Değiniler- 119

Değiniler- 119

ATASÖZLERİMİZDE ALLAH SİSTEMİ (At)

“Kör atın kör alıcısı olur” Dünyada mevcut her şey; insan da buna dahil, kendi kapasite ve kalitesi ne ise onun benzerini kendine çeker! Dengime düşmedim diyenler, kendilerini tanımayan bencillerdir. Aslında her birim dengine düşer, dengiyle gezer, dengiyle hayat sürer.

“Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan” Sadece kendi gayretinizle kendinizi geliştirip dönüştürme iddianız boştur! Her birim yek diğerinden etkilenir. İnsanlar; beraber oldukları insanlara göre biçimlenirler. Kimsin sorusu, Kiminlesin demektir aynı zamanda!..

“At, sahibine göre kişner!” Kullanılan her eşya, her araç, her malzeme; sahibinin mahareti ve kişiliği ile işe yarar hale gelir. Makam, mevki ve görevler insanlara değer katmaz; insan olan bunlara kendi değerinden değer ekler.

“At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz” Hayatın pek de içe sinmeyen kuralı bu. Hiç bir şey hiçbir zaman 4/4 lük olmaz. 4/4 lük bi oluşum isteği; oluşa isyandır. Titizler, Mükemmeliyetçiler, Temizlik ve Güzellik manyakları işte bunun için yanarlar…

“Atlar tepişir, arada eşekler ezilir”Kendi kapasitene bakmadan Güç ve Kudretçe üstün olanların kapışma, atışma ve nazirelerinde devreye girer, taraf olursan; bir de yetinmez cengaverliğe kalkarsan; kendi kendini helak edersin. Onlara bir şey olmaz olan sana olur!..

“Katıra, ‘Baban kim?’ demişler, ‘Dayım At’ demiş!” Beşerin ilginç bir huyudur bu; Kimliğini yoklarsan, sana zaafı olan yerden değil, kendini güçlü hissettiği yerden kendini tanıtır. Hor görme, insan işte. Dost bilmişsen, kimliğini de çok kurcalama ki sürsün dostluk!..

“At, at oluncaya kadar sahibi mat olur!” İster eser versin, ister evlat yetiştirsin, ister fikir inşa etsin; insanlığa hayırlı bir hizmette bulunan her kişi; o yolda kendini iyice tüketmedikçe o eser ortaya çıkmaz. Aydınlatmak isteyen mum, tükenişi çoktan göze almıştır.

AKIŞINA YAŞAMAK

Plan yapanlar, her şeyi inceden inceye hesaplayanlar, takvim ve saat misali hayatı programlayanlar bir dizi aksilik ve sorunla karşılaşırken; Ellerinden geleni yapıp ötesini akışa bırakanlar ummadıkları lütuflara, beklemedikleri anlarda eriştiler…

İnanamıyorum, bu ben miyim, bütün bunlar ne zaman oldu ve ne hızla gelişti diyecek ölçüde güçlü ve etkin bi dönüşüm ister misin? Kendini akışa bırak, ırmak üstünde savrulan çöp gibi… Her geleni kabul et itirazsız; b.k atana bile ot bitiren, çiçekle gülen toprak misali…

- Önerilerinizi uygulayacağım; zikir, okuma, tefekkür hepsini. Peki ne zaman düzelir işler? Huzur bulmak?
- Bak bebeğim, anlamamışsın! Hiç bi şey düzelmeyecek; sadece sen her şeyin yerli yerinceliğini anlayacaksın. Huzur bulmayacaksın. Çünkü hep huzurda, huzurla, huzurlusun sen!

