Değiniler- 124

Değiniler- 124

SÖZLERİN RUHU

Kim kendini Allah’a verirse Allah da kendini ona verir. {Mevlana} İnsan, hesap, gelecek kaygısı, oluşa yön verme vb beşerî çabaları terk eder ve kendince bir Allah Sistemi vehmetmeyi bırakır, sonsuz- sınırsız akışa teslim olursa; akış, onun gönlünü hoşnut edecek biçimde gelişir!

Deniz, çırpınanı boğmak ister. Ölü gibi kendini bırakanı ise başının üstünde taşır. {Mevlana} Yaşadığımız hayat, biz onunla mücadeleye giriştikçe, tüm gayemiz o olduğu sürece bizi kendine mahkum eder. Her şeyden geçip kendini bırakma teslimiyeti gösterene nimetlerini ikram eder.

“Ben Allah değilim ama Allah benim!” Çözmeye çalışma bu sözü evladım. Onu benimsediğim için Allah benim! Benimsedim Ya Hu!.. {Merhum Tevfik Ceyhan Dede ks]

Sırrın gönlünde kalırsa maksadına çabuk ulaşırsın! {Mevlana} Duaları olmalı insanın. Çok özel saklı duaları. Bilinirse nolur? İnsanlığın bildiği en eski yıkıcı enerji; Nazar! Duanı bilen, özenme veya haset enerjisi salar! Bu da dua enerjisinin bozulması demek. Paylaşma! Sakın!..

“Kaderi ancak dua değiştirir, Hadisi var, dua etmeyelim mi yani? Her şeye boyun mu eğelim?” dedi! Değiştirmek istediklerin varsa olana razı mısındır memnuniyetsiz mi, dedim. “Memnuniyetsiz” dedi. “Ama Hadis” diye ekledi. Bilseydi ki Hadislerin de boyutlarca anlamı ve sırrı var!..

“Kaderi ancak dua değiştirir” hadisiyle teslimiyet ve rızasızlığını örtmeye çalışana ben de başka hadisle cevap verdim: “Kadere İman eden kederden güvende olur!” Güven garantisi mi değiştirme çabası mı? Seç bakalım! Madem öyle, işte böyle!..

Niyet Hayır, Akıbet Hayır {Ali Semerkandi ks} Ben demedim, büyük veli diyor! Niyetin halisse sonuç da halis ve enfes olur! İster zihnini ve niyetlerini gözden geçir, ister hiçbirini gözden geçirme papağan gibi dua et, durmadan iste Allah’tan. Büyük Veli 4 kelimede bitirmiş işi!

Müminin Niyeti Amelinden Hayırlıdır! {Hadis} Fiiller alemi; düşük boyut. Üst boyut; enerji alemi. Niyet; enerji alemine ait. Amel; fiiller alemine. Bana diyorsun ki “Dua edelim, gayret edelim yarını planlayalım.” Sana diyorum ki “Gel sadece Niyetimizi halis tutalım” Bi anlasan!..

Ameller Niyete Göredir! {Hadis} Dünyan; zihnine göre sana seyrettirilir. Yaşamın; zihninin tasviri, filmi olarak önüne gelir. Her şey niyetinle alakalı gelişir. Bu Hadisten daha büyük Gelişim ve Dönüşüm sırrı yok! Zihin yapını tetkik çok mu zor mübarek? Başlayanlara selam olsun.

DÜŞÜNCE GÜCÜ ve NİYETTEKİ KUDRET

Üzerine yoğunlaştığı düşüncelerle üzüntü, stres, bunalım, hüzün, karamsarlık adına enerjisini zehirleyerek kendisini hasta edebilen; organlarını, bedenini, bedensel sistemini elleriyle harap edebilen insanın hala düşünce ve niyetin kudretini fark edemeyişi biraz tuhaf değil mi?!

Kendi bedeninin sinir, dolaşım, sindirim, solunum vb sistemlerini düşünsel saplantı ve enerji kirleriyle bozarak bir dizi hastalığı kendi başına dolayabilen insan; düşünce, niyet, anlayış ve bakış açısı kudretini ve neler yapabildiğini, bunları bizzat yaşarken nasıl fark etmez?!

