Değiniler- 98

Değiniler- 98

GÖREBİLİRSEN

Hakikatini objektif değerlendirebilen; en iyi ailede, en iyi ortama doğduğunu, en iyi eşle, en iyi koşullarda bir hayat sürdüğünü görecektir.

Zincirleri olduğunu düşünen kırmaya uğraşa dursun, hiç zincir görmeyenin huzur ve kendisiyle barışıklığı hep gıpta edilesi olmuştur.

Deniz iki kişiyi boğmaz;
- Çok iyi yüzme bileni,
- Yüzme bilmese de boğulma korkusunu aklına getirmeden kendini denize bırakabileni…

İnsan şu realiteye inanamadı: Hayat, kendisini yönlendirmeye çalışanı muhalelefet- şiddet; kendisine uyabileni barış ve sükûnetle karşılar.

Orta Yolu tutan aheste aheste erişti menzil-i maksuda. Uçları, yan yolları, patikaları deneyen maceraperestler mi? Allah yardımcıları olsun!

İnsan, telkin kurbanı olabilen tek yaratık. Telkine uyar başına iş alır; telkine uyar selamete ulaşır. Sadece Kalbine uysa çok mu zorlanır?

Sadece Kalbime uyalı Yalnızlığı sevdim. Yalnızlığı seveli kalabalığı da sevdim. Dünya çok dar, sığamam içime. Anlamlar sığ, alamam gönlüme.

ÇÖZEMEDİN Mİ?

Neyi, niçin, neyin getirisi olarak yaşadığını çözümleyemeyen; ya Allah İlmini kavramamış ya da bilincini ego hâkimiyetinden kurtaramamıştır.

Neyi, neden ve nelerin getirisi olarak yaşadığınızı çözümlediğinizde, azabınız biter. Ateş yansa da çözen için serin ve selamettir artık.

Allah İlmi- Sistem Bilgisi ile bir olayın derununu çözmek; onu değiştirme gücü kazanmak değildir. Değiştirebileceğiniz; sadece bakışınızdır.

Kişisel Gelişim; bakış değişince hayat değişir. İpler eline geçer. Tasavvuf; olayı oku, bakışın değişsin, huzur bul. İpler daima Allah’ta.

Olayı ötelemeden çok yönlü okudun. Davranış sadece mülayimlik mi olacak? Hayır. Benlikten bağımsız okudunsa, haddini bildirme hakkın da var.

Arlanmaz, iflah olmaz, kibirli egoiste karşı vakarı korumak Kulluğun gereği. Vakar ego değil, karıştırma. Hak görmek= Mülayimlik de sanma!

Sana değer vermediğini alenen gösterene hala değer veriyorsan, ona hal diliyle şöyle diyorsun; çiğne, ez, paspas et beni. Buna hakkın yok!

Vakarını koruyamayacak kadar zayıf olan duygusallığına hak görme, insan sevgisi etiketi vurur. Varlığın senin mi ki onu ezdiriyorsun?

Haddimi bilir, her konuda, her ilişkide sonuna kadar sabrederim. Haddi aşanla irtibatı kesmek veya kapıyı göstermek de Kulluğumun gereğidir.

- Neyi, niçin, ne eseri yaşadın; çözdün?
- Evet
- Benliksiz tavır gösterebilirsin?
- Evet
- İster mülayim ol, ister sert. İkisi de Hakkındır o vakit!

Kırgınlıkta ilk adımı atan kazanır Hadisindeki bilinçle hep önce davranırdım. Baktım ki muhataplar bunu hafiflik sayıyor. Öyle mi? Durdum, bekledim. Neticesi mi?

Öylece durunca özürler, yanlış anladınlar, süslü laflar. Dinledim. Duruşu yine korudum. Hadlerini bilmeyi öğrendiler. Tavsiye ederim uygula!

Bütün mesele ne yaparsanız yapın benliksiz yapmanızdır. İster uzaklık ister yakınlık. İster muhabbet ister mukavemet. Sanırım anlatabildim…

Ne yaparsan yap, aşk ile yap / Ne dediğin değil, nasıl dediğin olay https://www.youtube.com/watch?v=EJiHzxgK3Y0

SİLİNMİŞLER

Allah tarafından “Seçilmişler” sevilir, özlenir, ilgi duyulur. Bir de Allah tarafından “Silinmişler” vardır. Hiç merak ettin, hiç aradın mı?