- Her anlatılanı üstüme aldım. Biri bi şey dese bu benim dedim, kendimi acımasızca hesaba çektim.
- Sonuç?
- Depresyon ilaçları
- Şaşırmadım
- Sorgulamayalım mı?
- Sorgula ama empatiyi abartma!
- Neden?
- Fazla empati; Rızasızlıktır! Rızasızlık isyana, isyan küfre götürür…

- Aile büyüklerimin empozelerine göre yaşadım. Onlara göre oldum hep. Hiç kendim olamadım. Galiba bu duvarı yıkamayacağım.
- Yıkamayacak olsan göremezdin. Gördün ya, su kaçtı o temele. Çok geçmez yıkılır.
- Neye dayanarak bu kadar eminsin?
- Fark edilen her leke çıkmaya mahkumdur.

Allah’ın kendisini bazı şeylerden yoksun bıraktığını (?!) düşünen onları istedi Allah’tan. Hem Dua gerekliydi. Allah’tan sen de iste dediler mahallenin delisine. “Günün birinde verdiklerinin Şükrünü tam yaptığıma kanî olursam yenilerini isterim” dedi. Ortalık sükûta buz kesti!

- Tamam, anlıyorum da benim hakikati kavramam ortalama ne kadar vakit alır?
- Kaç saattir bu cafedeyiz?
- Bilmem, hesap etmedim
- Niye ki?
- Duyduklarım mutlu ediyor, şaşırıyorum. Mutluluğa saat mi tutulur?
- Mutluluğa saat mi tutulur!? Enfes cümle. Sorunu kendin cevapladın işte!

İSTİŞARE EDEBİ

Üst Bilinç; Dost saydığınız biri ile sizi bunaltan bi konuda istişare ederken “Aklım yatıyor ama yapabilir miyim?” tereddü göstermeyiniz. İçinizde tereddütler olsa da “Yaparım, İnanıyorum ve Yapmaya Niyet ediyorum” deyiniz! İman; İnşâ Eder!.. Niyet; Akışa Uyumlanma Getirir!..

Üç saat konuyu enine boyuna müzakere ettiler. Aklına takılan her şeyi sordu. Ayrılırken garantici zihnin etkisi ile sordu; “Bütün bunlar bana kolaylaşır mı dersiniz?” Bilge şöyle dedi: “Sırf bu istişare için 6 saat yol teptin. Kolaylaşacak! Çünkü Allah emekleri zayi etmeyendir!”

İMAN BİLİNCİ

- Kusura bakmayın da fazla iyimsersiniz. Bu bana Polyannacılık gibi geliyor.
- İyimser değilim. Çünkü iyimser- kötümser kavramlarının ikilik; şirk olduğunu biliyorum
- Peki rahatlık- eminliğin hikmeti?
- Rabbime Güveniyorum. Ana babaya güvenen çocuk gibi. Ve daha da ötesi!

- Ana babamı affedemiyorum. Hır gürleri çocukluğumu zehir etti. Kötümserliğime sebep oldular.
- Kendini doğurdun, belki de yarattın sen?
- Hâşâ! O nasıl söz?
- Seni dünyaya getirenlere öfke?
- Ama…
- Aması maması yok! Hakkı ödenmeyeceklere laf edersen bu son görüşmemiz olur!..

- Neden bu kadar tereddütlü, kaygılı ve kötümser duygular içindeyiz?
- Bindiğimiz otobüsün eve götüreceğine inanıp güvendiğimiz kadar Rabbimize güvenmiyoruz!
- Hâşâ!
- Bana ezber laflar etme tamam mı? Iman; laf değil kalbin hissedişidir. Hadi iyi akşamlar. Otobüs geldi, kaçırma!

LÜTUFLAR HAVADAN MI GELİR?

Her insan, sırf insan oluşuyla her şeyin en iyisini hak eder. Ve sen, herkesi, herşeyin en iyisine layık görecek derecede arınmışsan haset, fitne ve benlikten; Rabbül Aleminin sana sürprizi: “Ben bunu hak ettim mi, buna layık mıyım Rabbim?” dedirten hayret verici lütuflarla gelir!

Seven; Hikmetini kavradı. Sevilen; Kudretini kuşandı.

