Değiniler- 84

Değiniler- 84

ÇOCUK SAHİBİ; ALLAH EMANETÇİSİ

- Nelerden sıkıntı- azap çekerim?
- Sahiplendiklerinden.
- Bu, çocuğuma hassasiyetim olsa da mı?
- Çocuğun da mı vardı? Ne zaman yarattın?!

- Yarattın ne demek ya? Oğlum, kızım benim onlar.
- Bizim evde de 3 “Allah Kulu” var. Allah’a aitler. Ben ve eşim de hizmetkârlarıyız sadece!

- Çocuğa Terbiye vermek vazifem ama!
- Tabii. “Vermek” vazifen. Başlarına hükümran kesilmek, Ceberut Başçavuşu oynayarak ego şişirmek değil.

- Bazen çocuklar delirtiyor beni!
- Sistem! Annen baban hayattaysa vaktiyle onları nasıl delirttiğini bir sor. Allah Sistemi!

- Ortalık kötü. Korumak lazım çocuklarımızı.
- Ortalık hep olması gerektiği gibi. Koruyacak; Allah’tır. Allahlığa soyunmanı hiç önermem.

- Çocuklar neyim olur?
- Kilitlerimin, Dualarımın, Hırs- Arzularımın canlı oyuncuları. Bana beni gösteren gönüllü sanatçılar.

- Çocuğun bana kafa tutmasını hazmedemiyorum.
- Ah bayılırım. Bizimkiler çok itiraz eder. Özgür Beyin/ Özgün Kul oluşlarını keyifle izlerim.

- Çocukta olumsuz bi durumu nasıl değiştiririz?
- Bizim evdeki Allah Kullarında olumsuzluk görünce istiğfar ediyor, kendimi sorguluyorum.

- Babalık kolay. Annelik? Anne yakın, anne çeker.
- Anne-Evlat bağı ebedi bilir misin? Bilim ispatladı. Enerji alış verişiniz ebedi…

- Anne evlat bağı ebedi. Bu bilgi neye yarar?
- Kendini dönüştür, o da dönüşür demek. Birsiniz, enerjiniz bir ve beraber. Büyük müjde bu!

- Çocuk hatalı diyorum hatalı. Duy!
- Evet, imalat hatası vardır. Üretildiği yere bakmak lazım?
- Mal mı bu ya?
- Mal kim, ben söylemeyeyim istersen.

- Çocuğa doğru din anlatmalıyım. Tanrı- Allah farkı mesela? Nasıl izah edicem?
- Sen onun başına Tanrı kesilmeyi bırak, O tanır Allah’ı…

- Ne istesem tersini yapıyor çocuk iyi mi?
- Fıstık gibi! Nasıl da arıtıyor seni egondan! Mürşidi çocuğu olan, büyük nimet içinde! Ne mutlu!

- Bi dua var mı çocukla aram düzelsin.
- Tabii. Şöyle de; “Beni bir kulunun yetişmesine hizmetçi kılan Allah’a şükürde acizim” (Âmin)

- Çocuğumla ilgili sıkıntılardan berat eder miyim ben?
- Çocuğun yok sana emanet edilen Allah Kulları var.
- Tamam
- Beraatın Mübarek Olsun!

BERAAT GECESİ

Birine sayfa açmışlar “Gelecek yıl için ne diliyorsan yaz, uygulayacağız” demişler. “Ben yazamam Allah yazar” demiş. Yazmak da nasip işiymiş.

Birine sayfa açmışlar “Gelecek yıl için ne diliyorsan yaz uygulayacağız” demişler. Doldurmuş sayfayı. Yaz diyeni bilen, çekinmeden yazarmış.

TESPİTLER ve ÖNERİLER

Alım- satım gibi noterlik ve teminat gerektiren işlerde süreç olumlu işlese bile bir gece uyuyup, ertesi gün imza atmanız hayrınızadır.

Beyin uykuda dinlenir. Bilinç günlük muhasebeyi uykuda, rüyayla yapar. Üzerinden uyku ve gece geçen işlerde alınacak karar daha sağlıklıdır.

