Değiniler- 94

Değiniler- 94

DOLU VE YAĞMURLA SESLENEN

Gökten şiddetle boşanan yağmurun yerde açtığı hasar; fazlasıyla yüklenilen ve yaşanmayan bilginin bilinçte yaptığı dejeneresyona açık bir misal olmasın.

70 ini aşan büyüğüm “Bu yaşıma kadar böylesini görmedim” derken yüzündeki derin kaygıyı görmüşsek; çok şeyi yeniden gözden geçirmemiz lazım!

MatarulMunzerin; “Uyarılanların Yağmuru” bir Kur’an kavramı. Nicedir aklımda. Korunmak; İhlâs ve Samimiyetten ayrılmamaktır. Öyle olmak niyazıyla.

Halk, yıldırımı semadan bilirken bunun göz yanılması olduğunu, aslında arzdan fışkırdığını savunan Bilim İnsanları da var. Bi düşünsek mi?!

Sahabe; Allah Resulünden duyduğunu anında uyguluyor; bilgi stoklamıyordu. Ya biz? Bilgi bombardımanına bi sevdalandık, uygulama hak getire!

Fıtrata aykırı düşünce ve tutumlar; sahiplerinin beden ve bilincinde devasız dertler açan illetleri doğurur. Yıldırım gökten mi, arzdan mı?

Avamın gök gürledikçe Kelimei Şahadetle iman tazelemesini biraz yadırgar okumuşlar. Hikmeti olsa gerek. Haddini bilmek Korunmaktır vesselam.

İNSAN İNSANLA; GÖNÜL GÖNÜLLE YAKLAŞIR RABBİNE

İnsan insanın zehrini alır. Negatif yükle yorulan, bunalan, kasılan, daralan beyni; pozitif yüklü beyin nötrleştirir.

Stres, dert, acı vb negatif yükü üzerinizde tutmayınız. En kolay ve hızlı inşirah; samimi dosta çekincesiz, riyasız olarak içini dökmektir.

Üst Bilinç kabul ettiğinize yönelişiniz samimiyse onun sıkıntı, dert ve illeti dönüştürme- iyileştirme kudreti olduğunu zaten hissedersiniz.

Bütün mesele beyninizin odaklandığı inançtır. “Şunu yaparsam, şu kişiye açılırsam sıkıntım çözülür” diye inanmışsanız, emin olun çözülür.

Beyniniz sizin inançlarınızı, sizin için, sizin istediğiniz istikamette oluşturmaya programlı; Allah Lütfu bir cihazdır. Yeter ki kullanın.

Muhataba anlam yüklemekten beynimizi unuttuk farkında mısınız? Diyor ki, sıkıştığımda twitleriniz imdada yetişiyor. Gerçek sadece bu mu?!

“İmdada yetişiyorsunuz” demenden çok şunu söylemeni isterim “Beynimi kullanıyor ve sizden bilgi çekiyorum!” Gerçek bu! Kendine nankör olma!

Beyin izin almaz. Beyin kapı çalmaz. Beyin kimlik sormaz. Yönelen, samimiyet ve sevgiyle odaklanan beyin; istediği beyinden istediğini alır.

Üveys El- Karani’yi tanıyoruz da Beynin yöneliş kudretini bilmiyoruz? Zamansız, mekansız yönelmek; Hırka alacak kadar Rasulullahla özdeşleşmek!?

Beynin (Gönlün) Yöneliş Kudreti nasıl kullanılır? Onu zirvede kullanan Üveys el Karani ks nin halinden bize dersler. 

http://mehmetdogramaci.com/2009/10/rasulullahi-gonulde-bulmak/

KURTULUŞ VE SEFALET

İçindekini dışarı çıkarabilirsen o seni kurtarır. İçindekini dışarı çıkaramaz da dışarıdakini alırsan o içini öldürür, sefil olursun {Hz. İsa as}

O’NA DOĞRU

Hiç kimsenin seni anlamadığı nokta; senin kendi hakikatini anlamaya başladığın noktadır.

Bilgi arttıkça İman; Sorgulama arttıkça Uyku azalır. Gıpta etsen de müminlerin rüyasına dönemezsin. Vazonun sırrı bir kere çatladı mı vazoluktan çıkar çünkü.

Bilgiye dayalı sorgulama, dinden çıkma noktasına uzanabilir. Korkma, Halkın Dininden çıkıyorsun. Hakkın Dini; giriş ve çıkıştan münezzehtir.

