istemeyen ego sosyolog kesilmede pek mahirdir. Kişiler, gruplar, toplum üzerine ne tespitler yapar, aman ne tespitler.

“Bir uzman olarak söylemeliyim ki, onlar…” Breh breh breh!.. Ne güzel değil mi? Ego hep uzmandır zaten. Hemen her konuda, her şeyin uzmanı.

- Üzgünüm ama sizde kendini bir şey sanma hastalığı var.

- Üzülmeyin, memnun oldum ben. Ha bu arada, adım AYNA benim! Unutmayın e mi?

“Egoyu sadece ego görür. Egodan arınan; karşıda ego görmez” mealinde bir hakikat beyanı hatırlıyorum. İşittiğim günden beri çarpmıştır BENi.

- Aradığımı kimsede bulamadım. Uzandığım elimde kaldı. Yalnızım.
- Hiç kimse ve hiçbir grupla uyumlanamayacak kadar egoist ve küstahsın demek!

Kendini gözlemlemeye başlayanın hiç kimseyi gözleyecek mecali de vakti de kalmaz. Kendisi, kendisine yeter incelemek ve tahlil etmek için.

Alimlerin hitabı herkesedir. Ariflerin, herkesi olmadığı için kendi kendilerine seslenirler. Kendini arayan kulaklar işitir sadece onları…

Kendi maden ocağıma indiğimden beri kâh kömür karası, kâh altın sarısı damarları kazar dururum. Dışarısı mı? Böyle çok iyi. Ellemeyin…

GÖNÜLLÜ KİLİTLENMİŞLİK

Kişinin kendi elleriyle gönüllü olarak hakikatine körleşmesi de vardır sistemde. Aynı fikirde birleşenlerden oluşan Çevre bunu pekâlâ yapar.

Aynı ilim, aynı fikir, aynı bakış açısına sahip çevre elbette ilerleme- gelişme getirir, yolu kolaylaştırır. Diğer yandan bu; kapalı devre yaşamıdır.

Gayrı gördüğüne kapalı ilim, fikir, inanç anlayışları; Körler ve Sağırlar birbirini ağırlar kısır döngüsüne dönüşmeye pek müsait yapılardır…

“Kimseyi gayrı görmüyoruz” diye konuştuğu halde eleştiri korkusuyla içine farklı renk almayan yapılar “Kendileri çalıp kendileri oynarlar” !

Anadolu İrfan Ocaklarında, Dervişlerin belli süreçlerden sonra uzun seyahatlere çıkarılması pek manidardır. Bu, kapalı devre döngüsünü kırar.

Allah Resulünün (as) Hicreti; Risaleti açığa çıkmazdan önce Şam- Yemen ticari seferleri, olgunlaşma- arınma süreci adaylarına ince mesajdır.

Farklı kesimlerin ortamlarına girmek; farklı Esma manalarını kendimizde açmak için elzemdir. Tek kesimde yaşayanın halini varın siz düşünün!

- Herkesle oturamam, düşük frekans virüsü bulaşır, seçiciyim.
- “Hiç mikrop almayan çocukların bağışıklık sistemi bir ömür zayıf olur” der, Tıp!

Hafta sonları yol uğrattığım mahalle ayakkabıcısı, terzi ve çay ocağının bana kattıkları; okuduğum kitaplardan aşağı değildir. Bizzat şahidim…

Ayakkabıcı amca müşteriyi şöyle karşılıyor; “DEĞERİ BİÇİLMEZ hoş geldin!” İnsana değer biçilir mi? Halifeye? Düşük frekans mı şimdi bu adam?!

Terziye pantolon bıraktım. İstediği ücret çok düşüktü. Üç beş fazla uzattım. Gözlerime baktı “Hakkımdan fazlasını alamam” dedi. Düşük frekans mı?!

Kış kıyamet demeden her vakit camiye giden 80 lik komşuma; “Beni duada unutma” dedim. “Kiminki makbul Allah bilir” dedi. Düşük frekans mı?!

Tek Kare Resmi görmek ister misin? Çeşitli Esmaları seyretmek? Topluma, farklı kesimlere açıl. Korkma frekansın düşmez, virüs bulaşmaz!

“Benden sonra Hira’ya çıkmak yoktur” buyurur bir Hadisinde Allah Resulü (sav). Kastettiği mağara değil, kısa süreli uzlet de değil. Düşün…

“İnsanlar arasına karışıp onların eziyetlerine sabreden mümin, insanlara karışmayan ve eziyetlerine sabretmeyen kimseden daha hayırlıdır” {Hadis}