Değiniler- 67

Değiniler- 67

KUL; HADDİNİ BİLEN VE ŞÜKREDENDİR

Yemine, suyuna, kümesine şükredip haddini bilmek yerine yükseklerde süzülen Kartala özenen Tavuk; hayatı kendi kendine zindan eder.

Tavuğa “Sende Kartal potansiyeli saklı, onu aç ve dilediğin gibi uç” gazı veren; ya Tilkiyle iş birliği yapmış ya da kümese kastetmiştir…

Şoförün kendini tanıması ancak işini daha iyi yapmasını getirir. Kendini tanıyan şoför, pilot olduğu vehmine kapılırsa yandı gülüm keten helva.

İst. Aksaray Defineciler Kahvesindeki muhabbet; “Surların altında 20 ton altın var!” Ve ocaktan çaycı seslenir: “Defter kabarık, çay borcunu ödeyin beyler!”

AYAKLARI YERE BASTIRAN KONUŞMALAR

- Hakikatimi yaşamak; Miraç etmek istiyorum.
- Güzel, işin var mı?
- Henüz yok.
- Hemen İşçi Bulmaya başvur
- Miraç?
- Dayak mı istiyorsun?!
*

- Toparlan, uyan artık
- Bende toparlanma dilerse toparlanabilirim
- Çık, gözüme gözükme!
- Niye kızdın?
- Kızmadım, bende kovmak diledi!..
*
- Ailevi sıkıntılar için terapiste gidiyoruz
- Terapist evli mi?
- Sormadım ama sertifikası çok. Önemli mi?
- İlk gidişinde sor olur mu?

AŞKIN HAKİKATİ

Hakikatte Aşk; oluşa müdahale etmeyecek derecede sakin ve dingin olanın halidir.

Egonun olumluya isteği- olumsuza direnci kaybolunca gönle Aşk düşer. Benlik bitik, Kimlik yitik olana “Aşkın daim olsun” diye seslenirler…

Leyla Mecnun, Ferhat Şirin, Aslı Kerem çılgınlıklarını aşk diye etiketlemeyi ne çok sever ego! Kural tanımaz dengesizlik tam da ona göredir.

İnsanlığı ve Hakikati her çağda diri ve zirvede tutanlar; çöllere düşenler, dağları delenler, kendini yakanlar mıdır? Hele bir düşün.

Evet, aşk tüm dengeleri alt üst eder. Âşık; hep alt üst, hep dağınık kalan mıdır? Yoksa denge zannı dağıldığı için hakiki dengeyi bulan mı?

Çölde kaybolanlar mı âb-ı hayat sundu insanlığa? Yoksa çölden Anadolu’ya, İran’a, Türk illerine, Uzak Asya’ya sefer edenler mi? Hangi aşk?

Aşkın Gerçeği? Nasıl yaşanır, ne getirir? Kalbini dört açarak dinle! Bana nasip olmadı, dilerim sana nasip olur. ÂMİN https://www.youtube.com/watch?v=AxE_IBKYKsA

TANIMSIZ VARLIK; İNSAN

Kendini tanımlamak için kullandığın hiç bir isim, hiç bir sıfat, hiç bir unvan senin hakikatini ifade edemez Ey İnsan! Sen onların ötesisin.

- Ezelden gelip Ebede giden bir yolcuyum.
- Hakikatini böyle tanımlıyorsan gelgitlerin hiç bitmeyecektir. Gelgit akıllı mısın sen?

Hatırlamadığımız doğum, kendimizi içinde bulduğumuz yaşam, vaktini bilmediğimiz ölümle duvar ördük Kendimize… Yıkabilene aşk olsun!

BENLİKTEN GEÇME YOLLARI

Dağ eteğinden çıkan su; denize nasıl varılır düşünmemiş, plan da yapmamıştır. Akar, sadece. Alçaksa sürünür, yüksekse dökülür direnmeden…

- Ben kendi başıma hakikatime erebilirim!
- Dinimizde intihar günahtır yavrum. Kurbana usta kasap, Şehide öncü komutan gerek. Etme n’olur!

- Benliğimi kim alır benim?
- Aklını kim aldıysa, kim hiç aklından çıkmıyorsa o!

Allah’ı aramak; evde otururken evin yolunu sormak gibidir.

Sanal benliği aşıp “Bir- Bütün Olan”ı yaşama yolu mu? Korkma Sev; tüm insanları, mahlûkatı yana yakıla sev! Bu, sana Gerçeğini yaşatacaktır!

ALLAH BİZİMLE

Ağladığımda O da ağlıyor, güldüğümde O da gülüyor diyecek kadar Onunla O olduğuna emin misin? “Üzülme, Allah bizimle” yi duyuyorsun o vakit.

