Değiniler- 80

Değiniler- 80

RENKSİZİN RENKLERİ

Çocuktuk. Büyükler su isteyip de götürdüğümüzde “Su gibi aziz ol” diye dua ederlerdi. Bu ne demek bilmezdik ama dua içimize işlerdi…

Rengi yoktu suyun. Saydam diye öğrettiler. Yok gibiydi. Ama cümle alem ona muhtaçtı. Yok gibi renksiz, şekilsizdi. O olmasa hayat olmazdı…

Sürahiye girse sürahi, bardağa dökülse bardak, yere dökülse yer biçimine uyardı su. Ben varım, bana uyun iddiası hiç olmaz, hep o uyardı…

Renksizdi ama gözün gördüğü tabloya renkleri veren de o idi. Ağaçta yeşil, denizde mavi, derede bulanık, şelalede bembeyaz köpükler onundu.

Soğuk görünce buz, sıcak görünce buhar olurdu ama varlığını hiç kaybetmezdi su. İtirazsız dönüşür ama hiçbir zaman özünü, aslını yitirmezdi.

Vadilerde akarak ovaya, köklere ulaşarak ağaca, damarlara dolarak insana, hayvana hayat taşırdı su. Hayatınız benim elimde demeksizin…

Renksizdi ama meyveleri, sebzeleri capcanlı kırmızı, sarı, yeşilin nice tonlarına rengarenk boyayan da su idi. Renksiz olarak renk verendi.

Sıbğatullah; Allah Boyası ne dediler sohbette. “Renksizlik” dedi tek kelimeyle bilge mürşid. Peki bunca renk? “Hepsi Renksizin eseri.”

Çekinerek sordular. Efendim, Renksizin bizim alemimizde açığa çıkışına misal nedir? Bilge durdu, şöyle dedi: “Tabiatta Su; İnsanlarda Veli”.

Su, yeryüzüne nasıl can katar, renk verirse; insan gruplarına, bilinç düzeylerine rengini veren, onların öz rengini açığa çıkaran da Velidir.

Allah, alemlerde alem suretleri ile tasarruf eder. Allah beyinleri, seçilmiş beyinler ile renklere boyar. Boya Ustasıdır Ehlullah…

Maksut cihana gelmekten;
Kişi RABB’in bilmekmiş,
RABB’ini bilmekten murat;
EVLİYA’sın bulmakmış.

Bulmak değilmiş bilmek,
Bilmek değilmiş bulmak.
Evliyâya gönül vermek;
Rengine boyanmakmış.

{Kaygusuz Abdal ks}

ALLAH’IN HİKMETİ- SAMİMİ BEYNİN KUDRETİ

Samimiyet sahibi beyinin bir özelliği de aleyhine tavır alan beyinleri kilitleyerek onlara mahcup olacakları yanlışlar yaptırtmasıdır.

Samimi olan aleyhine birleşenler öyle tuhaf hatalar yapar ki mekanizmayı bilmeyenler şansı yaver gitti der. Şans değil, beynidir işi götüren!

Kendini akışa teslim eden; Rabbine güvenen tek beyin çeşitli kumpaslar kuran binlerce beyni saçmalatır, gülünç duruma düşürürse şaşırmam.

Kudret, Hikmeti daima alt üst eder. Kudret devreye girmişse plan da program da alt üst olmaya mahkumdur. Samimiyet; Kudret anahtarıdır.

“Allah’ın hikmeti; yenilmiyor, her seferinde başarıyor” derler birilerine. Hikmet denenin aslı; Allah’ın samimi beyinden açılan Kudretidir.

Samimiyet; Kudret Potansiyelidir. İhlas Suresinde işaret edilen potansiyel samimilerden açığa çıkar. İhlasın bir anlamı samimiyettir zaten.

Samimi olanın fahiş hataları bile örtülür; samimiyeti zayıf olanın gözde iyilikleri dahi işe yaramazsa şaşırma! Sistem, samimilerden yanadır.

Hırsla, aşırılıkla almaya çalışan alamaz da sessizce durana verirler bazı makam- imkanları. Görmüşsündür. Samimiyetin Kudretidir o gördüğün.

“Hilesi kendine döndü”, “Allah elini ayağına dolaştırdı” denir yenik hainlere. Tanrı yok. Havadan tasarruf yok. Dolaştıran; samimilerdir…

Allah ismi İnsana; İnsan resmi Allah’a perde olmuşsa işi kim,nasıl idare eder anlatılabilir mi? Samimiyet diyebildim nasiplisine. Aşk olsun!

KIYAMET ALAMETLERİ Mİ, YOKSA?

