İnsan Kurban Etme Ritüeli

İnsan Kurban Etme Ritüeli

İnsanlık tarihini mercek altına aldığımızda ister arkaik dönem dinleri olsun isterse organize olmuş dinler olsun pek çok inanış ve kültürde insan kurban etme ritüelinin var olduğu bir gerçek. Dinsel metinlerde İbrahim, oğlu İsmail’i kurban etmek üzereyken tanrı tarafından engellendiği aktarılır. Aslında insan kurban etme ritüelinin kökenleri, tek tanrılı olarak kabul edilen monoteist dinlerin anlatılarından çok daha eskilere dayanmaktadır. Yani insanlık tarihi kadar eski bir olguyla karşı karşıya olduğumuzu ifade edebiliriz.

Dünyaca ünlü antropolog Anthony Wallace, doğa ve insandaki dönüşümü engellemek veya kontrol altına almak amacı doğrultusunda, doğaüstü güçleri harekete geçiren, mitlerle rasyonelleştirilmiş ritüeller bütünü olarak tanımladığı din olgusunun kurban ve sünnet gibi uygulamalarla insanları belli bir düzene soktuğunu ifade etmektedir. Bu perspektiften bakacak olursak dinin uygulamalı ritüellerinden biri de kurbandır. Kurban bir anlamda insanoğlunun gelecek felaketlere karşı aldığı bir önlem ve tanrı veya tanrılar tarafından isteklerinin yerine getirildiğine inanılan ve bu yüzden teşekkür etmek amacıyla tanrı veya tanrılar ile insan arasındaki bağı kuvvetlendirdiğine inanılarak hayvan ve insanın kesilmesiyle yerine getirilen dinsel bir törendir.

Yunan Mitolojisi

İnsan kurban etme eylemini insanlığın ilk yazılı kaynakları olarak kabul edilen Antik Yunan mitoslarında görüyoruz. Krallık yetkisini Zeus aracılığıyla devralan Agamemnon, Aulis’de avlanırken Tanrıça Artemis’i kızdırması neticesinde öz kızı Iphigeneia’yı kurban etmiştir. Tahmin ediyorum ki insan kurbanı konusundaki ilk yazılı anlatı budur.

Eski Mezopotamya

1Araştırmacı yazar Robert Alexander Stewart Macalister tarafından 2008′de kaleme alınan Ireland in pre-celtic times adlı eserde Eski Mezopotamya yazıtlarından birinde tanrılar için insanların özellikle de çocukların kurban edildiğini aktarmaktadır. Macalister, insan ve hayvan kurban etme geleneğinin danslarla icra edildiğini ve taş yazıtlara işlendiğini ifade etmektedir.

Mezopotamya uygarlıklarından biri olan Sümerlerde hayvanların yanı sıra insanların da kurban edildiğine dair kanıtlar bulunmaktadır. Eski Mısır’da Nil nehrinin bereketini sembolize etmesi açısından insanların kurban edildiği arkeologlar tarafından açıklanmaktadır. Sami ırkından oldukları tahmin edilen bir Akdeniz topluluğu Fenikelilerin dini uygulamalarına bakacak olursak savaş zamanında çocukların tanrılar için kurban edilmesi sonucunda mutlak bir zafer kazanacaklarına inandıkları bilinmektedir. Aynı zamanda çocukların kurban edilmesi Fenikeliler için tarımsal nedenlere bağlı olarak ülkelerine bereket getirmesi demekti.

Aztek Uygarlığı

Aztek inancında eğer insan kurban etme geleneği bırakılırsa uygarlığın çökeceği inanışı yaygındı. Bir başka argümana göre Aztek rahipleri yakaladıkları tutsakların göğsünü yardıktan sonra kalplerini çıkartmak suretiyle onları kurban ederlerdi. İspanyol rahip ve gezgin Bernardino de Sahagun’un bazı gözlemlerine göre sırt üstü taşa yatırılan tutsakların kol ve bacakları rahipler tarafından sıkıcı tutuluyordu. Bir başka rahip kurbanın göğsünü yarıyor, tutsağın kalbini çıkartıyor ardından tutsakların cesetlerini Aztek piramitlerinden aşağıya atıyorlardı.

Maya Uygarlığı

İspanyolca’daki cenotes sözcüğünün etimolojik kökenini inceleyen araştırmacılar çok ilginç bir tesadüfle karşılaşmışlardır. Sözcüğün Maya dilinden geldiğini fark eden arkeologlar kelimenin “dipsiz kuyu” anlamına geldiğini ortaya çıkartmışlardı. Maya yapılarında yapılan bir dizi arkeolojik kazı çalışması sonucunda kurban mağaraları bulundu. Bu mağaralarda yağmur tanrısı Chac’a sunularak kurban edilen insan kalıntıları bulunmuştu. 

