Değiniler- 108

Değiniler- 108

HAKİKAT ESİNTİLERİ

İçerinin sükûnet ve huzurunu tadınca dışarı çıkmama; Dışarının enerji ve dinamizmine kapılınca içeri girmeme eğilimindeyiz. İçerideki dışarıyı; dışarıdaki içeriyi inkârı hakikat bilmişse, ikisinin de hakkını verelim diyene ikilikte kalmış demeleri hiç de şaşılası değildir.

Özenir, hayran olur, gıpta eder, onlar gibi olmak isteriz. Ehil deriz, Bilge deriz, Aşmış deriz, Ermiş deriz. Her özenmenin, her hayranlığın, her gıptanın Kendine Yabancılaşma olduğunu düşünmek bile istemeyiz. Özenilenin yüceliği özenmenin taklit olduğu gerçeğini değiştirir mi?

“İman edin, itaat edin” dedi hayran olanlara, gıpta edenlere, tutunmak isteyenlere. Ona “Sen Aklınla yakın ol” demişti. “Kendine yabancılaşmayacak kadar Kendi olma cesareti” gösterene başka ne denebilirdi ki? Gafile hitap eder gibi İman teklif edilir miydi, Zaten Uyanık olana?!

Değer verdiklerinden gördüğü değersizlik; İlgi duyduklarından yansıyan ilgisizlik; Sevgi hissettiklerince tattırılan sevgisizlik; Canlı canlı öldürür insanı! Her ölüm; bir yeniden diriliş demekse eğer; Anladın sen, benlik nasıl erir de gönül her şeyden geçer…

TÜRKLERDE İNANÇ

Tengri; var olan her şeyi kapsar ve var olan her şeyin içindedir. {Kültigin Abidesinden}

Tengri; Mengüdür (Ebedidir) Tengri; Bayattır (Ezelidir) {Orhun Yazıtlarından}

Eski Türk İnancında suyu kirletene “Irmaktan özür dile”, yaş ağacı kesene “Ağaçtan helallik iste” denirdi. Dikkat edin, yanlışlarda yanlış yapılandan özür, helallik alma esastır bizim kök kültürümüzde. Yanlış için Allah’a el açmaktan da öte.

Eski Türklerde “Tengrinin Yasaları” denen kurallar; Evrensel Kurallardır; Sünnetullahtır. Türk olmak; bunlara uyumlu yaşamak demektir. Türk; bitkiye, hayvana, suya; tabiata zarar vermeyen ve bunları besleyen, destekleyen, insandır.

Açı doyurdum, çıplağı giydirdim. Varsa bir erdem budur ancak. Ben bununla iftihar ederim. {Bilge Kaan}

Eski Türklerde İnanç? Gök Tengrinin gökle, yukarıyla ilgisi var mı? Tamu; cehennem, Uçmak; cennet mi? Sünnetullah anlayışı? Eski Türk Yazıtlarında Vahdet-i Vücud? Dikkatle izlenesi bir sohbet…  https://www.youtube.com/watch?v=VOCMd5OLa1k

MÜSLÜMANLAR NE ZAMAN DÜŞÜŞE GEÇTİ?

Osmanlının çöküşü Kanuni döneminde başlamıştır. Ne zaman ki mekteplerden “Felsefe ve Akıl Bilimleri” kaldırıldı ve din adı altında Nakil İlimlerine ağırlık verildi, devlet o zaman çöküşe geçmiştir. {Kâtip Çelebi}

HATIRLAMAK BİLE İSTEMEDİĞİM NEDEN GELİR ÖNÜME?

- Mazime dair unutmak istediğim sahneleri, iki de bi hatırlatıp önüme koyanlar oluyor. Nasıl okumalıyım?
- “Unutmak istediğim” de düğümlü hikmeti. Unutmak istemek bi manada kaçış değil mi?
- Evet.
- “Kaçan kovalanır” sözü?
- Atasözü!
- Atasözünden öte bir Sistem Işlevidir!

- Hatırlamak bile istemediğimin önüme konması! Ne istiyorlar benden?
- Kimler ne isteyebilir ki? Dileyen Allah!
- Tamam Allah ne diliyor?
- Kulum, kaderin gereği yaşadığına yüklediğin anlamla yanma artık. Kabul et, kaçma diyor sana, kul eliyle!
- Lütuf mu yani?
- Şüphen mi var?!

