Değiniler-99

Değiniler-99

MEDYATİK GÜNDEM VE BİZ

Medyatik Gündem olarak Kamuoyuna sunulan konulara Basiret (ileri görüşlülük) ve Firaset (sezgisel öngörü) ile yaklaşmak İmanın gereğidir.

Medyanın gündem ettiği hiçbir konu sanıldığı, sunulduğu gibi masum değildir. Mutlaka arkasında bizde “oluşturulmak istenen bir algı” vardır.

Şer Odakları, toplumlarda bir algı oluşturmak istediklerinde önce günah, haram, yasak kavramlarını normalleştirmeye dönük adımlar atarlar…

Günlerdir “Ensest” tartışılıyor. Şayet bunun nesli korumak ve halkı bilinçlendirmek için yapıldığını sanıyorsanız aldandığınızın resmidir…

İslam Büyükleri “Bâtılın, Yanlışın, Haramın tasviri”ni niçin uygun görmedi? Sunulan yanlış da olsa “Özenti oluşturma” riski yüksektir çünkü.

Bir konu ne kadar çok konuşulur, göze sokulur, üzerinde fikir üretilirse o kadar normalleşir insan zihninde. Ensest niçin gündem, sezdik mi?

80 lerde uyuşturucu odaklı filmler revaçtaydı. Uyuşturucu nasıl alınır süper tasvir edilirdi. Afiş; BEYAZ ÖLÜM. Beyaz; zihinlerde masumiyet rengi (!?)

beyaz

Bu filmlerde esrar, morfin nasıl çekilir, nasıl âlem yapılır, ancak bu kadar özendirilir denecek şekilde tasvir edilir, gösterilirdi ince ince. Sözde, gençleri uyarma amaçlı! 

Son dönemlerde Medyatik Hoca (?) lar eliyle yürütülen HADİS TARTIŞMALARI nı çok mu masum ve ilmi buluyorsunuz? Arka planı hiç düşündünüz mü?

İster avam, ister aydın olsun, Müslümanları birleştiren HZ. MUHAMMED (SAV) SEVDASI dır. Sözleri hk şüphe üret ki o sevda sarsılsın. (..?!..)

Hadislere karşı zihinler bulandıktan sonra, araştırma yetisi olmayan Müslüman ne yapacak? Bulanık zihin, sarsılmış iman. İşte esas amaç!

Bugünlerde gündeme oturan “Cemaat” tartışmalarına ne demeli? Birileri dinimizi daha iyi yaşamamız için bizi uyarıyor öyle mi? Saf olmayalım!

Hedef tahtasına konan iki cemaat görüntüsünün ardında asıl hedef “NAKŞİLİK”tir. Yani, dinin şeriatini yaşamada tavizsiz anlayış!

Cemaatlerin devlette kadrolaşması veya cemaat yapısı dine uygun mu değildir konu. Milletin çoğuna ulaşan anlayışların altını oymaktır…

Sev veya sevme, çocukluğumdan beri ben şahidim; Menzile giden içki bıraktı namaza başladı! Kusura bakmayın medya gazıyla Müslümana sövemem!

Bir hafta sonu kapıma gelip “Kardeş, namazlarınızı kılın, dürüstçe mümince yaşayalım” diyenleri de sırf kıyafetleri nedeniyle aşağılayamam!

15 Temmuzla başarılamayan, milleti ayakta tutan değerlerin altı oyularak medya eliyle yapılmaya çalışılıyor. Uyanmak, basiretli olmak gerek.

Gündem edilen konulara Basiret (İleri Görüşlülük) ve Firaset (Sezgisel Öngörü) ile yaklaşmak İmanımızın gereğidir. İmanca Yaşam niyazımla…

Gündeme getirilen konuların hakikatini ve amacını araştırmak İman Ehline FARZDIR. Işte ayet! Ve işte gündeme balıklama atlamanın bedeli!

1

HAYIRLI YOLCULUKLAR

Yaşamda 3 sınıftır insanlar: 1- Birine teslim yaşayan 2- Birilerini teslim alan kudreti ortaya koyan. 3- Ne teslim olan, ne teslim alan; bağımsız ve bağlantısız.

Hayat boyu çeşitli idrak sıçramaları yaşar, level atlarız. Bunlar yaşamın doğasıdır. Geçtiğimiz seviyeye vefasızlık ediyoruz denebilir mi?!

Lise bitirip Ünv.ye başlayan nasıl ki liseye ihanet etmiş sayılamazsa; bilinç seviyesi değişen için de arkasından bize hainlik etti denemez!