Düşünsel anlayış- hislerle beden dünyasını; Bedensel davranış- arzularla düşünsel dünyasını alt üst eden insan; eş güdümle işleyen mekanizmanın; negatif, olumsuz işlevini stres- hastalıkla yaşarken bunun hayra- olumluya yönelik işletilerek de ürün alabileceğini görmelidir artık.

Düşünce dünyası ile bedenini hasta edebilen sen; düşüncelerinle iyileşebileceğini göremiyor musun? Negatife dönük işleyen pozitife dönük neden işlemesin? Resulümüzün (sav) “Ruhlarınız bedenleriniz, Bedenleriniz ruhlarınızdır” Hadisi bir yönüyle de bunu ifade eder, görebilene..

Ruhlarınız bedenleriniz; Bedenleriniz ruhlarınızdır {Hadis} Düşünsel dünyanızda olgunlaşanlar fizik dünyanızda canlı suretlerle hayatınızı biçimlendirir; Fizik dünyanızda yaşananlar; fikir, duygu, istek olarak düşünce dünyanızı biçimlendirir. Yaşamsal Döngünüz budur sizin!..

“İnsan için sadece ürettiğinin karşılığı vardır!” {Necm-39} Sizin, hayat dediğiniz seyirde karşınıza gelenler sizden ayrı ve sizden bağımsız, kendiliğinden oluşlar değildirler. Onlar; sizin bilinçli ya da bilinçsiz olarak üzerine yoğunlaşarak, yoğurarak ürettiklerinizdir sadece!

İnsan için sadece çalıştığının karşılığı vardır! {Necm-39} Hayatınıza dahil olan, sizi etkileyen insan, olay, oluş ve olguları başka başka neden ve sebeplere, etkilere bağlasanız da hayatınız sadece çalıştıklarınızın; fikren- fiilen yoğunlaştıklarınızın karşılığından ibarettir.

Hakikatini ve onun kendinde ve alemde işleyiş kodlarını fark eden insan için şaşıracağı hiçbir şey olmadığı gibi hayret edeceği hiçbir açığa çıkış da yoktur. Siz hiç, “sürdüğü tarla”da “ektiği buğday” filizlendi, başak verdi diye şaşıran veya hayret eden çiftçi gördünüz mü?!..

- Ana Baba aracılığıyla sülale genetiğimden aktarılanlar da ürettiklerim dahilinde mi?
- Evet aynen öyle!
- Ben üretmedim, miras devraldım, suçum ne?
- Ata mirası araziyi reddeden varis gördün mü hiç? Ret mi eder, ıslaha mı girişir?
- Reddetmez, ıslah eder.
- Sus o vakit sus!..

- Anne babamı ben seçmedim. Üzerime iyi- kötü bi sürü huy aktarıldı. Haksızlık değil mi?
- Değil.
- Bana sorsalardı!
- Soracaklardı yavrucuğum da sen yoktun!
- Nasıl?
- Sperm Yumurtayı delmeden var mıydın ki?
- ….
- Saçmaladığını anladın? Otur, sıfır! Kurtarma sözlüsüne çalış!..

- Düşünce Gücü ve Niyet Kudreti dönüşümü başlatır mı yani?
- Hiç şüphen olmasın!
- Nasıl kullanıcam?
- Niyet ederek ve güzel düşünerek!
- Yeterli mi? Ya olmazsa?
- Binbir Gece Masallarında “Alaaddinin Sihirli Lambası” var hatırladın mı?
- Ne alaka?
- Sorunun cevabı o masalda.

- Alaaddinin sihirli lambası?
- Alaaddin; Dini yücelten; Sistemi ayağa kaldıran!
- Lamba?
- Nur ve Nar kaynağı. Senin bedensellik- ruhaniyetinin pınarı; Beyin!
- Cin?
- Can, Gönül diye anla!
- Emret Sahip?
- Evet beynimiz; gönlümüz hep bize öyle der. Duyabilirsen!
- İnanamıyorum!