KENDİNİ TANIMA ADINA KENDİNE YABANCILAŞMAK

- Herkesi hak gör, yargılama dediler. Başkalarında mesele yok da kendim; geçmişimde bunu yapamıyorum niye?
- Herkesi Hak gör dedikleri için.
- Nasıl?
- Hiç “Kendini de Hakkı Gör” diyen duydun mu?
- Duymadım. Şeytanlık bu dediler.
- Korkuyla kendine yabancılaştırma!!!
- …
- Geç..

- Herkesi, her şeyi hak görerek nefsi ıslah edelim, derken korku telkiniyle kendi doğamızı baskılıyor muyuz?
- Evet. Bir gün başka yerden patlatmak üzere bastırıyoruz.
- Patlar mı?
- Patlamıyor mu? Psikolojik sorun ve hastalıklar en çok hangi kesimlerde tavan yapıyor bir araştır istersen.

- Nefsi ıslah çalışması yapmayalım mı yani?
- Islah; azgın, serseri, suç potansiyeli yüksek olana uygulanan cebri muameledir. Nefs öyle mi ki?
- Öyle öğrettiler.
- Aklın yok mu, araştıraydın!
- Nefs ne?
- Sözlük anlamı; Aynısı, Kendisi demek.
- Kimin aynısı?
- Onun!
- O kim?
- Anlayan anladı…

- Nefisle barışırsak sakata gelmez miyiz?
- Kötü olan barış; iyi olan savaş var mı?
- Barış; söylemesi bile sıcacık. Savaş; soğuk, acı, çile.
- “Ta Kendisi”, “Aynısı” anlamıyla değiştiriyorum kafandaki “Kötü Nefs” tanımını.
- Tamam.
- Hayırlı olsun.

- Hatayı hatırlama, nefs, ıslah derken farklı bir yere geldik. Biz olayı nerede kaçırdık?
- “Şah damarından yakın” dendi ulaşma- erme uygulamalarına giriştik. Yakın olana ermek?! Uzak mı ki ulaşmak?! Nefs; Aynısı idi, aynısını gayrısından arındırmaya kalkıştık!
- Evet yaaa!
- Fark edene selam olsun.

KENDİ HAKİKATİYLE YÜZLEŞMEK

Kendi Hakikatiyle yüzleşmiş ve bunu yaşamaya azmetmiş insanın; öveceği, insanüstü sayacağı, minnet duyacağı hiç kimse kalmamıştır. Bu yüzden onun üzerinde hak iddia edenler nezdinde nankör, ukala ve hadsiz görülmesi de kaçınılmazdır.

Kendi Hakikatiyle yüzleşmiş ve bunu yaşamaya azmetmiş insanın; yereceği, kınayacağı, kendisi üzerinde hak iddia edeceği hiç kimse de kalmamıştır. Bu yüzden çoğunluk nezdinde damarsız, duyarsız, mezhebi geniş görülmesi de kaçınılmazdır.

İnsanlar ve çevre nezdinde nasıl göründüğünüz, nasıl değerlendirildiğiniz sizin için önemli ve öncelikli konu olduğu sürece Kendi Hakikatinizle objektif ve gerçek bir yüzleşme yapamayacağınızı söylemek isterim.

İnsanlar ve çevre nezdinde nasıl göründüğünüz, nasıl değerlendirildiğiniz sizin için önemli ve öncelikli konu olduğu sürece Kendi Hakikatinizle objektif ve gerçek bir yüzleşme yapamayacağınızı söylemek isterim.

Kendi Hakikatiyle Yüzleşmesini tamamlamış birine “Vaktiyle sana çok ettik, bizi affet” demişler. “Sizde kendini seyredeni, affetmeye soyunacak kadar gafil ve cesur değilim!” demiş ve eklemiş “Şen olun, mutlu olun, afiyetiniz daim olsun!”