Ünv.ye giden lise hocasını hafife alıyorsa hamlığındandır. Vefa; hürmet ve sevgidir. Hangi bilinç seviyesine gelirsek gelelim bu değişmez…

Seyir; ömür boyu hatta ebedidir. Sana vefam; açtığın kulvardan yeni ufuklar, yeni yollar keşfetmemdir. Kulvarını sırtımda taşımam değil!

Teslimiyetin, aklını kullanmamana; Vefan, verilen bilgiyi her yere kopyala yapıştıra sebep olmuşsa kendi kendini kandıran bi zavallısın sen!

Vefası insana olan, teslim olduğuna yönelsin. Vefası, bilgiye olan, edindiği bilgiye yapışsın. Vefası, Hakikate olan, devam edecek seyrine…

İnsana âşık. Bilgiye âşık. Hakikate âşık. Hepsi derece derece.  Katman katman yükselir Hakikat Sevdası. Sevdalanmanı niyaz ederim. (ÂMİN)

*

Dikkatli izleyen çok şey görecek. Bilinç Katmanlarını ve aralarındaki ilişkiyi. Belki “Rical”i belki “Derin Güçleri” http://720pizle.com/izle/dublaj/snowpiercer.html

Bir tren yolculuğundan, bi sınıf mücadelesinden çok ötesi. Bana “İşte sistem bu! Sinse de sinmese de bu” dedirten film… Değerlendirin…

Ailece izleyiniz. İlim dostlarınızla izleyiniz. Sonra müzakere ediniz. Göreceksiniz “Allah İlmince Sistem Okuması” filmlerle bir başka güzel…

AYNA GİBİ HAYAT; PIRIL PIRIL HAKİKAT

Aynada elbisesine çeki düzen verenin her hali birebir aynaya yansımaz mı? İnsan- Varlık, Kişi- Dünya, Birey- Toplum ilişkisi de böyledir…

Yemek sun yer. Hediye ver alır. Davet et gelir. Takdir hiç aklına gelmez. Bilgi ver, Değişim öner, ama takdir var der. Nereden uyduruyorsa?!

Niye farklı bilgi kanalları ve bakışlar denemiyorsun dedim. Büyüklere ihanet gibi gelir bu bana dedi. Egosu “Büyükler” giyinmiş, haberi yok!

Egosuna İhanet edemeyen Hakikatine Sadakat gösteremez. Nefse muhalefet önerisi ego içindir. Görse, egoya direnecek de nerde onu görecek göz?

İlim ve Aşk, ego hegemonyasını kırmada en güçlü araçlardır.  Ama unutma ki ego, bu ikisini de giyinerek seni aldatabilir.

Genel itibariyle Müslüman Egosu “Kader”i çok sevmiştir. İçinden çıkamadığı veya işine gelmeyen nereye yapıştırsa uyar kader. Ohhh misss!

Siz hiç lamba yaktığınızda, ışığın üstüne çullanıp onu söndüren karanlık gördünüz mü? Oda dolusu karanlık minicik bi muma tuş olur. Öyleyse?

Eûzü; “Sığınma” değildir. “Bilinçli Tercih” tir. Korkaklar, ödlekler kaçar, sığınır. Hakikatin korkudan münezzeh. Bilinçli Tercihtir Eûzü…

Eûzü; Egomun istek ve arzuları yerine Hakikatimin işaret ve gereklerini tercih ediyorum. Manaya bak! Meydan okur gibi. Oku tabi, hakkındır.

Bismillah; Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma olarak değil doğrudan, aracısız O olarak başlıyorum! Böyle başlayacaksın da olmayacak? O aciz mi ki!?

Firavunluğa düşme kaygısı ve Rabbe yöneliş saygısından yaşayamadık Besmeleyi. Okuyalım, yaşayalım, haydi Bismillah! http://mehmetdogramaci.com/2016/10/insan-besmelenin-ruhu/

“Sadece İnşaAllah deme, Bismillah de ve Başla!..” {AH}

Egomun “Allah Dilerse” altına saklanıp yönelişimi zayıflattığını fark ettiğimden beri “İnşallah” diyeceğim her yerde “Bismillah” diyorum…

İLİM KARŞISINDA BİLİNÇLER

İlim karşısında insanlar 3 sınıftır: 1- Öğrenme, Anlama niyetinde 2- Fikir, Bilgi alışverşinde 3- Fikir, Bilgi Güreşinde… Sonunculara değmez!

Anlamamak üzere tutum geliştirenlere anlatma çabanız; anlamak için aşk ile bekleyenlerin hakkından çalmanızdır. Buna hiç hakkınız yok!

