Değiniler- 93

Değiniler- 93

BEBEK ve ÖLÜ

Bebek safiyeti, masum acziyetiyle teslim olabilseydik akışa; anne şefkati, baba kudretiyle üzerimize titreyecek niceleri çıkardı karşımıza.

Bebeğin ne talebi, ne arzusu, ne de duası var. İstemeye lisanı bile yokken anında görülür her ihtiyacı. Yoksa onun duası mı bebek olması?

Bir bebeğe bir de cenazeye gösterilen ihtimam düşündürür beni. Saygı istemeksizin saygı görür cenaze. İlgi beklemeksizin ilgi yağar bebeğe.

Yaşlı ama Büyümemiş Bebek gördün mü? Tecrübeli ama Yaşamamış Ölüye rastladın mı? İkisinden birini bulan; dünya- ahiret şirkinden kurtulur…

Birbirinden geriye iki ölü bırakacak bebeklerdir âşıklar. Öldürmek içindir aşk. Katil bebekse ceza ne ola ki? Bebek ve Ölü; Dünya ve Ahiret.

BİR BAŞKA AÇIDAN DUA CÜMLELERİ

“Ürpermeyen Kalpten sana sığınırım” Şahit olduğu gerçeklikle empati kuramayan bireysellikten; mahlukatı, sistemi Tek Gören Şuura yönelirim.

“Kabul olunmayan duadan sana sığınırım” Sisteme aykırı egosal taleplerim olmamasını tercih eder; sisteme uyumlu olanı talep etmeyi dilerim.

“Yaşarmayan gözden sana sığınırım.” Sorgulamayan, kaskatı bir benlik olmaktansa benlik eriyişime gözyaşlarımın şahit olmasını niyaz ederim.

“İşe yaramayan bilgiden sana sığınırım” Yaşamda karşılık bulmayan felsefi,mucizevi,efsanevi bilgiden evrensel gerçek bilgisini tercih ederim.

“Doymayan nefsten sana sığınırım” Egosal isteklerin sonu yok ne elde ederse etsin o tatmin olmaz! Tatminsizlik yerine Kanaati tercih ederim.

“Senden sana sığınırım.” Bilirim ki benlik, kimlik ve egoda dileyen de sensin. Bunlar yerine bende “Kulluk” açığa çıkarmanı niyaz ederim.

“Senin sevgini; seni sevenin sevgisini dilerim” Seni seveni sevmek seni sevmek; seni sevence sevilmek senin katında sevilmektir! Onu isterim.

“Allah’ım İslama ve Müslümanlara yardım et” Doğal Teslimiyet üzere işleyen Sistem Farkındalığı gelişsin ve Yaşamak isteyene bu kolaylaşsın.

“Göz açıp kapayana kadar da olsa nefse bırakma!” Anlık gaflet eseri olarak akıl, mantık, İman-İslam gerçeğine aykırılık yaşatma bilincimize.

“Bizi Resulullaha komşu eyle” Her an her düşünce-fiilimizde Vicdan adıyla içimizden seslenenle bizi içli dışlı, yoldaş, gardaş, haldaş eyle!

“Kabir azabından bizi koru!” Bedence bi yaşam ve gerçeklik zannından ve onun pişmanlıklarından uzak olalım. Şimdi, şu an, ölmeden bunu yaşat bize!

“Kur’an’ı kabrimizde ışık eyle!” Allah Resulu (sav) nun okuduğu evrensel sisteme endeksli bir yaşam istiyoruz. Şimdi, bedende ve bilinçte!

“Suda boğulanlardan eyleme!” Hakikati zirvede öğrendikten sonra bilgide boğulup felsefede kalan Yaşama geçiremeyen Okur-Körlerden eyleme!

“Yangınlardan koru bizi!” Egosal istek ve dürtülerini zaptedemeyip zarar eden, yoldan çıkan ve pişmanlık ateşiyle yananlardan eyleme bizi!

“Sel baskınlarından koru bizi!” İlim ve Duygu Taşması sonucu ameli, ibadeti, takvası ve güzellikleri heba eden Mekr afetinden koru bizi!

“Depremlerden koru bizi” Şehvet, arzu, tutku ateşlerinin benlik faylarını tetiklemesi ile yaşanan fıtrat dejenerasyonlarından koru bizi!

“Semadan Yağmurumuzu, Topraktan Bereketimizi kesme!” Gönlümüzde hakikat bilincini; Bedenimizde ibadet kudretini her daim güçlü ve diri eyle!