Dile dökülen Hakikat; hakikat değildir. Şişelenen suyun şelale olmadığı gibi. Kaynağa, göze başına, pınara varmayı niyete alana ne mutlu!

DOĞALLIK CENNETİNDEN MASKELİ DÜNYAYA İNİŞ

“Öğrenilmiş Bilgi”ydi insanı “Doğallık Cenneti”nden aşağı düşüren. Öğrendikçe doğallığı örtüldü, örtüldükçe doğasına yabancılaştı insan!

Doğal olandan bi koptu ki insan öğrenilmiş bilgiye aşkla yapıştı. Düşmandı artık doğası. Şeytan diye kovdu huzurdan. Huzura hasret pahasına.

Doğası içten konuşacak, eğitecek, doğal yaşatacaktı. Şeytanı susturdu insan. Şimdi Öğreticilere tapıyor. Belki cenneti bulur diye… Belki…

İç sesi, doğası konuşsa ürküyor insan. Vehim diyor, Vesvese diyor, Sanrı diyor. Keşif dese, Sezgi dese, Hakikat dese kıyamet mi kopar?!

Hakikat Basit dediler. Şeytan bu diye sırt döndü insan. Hiç basit olur muydu? Kafa patlatmalı, uyku çalmalı, beden yorulmalıydı. Di mi ama?!

“Şeytanımı müslüman ettim” demişti Evrenin Kalbi. Maskeleri yırttım, edinilmişi attım, doğallığımı kaygısız yaşamaya başladım demiş olmasın?!

Benliği şeytan ilan etti edeli, ötede arıyor insan gerçeği. Bodrumda düşen yüzüğü avluda arayan Hoca misali. Bulur mu? Ya nasip. Aşk olsun.

“Eûzubillahi mineşşeytanirracim” Edinilmiş bilgilerle doğama sırt çevirmektense, akışın doğallığına kendimi öylece bırakmayı tercih ederim.

“Bismillahirrahmanirrahim” Doğasını doğal olarak açığa çıkaranın plan ve programına burnumu sokmadan, doğallığa katılır, öylece akarım.

OKUDUKÇA

Sadakaların en büyüğü insanın kendini vermesidir… Sevdiğine…

Ben kalbimi sıkıştıran ilhamı satırlara döktüm. Onlarsa kitap yazıp hakikat anlattığımı sandılar. Dökmesem, daralırdım. {İbni Arabi ks}

“Ölümü ayağımın altına aldım. Ne zaman dilersem o zaman giderim” demiş meczup… Ecel inancım? Bu nasıl bir laf ki?

İnsanın kanadını kırmalı ki sevgiyle kanatsız uçabileceğini görsün…

Her şeyin faili Haktır, her şey kul eliyle işlenir. O’nun izni olmadan sanma bir çöp deprenir.

Hiç kimse, hiç bir şeyi, bir başkasına veremez. Veren hep kendine verir. Vermek de lafın gelişi. Kendi bilen, kendi kendine ne verebilir ki?

Meczuba hiç âşık oldun mu, demişler. “Öyle yaman sevdaydı ki yedi sene kendim yandım, kendim bittim. Onun ruhu bile duymadı” demiş…

Âşıklar navigasyon cihazı gibidir. Onların ah u iniltisi sizi adrese ulaştırır.

Erenlerin kitabını istedim ondan. Niçin dedi. Bilmek istiyorum dedim. Bilince ne olacak? Dertlenecek, yanacaksın a çocuk, dedi.

Şehvet sadece bedene midir? İnsan bilmeye de şehvetlenir. Yokluğa, Sırra, Gerçeğe şehvetlenir. Şehvet oldukça eriyemezsin, eremezsin oğul…

Allah oyununu nefis üzerinden kurar. Ne ki nefse ağır gelir, sadra şifadır. Dayanmaya bak. Sabret. Göreceksin…

Bilmekten usanmadıkça Bulamayacaksın! Anlama çabasını bırakmadıkça Anlayamayacaksın!

Gelin mezarlık ziyareti yapalım dedi Meczup. Gençleri, insan kaynayan çarşıya götürüp döndü. Mezarlığa gidecektik, dediler. Gittik ya, dedi.

Anlatan Arifse her duyduğunu ilk kez duyarsın iki gözüm. Önceden bilsen de ilk kez duyarsın. Çünkü arifin kalbi ki her an yeni şe’nde.