İMAN, YAKİYN VE ŞİRK ÜZERİNE

- İmandan geçip bütünüyle Yakiyn yaşamak mümkün müdür?
- Hayır! Belli konularda Yakiyne erebilirsin ama “İman ebedidir.”

- İmanın ebediliğine deliliniz?
- Allah’ın İlmini büsbütün kuşatabilir mi beynin?
- Hâşâ ve Kellâ.
- Bildiğimiz, onun ilmi yanında, hiç…

- Yakiyn gelene KADAR Rabbine Kulluk et, ayeti var.
- Yakiyn gelsin DİYE Rabbine Kulluk et, anlamı da var o kelimede. Öyle de düşün.

- Yakiyn gelene KADAR Rabbine Kulluk et, anlarsam, yakiynde ibadet bitiyor gibi.
- Ego öyle ister. Ancak Nefes aldığın sürece ibadet bitmez!

- Yakiyn gelene kadar Rabbine Kulluk et, diyor. Başka ne anlamalı?
- Yakiyn gelene kadar Rabbinedir Kulluğun. Yakiyne erince Allah’a!

- “Rabbine Kulluk”tan “Allah’a Kulluk” a geçiş yolu nedir desem?
- Anladığım kadarıyla söyleyeyim “Mevlana, Şems’ten önce Rabbine kuldu!

- İman ebedi anladım. Şirk? Bir vakit gelir Şirk kalkar mı?
- O da yakiyn gibi belli konularda kalkar. “Şirk de ebedidir.”
- Ya! Nasıl olur?

- Şirk ebedi dedin. Delil?
- Dünya; Bedensel bilinç. Berzah; Ruh bilinç, Cennet; Nur bilinç. Bireysel Bilincin bittiği bir yer var mı sonsuz akışta?

- Varlık Tek, Benlik Bilinci ebedi algılayıcı olarak hep var. Bundan mı Şirk, İkilik ebedi?
- Evet, bir yönü bu işin. İkilik kalkmıyor hiç.

- “Şirk; İkilik ebedi”. Kafama yattı demek istediğin de ayet var mı o konuda?
- Olmaz mı? Yusuf S. 106 yı tetkik et http://www.kuranmeali.org/12/yusuf_suresi/106.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

- Tasavvuf kavramlarını sindirmede zorlanıyorum. Hepsini derleyen kaynak?
- Var. Kavramlara buradan bakabilirsin. http://www.allahvesistemi.org/

ANLAM ARARKEN YAŞAMI KAÇIRMAK

Yaşamın Anlamını çözme çabası düşünen, araştıran çoğu kişiyi Yaşamın Kendisinden uzak düşürmüştür. Daha ilginci, onlar bundan habersizdir.

Kavramlar; Yaşamı anlamak içindi. Onların cazibesine bir kapıldık, anlamayı unuttuk. Levhalar yol selameti içindi, biz yola gitmeyi unuttuk.

Düşünmeden edemem, tefekkür ederek sabahlayan mı olayı çözer yoksa yatsıdan sonra “Sabahın sahibi var” teslimiyetiyle vurup kafayı yatan mı?

- Fi sebilillah (sırf Allah için) yaşamak?
- Amaç koymadan, anlam aramadan, plan yapmadan, sonuç- ürün beklemeden yaşamak. Yapabilir misin?

“Vermek istemese, İstemek vermezdi.” Her şey bir yana, sadece Dua ederken şu sözdeki manaya bir iman edebilseydik, işi çoktan bitirmiştik.

BELA MI, BEYNİN ZORUNLU HAKİKAT MOLASI MI?

“Akacak kan damarda durmaz!” Anadolu Bilgeliğinin güzelliğine bir bakın! Kudretin Hikmete; Takdirin Tedbire galebesi daha iyi anlatılamazdı.

Beynin ilginç bi özelliği de hakikate yönelen; beşeriyete kaptırırsa zorunlu mola alıp onu durdurmasıdır. Hastalık, bela, darlık vb molalar.

Dervişlerin “Bugün bela (sınav) görmedik, Rabbimizden uzak mı düştük?” demesi Beynin hakikate çağrı molalarının kıymetini işaret eder.

Beyniniz zorunlu molalar almışsa biliniz ki herkesle hemhal olmaktan kendinizle sohbeti, hakikatinizle istişareyi unutmuşsunuzdur.

Her mola dinlenme, her dinlenme yorgunluk/ yoğunluk atma, her yorgunluk/yoğunluk atma dinçleşme yenilenmedir. “Hastanın günahları dökülür” mü diyordu Evrenin Kalbi (as)?

ALLAH’IM!

Yükümüz ağır; Sen kolaylaştır Allah’ım!
Biz bilmiyoruz; Sen bize öğret Allah’ım!

Biz unutkanız; Sen bize hatırlat Allah’ım!
Biz noksanız; Sen bizi tamamla Allah’ım!