“Arif için din gerekmez” demiş İbni Arabi. “Benim Dinim de İmanım da Aşk” demiş Mevlana. “Benim Kâbem İnsandır” diyen de çıkmış “Kaşların Bismillah, Vechin Beytullah” diyen de… Öğretilmiş Din ile çelişen bu sözler seni ürküttüğü sürece yüzleşemeyeceksin Hakikatinle…

Ağır bi imtihanla canı yanan derviş zattan dua istemiş. Zat dua edeceği esnada Veli, yakaza halinde seslenmiş: “Bırak yansın! Yansın ki okusun Kitabını! Ona dua edip kitabına çivi çakma! Çekil aradan, Okusun!” Yanınca dua isteyenlerden misin? Kitabını Okumaya azmedenlerden mi?

Hakikatinle Yüzleşmeye başladığında seni seven ve yardım edenlerin seni yatay düzlemde tuttuğunu; dikey yükselişi ise sana düşmanlık eden, kuyunu kazan, canını yakanların yaptırdığını fark edeceksin. İkincileri daha bi seveceksin. ‘Celladına aşık olmak’ da denir buna Hak lisanında.

Ne diyordu Evrenin Kalbi (sav)? “Hamza ile Vahşiyi Cennette kol kola gördüm.” Öldürenle Şehidi kol kola görmek! Cennette! “Ne zaman cennetimi yaşar, felaha- feraha ererim?” diye sorduydun di mi bana sen? Cevabı bu Hadiste açık işte…

- İmtihanım niye bitmiyor?
- İntikamın bitmediği için!
- İntikam derdim yok, onları Allah’a havale ettim.
- “Kinini Allah’a Yükleme”ye havale etme deyip kandırırlar kendilerini!
- Havale bile intikam hissi diyorsun. Haksız değilsin anlıyorum. Peki, intikam hissi oldukça imtihan bitmez diyorsun. Delilin ne?
- Delilim bu Hadis: “Kalbinde zerre Kin olan Cennete giremez!”

Vicdanını yokladığında affedilecek, helalleşilecek, hesaplaşılacak hiç kimse kalmadığını hissetmişsen ateşin sönmüş, gecen aydınlanmış, güneşin bir başka ufuktan doğmuştur. Bunu hissetmeye çalış. Azmet, tekrar tekrar dene, emin ol bu noktaya geldiğine bizzat şahit olacaksın.

Kendi Kitabını, Kendince Okuyup Kendi Defterini Yazabilenler; Hesabı ölmeden önce görme, Defteri kabirden önce dürme hakkını da elde ederler. Dilersen ahireti bekle, defterin açılıp kitabın zaten okutulacak. Hakikat İlmi; gözler yumulmadan işi burda bitirme ilmidir. Unutma e mi?!

Yüzleşmesi en zor olanla bile yüzleşerek hesabı kapatan, defteri düren bir adam tanımak istersen dikkatle izle:

https://www.youtube.com/watch?time_continue=1&v=3KAz3A0xWyk

ALLAH SİGORTASI İÇ SES VE İŞARETLER

“Başından beri burada içime sinmeyen bir şeyler vardı zaten” Bu cümleyi genellikle iç sesimizi dinlememenin bedelini ödediğimizde söyleriz. Öyleyse? Şüphe, vehim ve zanla “İç Sesin Hitabı”nı ayırt edecek bir basiretle gönlümüze düşen bazı hisleri vaktinde dikkate almak gerekiyor.

“İyi güzel hoş da, nedense buradan burnuma kötü kokular geliyor. Bu konuda gönlüme söz geçiremiyorum” Bu da ağırlıkla iyi, güzeli hoş olan fakat altında samimiyetsizlik yatan durumlar hakkında iç sesimizin hitabıdır. Bu hissi de dikkate almakta fayda vardır.
“Onda beni iten bi şey var. İyi insan, güzel kişi olabilir ama bunu aşamıyorum. Hep iten bi yön, hakkında kafamı kurcalıyor.” Bu cümleyi de zaman zaman kişiler, oluşumlar, gruplar hakkında hissederiz. Gerçeklerinin ne olduğu bi yana sizde bu his oluşmuşsa yabana atmamalısınız…

Her bela ve sıkıntı öncesi Allah, vicdanın seslenişi (iş ses) olarak tüm kullarını uyarır. Ne ki insan bunu duymazlığa vermeyi seçer. Duygular, Menfaatler veya İyi Niyetle bu sesi bastırmayı seçeriz çoğunlukla. Hele hatırlayın sınavlarınızı! Mutlaka içten uyarıldınız değil mi?!