- Kendimi, kendimdeki sistemi ayağa kaldırmak, yeniden inşa etmek için emret sahip diyene nasıl emredicem?
- Niyet ederek, odaklanarak, yönelerek!
- O kadar kolay mı?
- O kadar kolay mı dediğin için göremedin ve emredemedin zaten senelerdir.
- Uçuk geliyor bana.
- Sen bilirsin..

- Bir de istediklerim olmuyor. Oysa ol deyince olura iman ettim.
- Kaç ayda doğdun?
- 9 ay 10 gün
- Buğday ne kadar sürede oluyor?
- Bir senede!
- Ağaç?
- 10 sene civarında.
- Kim yaratıyor?
- Ol deyince olduran!
- Ol der Olur; Süreç Sistemidir, sihir değil. Süreçlerle Yaratır, Allah…

Kendi hasta edebildiğine ikna olan kendini şifalandırma kudretini ele alır. Yaşamının tamamen kendi dünyasında bir döngü olduğunu sezen; döngüye katılma, yönlendirme lütfuna erer. “Niyetin Kudret”ini yaşamımıza geçirmek için bugün bir milat olsun! ÂMÎN

SORUMLULUK- SUÇLAMA VE SIRLI BİR GERÇEK

Herhangi bir olay veya durumda sebebi kendinden hariç yerlere bağlayarak başkasını Suçlamak; beynin doğal bi işlevi; kendini savunma mekanizmasıdır. Sorumluluk almayı eziklik kabul eden beyin; kaldıramayacağını yüklenmemek için böyle çalışır. Sorumluluk almaktansa Suçlamalıdır!..

Suçlanma korkusu ile Sorumluluk bilincinin yakın ilişkisi insanda “Sorumluluk alırsam suçu kabul etmiş olurum; sorumluluğu öteleyeyim ki suçlanmayayım” zannı ve şartlanmasını doğurmuştur. Peki, suçlanmama adına sorumluluktan kaçan insan hangi potansiyelinden perdelenmiştir?!..

Sistemde Sorumluluk ve Yetki paralel çalışır. Sorumluluk üstlendiğiniz konuda yetki- yetkinlik otomatik olarak açılır! Açıkça bu şu demektir: Ötelemeden kendinden kendine işleyen sistem gerçeğiyle kendi hayatının sorumluluğunu alan; onu dönüştürme yetkisini de eline alır!..

Sorumluluğunu üstlenmediğiniz, suçu öteye attığınız konuda ne yaparsanız yapınız; talep ettiğiniz netice oluşmayacaktır. Çünkü öteleme, ikilik olan yerde şirk vardır. Şirkin olduğu bilinçte Vahdet de Kudret de açılmaz! İstediğiniz kadar tokmak vurun, çatal kazık yere çakılmaz!..

Allah, bütün esması ve kudretiyle sizin dünyanızı sizde, sizinle, sizin için yaşar. Onun yüce kudretini ve o kudretin muhteşem değiştirme- dönüştürme işlevini seyretmek isteyen; kendi dünyasının sorumluluğunu üstüne alsın. Ötesine karışmadan izlesin Rabbinin müjde ve ikramlarını!

Aile hayatınızın yetki- sorumluluğu ailenizin yaşadığı evde mi geçerlidir, yoksa komşu, karşı veya arka taraftaki başkasının evinde mi? Kendi evinizde di mi? “Her horoz kendi çöplüğünde öter” ata sözünü bilirsin! Yetki; sadece kendi alanında, benimsediğin yerde geçerli” demektir.

“Ne kadar ekmek o kadar köfte” veya “Yok öyle üç kuruşa beş köfte” türünden sokak jargonu sözler dahi kendi alanında sorumluluk üstlendiğin kadar yetkili olursun, sorumluluğun kadar yetkinlik açığa çıkarabilirsin anlamınadır.

“Allah kimseye taşıyamayacağı yükü yüklemez!” {Bakara-286} Dert, sorun, sıkıntı ve sorumluluklar altında ezilenler bu ayetteki müjdeyi ve enfes mekaniği neden göremez de yıkımı ve yanmayı seçer? “Taşıyamayacağı yükü yüklemez= Yüklemişse taşıyacak gücü vermiştir” demek değil mi?!.