Seven ve Sevilen; Bilen ve Bilinen; Gören ve Görünen; Yaşayan ve de Yaşatan Bilinçler, Sistemin Hikmet (Nedensellik) boyutunun da Kudret (Nedensellik ötesi oluş) boyutunun da hakkını verirler. Onlara doymuş (mutmain) bilinç denir. Doygun, olgun ve dolgundurlar alabildiğine…

Bir şeyin olması ya da olmaması kimin – gönlünde bir olmuşsa; Allah Sistemi bunu yaşayanın muradınca akar. Ezberciler; Allah kimseye göre sistemi akıtmaz dese de aldırma sen. Bu sır aramızda kalsın! Olması olmaması birse gözünde, bil ki senin gönlünce oluşacak Allah Sistemi!..

Kimin beyni beyinlere, Kimin gönlü gönüllere, Kimin fikri fikirlere, Kimin ilmi ilimlere… Üstün, Galip, Etkin ve Hakimdir? Kim daha Samimi ve kim daha Sevgi dolu ise onun ki!..

İnsanlar; elleriyle yaptıklarının getirisini yaşayacaklarına inandıkları için Samimiyetin getirisini göremez olmuşlar, gören bir kısmı da ona mucize, şans, talih, adını takmışlardır. Samimiyetin getirisi yanında ellerimizle kazandıklarımız; denize nispetle damla bile değildir…

DUA İSTEMENİN RUHU

- Dua istemeli miyiz? Yoksa esas olan kendi duamız mı?
- Tabii ki senin yönelişin esas. Ama bu, kimseden dua istememeli anlamına da gelmez
- Birinden dua istemenin hikmeti?
- Küçüktüm. Ağaca tırmanıp dut yemek istedim. Gücüm yetmedi. Bi amca geldi, omzuna alıp dala kondurdu beni!

- Dua istemenin, benim duamdan farkı ne?
- Üç genç üniversiteli çay içiyoruz. Saygın bi abi geldi, bize katıldı. Tam hesabı ödeyeceğiz, ayıptır, siz geçin şöyle demez mi?
- Niyazımı benim adıma üstlenip halledecek üst bilinçler mi var demek istiyorsun?
- Ne anladıysan. İşte öyle!

- Mekanların Enerjisi ve Ölüden Dua İsteme desem?
- Yolun başlarında tam 1.5 sene perşembe- pts. akşamlarım Eyüp Sultanda geçti. Oraları dolaşırken tattığım huzuru hiçbir yerde bulamadım
- Ölüden dua isteme?
- Varsa ölü tabi ki istenmez! Ben Eyüp civarında hiç ölü görmedim !!!

- Gönlüyle işlerimizi bereketlendirecek insanlar var mı toplumda?
- Eskişehir Sıcaksular esnafından biri, Çarşının delisini her hafta hamamda yıkar, traş ettirir, elbisesini değiştirirdi.
- Delilerle mi ilgilenelim yani?
- Bak işine, anlayan anladı…

- Biri benim işimi nasıl açar, piyasa malum.
- Pazarda hep aynı tezgahtan alan iki hanımı, satıcı hep bekletirmiş. Biri kızmış “Baksana! Niye bekletiyorsun?”
- Niye bekletmiş?
- Adam: “Özür dilerim. Siz gelince müşteri artıyor. Az daha kalın istedim” demiş. Pazarcı çözmüş işi…

- “Kiminin Duası, Kiminin Parası” yani?
- Bu söz bir Sitem Mekanizması aynı zamanda. Söylerken bile hafife aldığının farkında mısın?
- Peki neye göre bazı kişiler duayı etkiliyor?
- Arınmışlıkları, Yaşamları, İdrakleri ve de Samimiyetlerine göre! Anladın mı? Girdi mi taş kafana?!..

- Bir de üzerine göz değmesin istediğim dualarım var. Onlar hakkında insanlardan dua isteyeyim mi?
- Üzerine titrediğim konular; sırrımdır. Ben ve Rabbimden başkası bilmez! Sır Dualarım da vardır.
- Onları üst bilince açmak?
- Aç tabii. Üst Bilinç olduğuna iman etmişsen!..

