Değiniler- 91

Değiniler- 91

KORUNANLAR

Allah Sisteminin genel geçer yasalarına (Şeriat, Sünnetullah) uygun yaşayanlar Korunmuşlardır. Ve sistem; uygun davrananları destekler.

“Kuralları alt üst etme pahasına da olsa kalıpları kıracak ve özgürlüğümü yaşayacağım” diyen; Sistemin Doğal Refleksi; Belaya hazır olsun…

Sistemin, kurallarını çiğneyene alkış tuttuğu, göklere çıkardığı görülmemiştir. Sistemin, kuralsıza kırmızı kart çıkarmasıdır; İmtihan!

“Takva Ehli”ne tepeden bakıp “Bühl” dediğim zamanlar da oldu. Ama itiraf edeyim ki benim kadar yanmadılar, acı çekmediler, hep korundular…

Hakikatini yaşamaya özgürlük; özgürlüğe zincirinden boşalmış kuralsızlık anlamı yüklersen; cehennemî yanışlara ellerinle start vermişsindir.

Her kim ki senin her halini ilim, hakikat, özgürlük adına alkışlayıp kayıtsız- şartsız destekliyorsa bil ki; sana en büyük kötülüğü yapıyor.

Matador kırmızı pelerinle boğayı delirtirken arena alkıştan yıkılır. Boğa matadorun bağırsaklarını deşince kim acı çeker? Tribünler? Akıllı ol…

Ringe çıktığında alkıştan yıkılan salon, nakavt olduğunda yüzüne bakmayacak yeneni alkışlamaya başlayacaktır. Alkış ve ilgiye kanmalı mı?

Hem kural çiğnemek hem tepki görmemeyi beklemek. Hem sisteme aykırı tutum geliştirmek hem de bela çekmemeyi düşlemek. Kafan güzel mi senin?!

Sonsuz- sınırsızı bu boyutta kuralsız ve de hesapsız yaşamak mümkün olsa, Kur’anda Hudûdullah (Allah Sınırları) kavramı olmazdı. Selam ile…

DEĞERSİZLİĞİNE İNANDIR, TEPE TEPE KULLAN

Sizi sömürmek isteyen önce sizi sorunlu- eksik olduğunuza inandırarak işe başlar. İnandığınız an tamamlanma adayı bir müşterisinizdir artık.

Sorunlu- eksik olduğuna inandırılan insanın yaşamsal gayesi “Açıklama Arayışı” dır. En iyi açıklamayı bulup yapışmak için neler vermez ki?!

İnsanlar nezdinde kendilerine değerli bir konum edinmek isteyenler; insanın değersiz bir varlık olduğunu çok işlerler. Bir “Hiçsiniz” siz..?

Hiçliğine inandırılanlar üzerinden edinilen konumun zevki? Ne acayip bi tatmin değil mi? Değersizliğine inandırılanların Değerli Çobanı (!?)

Sömürü deyince aklına sadece para mı geliyor? Yönelişin, niyetlerin, duyguların, enerjin paradan daha mı az değerli? Esas sömürü onlarladır.

Allah, “AHSENİ TAKVİM” yarattım buyururken insan için; “Hiçsin” türünden yayınlara yoğurdu üfleyerek bakmak gerektiği kanaatindeyim artık…

Uyanık satıcı sizi överek; daha uyanık satıcı sizi aşağılayarak tezgâha getirir. Aşağılanmanın cazibesi övülmekten çok daha güçlüdür…

Bilinçli insan övülmeye de aşağılanmaya da prim vermeyendir. Bunu yapamayanlar için nice uyku ilaçları kutsal ambalajla sunulur tezgâhlarda.

İnsanın aldanışı; kendini değersiz hissedişiyle başlar. Bunu bi kere hissettin mi kimler sızmaz ki ruhuna? Koçlar, mürşitler, rehberler vs…

Kendi kıymetini bil kardeşim. Sana benliğe düştü, firavunlaştı, burnu büyüdü demeleri pahasına kendi kıymetini bil. Unutma AHSENİ TAKVİMsin!

UYANDIR (MA)

Kan ter içinde bi o yana bi bu yana dönüyorsa yatakta kabus görüyordur, uyandırılmalıdır. Gülümsüyorsa, sakinse dokunma uyusun mışıl mışıl..

Yetişeceği bir yer varsa, uykuya dalmadan beni filan saatte uıyandırın demişse uyandırın. Küfür yeme pahasına da olsa. Gerekirse SU dökerek.

Uyandırılması en zor olan, göz önünde uyuduğu halde “Uyumuyorum sizi dinliyorum ben” diyendir. Ona elleme, kesinlikle uyuduğunu kabul etmez!