Beşer: “Kur’an’daki kıyamet sahneleri Dünyanın sonunu anlatır. “
İnsan: “Kur’an’daki kıyamet sahneleri Ölmeden evvel ölme süreçlerini anlatır.”

- Egomun Hakikatimle yüzleşmesi sürecinde neler yaşarım?
- Kıyamet anlatan surelerde aşama aşama hepsi açıklanıyor. İçeriden okuyabilirsen.

- Dünya Güneşe doğru çekilerek kıyamet kopacakmış öyle mi?
- Kalbim Ehline çekildiğinde başladı egomun kıyameti. Çekilmeme şansım da yoktu.

- Dağlar pamuk gibi atılacakmış kıyamette di mi?
- Doğruluğundan emin olduğum ne kadar bilgi varsa hepsini savurdu onun ilmi.

- Denizler kaynatılacakmış. Korkunç olsa gerek.
- Hakikate yönelişimle birlikte duygu denizlerim nasıl kaynadı, nasıl fokurdadı ben bilirim.

- Kabirler içindekini dışarı atacakmış bir de.
- Bedenselliğime ait ne kadar takıntı, arzu, tutku varsa onun ilmine çekilmemle önüme kondu…

- Ay ikiye bölünecekmiş. Ne ilginç?
- Sorma dostum. Bir yanım hakikati yaşamak ister bir yanım toplumsal hayat der. O bölünmeyi hiç sorma…

- Yıldızlar da dökülecek di mi?
- Yıldızlaşan ulvi gayelerim vardı. Yıldız bildiğim önderler, liderler vardı. Hepsini döktü Hakikat hepsini!

- Büyük alamet Güneşin Batıdan doğmasıymış?
- Kaynaklarım belliydi. Zıt bellediklerimden ilim almak? Eğildim çaresiz. Tersten doğdu güneşim.

- Kur’an’daki metaforları topluca bulacağım kaynak var mı?
- Metafor ve sembol çözümünü sözlük bilgisi mi sandın? O aşk işi, gönül işidir.

- Metafor, sembol, işaret çözümlerini nereden almalı?
- Kitap almak gibi değil o iş. Ehlullah gönlünden akar. Gönül verenin kalbine doğru.

- Sembollere giriş yapmak, ufak bi adım atmak isterim.
- Şu üç esere bir bak istersen. Bazı yaklaşım denemeleri var. http://www.kitsan.com/MEHMET-DOGRAMACI,LA_592-2.html#labels=592-2

l

TARİH ŞUURU ve ŞİMDİYİ ANLAMAK

Her seferinde biraz geri çekilip manzaraya geniş ufuklardan bakamadıkça algı operasyonlarına maruz kalmanız kaçınılmazdır.

Vadi, yamaç ve ovalarda yaşayan için manzara çeşitli şekiller alabilir. Salt Gerçek, helikopterden ve hâkim zirvelerden izlenir.

Dine bağlı olduğunu söyleyen; ötekini dine ihanetle suçluyor, bunu da dine sövenlerle ittifak ederek yapıyorsa o kişiye samimi denebilir mi?

Tarih şuuru tarih bilgisine dayanır. Tarih bilginiz, tarihe yorumunuz lisede öğretilenler ekseninde ise ne kadar sağlıklı ve basiretlidir?

Hiçbir devlet, aleyhine olacak tarihi bilgiyi okulda öğretmez. Resmi Tarih, yanlı tarihtir. Ya gerçekler? Tarih Şuurunuz neye dayanıyor?

Bir asra yaklaşan Demokrasi Tarihimizi farklı kaynaklar, farklı açılardan bakarak inceledik mi ki bilinçli bir seçmen olduğumuzu söyleyelim?

Merak ettim, enine boyuna inceledim, kanaate erdim diyemediğiniz her konuda birilerinin algı operasyonlarına alet olmaktan kurtulamazsınız.

Coğrafyamıza, ülkemize ve milletimize son iki asırda yapılanı farklı kaynaklardan taramadıkça doğru kanıya eremezsinz. Lise tarihiyle olacak iş mi bu?

Tarih boyunca en güçlü algı operasyonları Din, Namus, Adalet, İhanet kavramları üzerinden yürütülmüştür. Kitleler hep böyle güdülür…

Son dönemde ülkemize dönük en büyük algı operasyonu “Zengin-Fakir” edebiyatı üzerine kurulu. “Onun neleri var, sizin yok, açsınız, reva mı?”

Algı operasyonu “Namus”- “Para” odaklıysa kanmayacak çok az çıkar. İnsansı karnında yaşar, karnınca düşünür! Çoğunluk olan hep insansıdır.