- Sohbet meclislerinde sıkıntım için dua istesem?
- Olur tabii. Yükü bir kişinin omuzlaması ile on kişinin omuzlaması bir değil
- Sakıncalı yanı?
- Her mecliste pozitif gönüller olduğu kadar içten içe fitne, fesat, haset yayan da vardır. Sır Duaların senle Rabbin arasında kalsın!

- Neden sır dualarım benle Rabbim arasında kalmalı?
- Gerdekte Yüz Görümlüğü takısını damat geline sunar. Gerdeği canlı yayınlayan duydun mu?
- Yok!
- Mahrem Niyazın, Yüz Görümlüğü misali hem madden hem manen kıymetli, korunmak gerek. Sır Dualarının gerçekleşmesi niyazımla.

DEĞİŞİMİMİ GÖZLEYEBİLİR MİYİM?

- İdrakimin; bakışımın değişimine, dair açık işaretler var mıdır?
– Olmaz mı? Hem de çok.
– Mesela?
– Idrak değişimine paralel olarak ya ev taşırsın, ya iş değiştirirsin, ya da arkadaş çevren değişir.
– Daha ilmî söylesen!
– Bilinçte Hicret başlamışsa beden- mekanda da başlar!..

- Senelerdir yaşadığım şehir, komşularım, dostlarım hiç değişmedi. Çok mutluyum.
– Cehalet mutluluktur!
– Hakaret ediyorsun?
– Hakikati söylüyorum. Hakikatine adananlar; doğdukları yerde ölmediler hiç! Tarihe bi bak!
– Yani?
– Senin çok mutluyum dediğinden ben Allaha sığınırım!!!

HAKİKATİN KESTİRME YOLU VAR MI?

- Hakikatin hızlandırılmış kurları var mı?
- Açık anlatılmasa da evet
- Genelin 15-20 yılda geçtiği yolu bi anda geçmek, ani sıçrama?
- Evet
- İşareti?
- Sancılıdır! Başın döner, miden bulanır, hız etkisiyle geldiğin yeri hazmedemezsin!
- Yani?
- Yaşarsan bilirsin! İzahı güç…

- Hakikatin hızlandırılmışını yaşama halini söyledin, nasıl olduğunu anlatmadın!
- Anlatılmaz! Sembolleri okuyan çözer arka planı
- Azıcık işaret?
- Münir Derman’ın şu sözü: “Yediveren gülleri güzel koku ve renklerini şunlara borçludur: Hayvan Gübresi ve Diplerinin Kazılması!..”

- Gül, gübre, kazma?
- Sevdiğine karanfil buketi yaptırdın
- Evet
- Verirken “Karanfil hayvan b.kundan beslendi de güzel oldu; dibi kazıldı, nah bu parmağım kadar solucanlar çıktı” der misin?
- Densizlik olur!
- Bırak bunu sadece bahçıvanla çiçekçi bilsin, densizlik etmeyelim!..

- Hızlandırılmış kur olduğu kadar kestirme yolları da var mı hakikatin?
- Var da herkese göre değil
- Ne lazım ki buna?
- Otomobil yolda gider de kestirmeler 4×4 ister, engebelidir. Bazı yerde merkebe binmen hatta yürümen gerekir
- Tavsiyen?
- Anayoldan çıkma, güvende olursun…

- Kendimi yeniden, sapasağlam inşa etmek istesem?
- Evi satıp başka yerden ev almak da mümkün; arsayı müteahhide verip anahtar teslimi daire veya daireler kazanmak da…
- Bu devirde müteahhide güvenmek?
- Sevgi Sözleşmesini iyi yaparsan Hakikat Müteahhidi sağlam iş çıkarır!

BİR DÖNGÜDÜR YAŞAMAK

Yaşam boyunca Keder ve Sevinçler mevsim döngüsü gibidirler. Aslında salt keder ve salt sevinç de yoktur. Onlara bu ismi veren bizim beş duyu algımızdır ki, beş duyu zaten hakikatin sonsuz sınırlığına perdedir.