Egosal ve duygusal karar vererek zarar etmek istemeyen; önemli işlerde 3 gün beklemeyi ve bu süreci istişare ile değerlendirmeyi seçer.

Bir yerden bir yere Göç, Evlenme, İş değiştirme gibi hayati konularda kendinize 40 gün süre tanıyınız. 40 gün, algı değişimi sürecidir.

Aklı Vahiyle yoğurmada örnek İmamı Azam, önemli konularda 40 gün beklemeden görüş bildirmemiştir. Bu süreci deneyim- gözlemle geçirmiştir.

“Göz gördü gönül sevdi, bir haftada kendimizi nikâh masasında bulduk.” Aferin. İnşallah sizi mahkeme salonundan toplamayız. Akıllı olun akıllı!

Yapabilen önemli işlerinde İstihare yapsın. Yapamayan “Salih kişilerle İstişare etmenin istihareden üstün olduğunu” bilsin istişare etsin.

Salih Kişinin ölçüsü sadece ibadet hassasiyeti değil iç- dış dengesini kurmuş olmaktır. Halkın “Hayat adamı”, “Adam gibi adam” veya “Osmanlı Kadın” dedikleridir.

“Yapabileceğiniz en iyi evlilik aynı sokakta aynı mahallede beraber büyüdüğünüz kişiyle olandır.” {İ.Gazali ks} Nedenini ağzı yananlar bilir :)

“25 yaşına kadar evlenmemiş kadın veya erkek, kendisinde ruhsal veya bedensel bir hastalık çıkarsa başka sebep aramasın!..” {İmam Gazali ks}

İş görüşmesini YEMEKTE yapmak Kapitalizm âdetidir. Çünkü Yemekte beşerî, hayvanî taraf, Şuuru bastırır! Siz uyanık olun ki aldanmayın!

Tanışma ve Görüşme randevularınızı Camiler ve Tekkeler olarak vermeniz hayrınızadır. Mekanın enerjisi !! İbadetle arınmış taze bilinç !!

“Evi ile işi birbirine yakın olan, dünyada cennete girmiştir.” {İmam Gazali ks} Sanki bugünün İst.unu görmüş mübarek. Sankisi fazla belki de 

“Oğlan dayıya, kız halaya çeker” atasözünden öte Sünnetullah işlevidir. Evlenirken dikkate alacak mısın? Yoksa sevmek her şeyi çözer mi?!

“İcraya ve Antikaya düşmüş eşyaları bedavaya verseler almam” demişti bir zat. İcralıklarda “Kahır” Antikada “Kirlenmiş “Enerji” yüklüymüş!

Buluğa ermemiş çocuğunuz seyahat veya görüşme öncesinde beklenmedik söz ederse dikkate alınız. Masum Beyin, belki de olacak bir şeyi sezmiştir.

“Mümkünse ölmek üzere olanın yanında bulun. Ölüm; kıyamet enerjisidir, kıyam ettirir, idrak sıçraması yaşatır” demişti bir zat.

Abim kollarımda ve bütünüyle üzerime yığılarak vefat etmişti. Ağır bir travma olmasına rağmen bunun bana kattıklarını anlatmaya kelimeler yetmez…

Yakınını kaybetmemiş, Gurbete çıkmamış, Hayattan darbe almamış, Hastalık görmemiş kişi HAMdır. Kariyeri ve Bilgisi olsa da. Hamlığını çok görme ona!

Sahibinden izin alınmadan eve girilmez. Şehirlerin sahibi Hak Dostlarıdır. Şehre ilk gidiyorsan bilinen Zatı ziyaretle başlaman feyizli ve bereketli olur.

SİSTEMİ ANLAT AMA AYARLARLA OYNAMA!

Paraşütle atlama uzmanı olabilirsin. Korkuyu aşmış da olabilirsin. Fakat bu ortalık yerde herkese “Hadi sen de atla” deme hakkı vermez sana!

Yerli yersiz, fıtratları dikkate almadan herkesi en yüksek düzeye özendirirsen, merdivenden düşen, uçurumda parçalananın vebali de senindir.

Sistemin en hızlı, en sert karşılığı; çarkları, mekanizmalarıyla oynayanadır. Altyapı yenilenmeden çarkı tersine çevirmek felaketi çağırır.