“Salihlerle beraber olarak canımızı al” Ölmeden evvel ölme eşiğini geçirtecek büyük benlik sınavımızda düzgün sağlam dostlarla beraber eyle!

“Âmin amin Bi hurmeti Taha ve Yasin” Taha ve Yasin Surelerinin öz anlamı gereğince insanlık sırrını ve değişmez gerçeği bize hazmıyla yaşat!

“Bi hurmeti sırrı suretil Fatiha” Fatiha Suresindeki ÂLEM- İNSAN hakikatiyle yüzleşmiş ve özleşmiş bir bilinç olarak yaşamayı lutfeyle! ÂMÎN

ALAADDİN’İN SİHİRLİ LAMBASI

İnsan; Dua ettiği konunun gerçekleşeceğine gönülden iman edip bütün hücreleriyle odaklanabilseydi gerçekleştiğine bizzat şahit olurdu.

Duanızı, Rabbinize arz ederken bilinçaltınızda “Olmayabilir, verir mi, şartlarım uyar mı?” vb diye konuşan Vehimdir. Çoğumuzda da konuşur…

Senin iman edemediğin duayı Rabbin nasıl versin? Pardon, O dilerse verir di mi? Pardon… Sen iman edersen Rabbin verir diyecektim.

Alaaddin’in Sihirli Lambasını bilmeyen yoktur. Lambadan cin çıkar emret sahip dile benden ne dilersen derdi. Alaaddin? Lamba? Emret Sahip?

Alaaddin’in Dileklerini Gerçekleştirme aracı LAMBA. Nur 35. ayette Beyin de (Allah Nuru) Lamba şeklinde tasvir edilmiyor mu? Emret Sahip!

Alaaddin; Din adına yaşayan, Dini üstün tutan anlamına geliyor. Lamba; Beyin ve ondaki yaratım kuvvesi. Ee? Daha ne? Masal mıymış anlatılan?

Emret Sahip, denmiyor mu sana sendeki kuvveler olarak?
“Bana dua edin, size icabet edeyim!” (Mümin- 60)

Biliyorum Alaaddin de Lamba da aklına yattı. Cin çıkması mideni bulandırdı? Cinin asıl anlamı yabancı, bilinmeyen, görünmeyen her şeydir…

Lambadan cin çıkarmak; beynindeki kuvveleri harekete geçirerek yaratım startı vermek diye anlasan mide bulantın, karın ağrın geçer mi?

Ve Alaaddin, lambadan cin çıkarır. Ve Dini üstün tutan Kul, Duasıyla Beyninde yaratımı tetikler. (Bin yıllık masaldaki mesaja bakar mısın?)

- Duada aklıma gelen “Ya olmazsa? Ama şartlar? Ortam?” vehmini nasıl yenerim?
- “Vermek İstemese İstemek Vermezdi”yi hatırla! Yendin gitti…

Bak Hz. Osman ne demiş? “Allah, kaderinde olmayanın hayalini bile kurdurmaz” Dua ediyorsun. Hayal ediyorsun. Eee? Lafın tamamı kime söylenir?

- Allah beni ne zaman affeder?
- Sen kendini affettiğin zaman
- Duamı kabul eder mi?
- Allah’ın kabul sorunu yok, sen hele kabul et de!

Dua ederken Allah’ım Dilersen bağışla; dilersen merhamet et demeyin. Dileğinizi kesin bir dille isteyin. Allah’ı zorlayacak kuvvet yoktur. (HADİS)

Duada “Hayırlısını ver” demek güzel. Fakat bunu kötü ihtimale karşı iyiyi isteme niyetiyle diyorsan duayı bozarsın! Dua; tereddüt kaldırmaz.

“Hazmıyla ve Kolaylaşarak” ifadesini duaya eklemek çok güzel bir oluşum sigortasıdır. Bunu her duaya ekleyiniz. Öğretene şükranla…

- Allah’ın beni neye layık gördüğünü bilebilir miyim?
- Kolay.
- Nasıl?
- Sen kendini neye layık görüyorsan Allah sana onu layık görmüştür!

- Dua ediyorum da aynı konuda başkaları da dua ediyor. Dualar çakışır, çarpışırsa, benim ki ne olur?
- Senin ki kafa mı İstanbul Trafiği mi?

Sürücü Kursu hocası demişti ki “Direksiyona geçince kral benim deyin. Arkadakine, yandakine göre araç sürülmez. Önce özgüveni ele alın” Dua?