Bilinçli Öğretici ve Nasipli Öğrenci Tartışma ve Münazaraya girmez. Çünkü bunlar ilim kisvesine bürünmüş hırs, tutku, galip gelme arzusudur.

Sosyal Medya ve Tv benim için ders arası teneffüstür. Ders; Kitaptır. Teneffüsü ders sanan aldanmıştır. S.Medya ve Tv den Hakikate erilmez!

Üç öğün yemek, beş vakit namaz, günlük zikir misali Kitap Okuma vaktiniz yoksa güdülenlerden; sürüye sayılanlardan olarak geçer gidersiniz!

Anlamak, Yaşamak samimiyet, yöneliş ve saf sevgi ister. Bunlara benlik karıştığı anda bulanır su. Ne suyu bulandır, ne de bulanık su iç!

Su ikram ettim, Besmeleyle içip teşekkür etti. Su ikram ettim, şişe etiketine baktı, ph değeri inceledi. İkinciyle bir daha hiç görüşmedik.

Besmeleyle içen sıradan suda şifa buldu. Vehimle içenin egosal hararetini kaynak suyu bile kesmedi! İçenlere de içirenlere de selam olsun…

Sır nerede mi? Halis niyetle gelen; bulanık suda bile kaynak mineralleri bulur. Bulanık niyetle gelen kaynak suyunda bile arar mikrop bulur!

- En kaliteli öğreticiyi, en zirve ilmi mi arasam hakikatim için?

- Hayır. En saf, en samimi Niyeti kuşan; en kaliteli, en zirve seni bulur!

ÇOCUK VE EBEVEYN

Kendileri bir dizi hata ve yanlışla hayata atılan anne- babaların hatadan münezzeh çocuk yetiştirme takıntıları; çocuklara zulümdür…

Anne- Baba olmanız; çocuğun başına Tanrı kesilme hakkı vermez size! Çocuk; Allah Kuludur. Siz, onların hükümranı değil hizmetkârısınız!

“Ben hayatta çok ezildim. Çocuğum okusun, üstün olsun.” Çocuk; senin kompleks ve takıntılarının telafi alanı değildir. Bu kafadan vazgeç!

Teşekkür- Takdir- Onur Belgesi gibi kâğıt parçaları; eğitim sisteminin sözde teşvik araçlarıdır. Veli olarak ölçün bunlar olmasın. Aldanırsın.

Sen tv, cep, tablet ekranından gözünü alamazken çocuğa derse otur demen de zulümdür. Sen de eline bir kitap alıp yanına oturursan o başka…

Kitap okuma alışkanlığını nasıl edinirim, yoğunum diyor. Kolay. Ödev saatinde çocuğunla aynı odada kitap oku! Kitapları bırakamaz olursun…

Bi değişiklik yapalım. Eline kitap al, çocuğuna “Kaç sayfa okuyayım bana ödev ver” de! Çocuk belirlesin. Kontrol de etsin. Gör bak coşkuyu.

“Öyle çalış, öyle bir başarılı ol ki yüzümü kara çıkarma evladım!” Firavunda bile bu kadar ego yoktu! Kimsin sen? Ölçü senin yüzün mü?!

Çocuklarım hem zaaflarımı hem de güzelliklerimi seyrettiğim Aynamdır. Böylesi bi aynalığı onlar kadar kimse yapamazdı. Üçüne de minnettarım.

Çocukları nasıl bilinçlendiririm diye soranlardan mısın yoksa “Ben bilinçlenip geliştikçe onlar da gelişiyor” gerçeğini fark edenlerden mi?!

Çocuklara hatta tüm çevrene bilgi dikte etmene hiç gerek yok. Verebildiğin kadar kalbini, sevgini ver, gör bak dönüşüm nasıl oluyormuş!

Eşi ve Çocuğu olduğu halde Mürşid, Rehber arayanın aklına şaşarım! Değerlendiren için Gönül Dergâhı; Hayat Okuludur aile. Selam ve Dua ile…

ALGI OPERASYONLARINI FARK ETMEK

Resmin üst karesine baktı: “Vay beee ne Korkusuz insanlar var şu dünyada!”

Alt kareyi görünce: “Aklıma yanayım, nasıl da kandırılmışım!”

2

Size gösterilen kareye göre mi resmi okuyorsunuz? Unutmayın ki her resimci, resmi nasıl görmemizi istiyorsa o kareyi öne çıkarıyor.

3

Gösterilen ve anlatılana göre değerlendiriyorsanız; mazlumu zalim, zalimi mazlum sayarak insana ve gerçeğe zulmetmeniz işten bile değildir.