Hayatı ve Sistemi kavramada insanın önünde iki yol vardır:
1- Kendi Dünyasının tüm sorumluluğunu ötelemeden, kimseyi suçlamadan üstüne alarak hayatı değerlendirmek.
2- Beynin, sorumluluk almama eğilimine aldanarak dışarıyı suçlamak ve esas gerçeğe ebediyen kör ve sağır kesilmek!

Daima olayı öteleme, kendine toz kondurmama, suçu dışarı atma şeklinde de yaşayabilirsin. Sakıncası yok. Zaten ciddi bir çoğunluk öyle yaşıyor. Sonuç ne mi? İnişli çıkışlı, dengesiz ve savrulmalara açık bir hayat! Kendilerinde yüklü muazzam potansiyeli açamadan geçip gidiyorlar dünyadan.

Kulluk; Mükellefiyettir. Mükellefiyet; Sorumluluktur. Kendini Allah’a sorumlu hissedenin Vekili de Yâri de Yardımcısı da Allahtır. Zerre şüphen olmasın! Kır egonun belini, diz çök gerçek önünde! Kulum ayağa kalk deyip kaldırmazsa ben ne olayım! Yaşamasam, inan ki yazmazdım!..

İnsanların “Bitik bu, daha da belini doğrultamaz” dediği ağır sınavlarda yeniden dirilmek ister misin? Her şeyinle dibe vurduğunda ansızın gelen bi dip akıntısının seni sahile çıkarmasını ister misin? Rabbine; Kendine samimi ol. Suçlamadan, aklamadan Teslim ol. Ötesi Allah’a ait!

Biliyorum, yaşananlar hakkında “Hatalıyım” demek zor. Anlatmaya çalıştım; suçlayan, aklayan, öteleyen beyin işlevi hep devrede. Ama bunu dene dostum. Neden? İnan senin dünyanda senden başkası yok! Yalnızsın! “Yalnızlık Allah’a mahsus” mu diyorlar? Kime kimeee? Sustum. Selametle!..

GERÇEĞİN DİĞER YÜZÜ

Sorularınıza cevap, dertlerinize çare, problemlerinize çözüm bulanlar; hakikatte size kötülük yapanlardır! Her ihtiyacını başkasından karşılayan; farkında olmadan öz potansiyeline uzaklık ve yabancılaşmayı seçmiştir. İhtiyaç karşılayan ise bu uzaklık ve yabancılaşmayı körüklemektedir.

Sorularınıza cevap yerine yeni sorularla tefekkürünüzü tetikte ve canlı tutan; dertlerinize çare yerine derdin kendisinin nimet olduğunu fark ettiren; problemlerinize çözüm yerine tutabileceğiniz çeşitli yolları işaret edenler; sizi Kendi Gerçeğinizle buluşturmak isteyenlerdir…

Hiç kimse alın terinden daha helal rızık yememiştir. {Hadis} Sadece emekle mi ilgili bu hadis? İlim ve Hikmet adına yüklendiğin bilgi, tefekkür ve araştırma ürünü mü, birilerinden ödünç ve kopya bilgi mi? Kopya ve Ödünç bilgi Haram diyor hadis. Alın teri (tefekkür-araştırma) Bilgi helal !!!

Kendi hayatının, kendi probleminin, kendi derdinin sorumluluğunu üzerine alma korkusu insanı dışarıda, başkalarında çare aramaya sevk etmiştir. Neyin çözümünü dışarıda, başkalarında arıyorsanız, bilin ki o noktada asıl hakikatten gün be gün uzaklaşıyor, köreliyorsunuz demektir.

Nerede sorumluluk almaktan kaçınma varsa orada irade ve gücü başkasına teslim etme kolaycılığı vardır. Uyanmış insan; hiçbir konuda aklı, mantığı ve iradeyi başkasına teslim etmeyendir. Cevap, çare, çözüm beklediğin sürece iradene, aklına, kimliğine ipotek koyanlar hep olacaktır.