Beni benden iyi bilen, gören, duyansın. Zararıma tasarrufun hiç olmaz. Olana teslimim” de, bağla otomatik pilota. Haydi, mübarek olsun. ÂMİN

- Duada tevazua bürünüyor, isteyemiyorum. Başkalarına versin.
- Kibre bak kibre! Edepsizliğin adı ne zaman tevazu oldu? Kendine gel…

- Kral hazine dairesini açsa, dilediğin kadar al dese, olmayana ver denir mi?
- Denmez, yakışık almaz.
- Allah’a hele hiç deme! Otur Dua et.

- “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” Bu ne?
- Evrensel Sistemde herkesin sözü, gücü, değeri ancak duası kadardır, diye anla.

Nasıl arınırım ya da Azaptan Çıkış http://mehmetdogramaci.com/2009/11/nasil-arinirim-yada-azaptan-cikis/

İLGİ ve SEVGİ

Mahlukatla iletişimin temel şifresi İlgidir. İlgi, doğal olarak sevgiyi tetikler. Sevgi; insanı besleyen yegâne evrensel gıdadır.

İlginiz kadarıyla sevgi çekersiniz. İlgi göstermek; öncelikle bireysel benlikten uzaklaşma gerektirir. “Ben”ine düşkün olan ilgi gösteremez.

Yumak, çağırınca kucağıma gelir. Okşandıkça yayılır bayılır. İlgim kitaba, laptoba yönelirse zıplar gider. İlgi ve Sevgi ortaklık kaldırmaz!

İlgi “Senin içinim” mesajı veremiyorsa ilgi duyulandan sevgi; ortaksız yöneliş beklemek saflık olur. Sistem; verilen kadar alma üzere işler.

Birinin ilmini, halini, idrakini kendine kopyalayarak genişlemek mümkün. Ücretsizdir. Yegâne yolu ilgidir. Tarzı, yolu, yordamı sana kalmış.

Kocasına demiş ki seni seviyorum, annemi seviyorum, çocukları seviyorum, insanlığı seviyorum. İlgi göstermiş mi? Sevgi dolu bunu diyen öyle mi?!

Kulun Rabbine yönelişi gibi ilgi gösteremiyorsan ona, seviyorum deme! Sevdiğine Rablik hissettiren; Rabbin Kula ikramı gibi ikramlar görür.

Toplumumuzun sıkıntısı; sevgi parçalanmışlığı. Sevilene şirksiz ve de sırf o olarak yönelmemek. Kalabalık sevdalarda nice sevgiler yitirdik.

“Eşine itiraz etme, sen bilirsin de” dedim. “Benim de bi şahsiyetim var” dedi. Sen bilirsin diyene “Buyur Sultanım” deneceğini göremedi kör.

“Filana uğradıktan sonra sana geleceğiz” dedi dostuna. Bu şu demekti; “Önceliğim değilsin ikinci sıradasın!” Sevgi ve İlgi bilen bunu demez.

Birkaç kişiye uğrayacaksan bile hiç birine filandan sonra deme! Deme ki hepsinden en zirve ilgi, en güçlü sevgiyi çekesin! Hatırında kalsın.

Sıralı sevdalar var kafamızda. Askeri rütbe gibi sıralı. Hepsine tek tek ilgi- sevgi verebilecekken sıralar arasında kaybettik sevdayı biz.

“Neden etrafı insan kaynıyor?” dedim. “O herkese kendini özel hissettirir. Onunla konuşurken kendini hep birinci hissedersin” dedi. Nokta…

Gözü senden başkasını görmesin mi istiyorsun? Ne yap et gözünün ondan başkasını görmediğini, onsuz nefes alamayacağını ona hissettir.

- İslami, İnsani ve Çağdaş açıdan iyi bir eş oldum ama yaranamadım.
- Onun İstediği eş olmadıktan sonra söylediklerinin hepsi hava cıva.

- Onun istediği eş olmada sınır? Benim haklarım?
- Sınır mı? Sevilen karşısında hak mı? Her belayı hak etmişsin sen. Kafanı değiştir kafanı!

Kocasının istediği kadın; Karısının istediği koca olabilenler daire kapılarına “Cennet” yazdırabilirler. Ötekiler mi? Cennetin zıddı neydi?

Benimle sohbet ederken yazarlar ve kitaplarından bahis açtı. Konuştuk öylesine. Benim kitaplarımla söze girseydi şelale gibi çağlayacaktım.

