Değiniler- 71

Değiniler- 71

ANLAYIŞ KAPASİTELERİNİ OKUYABİLMEK

İnsanların çoğu, kendilerini hiçbir zaman anlamayacak olanlara, inanç ve görüşlerini ispat çabasına girerek kendi kendilerini tüketirler.

Sizi anlayacak olanlar, anlamayacak olanlar, anlamamak için direnenler halleriyle kendisini belli ederler. Halleri iyi gözleyen; yanmaz!

Kafasında anıtlaştırdığı ulvi kişi veya kutsal görüş olanlara farklı kişi ve yollar bilgisi vermeye yorulmayın! Tapınanlar; esnek olamazlar!

Anlamayacak olana enerji harcamak günahtır! Nasıl uyarıldı Evrenin Kalbi? Sen hidayet edemezsin! Onlar için nerdeyse kendini helak edeceksin!

Açıklamana karşılık “Ama”, “Fakat” lı yorum yapan, hal diliyle “Sana katılmıyorum, bana yorulmana değmez” demektedir. Onu yorma ki o da seni yormasın.

Açıklamanı anlama kapasitesi olan soru edebine sahip olandır. Şurayı açıklar mısın? der ukalalaşmadan, haddi aşmadan. Amasız- Fakatsız olarak.

Seni, senin de Ustan olan zatın sözleriyle vurmak isteyen hinlik- cinlik peşindedir. Derdi ilim değil benliktir. Cinden uzak durmak gerek…

Sen gürül gürül çağlayan şelalelerin denize dökülüşünü anlatırken “Bir başkadır köyümün dereleri” diyene de yorulma! Bırak köyünde kalsın!

Enerji- zaman israfı günahtır dostum. Unutma ki kimseyi kurtarma görevimiz yok. Sadece anladığımızı anlayacak olana hibe etme görevimiz var.

İlme; Hakikate âşık olan, kovamdakiler senindir! İlme; Hakikate virüs gibi bulaşan, gölge etme nolur! Yaratanı biliyor, ikinizi de seviyorum.

ŞAŞIRMA

Çeşme başında oturduğu halde “Allah’ım çok yandım, billur sularla ferahlat beni” diye dua edenler de göreceksin hayatta. Sakın şaşırma!

Yola çıktığı, vasıtaya da bindiği halde “Ah, ne olurdu biz de o yola düşebilseydik” diye yanıp yakılanlar da göreceksin. Onlara da şaşırma!

Kendisine evde enva-i çeşit lezzetler sunulurken yemek programları izleyerek bozmuş “Şu lezzetler bize gelmez ki” diyen de göreceksin. Şaşırma!

Sahasında isim yapmış Profesörün muayenesinden çıkarken ona “Hocam bildiğiniz aktar, şifacı var mı?” diye soran da çıkacaktır. Şaşırma!

Can korkusundan koruma ordusuyla dolaşanda hava vehmedip yanımda kimse yok diye hüzünlenen de çıkacaktır, haline şükrü unutmuştur. Ona da şaşırma!

Kuyumcuya “Bijuteri açsan, daha çok müşterin olurdu” diyen de Market müdürüne “Bakkallara hasret kaldık kardeş” diyen de çıkar. Şaşırma!

Kebabından tatlısına mükellef sofrada rızıklanırken “Ah nerde o fabrikadaki tabldotlar” diye saatlerce anlatan göreceksin. Ona da şaşırma!

Her gün moral ve neşe yüklemek için çırpındığın can dostun “Ah, bir terapistimiz olaydı, acayip rahatlardık” derse yüzüne, ona da şaşırma!

Canı, malı, namusu, rızkı emniyet altında yaşadığı halde her gün “Ortalık çok karışık, batıyoruz” muhabbeti yapmaktan usanmayana da şaşırma!

Bilmek başka Anlamak başka. Yaşamak başka Hazmetmek daha başka. Değil mi ki insandır, hiçbir haline şaşırma dostum. Çok garip çok tuhaf davransa da…

NASİPLİ- NASİPSİZ

Nasiplidir, bir kelime hakikat gıdası için yollara düşer, engeller aşar.
Nasipsizdir, sağanak kelimeler yağmurunda şüphe şemsiyesi açar.

Nasiplidir; şablonsuz, şekilsiz, kayıtsız olarak ilmi geldiği gibi okur.
Nasipsizdir; ezber bilgi kaydıyla gelene uzak durur, kalıplarda boğulur.

Nasiplidir; elindeki malzemeyle güzelce yapar, inşa eder evini.
Nasipsizdir; eldekini göremez, dilinde hep saklı bahçe hayali.