Kederi, paniğe kapılmadan rıza ile karşılamak; onu sevince dönüştürecek mekanizma butonuna basmaktır. Evet evet, acıyı tevekkülle karşılayan onu olumlu bir enerji santraline dönüştürür!..

Gerçek Özgürlüğe kavuşacak olanlar; mutluluğa da acıya da bağlanmadan “Yaşamın Sürekliliği”ne odaklananlardır.

Kişi, yaptığı işi kendinden bildiği an davayı kaybetmiştir! Kendinden bilme; sonsuza duvar örer ve insanı huzursuz eder. Sen her işini Rabbinden bil…

Çalışırken sonuca; başarılı veya başarısız olmaya odaklananlar, sonsuz olasılıklar evrenini kayıtlamaya kalkanlardır ki bunlar kendi enerjilerini kendi elleriyle daraltmış, kısıtlamışlardır. Şuurlu İnsan sadece çalışır, başarma- başaramama ve sonuç alma derdi olmaksızın…

Yüksek Gayeye odaklanmanın fark edilmeyen bir getirisi de kişinin gayesi dışındaki sorunları basit görmesi; onlarla gündemini meşgul etmemesidir. Yüce Gaye; sorunları hem uzak tutar hem arıtır kendiliğinden! Bardağa tükürük düşse kirlenir. Ya denize düşse? Umurunda mıdır denizin?

ANı yaşamanın en kolay yolu yüce bir gayeye adanmaktır. Ona adanan Hatıralara takılmaz, Hayallere prim vermez. Geçmişte yaşamıyor ki hatırası olsun! Gelecek derdi yok ki hayal kursun!

Kimseyi Övmeyen, Kimseyi Yermeyen ve Kimseyi Kıskanmayan kişi; “Ben Hakikatimi Yaşıyorum” diye yemin edebilir, hakkıdır ve doğrudur.

Bilge Kişi; herkesin gecesinde gündüzü, herkesin gündüzünde geceyi yaşar. Ne demek mi? Bilgeler, geneli sevindiren olaylarda hüzün ve acıyı; geneli üzen konularda sevinç ve müjdeyi görürler…

Kendi Özbenliği ile barışan, Hakikati ile uyumlanan kişi için Görev de yoktur, Sorumluluk da… Onlar işlerini görev ve sorumluluk nedeniyle değil amaç bile gütmeden sadece yapmaları gerektiği için yaparlar…

Nedenler ve Sonuçlar (Hikmet Yaklaşımı) üzerinden hayatı değerlendirenler bir ömür yerlerde sürünürler… Nedenler ve Sonuçlar ötesi Oluşlar (Kudret Yaklaşımı) üzerinden hayatı okuyanlar; yücelerde hüküm sürerler. Bir ömür değil ebediyyen…

Görev ve Sorumluluktan öte yapması gerekeni insanlık için yaparak yaşayanlar; görev- sorumluluk duyanlardan daha titiz, daha hassas, daha özverili, daha verimli olurlar. Görev- Sorumluluk bilinci ötesine geçtik diye ukalalaşmaz, meydan okumaz, insana topluma tepeden bakmazlar!..

İşiyle kendini tanımlamadan iş yapanlar; “Rahmanın Kudret Eli” olmak nedir, bizzat hisseder ve bizzat kendilerinde bunu yaşarlar…

Görevlerini insanlık şuuru, genelin huzuru ve doğanın korunması için yapanlar; nedensellik sarmalından kurtulurlar. Bu ne mi demek? Onları hiç bir üzüntü yıpratamaz; hiç bir sarsıntı yıkamaz!..

Gerçek Bilgelik; Özün Doğasını (Fıtrat) inkar etmeden ve Doğa Yasalarına (Sünnetullah) aykırı davranmadan yaşamaktır. Dileyene bunu kolaylaştırsın ve lutf u ihsan eylesin Allah… (Amin)