Kendi başına iken dilediğine dilediğin gibi inan ve yaşa, hakkındır. Ama genele sesleniyorsan, genelin idrakini dikkate almak zorundasın!

Uçak korkusu olanı uçağa binmeye teşvik edersen, o da ses çıkaramaz anlık maceraya atılırsa, ölümü de sakatlanması da senin üstüne yazılır!

Hacı Murata binen çoğunluğa Ferrari pilotluğu anlatırsan özenir, modifiye edip basarlar gaza. Sonuç? Şarampol dolusu niyazi… Vebali?!

Gerçek Muhammedî Yayın? Avamla avam, havasla havas, çocukla çocuk, büyükle büyük idrakince konuşmaktır. Ötesi hikâye.

SORUMLUSUN

Yaptıklarınızdan sorumlu olduğunuz gibi yapmanız gerekirken yapmadıklarınızdan da sorumlusunuz. Söylediklerinizden sorumlu olduğunuz gibi söylemeniz gerekirken söylemediklerinizden de sorumlusunuz.

- Kendimi sorguladım, hatalı sözüm davranışım yok, neyin bedeli bu acı?
- Görmezden geldiklerin? Değer vermediklerin? Hafife aldıkların?

Hayat denen takım oyununda hangi niyet ve düşünceleriyle hangi oyuncuları suretlendirdiğini fark eden; oyuncu değiştirme hakkını eline alır.

ATASÖZLERİNDE ALLAH SİSTEMİ

“Keçinin sevmediği ot burnunun dibinde biter.” Neyi sevmez ve gayrı görürsen, hayatına çekersin. Sınavın, arınma vesilen o olur.

“Hacı hacıyı Mekke’de, hoca hocayı Tekkede, deli deliyi Dakka’da bulur.” Her beyin, kendi benzeri beyne doğru çekilir Sünnetullah gereği. Her bilinç seviyesinin çekim merkezi mekânlar vardır.

“İyi adam lafının üstüne gelir.” “İti an, çomağı hazırla!” Dile döktüğün pozitif veya negatif her mana, insan suretinde hayatına girer!

“Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz.” İnsan, fıtratı gereği neye meyilli ise o tür yayını almaya ve kabule, ötekileri almamaya ve inkâra programlıdır.

“Yetim hırsızlığa çıkarsa ay akşamdan doğar.” Fıtratı temiz olan kötülüğe meylederse Allah Sistemi bir şekilde onu durdurur veya ifşa eder…

“Körle yatan şaşı kalkar.” Her beynin, beraber olduklarının beyin programıyla programlanması kaçınılmaz bir Sünnetullah mekanizmasıdır.

“İnsan 7 sinde ne ise 70 inde odur.” Beyin, program alıp program verse de ana programı hiç bir zaman, hiç bir etkiyle değişmez.

“Sakınan göze çöp batar.” Korku, kaygı ve tedirginlik duyulanın kişinin hayatına çekilmesi bir Beyin ve Allah Sistemi işlevidir.

“Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.” Yöneliş ve gayretinde istikrarlı olan mutlaka hedefine erişecektir. Allah Sistemi kararlılığı destekler.

“Eğilen baş kesilmez.” Allah Sistemine karşı haddini bilen, edebi elden bırakmayan, usule erkâna riayet eden, akışa uyumlanan sıkıntı çekmez.

“Allah dağına göre kar verir” Her bilinç potansiyeli kadar Nimetten potansiyeli kadar Rahmetten nasiplenir. Çektiği de Seçtiği de bundandır.

“Benze bana benzeyeyim sana” Birinden bilgi çekmek, ondakiyle potansiyelini zenginleştirmek isteyen ona benzemek zorunda! Benliğe vermezler!

“El öpmekle ağız aşınmaz!” Eğilmek, hürmet etmek; gelişme, değişme, yenilenme vesilesidir. Benlik bunu kayıp sansa da hakikatte kazançtır.

“İnsan çiğ süt emmiştir.” Bilgi ve görgüsü ne olursa olsun her birimin beşeri/ hayvani bir tarafı vardır. Bunu bilen hayal kırıklığı yaşamaz!