Titriyor, hele bir de içli içli ağlıyorsa uykusunda, onu sakince ve de şefkatle uyandır hemen. Uyandır ki acısı dinsin, kendine gelsin…

Uyandırılacak olan, lehine davrandığınız gerçeğini görmezden geliyor, sizi “Uyku bölücü sadist” diye etiketliyorsa bırakın öylece uyusun…

“Mana âlemleri” adlı sanal balonların uçurulduğu keyifli rüyalara dalanlar da vardır. Elleme, gezinsin âlemleri. Balonlar patlayana kadar…

Yastığa o biçim sarılmışsa ya sevgilisiyle ya da önderiyle mutlu bi rüyada. Aman sabahlar olmasın, modundaysa garibim sessizce çık odadan…

Gündüz “Aşk” şişesinin dibine vurmuş veya “İtaat” kokaini çekmişse sızmıştır o. Sızmakla uyku aynı şey değil. İstesen de uyandıramazsın…

Sarhoşu uyandırmak için “İşkembe” veya bir fincan “Kahve” yeter. Sızanı, çekeni uyandırmak? Elbiseleriyle sok küvete, “Soğuk Su” ya batır…

Sabahları, küfürlerine rağmen uyandırıp servise yetiştiriyorsa; akşamları, inatla yat ikazı yapıyorsa “Annen” dir! Kaybetmeden kıymetini bil olur mu?

İLAHİ, ÇOBAN!

Çoban, koyunları kurttan korur. Kurt öldürmesin, kasap kessin diye. Sürü, emniyettir. Sürü içinde kalmak korunmaktır. 

Koruyucu bildiği çobanın mezbahayla fiyatta anlaştığını sezen koyun, daha da iflah olmaz! Dağa mı vursun, sürüde mi kalsın? 

İyi otlarsanız, semizleşirsiniz; semizleşene de yeşil Cennet var, demiş çoban. Uyuntu koyunları Cehennemle korkuturmuş. Mezbaha ötesi kurgularla. İlahi, çoban  :-) 

ŞEYTANA UYDUK

Düşünmek ve Sorgulamak; Şeytana Uymaktır! Şeytana uymamızla başlar dünya hayatı denen macera. Şeytana Uymasak kapalı kalırdık cennette.

İnsanı cennetten çıkaran şehvet, tutku, arzu değil “Anlam Arayışı” dır. “Nerden gelip nereye gidiyorum?” sorusuyla çıkarız cennetimizden…

Hayatın, uzayın, yıldızların, bedenin, tabiatın, dünyanın anlamı üzerine kafa yormak çok zevklidir. Şeytaniyet, zevk üstünden çalışmıyor mu?

Yaz- kış, yokuş çıkarak beş vakit camiye giden 75 lik dedeye özenirim bazen. Tertemiz bi kafası var. Kuantum, string desem ne der ki bana?

Hayvanların hayatın anlamı diye bir sorunu var mı? Böyle bir sorunu olmadığı için geçmiş- gelecek kaydı var mı? AN da yaşar tüm hayvanat…

“Sorgulayarak” çıktık cennetten. “Arınma-Teslimiyet” ile yeniden dönmeye çalışıyoruz cennete. Döneceksek niye çıktık? Yasak meyve “Anlam”dı!

“Anlam Arayışı”mla şeytana uydum. “Gel anlamı açıklayalım” diyenleri kopyalayıp çoğalttım şeytanları. Ne ettimse kendi kendime ettim Ben…

“Anlam namına hiç bir şey yok! Sadece Anlamsızlık!”(Bir şeyin çevirisini yaptım şu an. Anladınsa sende kalsın, çaktırma. Sırrı açık etme)

“Çözmeye çalışma evladım her şey çözük zaten” demişti 101 yaşında tanıdığım merhum meczup Ceyhan Dede. Dinlememenin cezası bu sorgulamalar.

Şeytana uymasak Rahmanı bilemezdik. Rahmanı bilmeden Rahimi göremezdik. Nasıl yaşanırdı Besmele? Kafan karıştıysa özür dilerim. Selam ile.

ÂLEMLERİN RABBİ, ÂLEMLERDEN GANİ

Âlemlerin Rabbidir Allah. Anlam arayanlara nice anlam filmleri gösterendir Allah. Doyasıya dalgalansınlar, seyretsinler zevk etsinler diye.

Alemlerden Ganidir Allah. Anlam ötesine geçenlere, illüzyonu yutmayanlara anlamsızlık yaşatandır Allah. Dingin, dalgasız, deniz dibi misali.