Madalyonun ön yüzündeki hayat ve sistemi Seçilmişlerden öğrendim. Madalyonun arka yüzündeki hayat ve sistemi Silinmişlerde seyrettim.

Köprü altı, baraka veya gecekonduda değil Silinmişler. Yerinden kalkar, farklı ortamlara girmeyi göze alabilirsen yakındadırlar, göreceksin.

Allah’ın yürü ya kulum dedikleri olduğu gibi, yerinde say kulum veya geri git kulum dedikleri de vardır. Hepsinde diyen de dileyen de O’dur.

Yıldızı parlayan var, yıldızı kararan var. Parlatan da Karartan da Allah. Altı çizilen var, üstü çizilen var. Her ikisinde de Çizen Allah!

Seçilmişliği, Seçilmişe yakınlığı seven yanımızın Ego mu Şuur mu olduğunu fark ettiğin gün; Silinmişlerdeki cevheri de görmek isteyeceksin.

Allah, kendisi için Seçtikleriyle Âlemlerin Rabbi düzlemi yaşamını; kendisi için Sildikleriyle Âlemlerden Gani Düzlemi yaşamını tedbir eder.

Bilinenlerin bilinmeyen, görünenlerin görünmeyen yüzü; perdedeki ışıltılı hayatın arka planı Silinmişlerle öğrenilir, onlarda seyredilir.

Sırf seçilmişin yıldızı parlasın diye ışığını yok denecek kadar kısanlar da vardır. Gönüllü Silinmişlerdir. Işık gözünü almamışsa görürsün.

Seçilmiş çekiciliği, Silinmiş iticiliği kaydından çıkabilen; çok sesli Allah korosunu kulluk zevkiyle izleyecek. Dileyene kolaylaşsın. ÂMİN

YAŞAMADIN SEN

Sürücü Kursu Öğretmeniniz; hayat boyu onun sözlerini konuşasınız diye değil, kendi arabanızı kendiniz süresiniz diye karşınıza çıkmıştır…

TRT nice sanatçı yetiştirdi, ne korolar yönetti. Kalpleri titretenler? Kendi tarzıyla icra cesareti gösterebilenler. Diğerleri? Duymadık ki.

Kamyoncuyla muhabbete daldık. Ciddi tecrübeler aktardı. Saygımı, bana sürücülük dikte etme hakkı gibi görmeye başlayınca müsaadenizle dedim.

Sürekli biçimde “kitap konuşan”; yazar ve şairlerden bahseden bir süre sonra çekilmez oldu. “Kitap gibi konuşan” mı? Dinlemeye doyamadım ki.

Şoförler kahvesinde muhabbet koyu. Delikanlı kitaptan trafik levhaları anlatmaya başlamaz mı? “Hadi, sen ufaktan ikile!” dedi kaptan şoför.

Annelik semineri alan genç gelin, bi türlü susturamadı bebeği. Kayınvalide iki sarmaladı, sükûnet… “Beş tane büyüttüm ben beş” diye de dokundurdu.

Fikrim beş asır konuşulsun demiş midir filozof? Fetvam bin sene gitsin demiş midir İmam? Sanmam. Hepsi bizim tembellik ve işgüzarlığımız…

Vakti geçmiş, ölü sözleri canlandırmaya öyle bi yoğunlaştık ki ne yeni sözler duymaya ne de kendi sözlerimizi doğurmaya fırsat bulabildik.

Sözlerini, filan büyük zatlarla perçinlemeye çalışan aslında onların değil kendi büyüklüğünü (!) dikte çabasındadır. Kompleks hiç çekilmez!

“Kur’an Muhammed’in zevki evladım. Senin zevkin hani?” derdi Melami Dede. Kızardım. Şimdi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. İyi ki demiş…

Anahtar; anahtar koleksiyonu için değil kapı açmak içindir. Kavram dilde geveleyerek gösteriş yapmak için değil zihin ve ufuk açmak içindir.