Nasiplidir; mum yakar, kandil yağlar loş ışıkta iş görür.
Nasipsizdir; avizelere öykünür, karanlık diye dövünür.

Nasiplidir; bükemeyeceği eli öperek lütuflara gark olur.
Nasipsizdir; bilek güreşine tutuşur, rezil-i rüsva olur.

Nasiplidir; reddetmeden benimser, tetkik ile inceler tefekküre bağlanır.
Nasipsizdir; reddeder, kıyas eder; sorgulama zannıyla yargılara saplanır.

Nasiplidir; yalvarır, diz çöker, talib-i ilim olur Aynadaki Ehline.
Nasipsizdir; “Kula kulluk yok, ben de Hakkım” diyerek secde eder benliğe!

Nasiplidir; önerilen reçeteyi derhal uygulamaya geçer.
Nasipsizdir; önerileni didikler, cins sorularla kendi şifasını kendi reddeder.

Nasiplidir; çaldığı ilk kapıda gelen nimete teslim olur, doyasıya gıdalanır.
Nasipsizdir; kapı kapı mahalleyi dolaşır, nimet beğenmez, ölesiye aç kalır.

Nasiplidir; kimseyi suçlamaz, olanın dünyasında olduğunu bilmiştir.
Nasipsizdir; kızar eşe dosta, vurur sağa sola, şeytana yenilmiştir.

Nasiplidir; yol üstündeki çeşmelerden kana kana içip serinler.
Nasipsizdir; çeşmeye ph sorar, mineral arar, su başından susuz gider.

Nasiplidir; İnsan aynasında, tabiat sayfasında sezer Hüda hikmeti.
Nasipsizdir; kitap satırlarını satır gibi savurur, biçer nice kalpleri.

Nasiplidir; Kalbinin götürdüğü yere teslim, erişir aslına gerçeğin.
Nasipsizdir; Şüphenin düşürdüğü sese teslim, karışır hattına cinlerin.

Nasipli veya Nasipsiz, itaat veya isyan, hepsi Hakkın işleri.
İman- Küfür bir ise o vakit söyle bana, İslam niye geldi?

TARAFTARLIK ve FANATİZM

Fanatizm; aklın buz tutmasıdır. Taraftarlık temeli üzerinde yükselen Kilitlenmişlik Heykelidir fanatizm. Her heykel; ölü, ruhsuz ve soğuktur.

Fanatikte, akletme; muhakeme donmuş, her şeyi ezber bilgi kalıbıyla kategorize etme başlamıştır. Hoş görü ve esnek bakış mı? Ölüm gelir onlara…

Taraftarlık virüsünün beslediği benlikler; Fanatizm canavarını kucaklarında bulurlar. Anası oldukları yavru, hiç de canavar gibi gelmez onlara.

Kişide HIRS ne kadar güçlüyse FANATİZM eğilimi o kadar güçlüdür. Hırslılar sizi sahalarına çekmek isteseler de uzak durmanız selametinizdir.

Hırs sahibinin fanatizm oklarına muhatap olmamak için sorusuna cevap bile vermemek lazımdır. Cevap sizi onun kirli, negatif sularına çeker!

Hakikatin, Hakikat İlminin taraftara da fanatiğe de ihtiyacı yoktur! Buna rağmen ortada gezinen Hakikat Fanatikleri (?) imalat artığı, çöp çıktılardır.

Hz. Ebubekir (r.a), Hz. Muhammed (sav) in; İslam’ın Sıddiykidir. Fanatiğidir denmez değil mi? Bu farkı anlarsan fanatizmi sıddikiyet sanmaz, haddi ve edebi aşmazsın!

Ehlullahın taraftara ve fanatiğe ihtiyacı yoktur. Ne var ki onların etrafında da görülmeleri şaşırtıcı değildir. Çünkü Allah’ta yok, yoktur.

İnsanları kategorize eden anlatımlar; zayıf bilinçlerde taraftarlık virüsünü besler, fanatizme kapı aralarlar. Birleştiricilik- Bütünleştiricilik esastır.

Taraftarlıktan, Taraftar Edinmekten Allah’a sığınırız. Hakkın basit, aciz, isimsiz kapıkulu olmaktan başka ne duamız olabilir ki? AMİN

YAŞAMIM; DUAMDIR

Başıma gelen; Duamın karşılığıdır. Sadece sözlü değil; fiilimle, niyetimle, düşüncemle, hayalimle, ilgim ve çekincemle ettiğim duaların!

Duasını etmediğim hiçbir olay, kişi, gelişme hayatımda sahne alamaz! Almışsa bir şekilde duam olarak almıştır. Bunu sindirmek; sırf Huzur.