İç sesinizden emin olamadınız. Öyle ya, vehim- zan da olabilir. Test etmek veya yardım almak mümkün mü? Elbette. Yakınınızdaki iki insan tipi hemen hiç yanılmaz: 1- Buluğa ermemiş Çocuklar. 2- Bedensellikten kesilmiş Yaşlılar. Onların hal ve tavırları çok mühim işaretlerdir.

Evinize gelen misafirinize karşı evde beslediğiniz evcil hayvan, huzursuzluk işaretleri veriyorsa bunu da dikkate alınız. Hayvanlar; insanların sezemediği niyet enerjilerini onlardan çok önce algılarlar.

Unutmayalım ki iç sesi ne kadar dinlerseniz dinleyin yaşanacak olana (takdiri ilahi) kesinlikle engel olamıyorsunuz. Orada bilgi de his de kilitleniyor. Tecrübemdir. Daha ilk anda “Sonu iyi olmayacak” hissi duyduğum bi süreci kesinlikle durduramadım. Allah Kâdir, Kul Âciz (ÂMENNÂ)

ŞİŞŞTT! UYANIR MISIN?

- Su içerken Allah içmemi diledi mi acaba sorusu aklına gelir mi?
- Hayır
- Nefes alırken?
- Nefesin farkında bile olmayız
- Tehlike anında Allah kurtulmanı diledi mi düşüncesi?
- Gelmez!
- Değişimi niyete al deyince Allah Dilemesi, Kader, 120. gün nasıl aklına geliyor?
- ..!?..

- Beyinde her şey biz düşünmeden 6 sn önce oluşur. Bilimsel gerçek. Değişim elimizde değil.
- Şimdi değişim uygulamasına başlasam sonraki anlardaki 6 sn.ler neye göre oluşur?
- Neye göre?
- Yaptığım uygulamalara göre!
- …
- Cilalı ezberleri bırak da saksıyı çalıştır olur mu !!!

- Kader İnancımızı tembellik ve umursamazlığımıza kutlu bi kılıf gibi kullandığımız olur mu? Zihin bilimsel veya manevi bilgilerle de bizi aldatır, uyuşturur mu?
- Bu, kendine sorabileceğin paha biçilmez sorulardan biridir. Bunu sorgula! Zihnin maskeli şeytan olduğunu da unutma!

NİMETE HÜRMET

Nimet yere atılmaz inancımızda. Ona hürmet, Verene Hürmettir. 21 Aralık günü saat: 21.00 de, evinin eşiğinde nar kıranlara bolluk- bereket yağacakmış yıl boyu (?) Ben kıramadım. Nimete böylesi bir edepsizliği yapamam. Sahibinden utanırım.

Sofrada balık var. Zat inceden inceye balığı küçük parçalara ayırır ama yemeğe başlamaz. Nazı geçen biri çekinerek sorar: “Efendim, buyurunuz!” Zat açıklar: “Bize ikram olmak üzere feda oldu. Ona sessizce şükranlarımı sunuyordum. Beklettim sizi, özür dilerim. Haydi, Afiyet olsun”

Patates al demiş zat. Almış. Getirince poşete bakmış “Köşeden mi aldın, ileri gitmedin sanırım?” demiş. Telaşlanan dostu “Galiba beğenmediniz, az pörsük di mi?” deyince zat çıkışmış “Sana sadece ileriye gitmemişsin dedim, uydurma!”… Nimete pörsük bile demezmiş onlar, edeben…

Dua eden edenin “Tatlı sularımızı eksik etme” diye başlayan, içme suyuna şükür vurgulu niyazları sohbetlerde dikkatimi çekmeye başlamıştı. Neden acaba dedim yanımdakine. “Avustralya’da yaşar kendileri” dedi. Anladım, eksikliği çekilmedikçe anlaşılmıyormuş nimetin kıymeti…

Ülkemizde, sadece 1 günde israf edilen ekmek; 5 milyon kişinin 1 günlük ekmek ihtiyacına denk! Vebali nedir, Allah nasıl sorar, bu bizim ruh dünyamızı ve günlük hayatımızı nasıl etkiler, düşünmeyi size bırakıyorum…

BEYİNDE BİR EVDİR HAYAT DEDİĞİN

Yöneticilikte “Yetki ve Sorumluluk Denkliği” esastır. Evrensel Sistem ve Beynin İşleyişinde de durum aynıdır. Yaşadığınız bir olayın Sorumluluğunu öteye, dışarıya, birilerine atmadan bunun %100 size ait olduğunu fark eder, kabul eder ve böyle değerlendirirseniz ne olur o vakit?!