Hem Âlemlerin Rabbi hem Âlemlerden Ganidir Allah. Dalgalanınca dalganın, durulunca sükûnun hakkını verene seyir üstü seyirler yaşatır Allah.

CENNETTEN ÇIKIŞ

Buluğa erene kadar her insan Cennetinde yaşar. Buluğla birlikte cennetinden çıkar. Masumiyet Cennetinden…

Şeytanın insana secde etmemesi; “Cinsiyet” ve “Kimlik” kabulünün hiç bir zaman yok sayılamaması ve insandan hiç düşmemesidir bir manada…

Âdem, yasak meyve yemese olmaz mıydı? Acaba Yememe imkânı var mıydı? Buluğa ermesen olmaz mıydı? Ergenliği durdurabilen var mı içinizde?!

Melekler Âdeme secde etti şeytan hariç. Tüm özelliklerimi gerekirse yok sayarım da bi “Erkek” oluşuma bir de “Mehmet” oluşuma sözüm geçmez!

“Beşeriyeti, cinsiyeti, kimliği aştım” diye ilim lakırdısı eden olursa sana tavsiyem; damarına bas, onuruna dokun. Görürsün ne kadar aşmış!

“Kadın” lığı aştım şuur varlığım dedi. “Makyajın olmamış, şebeğe dönmüşsün” dedim. Kıpkırmızı kesildi. Şuur varlık? Aşmış? Laf ola beri gele!

“Erkek” lik kaydında değilim, insanım dedi. Hemen mağazaya girdik “Arkadaşa afilili bir etek ver, benden” dedim. Delirdi… Aşmış? Sevsinler…

Ben hayatın içinden, insan üzerinden okumaya çalıştıkça bana ilmi literatürle yazanlar, soranlar! İmtihanımsınız ama yenilmeyeceğim size!

20 sene önce yola çıkarken yemin ettim: Uçuk tasavvuf anlatımını ne yapıp edip hayata, insana indiricem. Kaçarı yok, işlevim bu! Şahitsiniz?

Benden biraz istifade etmek istiyorsan ezber ilim lakırdısı ve literatür kalıplarıyla çıkma karşıma. Gerçekçi ol, hayattan kopma, canımı ye!

GÖZDEN KAÇAN BİR İSTİĞFAR MEKANİZMASI

Tövbe; herhangi bir konuda hatalı, yanlış, fıtrata ve hakikatine aykırı tutum içinde olduğunu fark etmektir. Sadece fark etmek!

“Hatamı, günahımı, yanlışımı fark ettim. Peki nasıl tövbe edeceğim?” sorusu tövbeyi bilmeyenlerin sorusudur. Fark ettin ya, daha ne?!

- Tamam, fark ettim yanlışımı da bağışlanmam ne kadar süreç alır?
- Fark ettiğin an, bağışlandın zaten… Ne süreci, ne zamanı?

- İseviler papaza günah çıkarıyor. Allah’a isyan bu!
- Tövbenin hakikatini fark etmişler ve uygulamışlar. Sen bunu Allah’a isyan saya dur.

-Ya şimdi papaza mı gidelim? Günah çıkarmanın nesi hakikat?
- Günah Çıkarma dediğin mekanizma Kur’anda var desem delirir misin?
- Hadi ya?!

Resul kavramını 1400 yıl öteye atmadan bu ayeti ve de özellikle altı çizili yerleri derin tefekkür et… Fark ettinse, hemen uygula.

Adsız

Nisa- 64 ayetindeki mekanizmayı fark ettiğim gün havaya zıpladım ben… Allaaahhh diye bağırarak… Ve hep uyguladım…

Sevdiğin, samimiyetinden şüphe etmediğin, aleyhine geçmeyeceğinden emin olduğun Dosta itiraf et hatanı. Sonra seyret olacakları. (Nisa- 64)

- Helallik almaya utanıyorum. Çok yanlış yaptım. Yüzüm yok ona. Çare yok mu?
- Olmaz mı? Çaresiz dert yaratmadı Allah. Tabii ki var.

- Helallik alacak yüzüm yoksa çare?
- Öyle bir şey yaşadım. Çok mahcubum. O kişi adına sadaka verdim. Dua ve Niyaz ettim. Sonra ne mi oldu?

- Evet, ne oldu?
- Sıkı dur! Utancımdan helallik alamadığım, ziyaretime geldi. “Kardeş çok abarttın, nihayetinde kaderdi. Unut artık” dedi.