Ada yaşamı renklidir. Oksijen, doğa ve sükûnet. Ana karadan gemilerle erzak ve su taşındığı sürece. Selam olsun özgür (!) ada sakinlerine…

İyi avukat müvekkille hukuk literatürü konuşmaz. Çözümü konuşur, müvekkilin anlayacağı lisanla. Lafı literatüre boğuyorsa çapanoğlu çıkabilir…

Sabretmek, hoş görmek lazım der dururdu. Farklı görüşe o biçim köpürdü. “Celal buyurdu kendileri” dediler. “Çevir kazı yanmasın” deyiverdim.

Ve son söz: Aldığın eğitim, gördüğün ilgi, tattığın sevgi seni potansiyelinle tanıştırmamış, hep birilerine hayran bırakmışsa yaşamadın sen!

YÜZ YÜZE GÖRDÜM HAKKI

Konuşmayınca ne kadar anlamlı şeyler söylüyorsun sen. Sustuğunda, ben seni dinlemeye doyamıyorum.

“Yüz, bedenin ruhudur” demişler. İnsanın yüzü; bedeninin ve kimliğinin özeti değil mi?

“Çıplak yüz; karşısındakini de soyar” demiş Emmanuel Levinas. Maskesiz bakabilsek çıplak göreceğiz de, çıkaramadık ki maskeleri.

Annemin yüzü, en iyi hatırladığım yüz. Nice anlamlar seyrettim o yüzde. Anladım ki yüzdeki anlamı kimse silemez hafızadan.

Kendi yüzüme aynada uzunca bakamam. Utanırım günahlarımdan, bana yakışmayanlardan. Yüzüne bakabilirsen aynada, yüzleşmişsindir kendinle.

Onun yüzüne bakınca üşürdü içim. Bazen de sımsıcak olurdu. Yüzünde dört iklim yaşanır; acısı derinlerde saklı olanların…

“Alem kamu, bir yüz dürür.” (Varlık, tek bir yüzden ibarettir) {Niyazi Mısri ks}

Yüzümden yüzüne samimiyetle bakamadım ki vechinde vechimi, onda da Vech-i Zatı göreyim? Hadi gel bakışalım. Maskesiz, çıplak ve içten…

Öyle bir yüzü vardı ki dedemin, ben ona bakınca kaçıp durduğum kendimi görürdüm. Görür de kendimden bile sakladığımı öylece ona anlatırdım…

“Hep aynı ışık. Hepsinde aynı” dedi. Hepsi kim? Işık ne diye çıkıştım. “Allah Dostları abi, Allah Dostları. İyi bak hepsinin yüzünde aynı ışık!” dedi gözü yaşararak.

Sayfalarca soru yazdım. Hesaba çekecektim seni ve ilmini. Bir geldin, avcı projektörü tutulmuş tavşan gibi kalakaldım karşında. O nasıl yüz?

Anlatıyordu. İlim, tefekkür ne varsa… Gülümsüyor, dalıp gidiyordu. “Sen beni dinliyon mu?” dedi maşuk. “Ben yüzünde kayboldum” dedi aşık.

Çok yanmış, kırılmış, incinmişti. Nice sonra haber geldi, helalleşmek istiyor. Gelmesin, kovarım dedi. Yüz yüze gelince sarılıp ağlaştılar.

Hoca, Salavat getirirken kendi yüzünü okşuyordu. Çekinerek sordular, hikmeti? “Muhammedimi okşarım” dedi. Zaman durdu, kalpler titredi o an.

Herkese tek tek günaydın diyene bakıp mırıldandı: “Dün azarladık bugün günaydın! Yüzsüz nolacak!” Yüzsüz mü? Her yüzde Onu görmüş olmasın?!

YÜZ (Roman) Değişik bir roman işte. Belki okursun. İyi ki yazmış Sadık Yalsızuçanlar.                                                                           http://www.idefix.com/Kitap/Yuz/Sadik-Yalsizucanlar/Edebiyat/Turk-Oyku/urunno=0000000645470

EVLERE KAPILARINDAN GİRİNİZ

Hangi nedenle ve nasıl olursa olsun Benliğini vermiş, aşmış, feda etmiş gönüller; bulundukları yerlerde kalıcı, etkin enerji bırakırlar.