Çin İmparatorluğu

İmparatorluğu M.Ö. 1766 ile M.Ö. 1122 yılları arasında yaklaşık 650 yıl yöneten Shang Hanedanlığı döneminde bir inşaat projesi tamamlandığında tanrılar için insan ve hayvanlar kurban edilmiştir.

Hindistan

3

Hinduizm’de yaratıcı bir tanrı olduğuna inanılan Brahma’nın takipçilerinden oluşan Brahma tarikatının uyguladığı insan kurban etme geleneği günümüzde terk edilmiş ancak binlerce yıl sürmüştür. Özellikle ölüler için kurban kesen Brahmalar insan kurban ederek onları geçmişteki ölülerin ruhları için kurban ettiklerine inanmışlardır. Hint kültüründe bir başka değişik örnek Thugge tarikatıdır. Thuggeler veya Thuglar, Thug Behram liderliğinde Uttar Pradeş bölgesinde 1790-1840 yılları arasında 931 kişiyi beyaz ve sarı renkli kumaş parçalarıyla boğmak suretiyle kan dökmeden kurban etmişlerdir. Bölgede sömürge faaliyetlerini sürdüren İngiliz yönetimi için tehdit oluşturan Thugge tarikatına karşı silahlı bir mücadele sürdürülmüş sonunda Behram 1840′da idam edilmiştir. Thug Behram, ABD kaynaklı polisiye roman ve kitaplarda “seri katil” kategorisine konulmuştur.

Antik Yunan ve Roma Dönemi

Erken dönem Antik Yunan da hayvanların yanı sıra insanların da uzun yıllar kurban edildiği bilinmektedir. Ancak geç klasik döneme gelindiğinde bu uygulamanın insanlık dışı olduğu fikrinin yaygınlaşmasıyla gelenek sona erdirilmişti. Roma döneminde de bir inanışa göre büyük bir felaket öncesinde insan ve hayvan türlerinin ilkbahar mevsiminde dünyaya getirdiği ilk çocuk ve yavruların 1 Mart ile 30 Nisan tarihleri arasında tanrılara kurban edilmesi geleneği M.Ö. 97 yılında yasaklanana dek devam etmiştir.

Popüler Kültürde

Görsel ve yazılı medyada insan kurban etme hakkında çok sayıda hikâye ve anlatı mevcuttur. Bunlardan hemen hemen herkesin hatırlayacağı bir sinema filminden örnek vermek istiyorum. Spielberg tarafından 1984′de beyaz perdeye aktarılan macera filmi Indiana Jones and the Temple of the Doom, Aztek rahiplerinin tutsakların kalplerini sökerek kurban etme geleneğini ve Thugların lideri Behram’dan örnek alınarak oluşturulmuştur. Filmde kalp sökme ve insan kurban etme ayinlerine rastlanmaktadır.

4(Indiana Jones filminde kalp sökme sahnesinden bir kare)

 

Yunan mitolojisinden Mezopotamya’ya, Antik Mısır’dan Aztek Uygarlığına, Hint kültüründen Çin’e kadar pek çok medeniyet ve dini geleneklerde icra edilmiş olan insan kurban etme ayini binlerce yıllık bir dinsel geleneğin parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan kurban etme ayininin daha hangi kültür ve medeniyetlerde ortaya çıkacağı belli olmamakla birlikte bu konuda yapılan arkeolojik ve antropolojik çalışmalar sürmektedir.  

 

 

Kaynakça

DRUMMOND, A., WALBANK, F., ASTIN, A., FREDERIKSEN, M.W. (1989). The Cambridge Ancient History. UK: Cambridge University Press. p.58.
ERHAT, Azra. (2010). Mitoloji Sözlüğü. İstanbul: Remzi Kitabevi. s.15.
HAVILAND, William. (2002). Kültürel Antropoloji. (Çeviri: Hüsamettin İNAÇ ve Seda ÇİFTÇİ). İstanbul: Kaknüs Yayınları. s.410.
MACALISTER, Stewart. (2008). Ireland in pre-Celtic Times. USA: Whitaker Publishing. p.296-297.
VIRTUE, Sheikh. (2007). Masonik Cinayetler. (Çeviri: Genim Sipan LORAN). s.68.

Sami Mert EĞİLMEZER