Sevgi göremiyorsak ilgi gösteremediğimizden. İlgi gösteremiyorsak muhatabın hakikatini bilmediğimizden. Muhatabın hakikati Allah. Öyleyse?!

Sevgi ve İlgi boşluk affetmez. Doğrusu sistem boşluk kaldırmaz. Sistemi bilen “Elimden aldı sevdiğimi” demez “Nerede boşluk bıraktım” der.

Namazdan gaye; Salât. Salâttan murad; Kulluk Huzuru.
İlgiden gaye; Sevgi. Sevgiden murad; Tek-Bir-Bütün oluşu yaşamak.
Kolaylaşsın hazmıyla.

İSLAMI ANLAMADA SEVİYE VE DERİNLİK

Erkek Sünnetini Müslümanlığın olmazsa olmazı kabul eden bi toplumda Kadın Sünneti, Deve Sidiği vb tartışmak boş iştir. Allah basiret versin.

Arap örfüyle Allah Resulünün (sav) Evrensel Sistem açıklamalarını ayrıştıracak basiretiniz yoksa rivayet bataklığında debelenir durursunuz.

İslam Dinini anlama üzerinde ne tür algı operasyonları uygulandı, Emevi Devlet Zulmü nelerin içini boşalttı, önce bu iyi öğrenilmelidir.

Kültürler arası tesirleri, felsefi akımları, coğrafi etkileşimleri tetkik etmeden Hakiki Din anlayışına erişemezsiniz. Lütfen araştırınız…

Resulullah (sav) sonrası siyasi süreç, fikir hareketleri, Hicri 2. asırda ortaya çıkan Tasavvuf akımlarının ruhu çok iyi tahlil edilmelidir.

Araştırma önerim “Bize gerçeği anlatan var, kaynak doğrudur.” inancındakilere değil sorgulayanlaradır. Ne sürüye ilişirim, ne çobana sataşırım.

Bilgi Kaynağınız; kendi seçiminiz eserler değil de birinin görüşleri ise aydınlık zannıyla karanlıkta kalarak geçer gidersiniz dünyadan…

Müslümanlardaki okuma- araştırma tembelliği, bazı zatlara İnsanüstü Bilgi Kaynağı vasfı verme kolaycılığına dönüşmüştür. Azabımız bundandır.

Gerçeğin Bilgisine imanla; Gerçeği Yansıtana iman çok çok farklıdır. Ne yazık ki 21.yy da hala Bilgiye değil Kişiye İman öncelenmektedir.

Samimiyetle hakikati tetkik eden ve okuyan için nice güzellikler açılacaktır. Yeter ki tembelliğimize, tabi olma ve iman etiketi vurmayalım.

KADER ve KUDRET

Yanlışını, zaafını fark ettirmiş; değiştirme yönünde gayret etmene izin vermişse, kaderinde değişim dilemiştir.

Kaderinde değişim dilemeseydi kalbine “Hissediyorum olacak, iyi şeyler olacak” düşüncesini getirmezdi.

“Bir gün mutlaka” sana yaşatacakları “Her gün mutlaka” hatırına düşenlerdir. Nasibinde olmasa unuttururdu. Unutturmuyorsa!?

Miraçta, Levhi Mahfuzu yazan kalemin cızırtısını mı duymuştu Resulullah (as)? Kalem kırılmış, mürekkep kurumuşsa ne cızırtısı o? Hay Allah!

Herhangi bir konuda duyguların ısrar ederken aklın “İçime sinmiyor” fısıldıyorsa bil ki takdirindeki beladan korunma fırsatı veriliyor sana.

Birine 40 gün deli dersen deli olur, demiş Anadolu İrfanı. Kaderinde varsa olur dememiş, birileri derse olur demiş! Sırrı kaptın mı? Sussss!

Sırrı çözmüş zatın sofrasında diz çöküp bekledim. Şöyle dedi; “İçime sinmeyenden vazgeçtim; Kalbime doğanın peşinden gittim. İşte hepsi bu!”

“Kader gayrete âşıktır.” Ben demedim, asırları parmağında oynatan Şeyhi Ekber İbni Arabi ks diyor.

“Kötü ihtimali dillendirme. Hatta kendine bile söyleme. Uşaklar duyar, hemen yaratıma geçerler” derdi merhum Osman Hocam. Uşaklar kim ise?