Anadolu, Balkanlar, Türk illeri ve Dünyanın çeşitli yerlerinde çekim merkezi olan mezar, makam, anıtlar; gayzer misali enerji kaynaklarıdır.

Birileri istediği kadar efsane veya hurafe diye aşağılaya dursun, insanların rağbet ettiği yerlerde samimi gönüllerin mutlaka nasibi vardır.

Arınmış gönlün yaşadığı, yol uğrattığı veya bi dönem konuk olduğu mekanlar da arıtma enerjisine sahiptirler. Değerlendirmeli. Boş vermemeli.

Eyüp Sultan havalisine geldiğinde stres, hüzün, gerilimin tatlı bi huzur- hoşluğa yerini bıraktığını hep biliriz. Olay dinî değil Kalbîdir.

Çanakkale Şehitliklerini dolaşırken bir başka âlemin havasını koklamayan yoktur. Benliklerini feda edenlerin enerjisi Bensizlik hissettirir.

Burdur, Isparta, Manisa civarında dolaşmış. Buralarda da Yunus Emre kabirleri olduğunu hiç duymamış. Dolaşmış işte. Hiç Yaşamamışçasına…

Hangi şehre, yöreye yolum düşse internetten oranın ulusunu araştırır, mutlaka ziyaret ederim. Neden mi? Ev Sahibi selamlanmadan eve girilmez!

Somuncu Baba, Bursa’ya veda ederken şehre dönüp uzun uzun dua etmiş. Sen de gidip onun dua ettiği (DUA ÇINARI) yerde dua etsen ölür müsün?!

Emir Sultana gelenlerin çoğunun arka tarafta Zeki Müren’e uğramadan gitmediklerine şahidim. Neden? Sanatçı diye mi? Kimse hk hüküm verme!

“Her kasabada ziyaret, türbe var. Doğru bilgi mi?” Kitabî bilgi kayıtların senin olsun. Doğru Enerji olmasalar o çekim oluşmazdı.

“Evlere kapılarından giriniz” {Bakara-189} Çok derin düşün. Bundan böyle yolun nereye düşerse ev sahibini öğren ve kapıdan gir. Selametle…

YÜZ YÜZE

İnsanlara yüzünü olanca samimiyet ve saflığınla gösterirsen; senin yüzünde kendi samimiyetsizliklerini görecekleri için seni üzebilirler…

Kendini safi ortaya koyman bazılarına tokat gibi gelebilir. Hazımsızlıkları sana bedel ötedir sonra. Yapma, örtün biraz, örtün. Kendin için.

Hedef saf ayna olmak. Saf ayna herkese hakikatini gösterir. Çirkinin yumruğu sarhoşun kusmuğu, berduşun kurşunu da gelebilir yüzüne. Dikkat!

İnsanlar; görmek istediği yüzü onlara göstereni sever. Görmek istemedikleri yüzlerini onlara ayna gibi gösteren ne mi olur? Ebedi Yalnız!

Pijamayla sokağa çıkılmaz. Takım elbiseyle de yatağa girilmez. Muhataplarının yüzünce göster yüzünü. Münafıklık değil, Sistemi okumadır bu!

Yüzümü ne kadar görebilmişse o kadardır göstereceğim yüz. Yüzümde kalmışsa suretim kadar, yüzümde kalbimi bulmuşsa siretim kadar görünürüm.

İlk görüşün; o yüzde seni irrite eden bi şey var? Zorlama, serbest bırak. İlk görüşün; içinde bi şeyler ılıdı, titredi? Bırakma o yüzü…

Kimi sanatçı dram, kimisi komedide ustadır. Büyük usta, ikisinde de usta. Kendinden emin olduktan sonra sahneye göre yüzler takınabilirsin…

Her yüzde kendini görenin bir tek yüzü olamaz. Her yüzde Allah’ı görmüştü Muhammed (sav). Niçin elimizde yüzünün resmi yok anladın mı şimdi?

Allah Resulünü gören binlerce insan bir yana, hiç görmeyen Üveys El Karnî bir yana. Yüzünde özünü, özünde yüzünü görecek basiret niyazıyla.