”Kullarım eğer isteseydiniz verirdim!” buyurduğun Rahmet hazinene ait ne kadar nimetler var ise; Sen bize lütfet Allah’ım!

”Kullarım eğer sığınsaydınız korurdum!” buyurduğun, ne kadar şer ve şerliler var ise; Sen bizi hepsinden muhafaza eyle Allah’ım!

Vatanımıza, milletimize, İslam Ümmetine ve İnsanlık Ailesine huzur, esenlik, selamet, bereket, afiyet, birlik, beraberlik ver Allah’ım. ÂMİN

YÖNELİŞ, HAYALE DEĞİLDİR!

Enel Hak seslenişine secde etmek yerine egosuna tâbi olan hayalindeki Hakka secde etse nolur ki? Kebap yiyen mi kebap hayal eden mi doyar?!

Zahiri olmayan Bâtın, Bâtını olmayan Zahir yok Allah Sisteminde! Senin kafanda aşkın, manevi, ruhani ve görülmezler var öyle mi? Vah vaahh!

Kalbine girenin hitabını dinlemeyenin, kalbinin seslenişine uyma iddiası boştur. Kalbine girenle didişenin özüyle barışık olması imkânsız!

Melekî- Cinnîlerin dahi insan suretiyle işlevde oluşunu fark edememiş; ışık huzmesinde melek; ateş alevinde cin arıyorsan ne diyebilirim ki?

Hayatına giren insan suretli melekleri tanıyamayan; rüyalarda, ışıklarda kaybeder kendini. Asrtral seyahati miraç, vehmini ilham zannederek!

İnsan suretinde meleği değerlendirmek yerine egosal kaçışı seçenler; Şeytani Hayali, Veli zannederler. Gavsla görüştüğü zannındadırlar hep!

Yaşayan Ehlullah yerine berzahtaki zevatın kendini irşad ettiği iddiasında olan; Şeytandan en sert golü yemiştir! Maç bitmeden uyanır mı ki?

“Gavs beni rüyada eğitir” dedi. Dinledim. Gavs okşuyor, övüyordu hep onu. “Hatanı söyledi mi hiç?” dedim. Fena bozuldu, şeytanı gavs zanneden!

Tasavvuf okumuş, sohbet dinlemiş ama karşındaki insan suretli melek- cinni ayırt etme basiretine erememişsen, bağışla, havanda su dövmüşsün!

İnsan suretli melekler benliğin kanadını kırarak seni hakikatine savurur!
İnsan suretli cinlerse benliğe kanat takarak seni göklere uçurur!

İNSAN VE İNSAN GÖRÜNÜMLÜ HAYVAN

Toplumu yakan acılarda Merhamet ve Basiretten önce Siyasi ve Şahsi Öfkemiz dile geliyorsa bağışlayın ama henüz İNSAN olamamışız demektir.

Kardeşinin yaşadığı sınavda, dile dökmesen de aklına “Yaptığının bedeli, hak etmişti” türünden hisler geliyorsa ‘Mükemmel Hayvan’sın!

Hayvan; olayı Sebeble, Determinist; Hikmet bakışıyla değerlendirendir. İnsan; sebep bataklığına düşmeden Kudreti Seyredendir! Hangisiyiz?!

MEİSTER ECKHART’TAN HAKİKATE DAİR İNCİLER

İnsan; zaman, mekân, rakamlar ve ihtimallerle dolu bir zihinle yaşadığı sürece Hakikatine eremez!

Üç şey seni Allah’ı tanımaktan alıkoyar;
1- Zaman kaydında düşünme
2- Bedensellik ve Madde algısı
3- Çokluk vehmi

İnsanın kendi hakikati saf ışık kaynağı iken eline mum alıp da Allah’ı araması ne acayiptir.

Sevgi; kendi hakikatine uzanan olta gibidir. Sevgiyi yaşayabilirsen Hakikat, oltadaki balık gibi senindir artık. Kaçamaz!

İman etmiş saf vicdan için her gün, her an bayramdır.

Saf bir vicdanı olan, başına gelen acı ve üzüntünün, sevinç ve mutluluğa dönüşeceğinden de emindir.

Yaratılmışlardan ve varlıktan kendini soyutlayabilen saf vicdan; aksiliklerde ve acıda sevinçli kalma kudretini açığa çıkarır!

Her şeye muktedir olan Allah; gönlü mahviyete ermiş (benliği erimiş) ve hakikatine hasret çekenlerden hiç bir şeyi esirgemez!

Bazıları “Allah ve sevgisi içimde, o halde dilediğimi yaparım” diyormuş! Bunu diyen zavallıdır, Allah’ı hiç tanımamıştır!