Sevgi, ilgi, fedakarlıkla açıldı Güller. Umursamaz, ilgisiz, duyarsız hallerimle Diken suladığımı, bahçeyi diken basmadan fark edemedim iyi mi?

Korku, kaygı, telaş, evhamla bilinçsiz yaptığım duaların bilinçli dualarımdan daha hızlı gerçekleştiğini geç anladım. Sen erken anla n’olur!

Kadın fitnesinden canı yanan Yusuf (as) “Zindan daha hayırlı” demiş de zindana mı girmişti? Allah hep hayırlı olanı verir bize değil mi? Şüphesiz!

Yakup korkusunu dillendirmiş de ” Onu kurt yemesinden korkarım” mı demişti? Kurt yedi dedi değil mi fitneciler! Diyen kiiimmm Dileyen kiiim?!..

Kötümser bir söz edilse “Aman Uşaklar duymasın” derdi merhum @ceyhanosman Uşaklar; Cinlermiş. Duyduğunu hemen üretirmiş! Duyurmayın derdi…

Sevgini, coşkunu, şükrünü dile dökebilirsin uygun zeminde. Kaygını, korkunu, üzüntünü dillendirme! Uşaklar Efendilerden hızlı çalışır çünkü!

Üzüntü, stres, bunalım Uşak sofrasının kebabıymış. Efendi sofrasına salih amel, temiz niyet, samimiyet servis edilirmiş. Kimi doyuruyorsun?

24 saatini hele bir düşün. Uşakları mı Efendileri mi daha çok besliyorsun? Kimi, nasıl beslediğini fark eden; uyanmıştır. Mübarek olsun. ÂMİN

SUÇLAMA VE AKLAMA

Benlik bilincinin varlığını koruma ve ayakta tutma mekanizması; Suçlamadır. Her sıkıntıda topu taca atarak, kendine toz kondurmadan gül gibi -pardon- cin gibi yaşar.

Suçlama, benliğin sigortasıdır. Suçlu aramak yerine kendinden bilse devrelerinin yanmasından korkar. Suçlamalıdır ki enerjisi kesilmesin.

Yaşadıklarında suçun, kabahatin, yanlışın kendinden kaynaklandığı kabulü kişiye açılmamışsa, eşek yüküyle kitap okusa ne olur ki?

En az suçlama kadar hakikate perde olan tavırlardan biri de Aklamadır. Benlik; tutunduklarını, beslendiklerini, yandaşlarını hep aklamak ister.

Taraftarlık ve Tutunma güdüsü güçlü olanlar; sevdiklerinin karasını ak, sevmediklerinin akını kara görme ve göstermede pek bir maharetlidirler.

Açıkça yanlış olan, suç olan bir hususu taraftarın yaptı; alladın, pulladın fazilet diye gösterdin. Takipçiler alkışladı. Bir kısmı da yuttu diyelim. Peki, Allah yuttu mu?

Sıradan birinin zerre kadar hatası ortalığa serilince sesin çıkmazken “Seninkiler”in hatalarında sus pus oluyor, güya örtüyorsun. Peki, Sistemde de örtüldü mü?

Laf cambazlığı ile savundun kendini, kandırdın milleti. Peki, uzağa gitmeden söyle bana, başkası değil, “Senin Beynin, Senin Yalanını Yutar mı?”

Senin Beynin senin yalanını yutmazsa, sen de beyninde yaşıyorsan, beynin sana bedel ödetir mi ödetmez mi? Hadi, Sistem Bilginle cevap ver bana.

Taraftarlarını ve Tutunduklarını aklamak zorunda hissediyorsun öyle mi? Yoksa hafazanallah üstünde leke kalır. “Ben aklayınca Sistem de aklar” diyebiliyorsan mesele yok (…)

Unutmadan, Sistemin Seriül Hisab-Zül İntikamı kimseyi ayrıcalıklı saymadan herkese işler. İşlemediği sınıf, zümre, kişi hiç yok! Kandırma kendini!

Şunu unutma dostum; Suçlama ve Aklama senden düşmedikçe, Allah için; Allah Kanunlarınca objektif yaşayamadıkça, ağzınla kuş tutsan boş!

Ya Rabbel Alemiyn! Kullarının halleri ve her şeyden önce kendi hallerimiz konusunda bizi Hz. Ömer adaletinden hissedar eyle! ÂMİN

Ya Rabbel Alemiyn! Her şey senin sisteminde apaçık ortada iken; sevdiklerimizi aklama, sevmediklerimizi suçlama blokajından sana sığınırız. ÂMİN