Olası kötülükleri bile konuşturmazdı bize büyükler. “Ağzını hayra aç” deyip sustururlardı. Neyi fark etmişti ki ninelerimiz, dedelerimiz?

“Dr kızım süt içer mi? Mühendis beye elma? Avukatıma çorba?” Üç ilkokul çocuğuna hep böyle seslenirdi anne baba. Üçü de öyle oldular iyi mi?

Kimi Kaderine razı oldu kimi Kudretini ortaya koydu. Ve her insan farkındalığı kadar Kuldu. Kaderinde Kudretini görenlerden olmak niyazıyla…

AMELLER NİYETE GÖRE

İnsanlar “Ameller niyete göredir” Hadisinin işlevini bilseydi ne bir yaşam koçu, ne bir rehber, ne de bir lider onlara hükmedebilirdi.

Genel Kabul; fiile göre durumun oluşacağı yönünde. Ameller Niyete Göre, Hadisi tersini söyler. Oluş fiile göre değil Niyete göre biçimlenir.

Duana; Niyetine odaklan diyorum bana diyor ki “Dua yeter mi, fiil ister” Bunlar Hadisin işareti olan “Niyetteki Kudreti” göremeyenlerdir…

“Ameller Niyete göredir.” Dünyanda açığa çıkan olay ve oluşlar; yüklediğin anlama göre biçimlenmektedir. Buna bi inanabilsen, neler olmazdı?

“Kulumun zannı üzereyim” ile “Ameller niyete göre” aynı gerçeği haykırır. Müslümanlar da kişisel gelişime, uzak doğu öğretilerine para bayılır.

“Kulumun zannı üzereyim” in derununu kavrayamayanlar “Evren bakışın biçimini alan boşluk” klişesinde kuantsal mucize ararlar. Hay Allah Hay!

“Ameller niyete göredir.” Beynin, veritabanı kodlarına göre bir yaşam filmi izletir sana. Mecbur musun izlemeye? Elinde hiç mi bir şey yok?!

“Ameller niyete göredir” Beynini hangi düşünce ve anlama kodlayarak harekete geçirirsen; sana öyle bi yaşam filmi seyrettirir. Allahu Ekber!

Bakışını kodla, güzel gelişsin dedim. “Kodlama nasipte varsa olur” dedi. Güya tezimi çökertecek. Kendi ayağına sıkana ben ne yapabilirim ki?

Ezber Kader bilgisini papağan gibi tekrarlayan! Kadere imanı anladığını sanıyorsun öyle mi? Ezberini sorgula ki, kör gitmeyesin alemden!

120.günde iş bitti, doğru. Ne yazıldı biliyor musun? Hayır. O halde niye 120.gün lakırdısı? Sen Gayret ettin de Kader mi engel oldu?

120.günle hiç ilgilenmedim. Şimdiden sonra da işim olmaz. Ben sadece bana kolaylaşana tüm kalbimle yöneldim. Kaderim; Kudretimdir. Nokta.

NİYETTE SAKLI KUDRET

İnandığınız gibi yaşamazsanız; yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. {Hz. Ömer} Temenni ve uyarıdan öte Sisteme dair önemli bir gerçektir bu.

İç Âleminizin Dış Dünyanızı biçimlendirdiği gerçeğini fark edemez de bunu kaçırırsanız; Dış Dünyanız, İç Âleminizi biçimlendirmeye başlar.

“Mü’minin Niyeti, amelinden hayırlıdır.” {Hz. Muhammed sav}

Vehimsiz bir inanışla yapılan düşünsel yönelişin Allah Sistemi içindeki yeri; fiil ve eylem ortaya koymaktan daha üstün, daha değerlidir…

Niyet Hayır; Akıbet Hayır. {Ali Semerkandi k.s}

Düşünce, yöneliş, amaç iyiliğe odaklanmış, fiil bu niyetle ortaya konmuşsa açığa çıkan netice er ya da geç iyilik olarak biçimlenir.

Herkesin niyeti ne ise, eline geçecek olan odur. {Hz. Muhammed sav}

Yaşamınız ve yaşamdan elde edecekleriniz; fiillerinizden öte onları ortaya koyma amaçlarınız ve yönelişlerinizin genel toplamıdır.

Her işte hayır isteyenler, insanlara iyi niyet beslesinler. {İmam Şafii}

İç ve Dış Dünyalarında açığa çıkan düşünce ve fiillerden yanmak istemeyenler; art niyet aramaksızın temiz bakışla oluşları değerlendirsinler.