Çanakkale’yi Anzak- İngiliz, Kurtuluş Savaşını Yunanlı, Avrupalı tarihçi ve gözlemcilerden okudunuz mu? Yoksa öğretilene iman mı ettiniz?!..

Seçimlerinizden sorumlusunuz! Bilemedim, algı operasyonunu göremedim, aldandım demek kurtarır mı dersiniz? Sistemde mazerete yer var mıydı?

Algı yönlendirmelerinden; duygusal alışılmış bakış açılarından uzak olarak kendi kararımı bilinçli veriyorum diyene seçimleri mübarek olsun.

GÖLGELER ve IŞIK

Uyarı; uyarılmaya elverişli olan içindir. Herkese seslenir görünse de. Yağmur, bereketli toprak içindir. Her yere yağar görünse de…

Salondaki avize; herkesi, her yeri ne güzel aydınlatıyorum demiş. Trafodan, şebekeden, barajdan gafilse ne denebilir ki? Haklısın demişler.

Çocuğu, olmasan olmazdım demiş. Hoşuna gitmiş, gururlanmış da. Gece rüyasında yedi göbek sülale kulağını çekmez mi? Kan ter içinde sıçramış!

Kolaylaşmamışsa yapamaz. Kolaylaşmamışsa duyamaz. Duyar, idrak edemez. İdrak eder, aklına yatar yine de yapamaz bazen. Kolaylaşması lazım…

Hakikatini, geniş açıyla tanımak isteyen iki şeyin üstüne gitsin ve anlamaya çalışsın: 1- En Sevimli Gelenin 2- En Sevimsiz Gelenin…

Bilgisine sahip olduğu ama deneyimlemediği konuyu sanki yaşamış gibi idrak ettiğini sanmak; kendini kandırma metotlarının en süslüsüdür.

Ortopedist Profesör yüzlerce ameliyat yapmış. Otoriteymiş alanında. Kolu kırıldığı gün torununa “Demek buymuş hakikati ” diye fısıldamaz mı?

Askerdik. Er gazinosunda gündem Generallerin işleriydi. Tasavvuf öğrendik. Ricalin, Velilerin işleri gündemimiz şimdi. Çok zevkli ama çoook.

Vechinden veche bakmayı sevmiş dilediğini yapan. Bi de ne görelim? İki kişi “Aşık olduk” diye olayı sahiplenmez mi? Bak sen şu hadsizlere!..

“İş bizde biter” diye anlattı “Kabul ettiğin gibidir hayat” dedi dostuna Sonra çay hazır mı diye sordu. Mutfaktan eşi: “İçtik kabul edin!..”

AYNA

Aynalar; karşılarına geçip kendimize çeki düzen vermek içindi. Aynalara övgü düzmekten kendimize çeki düzen vermeyi unuttuk…

Ayna, kendi kusurlarını gösterdikçe onunla didişir, “Yanılıyorsun ben güzelim, kusursuzum” der dururmuş. Deli mi ne?!..

- Ayna dün her şeyi net yansıtırken bugün puslu olabilir mi?
- Hayır.
- Dün sözleriyle coşarken bugün niye itiraz ediyorsun Gönül verdiğine?

- Ayna tüm kirini gösterirken birazı kalsın der misin?
- Hayır hepsini temizlerim.
- Aynam dediğinin tespitlerinden kafana göre seçiyorsun ama!

Ayna “Fermuar açık kapat” dedi. Ukalalık parayla mı, dinlemeden sokağa çıktı. Gülen, parmakla gösteren, dalga geçen gırla. Aynaya itiraz; adamı rezil ederdi.

Çocuk ateşe düşmüş, yüzü yanmıştı. Ailece aynaları kaldırdılar. gümüş tepsilere kadar. Çocuğa, hastaya şefkatin gereğiydi ayna saklamak…

Yatalaktı. Tıraş istedi. Berberi uyarsalar da eriyişini aynada görmüştü. Eşi “Bi tanemsin sen” deyip övgü düzerek örttü durumu. Sevmek; aynadan da ötesiydi bazen.

Muhammed (sav) aynasına bakanlar “Ahirette Rabbimi nasıl görürüm?” diye sorarken Ali (ks) nin gönlü taştı: “Görmediğim Allah’a inanmam!..”

Allah, Muhammed, Mürşid diyordu millet. Yunus Taptuk, Mevlâna Şems, Mecnun Leyla, Ferhat Aslı’dan başka söz edemedi. Ayna acayip bir şeydi.