TUTTUĞUMUZ YOL VE BASİRET

Bir görüşü, bir inancı, bir yolu doğru bularak benimseyebilirsiniz. Bilmeniz gereken önemli bi şey daha var; O yol kime, neye hizmet ediyor?

Sadece birilerinin öne atılıp aktif hareket etmesi değil birilerinin hayattan el çekip içe dönmesi de belli güçlerin ekmeğine yağ sürebilir.

Görüş ve tutumunuz sadece sizi bağlar görünse de varlık tek bütün olduğundan her birim, bilinçli ya da bilinçsiz belli amaçlara hizmet eder.

Farkında olun veya olmayın inanç, bakış ve duruşunuzla hangi üst aklın hangi planına hizmet ediyor, sorgulamak durumundasınız. Sorumlusunuz!

Günün birinde FETÖcülerin düştüğü gaflet, dalalet ve hıyanete düşmek istemeyen; takip ettiği yolu, yol arkadaşlarını yeniden sorgulamalıdır.

Bazılarının gerçeği aşikâr olduğunda ben ihlasla yöneldim demek kurtarır mı? Unutmayın ki Kurunun arasında yaşın yanması Sünnetullah işlevi.

Tarih boyunca Dinin içini boşaltmak isteyenler, dini ve dini seveni kullanmıştır. Mümin; kimseyi kullanmaz; kimseye de kendini kullandırmaz!

Siyasetle ilgilenin veya ilgilenmeyin; duruşunuzun selameti için “Siyasi Şuur” sahibi olmak zorundasınız. İman; Firaset ve Basiret ister…

Rabbe Kulluk iç âlemin, Rabbül Âlemine Kulluk çevrenin farkında olmayı gerektirir. Bölge, ülke ve dünyada dönen dümeni bilmek kulluk ödevidir…

Kimin ekmeğine yağ sürdüğünü, hangi değirmene su taşıdığını bilmeyen veya önemsemeyen; acı şoklarla yandı. Sorgulayan uyanır; Uyanan yanmaz!

ALLAH, KULUNA ZULMEDER Mİ?

Mide ağrısından şikâyetçiydi. İş yerine geldiğinde “Bugün miden ağrımıyor bugün çok güzel bir gün” dedim. “Hayır, ağrıyor, yine aynı” dedi.

Bir bardak su ikram ettim. Verirken “Hele bir iç, mide ağrıların kalmayacak” dedim. “İlaçlar sökmedi, su ne yapsın?” dedi içerken…

“İyiyiz dersek iyi olurmuşuz. Düşüncede biter iş, hele iyiyim de lütfen” dedim… “Midem ağrırken kendime yalan söyleyemem” dedi.

“Elini karnından çek, yok say o ağrıyı, az muhabbet edelim” dedim. Çekti ama gözlerinin bana değil hala ağrıya odaklı olduğu her halükarda belliydi.

“Öyleyse doktora git” dedim. “Bu müzmin, bende senelerdir böyle, doktorlar çare bulamadı” dedi. “Bari başka şeye odaklan” dedim. “Ağrırken mi?” dedi.

Ve bu konuşmayla anladım ki “Hidayet Allah’tan”. Açılmayacaksa bir kapı kimse açamaz. Kul kendine zulmü sevmişse yapacak hiç bir şey yok!

HAYALİ HARAM ETMİŞSE

Sabah telefonda dedim ki “Bugün senin dükkâna müşteri akını var. Hatta sıraya girdiler, sen numara veriyorsun.” Karşıdan kıs kıs gülmesi geliyordu.

“Sıradakiler beklerken sıkılmasın diye çay veriyorsun, işler o biçim iyi” dedim. Bastı kahkahayı. “Valla âlemsin hocam” dedi.

“Dolar tepetaklak! Eskiden aldığın mallardan kar edeceksin bugün” dedim. “Hocam borsayı da düzenliyorsun maşallah” diye tiye aldı.

Ötekini aradım “Taleplere yetişemeyeceksin bu hafta çok bereketli” dedim. Kısa bir suskunluk, peşinden pufff sesi! “Dua et” dedi karamsar eda ile.