Şimdi bu tasavvufi romanı okuyorum. Okudukça düşen inciler ondan ilhamdı. 

http://www.idefix.com/Kitap/Birdenbire/Sadik-Yalsizucanlar/Edebiyat/Roman/Turkiye-Roman/urunno=0000000402399

KİMDİR MUHAMMEDİ?

İnsanları kategorize ederek varabileceğiniz gerçeklik; kendi parçalanmışlığınız ve dumura uğramışlığınızdan başkası değildir. Tek; Bölünmez.

Hz. Muhammed (as) in üstünlüğü; toplum ve bilinç katmanlarını kategorize etmeden kendi gönlünde birlemesiydi. “Muhammedî” ancak bu demektir.

Ayrımcılığa Seçicilik, Uzaklaşmaya Korunma, Kasılmaya Vakar, Dışlamaya Arındırma adı vermişseniz Şeytana yapacak hiçbir iş kalmamıştır.

Hakikat İlmi üzerinden kendine, insanlara konum belirlemek mi? Hani Yoktuk? Hani Birdik? Hay Allah’ım! Sağ yandan mı gelirdi bazen Şeytan?

En cahille en âlim, en alt kesimle en seçkin, en fakirle en zengin gönlünüzde yer bulamıyorsa Aynalık ve Muhammedilik iddianız havada kalır.

Ölüme yaklaşan, genellikle herkesle helalleşmek ister bilir misin? Burun kıvırdıklarının bile gönlünü almak ister. Öyleyse? Neyin konumu?!

Seçebildikleri kadar değil Sevebildikleri kadar yaklaştılar Allah’a. Bu işin Sünnetullahı hep bu idi. Tek’i, Tek Bir Bütün olarak sevmek niyazıyla.

HEP AYNI KÖŞEDEN GOL YİYORSAK

Hayatın farklı safhalarında hep aynı konuda yanıyor, aynı yerde benzer şekillerde zarar ediyorsanız Allah, bir perdenizi açmak istemektedir.

Göremediğini görmek, bilemediğini sezmek önce olayın akışını, neden sonuç ilişkilerini olabildiğince objektif olarak incelemekle başlar.

“Nazar bu” “Allah belayı sevdiğine verir” “Çekemiyorlar” “İmtihan” vb ne yapışan; Allah’ın açmak istediği perdeyi elleriyle kapatmaktadır…

“Ben neyi okuyamadım, nerede Allah Sisteminin genel geçer ölçülerine aykırı düşünüyor, yaşıyorum?” sorusu; perdeyi aralamanın ilk eşiğidir.

Düzgün, dürüst ve samimi dostlarından en az ikisi sana aynı ikazı yapıyor da kabul etmiyorsan, direncin onlara değil Allah’adır. Bu ne cür’et?

“Kilitlendiğim noktayı fark ettim, perdeyi de gördüm ama açamıyorum. Ne yapacağım?” Hiç bir şey! Görmen, zaten açman demek. Dua ile seyret!

“Kırmızı çizgilerim var” “Hepsi olur ama şu, asla” “Kendimi inkâr edemem” vb sözlerle konuşan “Allah’ım perdemi hiç açma!” duası etmektedir.

“O diyorsa tamam, düşünmeden anında uygularım” diyebileceğin bir dostun varsa, Allah sende dönüşüm ve yenilenmeyi kolayından dilemiştir.

“Hatır için çiğ tavuk bile yenir” atasözü insanın sevdiği için yapmayacağı yoktur anlamına. Kişiyi, ancak sevdiği dönüştürür de denebilir…

“Dönüşmeliyim” “Hemen arınmalıyım” “Ölüm yakın, gerçeği halletmeliyim” diyenler, uyuyan şeytanı uyandırmışlardır. Sessizce geçse, uyanmazdı.

Kilidimi, perdemi fark ettiğim noktalara yoğunlaşmadım. Nasıl geçip gittiklerine de hiç şaşırmadım. Şeytanı uyandırıp başıma niye iş alayım?

“Arınmam gerekeni görüp temizliğe başladım” dedi. Zoru seçmişti. “İlim, Dua, Tefekküre yoğunlaşıp ötesine karışmadım” dedi. Kolayı seçmişti.

“Sen çok güzel arındın, çok hızlı geliştin, sırrı ne?” dediler. Şöyle dedi; Sadece Sevdim! https://www.youtube.com/watch?v=JV2yqugpQmw

KİLİDİ AÇMAK

Sizi göklere çıkaranların en büyük kötülüğü; yerin dibine geçirenlerin en büyük iyiliği yaptığını fark ettiğinizde açılır kalbinizin kilidi.