Ayna lazımdır görmek için. Ta ki bakan, bakılan, görenin aynı olduğunu sezesin. Sezince tükenir, Zat’en bitersin. Bitenlere selam olsun…

ALLAH PLANI

Her an büyük plan, muhteşem senaryo işlemekte dünyada. Zıtların çarpış-tırıl-ması, kutupların kavgası üzerine. Bunu bilsen ne, bilmesen ne?

Seyirci koltuğunda oturan kulis fısıltılarını duydu, arka planı sezdi diyelim. Sanatçı veya senarist değilse neyi değiştirir fark etmesi?

Senaryo gereğiydi ezilen. Senaryo gereğiydi hâkim zümre. Ezilene adalet diye feryat; hâkim olana bildiğince yaşamak düştü. Senaryo gereği…

“Oyun değişmeli” diye bağıranı kulise almışlar. Anlatmışlar planı. “Anladım ne yapayım” demiş. “Yine bağır, irtibatı koparmayalım” demişler.

Bina eskiymiş. Müdür bağıranı çağırmış: “Oyunda yangın sahnesi olacak. Seyirciyi çıkarırsın!” Plan işlemiş. Yanmasa, bina yenilenmeyecekmiş!

Yangın günlerce konuşulmuş. Senaryolar ileri sürülmüş çeşit çeşit. Müdür bağırana çeki uzatırken “İyi iş çıkardın, gözükme ortalıkta” demiş.

Öyle bir düzeni varmış ki müdürün, çapulcudan da sosyeteden de adamı varmış. Kimse ona konduramazmış bunu. Kutuplaşınca kimse ondan bilmemiş.

Mescidde “Gözüme gözükme!” demiş Vahşiye Evrenin Kalbi (sav). Sonra yakındakilere “Hamzayla kolkola cennetteydi” demiş. Sistem ne acayipmiş.

Savaş zamanı savaşa, barış zamanı barışa çalışmak düşermiş izleyene. Senaryoyu bilsen de geri durmak yokmuş nedense sistemde. Hay Allah Hay!

Senaryoyu bilmeden rolünce yaşarmış büyük çoğunluk. Senaryoyu bilse de rolünce davranırmış bilinçli bir azınlık. Dileyen sadece Allah’mış!..

EVETle HAYIR; Ümitle Korku güreşecekmiş film icabı. Son karede Abdülhamit’le Gazi Paşa kucaklaşacak,perdede “İLELEBET PAYİDARIZ” yazacakmış!

Anlattığım sistem karışık mı? Anlaşılmadı mı? Ailece, arada bir durdurup yorum da yaparak bu filmi izle lütfen. http://www.fullfilmizlesin.com/kar-kureyici-snowpiercer-2013-turkce-dublaj-izle/

BİR BAŞKA AÇIDAN

Kendine inanmayan; Allah’a inanamaz. Kendini sevmeyen; Allah’ı sevemez…

Egondan geç, Benliği erit dediler diye Kendine sırt döndü. Kıbleye dönse ne olur, Ehlullaha yönelse ne olur? Bir kere kendine sırt döndü.

Arınmalıyız, dedi derviş. “Varsa bir pislik sen arın” dedi meczup. Bir de nanik yaparak dans etmez mi?

Temizlik imandandır dedi Hoca. İmandan ya dedi meczup. Yakiyne erende ne temizlik kalııırrr ne pislik… İman edenler elbet temizlenmeli…

- En çok sevilenler kimler?
- Kendini çok sevenler.
- Peki ya hiç sevilmeyenler?
- Kendini bir türlü sevemeyenler.
- Tuhaf!
- Değil, realite!

Deliler de Veliler de kendisiyle barışık yaşar. Olan bize oldu kardeş. Deliye yanaşsak kınanır, Veliye yapışsak budanırız. Kaldık mı arada?

- Kitabını birisi kendi adına bassa?
- Kızarım, edepsizliktir bu. Hakkımı ararım
- Adın neydi?
- Mehmet
- ………….
- N’oldu?
- Hiç

- Ben bu beden ve bu kimliğim.
- Doğru, Alemlerin Rabbidir çünkü.
- Ben bu beden de bu kimlik de değilim.
- Doğru, Alemlerden Ganidir çünkü.
- Fatihasız namaz olmaz.
- Bedensiz, kimliksiz yaşam olmaz.
- Fatihadan sonra kolayını okumalı namazda
- Kolaylaşan yoldan tutunmalı hayata.

- Ayetel Kürsi çok ağırmış, melekler zorlanmış indirirken.
- Sistem senden sana işler dedi. Nasıl da zorlanmıştım bunu sindirirken.