4

İnsanın İnanma isteği Güvenme arzusundan; güvenme arzusu üzerindeki Sorumluluğu biraz da başkalarına atarak rahatlamak fikrinden beslenir…

Güven arzusu, sorumluluğu öteleme belki de teselli için hazır olduğunuz İnanma; bir bakıma her tür algı operasyonuna açık hale gelmenizdir.

Tarih boyunca en büyük algı operasyonları Din ve dine bağlı değerler üzerinden yürütülmüştür. Günümüzde de durum çok farklı değildir.

Dikkat ettin mi yol gösterenler, ikili tercih sunar. İstediklerine gelesin diye. Bunun 3. 4. 5. yolu yok mu diyemeyen oltaya gelmiştir.

Evrensel İşleyişin ve Hayatın Gerçeği diye sunulan bir çizim. Siyah Beyaz döngüsü. Mantıklı mı? “Gri alanlar da olabilir” niye demeyiz?!

6

Siyah-Beyaz, Yaz-Kış, Doğru-Yanlış, Güzel-Çirkin… İkili genellemeler. İkilik miydi Şirk? 3.4.5. nerede diye soramayan kurtulur mu Şirkten?

Kendi hayatının sorumluluğunu bütünüyle kendisi üstlenen; algı operasyonlarına gelmeyecektir. İnancın ve Güvenin de ötesidir bu. Yapabilene!

Deveye sormuşlar yokuşu mu seversin inişi mi? Düzlükler çuvala mı girdi demiş. İşte algı operasyonunu bozma yöntemi budur.

“Allah’la arana kimseyi sokma” Güzel mi? Allah’la ara var, boşluk var, hissettirmiyor mu el altından bu söz? “Allah’la aram yok ki biri girsin” niye demezsin?

İlk anda moral bozucu gelse de her bilginin, her yayının bir amacı olduğunu unutma lütfen. Bilgi güzel, yayın hoş da amaç? İşte bu mühim…

“Yakin neredeyse küfür ola yazdı” {Hadis} Algı bariyerlerini kırmak işte böylesi bi şey. Yakin için her şeye değer. Göze alana selam olsun.

BİR ŞEY OLMAK İSTİYOR MUSUN?

Ne adına ve hangi gerekçeyle olursa olsun kendini herhangi birinden daha özel, daha üstün, daha iyi gören arınmamış, ham ve çiğ kalmıştır.

Allah İlmiyle meşgulsün diye kendini sokaktaki insana nispetle seçilmiş hissettiğin oluyor? Söyle demiyorum, içine bak! Yazık, geçmiş olsun.

Avam, Bühl, Havas, Mertebeler vb uyandırma amaçlı kavramları konuşurken kalbini yokluyor musun? “Sıradan değilim çok şükür” mü? Eyvah eyvah!

“Bir şey olmak” istediğin sürece hamsın! Kâmil olmak, Arınmış olmak, Aydınlanmış olmak vb hepsi dâhil. İyi insan olmak, Âşık olmak da aynı.

“Sıradan” olmak neden ağır gelir insana? Neden illa “Seçilmek”, hiç olmazsa “En iyilere yakın durmak”, “Öne çıkana ait olmak” isteriz?

“Bi şey olmak” isteyen “aslında ne olduğunu” göremiyor! “Bi yere ait olmak” isteyen “mekansız-zamansız oluşunu” sezemiyor.

- Hakikatimi arıyorum, dedim.

- Aranılacak hakikat, bulunacak gerçek, erilecek menzil var zannıyla hakikatinden uzak düştün sen dedi Meczup!

Kitaplara gömüldüğüm için okuyamadım Kitabımı. Her yüzde görmek istediğim için göremedim yüzümü. Özü bulayım derken yitirmişim ben Özümü…

“Anne-baba” etiketinin çocuklar “Amir”liğin çalışanlar “Okumuş”luğun komşularda Hakkı seyre perde çektiğini fark ettiğinde içli bir ah etti!

Nerede Hak Ehli, Allah Sohbeti duysam koşarım diyordu. Canla başla dinliyorduk. “Kendine uğramadıktan sonra boş iş” dedi biri. Buz kestik…

Kovaladığın sürece yetişemeyecek, istediğin sürece alamayacak, özlediğin sürece kavuşamayacaksın. Bıraktığın an senindir, ta Kendisi olarak!

Payeler, sıfatlar, unvanlar, özel hissetmeler kalbinde durduğu sürece Kalp iklimine açılmak hayal. Soyunup Kalbine dönebilene selam olsun…

Çayını yudumlarken denizi içine çekercesine derin nefesler aldı.

Umman kadehe sığar mıydı? http://www.kitsan.com/KALBE-YOLCULUK,PR-57.html