- Olamaz! Bu ne ya?
- Oldu. Hatta kalkarken üsteledi; “Kendini harap etme, kaderdi. Ben seni hep seveceğim” dedi.
- Nedir peki bunun sırrı?

Yeter ki samimi ol çözülemeyecek dert yok. İSTİĞFARı Kur’an ekseninde incelediğim çalışmam sana hediyem olsun.

http://mehmetdogramaci.com/2015/06/kuran-cozumunde-kavramlar-10/

EMEKTAR ŞOFÖR

Çevirme vardı otoyolda. Genç polis camı indiren emektar kamyoncuya ehliyet ruhsat dedi. Sonra da ceza yazmak için ekip aracına gitti…

Evrakları alan komiser göz ucuyla baktı ve polise çıkıştı: “Git özür dile, yol ver ona” Polis hiçbir şey anlamasa da denileni yaptı.

Kamyoncu gülümseyerek giderken genç polis ne olduğunu anlamak için geri döndü ve “Neden ceza kesmedik komserim?” diye sordu.

Komiser: Kaç doğumlusun? 1995 dedi polis. Baban kaçlı? 1970 dedi. O şoför ehliyeti ne zaman almış biliyor musun? Hayır. “1970 te !…”

Demek kamyoncu babasının doğduğu yıl yola düşmüştü. 47 yıldır yollarda. Genç polis yine de atıldı “Kural kuraldır, ceza verecektik” dedi.

Komiser, derin derin süzdü ve “Haddini bil. Edepsizlik etme! Hayatın yazılı olmayan kuralları da var. Emektarlara hürmetli ol” dedi…

Bilgi ve Bilişim nesli işte bunu bilmiyor. Neyi? Hayatın yazılı olmayan kurallarını ve Büyüğe Hürmet etmeyi. Bilmek her şey sanıyorlar…

Farklı fikirlerim olsa da hiç kimse hakkımda “MD ilim erbabına hürmetsiz” diyemez! Benden önce yola çıkana hürmet ve minnetim ömürlüktür.

Kimden tek bi kelime, tek bi görüş, tek bi bakış açısı almışsam; kitaplarımda, yazılarımda, paylaşımlarımda onu yâd etmekten geri durmam.

Her şey bilgi değil dostum. Kural hiç değil. Bilirsen, senden önce yola çıkana hürmet- muhabbeti bırakma. Bu sana neler katar, şaşarsın!

İNANMAK VE YAŞAMAK

- Ebedi Cenneti ister misin?
- Elbette
- O halde dünyada vakit öldürmemeli. Ölümü isteyip hemen gitmeli.
- Hayır. Yaşamayı seviyorum. (.!?.)

- Hayat geçici. Mezara servet götürülmüyor.
- Öyle
- Götüremeyeceksin nasılsa, şimdiden dağıt servetini?
- Alın bu deliyi başımdan! (.!?.)

- Kas yapmışın. Maşallah bu yaş, bu dinçlik
- Spor sağlıktır
- Beden çürüyecek. Değer mi yorulmaya? Tespih çek!
- Olayı anlamamışın… (.!?.)

- Apartman senin?
- Emanetçiyiz.
- “Mülk Allah’ın” yazıyor kapıda. Allah’ın madem, bi daire versen.
- Toz mu çektin? Hastamı ne? (.!?.)

- Kim bu kürsüde yırtınan?
- Sendikacı. Hak arıyor.
- Bu mercedes?
- Onun
- Hakkını epeyce almış pastadan
- Defol, ajan seniiii. (.!?.)

Ebediyeti özler; esas olan ahiret, dünya geçici der ama kesinlikle ölmek istemez. İman etmiş mi ahirete? Ahirete İman eden anlayış bu mu?

Hayat geçici, kefenin cebi yok, sözleri düşmez dilinden. O zaman infak et, dağıt dersin surat asar. Hayat geçici ise dünyaya kazık çakmak?!

Beden çürüyecek. Zaten beden değiliz, demek. Sonra da bedenle bozmuşçasına bedene yoğunlaşmak! Çöpe gidecek olana bunca emek neyin nesi?!

Kapıya Mülk Allah’ın yaz, tapu dairesiyle emlakçi arasında mekik dokuyarak piyasa kovala. Allah’ın olanı kuluna pazarlamak mı Sahiplenmemek?

Kürsüden hak hukuk edebiyatıyla ücretliyi tahrik et. Sonra onlar belediye otobüsüyle sen mercedesle dön eve. Hak, hukuk, eşitlik?