Allah’tan sadece Allah’ı istemelidir. Allah’tan bunun dışında bir şey isteyen inançsızdır ve haksız davranmıştır!

https://ismailhakkialtuntas.com/2015/11/25/tanri-ve-insan-meister-eckhart-1260-1327/

AŞAĞIDAN YUKARI MI YUKARIDAN AŞAĞI MI BAKMALI?

“Güzel düşün, güzel bak, güzel yaşa, güzel gelişsin” insanca bakış. “Her an Allah’ın dediği olur” Allahça bakış. 2.ye teslim ol, rahat et.

Şunlar şunları oluşturur, şu şunu doğurur vb bilgi Sistem Bilgisidir, Tedbir amaçlıdır. Unutma hiç bir tedbir ve bilgi takdiri engelleyemez!

Allah’a Kulluğun gereği olarak Sistemini iyi öğrenmeli, kurallarınca yaşamalıyız. Ama unutmayalım ki Allah kendi sistemiyle de kayda girmez!

İstediğin kadar bil, istediğin kadar tedbirli ol Takdirini öne geçirmek istediğinde basiretini kapatıp belaya uğratan da Allah’tır. İman et!

Cennete Bilgiyle, Tedbirle, Akılla, Amelle girilir denmemiş! “Cennete sadece İman Ehli girer” buyurulmuş! İyi düşün bunu. İman; sırf cennet!

Aşağıdan yukarı bakışla, hayaline göre bir dünya düşünerek yaşamak da mümkün. Ben huzuru yukarıdan aşağı bakışta buldum. Tavsiye ederim…

“Allah Allahlığını kimseye vermez”i tanrının taht paylaşmaması gibi mi anladın? Bu “Tedbir, bilgi, önsezi vb. Takdiri Durduramaz” anlamınadır.

Çocuk, sinemaya gitsek dedi. “İçimde kötü bir his, gece çıkmasak” dedim. Sabah işe çıkarken yaya geçidinde takdiri yaşadım! His neyi önledi?

HAKİKAT ZOR DEME, ÜMİTLİ OL HAYDİ

Hakikati işitebiliyorsan; anlama kabiliyetin olduğundandır.
Hakikati anlayabiliyorsan; yaşama kabiliyetin olduğundandır.

Özür dileyebiliyorsan; affedilme potansiyelin olduğundandır.
Yanlışına yana yakıla pişman olabiliyorsan; arınma potansiyelin olduğundandır.

İlme, sohbete, tefekküre meraklıysan bunlar sana abı hayat gibi, ilaç gibi geliyorsa; benlik illetinden Şifa bulma potansiyelin olduğundandır.

Yola çıkmışsan, yoldaysan, molada uyuyup kervanı kaçırmadıysan; menzile varabilme potansiyelin olduğundandır.

Perdeli gözler “Beyaz Felaket”, “Hayat Felç” derken sen, lapa lapa yağan kara Bereket diyebiliyorsan sevin; Basiretli Kalbin olduğundandır.

Karda kuş titremesini, evsizin sokakta pineklemesini, vatanından göçe zorlananın çilesini duyabiliyorsan ruhun, O’nun Ruhu olduğundandır.

Okur, zikreder, ibadet eder ama dönüp dönüp “Olmuyor” diye kendini de beni de niye gerersin dost? Oluyor işte! Hadi, uyanık kalarak uyu şimdi.

GÖZLEMCİ MİSİN? KONTROLCÜ MÜ?

“Kontrollü Yaşamak”; Kulluktur. “Kontrol Etmeye Çalışarak Yaşamak”; Şirk. Kulluk daimi Huzur; Şirk daimi Azaptır.

Kendi otokontrollerini sağlamış insanlar; hiçbir şeyi, hiç kimseyi kontrole kalkışmazlar. Denge- Huzur limanıdırlar; hep sakin, hep yalın…

Allah Sistemi; kim kendine ne ile şirk koşmuşsa onu onunla vurur. Yakınlarını kontrolü ceberutluğa dönüştürenler; yakınlarıyla yanarlar.

Çocuklarının ders- sınavlarını kontrolde işi abartan anne- babalar; şirklerinin bedelini onların başarısızlığı ile öderler! Ah bilseler ah!

- Zihnimi her an kontrol etmeliyim. Kötü düşünce bile geçmemeli!
- Zihnimi kontrol derdim hiç olmadı. Kötü düşünce mi? Gelir de geçer de.

- Düşüncelerden de mesulüz. Zihni kontrol edicem ki temiz kalsın.
- Zihin diye bir köpek bende de var. Ama onu uyandırmayı hiç düşünmedim!

Allah Resulü (sav) yakın hizmetini yapan Enes’e (ra) “Şunu niye yapmadın/niye yaptın?” hiç dememiş. Biz ne adına kontol manyağı kesiliyoruz?

Gözlemci misin, Kontrolcü mü? Unutma, Cennetlikler Gözlemci, Cehennemlikler Kontrolcüdür.