“Âlemlerin aslı hayal”di ama Esnaf kendine hayali haram etmişti. Allah Kula zulmetmez kul kendi kendine ederdi. Bize yine de dua düşerdi…

TEKİLLİK ve YALNIZLIK FARKI

İçeriden vehim- vesvese, dışarıdan tehdit- tenkidin yoğunlaştığı zaman; senin kendi ayakların üzerine durma kararı verdiğin andır…

Sürüden ayrılanı kurt kapar mantığının azat kabul etmez köleleri sürü psikolojisini öyle kutsar ki neredeyse özgürlüğe talip olmanın cehenneme talip olmak sanırsın.

Birinin kendi ayakları üstünde durması sürüleşeni de sürüleştireni de tedirgin eder. Nankör, dönek, vefasız vb ithamlar gırla gider. Yersen!

Usta sürü çobanı “Sizi güdüyorum” demediği gibi hipnotize olmuş kutlu sürü elemanı da güdüldüğünü düşünmez! Hakkın Rızasıdır biricik gaye (!)

En etkin özgürlük nutkunu çobanlar atar. En derin özgürlük felsefesini koyunlar geliştirir. Ne garip değil mi? Sen özgürsen hiç biriyle işin olmaz zaten.

Vakti geldiğinde bana müsaade diyemezsen bir daha hiç bir zaman o çıkışı yapamayacağın süreç üstüne çullanır. Her şey vaktinde yerli yerince!

Tekilliğini fark ettiğinde Yalnızlıkla korkutulacaksın. Tekillikle Yalnızlığın aynı şey olmadığını sezmişsen ne gam! Selamet diler yürürsün.

Kimseye çobanlık etmeyecek; kimsenin güdümüne girmeyecek bilince ermişsen haykır kendine: “Sıratı geçtim, Cennetime girdim!” Mübarek olsun.

ÖZGÜVEN HIRSIZLIĞI

İnsanları gütme derdinde olanlar önce onların Özgüvenlerini çalarlar. Kişi kendine güvenmemeli ki çobana sığınsın, çobanla korunabilsin…

Özgüveni en çok çalınan, örselenen topluluklar ne acı ki Müslüman Topluluklardır. Din, Tasavvuf, Milliyet, Memleket adına ustaca yapılır bu.

“Sen kendi başına hakikate eremezsin. Bunu denersen ucu Şeytanlığa veya Firavunluğa çıkar!” İşte size Tasavvuf adına özgüven katliamı…

“Nefs şeytandır. Ona muhalefet et! İsteklerinin tersini yap” Böyle yapınca iç çatışma yaşarsam? Olsun sen yine de öyle yap! Nefs Şeytan mı sahiden?

Araştıran görecek ki Nefs şeytan filan değil. Hakiki anlamı ustaca örtülmüştür. Nefs sürekli muhalefet edilecek bir düşman da değil aslında.

Nefs şeytansa şu Hadise ne buyrulur?
“Nefsinizle mülâyemet ediniz. (Onunla hoş geçininiz)” {Hz. Muhammed sav}

Nefs Şeytansa “Nefsini bilen Rabbini bilir” nasıl oluyor? Şeytanı bilince mi Rabbini tanıyorsun? Geçiniz. Allah aşkına geçiniz.

Bedenden ibaret değiliz. Hakikatimiz Bedensellik değil. Ama niye arınma denince hep bedene yüklenir, ona düşman kesiliriz? Düşündün mü hiç?!

Kur’anda en çok tekrarlanan ayetler; “Düşünmez misiniz?” “Akletmez misiniz?” değil mi? Sen Kur’anda “Zayıflamaz mısınız?” gördün mü hiç?

Ziyafet ehli tonton zata densizin biri “Kilo? Tasavvuf?” diyecek oldu. Zat “Karnım Allah’ın zahire ambarı! Karışma sen!” dedi bitirdi işi!

Budizm ve İsevilik eksenli İslami (!) yayınlara kanmayınız! Bu iş kafa, akıl, sevgi işi. Özgüveninizi kimseye kaptırmayınız! Sevgiyle kalınız.