Ahiret esas, dünyaya sarıl
Mülk Allah’ın, tapu senin
Kefenin cebi yok, servete yapış
Beden çürür, kas yapmalı
İman buysa ben Küfür alayım…

Ahiret esas diyerek sımsıkı dünyaya yapışan; Mümin ve Şuurlu.
Dünya esas diyerek evrensel normlarla yaşayan; Ateist ve Gafil.
Bu durumda kim Mümin, kim Kafir, kim Münafık?

YÜZLEŞME

Din anlayışını kıssa, mucize, keramet, uydurma rivayetler sarmalından arındırdığında “Dinden mi çıkıyorum ne?” kaygısını duyacaksın. Korkma!

“Yaslanacak hiçbir inancım kalmadı, ayaklarımın altından yer kaydı, gök başıma mı yıkılıyor; neler oluyor” dediğinde açılır İmanın Hakikati.

“Sorguluyor, araştırıyor, okuyor ama an be an uçuruma gidiyorum. Ya aşağı düşersem?” diye de korkma. Bırakmıyor, tutuyorlar, bizzat şahidim.

BİLİNÇALTI GERÇEKLERİ

En çok kimi kınar, ayıplarız biliyor musun? Yapmak isteyip de şartlar ve mahalle baskısı yüzünden yapamadıklarımızı yapanı! Bi düşün bunu…

En çok kime hırslanır, her fırsatta cephe açarız biliyor musun? Yerinde olmak isteyip de bir türlü olamadıklarımıza! Bunu da bi düşün…

Bilinçaltının en büyük oyunu; hırs, haset, kibir vb benliğe dayalı duygularla yapılanı kişiye “Allah adına davranış” olarak göstermesidir…

Hareketlerin hangi kompleksinin eseri? Söylemlerin nasıl bir değersizlik hissi tatmini? Değil dışarı, bunu kendimize bile itiraf çok zordur.

“Şeytanımı Müslüman ettim” demek “Veritabanı kodları, kompleksler, etkin hislerimi tanıdım. Bunların üstünden hayatı seyrediyorum” demektir.

Yaşam- kültür köklerimle yüzleştiğimde; kızacak, kınayacak, kırılacak hiç kimse kalmadığını gördüm. Ne Dolunaymış ama? Ne Yüzleşmeymiş?!

Her an önce kendini hesaba çekmeyi ilke edinen; bir aşama sonra herkes dediklerini de kendi görerek tek- bir- bütün oluşu yaşar. Kolaylaşsın.

ÇEKİM ETKİSİ VE DEĞİŞİM

Muhatabından alacağın bilgi ve örneklik; kendine benzer gördüğün konular kadardır. Benzemeyeni almak imkânsıza yakın derecede güçtür…

“Benzer benzeri çeker” mekanizması gereğince her birim, benzerine doğru çekilir. Bu çekime ister Vedud de, ister Sevgi, ister Vorteks…

İlk planda muhatabının sana benzemeyen bilgi ve örnekliğini kabul ters gelir. Aslında o da sana benzer de bir farkla; Benliğine benzemez, Şuuruna benzer.

Benliğin, muhatabının her halini kabulü ve hakikatine odaklanması koşulsuz sevgi ister. Bu yoksa olay zorlamadan öteye geçmez.

Muhatabının sana benzemeyen bakış açısı ve yaşamını kabul; sana genişlik katarak seni üst idrake sıçratır. Rehbere teslimiyet sırrı da budur.

“Benzer benzeri çeker” Zıddına çekilme, benliğe göredir; hakikatine göre değil. Zıtlık görüntüsü kabuğa göredir. Çekilenler hakikatte birdir.

“Yaşamı, bakışı, inancı hiç bir şeyi bana benzemiyor. Ama niye vazgeçemiyorum” dersin birisi hakkında. Hakikatiniz Birse vazgeçemezsin.

“Öyle böyle değil her hali batıyor, delirtiyor BENi” dediğin ama kopamadığın da olur. BEN liği delirtmese “Has Akıl” açığa çıkar mı?

Muhatabını kendine benzetmeye çalışan, farklılıklara isyan ederek kendine çekilen; evrene “Ben odun geldim odun gideceğim” mesajı vermektedir.

“Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş ” derler yakışanlar için. Hakikatte bu tip bir ilişki ebedi Kör ve ebedi Ham kalmanın ta kendisidir.
Her halimi alkışlayan, her tavrımı öven, her bilgimi eşsiz gören bir çevre edinmekten Allah’a sığınırım. Törpücü- Yontucularıma selam olsun!

“Gönüllere Taht Kuran”; egosal duygu-düşünce yansıtmadan “Onunla Onu Yaşama” azmiyle ilişkiler kurandır. Hazmıyla kolaylaşsın hepimize. ÂMİN