İstemem versen cihan varını/ Gönül nakşetti güle yârini
Her Yüzde görmek Dost dîdârını/ Sizde bir türlü bizde bir türlü

https://www.youtube.com/watch?v=urolGVz9f7E&feature=youtu.be

CEHENNEMDEN AZAT OLMAK

İnsan; benliğine toz kondurmadan hayatı anlamlandırmaya ve sorunlarını çözmeye çabaladığı sürece cehenneminden azat olmayacaktır.
Dualarınız bir şeyleri “Oldurma” veya bir şeyleri “Durdurma” odaklı ise Din sizin için ağrı kesici ve uyuşturucu olmaktan öteye geçmez.

Kişinin sorusu; hayatı, sistemi ne kadar okuduğunu ele verir. “Derdime çare?” sorusu ile “Neden bunu dert görüyorum?” sorusundaki fark gibi.

Huzursuzluğunu, çevredekilerin yanlışına; çözümü de onların düzelmesine bağlayan; “Egomu görmek istemiyorum, ateşimi çok sevdim” demiştir.

“Sıkıntım var bi zikir önersen?” dedi. Başım ağrıyor, bi ağrı kesici ver der gibi. Önerdim. “Olayı neden sıkıntı görüyorum?” dese isterdim.

“Beni anlamıyorlar” sitemi ile “Ben onlarda neyi anlayamıyorum” talebi arasındaki fark; cehennemini sevenle cennete girmek isteyen farkıdır.

- Acısını gören Rabbini göremez
- Gerçek, herkesi özgürleştirir”
“Kader”, “Allah Sistemi” ve “Cehennemden Çıkış” bu filmde. Dikkatle izle.

https://www.fullhdfilmizlesene.org/fantastik-filmler/baraka-the-shack/

ŞÜKÜR VE NİMET

Şükrün hakikati; nimeti ulaştıranı nimetin sahibi olarak görmektir. “Ulaştıran vesile; veren Allah” düşüncesinde olan Şirkten arınmamıştır.

İlmin şükrü; bakış açınız ve hareket tarzınızın değişmesidir. Kafa ve Yaşam aynı kalmışsa ilim sahibine teşekkürünüz laftan öteye geçmez.

Şükrün zirvesi; nimeti, verenin veriş amacına göre değerlendirmektir. Nimeti verenin amacı yerine kendine göre değerlendirmek nankörlüktür.

Verenin kim olduğunu bilende Nankörlük; alanın kim olduğunu bilende Başa Kakma görülmez! Veren de Alan da Allah’tır!

“Şükredene arttırırım” müjdesi yürürlükte bi sistem işlevidir. Gereği gibi nimeti değerlendiren; yeni nimetleri çeken bir mıknatısa dönüşür.

Elindeki nimete Razı olmayan; kendisine ulaşacak nimetler için itici- kesici enerji yayar. Bir de kalkıp “Neden olmuyor?”diye sormaz mı?!

Allah Nimetinin kula erişiminde Razı olana Genişlik- Huzur; Ukalalık edene Darlık- Bunalım yaşatılması da sistem işlevi. Rızkın; Halindir…

Taşa sağanak yağsa akar gider sel olur. Bahçeye damla düşse, değerlenir gül olur. Yağmuru suçlamayı bırak da gönlüne bak; taş mı bahçe mi?!

Kendisine ulaşan nimeti başkasına ulaşanla Kıyas eden zihin; daimi nankörlük potansiyeli taşır. Nanköre nimet arttırılmaz! Kim kesti nimeti?

“Bugün de güneşimiz doğdu çok şükür” veya “Bu sabah da uyandım çok şükür” diyenler biliriz. Şükretmeyi unuttuğumuz ne çok nimet var di mi?

Nimet kavramını mal, mülk ve parayla sınırladığımızdan beri, bunlara sahip olan Lütuf, olmayan Kahır yaşıyor zannetmeye başladık… Hâşâ!

İçiniz daraldı, size verilen nimeti yetersiz hissettiniz öyle mi? Geceleyin Hastane Aciline gidip 1 saat oturun. Rabbinizden utanacaksınız!

SİSTEMDE KİMSEYE HAKSIZLIK EDİLMEZ. HERKES HAKKINI YAŞAR. HAKSIZLIK BAKIŞTA, ALLAH’TA DEĞİL. Bu gerçeği unutma ki Şükrün artsın, Nimetin artsın. Selametle…