Çiçekçiden sevdiğine gül, karanfil, açelya alan bilir mi o rengin, kokunun gübre eseri olduğunu? Kötü ve pis kokan gübre! Bilse tiksinir mi?

Kuzu nefisti. Çatala davrandık ki garson fısıldadı “Yavrucak kırda otlar zıplardı. Kesildi. Fırınlandı. Ona cehennem olan size cennet şimdi.”

Yumruk gibi dolu, kurşun gibi yağdı şehre. Araç sahipleri üzgün. Kaportacı ellerini açtı Rabbine: “Hey Kudretine kurban olduğum. Büyüksün!”

Sultanım, dedi selamlarken. Sultansan bizle işin ne, dedi zat. Estağfirullah sizsiniz o dedi. Kendini inkârı hürmet sanmak! Tuhaf, dedi zat.

“Zerreden Kürreye, Arzdan Arşa her yerde, her şeyde Allah’ı gördük de bir kendimize konduramadık” demiş biri. Edeben, demiş öteki, edeben…

“Hayvan ve bitki, İnsan yiyince miraç eder” demiş eskiler. Bunu okuyunca bizimkini almış mı bi düşünce; Ya benim miracım? Çiğ eti kim yesin?

MECAZDAN HAYATA

İlim tefekkür etsek, dedim. “Kafam çok yoğun, işler güçler” dedi. Musa’nın menn ve selva ikramını sarımsak, soğan, hıyara değişenler gibi…

Dergâhtan dağa çıkan Yunus ve mağaradaki iki derviş dua edince sofra inmiş. Bedence yaşayanlar da sofrayı bildiğin yemek sanmışlar iyi mi?

Dervişler Yunus’u vesile edince bir sofra; Yunus, bilmeden Yunus’u vesile edince 3 sofra. Çözersen, Hakikati 12 den vurursun. Kolay gele…

SESLENİŞİ OKUMAK

Görüş, bilgi ve anlayışınıza dönük eleştiriler açıkça dillenmeye başlamışsa Allah “Akışa uyum sorunun var, kendini gözden geçir” demektedir.

Eleştiri ve didiklemeleri “Hariçten gazel okuma” veya “İt ürür kervan yürür” moduyla çizebilirsiniz. Ne ki bu ilahi hitabı susturmayacaktır.

Kapının önüne gelmişler ve sürekli bağırıyorlarsa perdeleri çekmek neyi değiştirir? Duymazlığa verirsen içeri de girerler. Ya sonrası?!

Kimden, ne şekilde gelirse gelsin bütün seslenişler Allah’a aittir. Dışarıdan ve Ötekiler bildikleriniz de içinizin dışa doğu dillenişi…

Şahsınıza dönük ikazları, sizi alkışlayanlara sığınarak savuşturmanız da mümkün. Her bastırılan bir gün patlayacaksa?!. Allah, kanmıyorsa?!.

Kamuoyu tepkisi, çoğunluk seslenişi gerçekte evrensel vicdanın hitabıdır. Kulak kesilen yükselirken duymazlığa veren hızla tükenmeye başlar.

“Müşteri daima haklıdır” sadece esnafa değil öne çıkan herkese geçerlidir. Değerlendiren kazanır. Müşteri aşağılamak? Kendi ayağına sıkma!

Herkesten gizli bir samimiyetsizliğiniz varsa bu, dışarının tepkisi olarak size hatırlatılır. İtiraf veya usulünce dönüş yapamayan savrulur.

Öne çıkan ve yaşı kemale erenlerin açmazı; vites değiştirme ve dönüşü onur meselesi yapmalarıdır. Onur mu, Gerçek mi? Benlik mi, Allah mı?

Bazı Veli ve Âlimlerin hayatında 2 devre vardır. Aslında 2.si “İlkinde yanıldım” itirafıdır ve takdire şayandır. Uyanmak; hazinedir çünkü…

Şahidim ki Allah Sistemi; gizli samimiyetsizlikleri bize hatırlatmak, duymazsak yüze vurmak, direnirsek ortaya saçmak üzere işliyor! Dikkat!

Cuma saati hürmetine gizlisi açılsa da mahcup olmayacak ölçüde içi dışı aynı bir samimiyet yaşamını Allah hazmıyla kolaylaştırsın bize. ÂMİN