Sizi üzen, yoran, bunaltan bir durumun sorumluluğunun bütünüyle size ait olduğunu, olayın sizden size işlediğini fark ettiğinizde; sorumluluk- yetki denkliği ilkesi gereği o durum üzerinde tasarruf hakkı sizdedir artık. Sorumluluğu fark etmek, Yetki gücünü eline almak demektir.

“Dünya Hikmet yurdu, Ahiret kudret yurdudur” [Hadis] Şu anımız hikmete dayalı olarak neden sonuç ilişkileri ile oluşmuştur. Şu anın oluşundaki bu özellikleri (Hikmeti) okuyana, bir sonraki anda tasarruf etme, oluşturma (Kudret) açılır. Dünü iyi okuyan, Yarını iyi yazar!

- Acılar, sancılar ne zaman dinmeye başlar?
- Yaşadıklarında kimseyi suçlamadan oluşumu okuduğunda
- Okudum diyelim şifa ne zaman gelir?
- Acının nedenlerini gerçekten okuyanın şifa derdine düştüğünü hiç görmedim. Bu farkındalığın kendisi şifa zaten. Daha ne beklentisi olur ki?

- Ana baba evladın zararını ister mi?
- Mümkün değil. Hiçbir anne baba istemez
- Allah’ın Kuluna sevgisi ile anne- babanın evlat sevgisi?
- Kıyas bile edilmez!
- Anne baba evlat aleyhine olamazken, sen hayatın senin aleyhine geliştiğini söyleyerek Allah’a sitem ediyorsun?
- ..!?.

- Irmağın önüne devasa bentler, engeller, setler inşa etmeye başlamışlar. Ne oluyor dersin?
- Baraj yapıyorlardır
- Neye yarar ki?
- Öyle deme, baraj; enerji, sulama, bereket demek. İklim yumuşaması demek.
- Önünü kesen çok şey yaşıyorsun değil mi?
- Hiç sorma!
- Hayırlı Olsun!

- Akrabadan bir genç trafik kazası geçirdi, kafatası çatladı.
- Feci!
- Röntgeni çekildi, hemen ameliyata aldılar. Dr.da tuhaf bi sevinç!
- Dr sevinir sen hastaya sor!
- Duyunca hasta da sevindi
- Ne duyunca?
- Beyninde tümör varmış, büyümeden alındı
- Aaa! Kaza?
- Lütuf o kaza lütuf!..

- Midende hazımsızlık olsa ne yaparsın?
- Beslenme şeklimi değiştiririm
- Evde haşereler çıksa?
- Evi ilaçlar, genel bi temizlik yaparım
- Diyorum ki hazımsızlık olunca dua etsen, haşereleri de zehirlemeyip Allah’ım bunları başımdan al desen!
- Kafa mı buluyorsun benimle?

- Lavabo tıkanınca?
- Evde halledebilirim
- Sorun bağlantıdaysa?
- Usta çağırırım
- Bağlantıdan da öte kanalda mesela?
- Belediyeyi arar, görevlileri harekete geçiririm
- Hiçbir aşamada Allah, Dua demedin?
- Ne demek istiyorsun?
- Beyin denen evde yaşanıyor hayat dediğin!
- Batı, nasıl ilerledi dedem?
- İşlerini Allah’a bırakmayarak
- Doğu, niçin geri kaldı?
- İşlerini Allah’a bıraktıkları için
- Dedem neler diyorsun? Bana müsaade!
- Git tabii. “Zatiyyunun ibadeti; Allah’ı unutmuşluğudur” lakırdısı et arkadaşlarınla. Ben konuşunca da bas git!

“Siz Allah’a kurtlar kuşlar gibi tevekkül etseydiniz; O sizi kurtları kuşları doyurduğu gibi doyururdu” [Hadis] Kendi hayatının sorumluluğunu kendileri üstlenir, başkasına bırakmaz kurtlar, kuşlar. Yaşamları hakkında ne bir sitemleri, ne de beklentileri vardır.