Kendini iyileştirebileceğine inandı hasta. Oysa torbayla ilaç verilmişti. Kullanmazsan düzelemezsin diye kodlamışlardı beynini. İçtikçe bulantı ve hazımsızlıkla bitap düştü. İyileşeceğine inancı güçlendikçe bıraktı hepsini. Ve bir gün gerçekten iyileştiğine kendisi de şahitti…

Her bilginin, her mesleğin bir öğrenim ve staj süreci olması doğaldır, elzemdir. Ama her öğrencilik, her staj günü gelince bitmelidir ki ortaya iş, eser çıksın. Hakikat İlmi öylesine sevimli ve büyülüdür ki ebedi öğrenci, ebedi stajyer kalmak istersin. İşte bu Kendini İnkardır!..

Öğrenciye Mezuniyet, Stajyere Bitirme Belgesi verilir. Hakikat Yolunu da öyle sanırsan aldanırsın. Yolun ustaları kimseye tamamsın, sen oldun demezler! O zaman nasıl olacak? Ben tamamım, iradesini gösterdiğin gün yürüyüp gidersin! Arkandan Firavun, Hain bağırtılarına aldırmadan!

Aşk ve onun kemali olan Sevgi; dış dünyadan iç aleme, dışarıda çare aramaktan çarenin kendileri olduğunu fark etme potansiyeli taşıyanlara açılan Allah Nimetidir. Bir süre kapılırlar sevilene. Kemale erdiklerinde anlarlar ki kendilerinden başkası değilmiş kapıldıkları…

Sizi kim mi öz gerçeğinize iade eder? Sizi kim mi hakikatinizle yüzleştirir, kendinizle buluşturur? Parçanız gibi, sizden özge siz gibi hissettikleriniz; hesapsız, riyasız sevdikleriniz! Tabi Lütf-u İlahiyi beşeri tutku bataklığına düşürmez, arzu canavarına parçalatmazsanız!

Soru soruyor, konuyla ilgili kitap ve makale linkleri geçiyorum. Az sonra yazıyor “Onlar tamam da sen bişey desen, fikrin mühim benim için” Aslında şöyle diyor: “Bana özgürlük alanı açma; güt beni, dilediğin gibi yönet, kendine kilitle, ben özgürlüğü hak etmiyorum!” Ne tuhaf!..

Allah Hakikati diye bilinen İhlas Suresi, gerçeğe erişmişler nezdinde İnsan Hakikatidir. İnsan; dışarıya, ötekine, gayrına muhtaç olmayacak biçimde entegre tesis misali özgün ve özgür bir yapı. Samimiyet; İhlas sırrının anahtarı. Dünyasının Sorumluluğunu alan o kapıyı açar. ÂMÎN

İhlas Suresindeki asıl gerçeğe dair…
http://mehmetdogramaci.com/2016/11/ihlas-suresinde-anlatilan/

DUALAR NİÇİN GERÇEKLEŞMEZ?

Her rızasızlık, her hoşnutsuzluk, her kabullenemeyiş; o noktada Allah Takdirinden perdelenmemiz, Hakkın vechini göremeyişimiz, bu sebeple de bilinçsizce direnç- isyan içinde oluşumuz demektir. Direnç- İsyan olan yerde Negatif enerji vardır. Negatif tarlada Pozitif meyve yetişir mi?!

İnsanlar razı; hoşnut olamadıkları, sindiremedikleri konularda yana yakıla dua ediyorlar “Allah’ım bundan beni kurtar!” Sonra diyorlar ki; “Senelerdir dua ederim, neden olmuyor?” Nedeni gayet açık; olana razı değilsin! olandan hoşnut olmaksızın dahasını istiyorsun! Düşün bakalım!

Beni iftara çağırsan, senin ikramına, hürmetine karşın saray sofralarından bahsetsem, zengin ziyafetlerini anlatsam, sana tek kelime şükran göstermesem bi daha çağırır mısın? Nankörü kim çağırır? Önündekine razı olmayana kim verir! İşte razı olmayana Allah da aynısını yapıyor!..

Akrabam senelerdir hasta, evde huzursuzuz, bi iyileşse mutlu olacağız dedi. Huzur ve mutluluğunu bütünüyle Allah takdiri hastalıktan şifa bulmaya bağlamıştı. Ona şunu sordum; Eyyüp as senin gibi mi dua etti? Uveys El Karani? Anam iyileşse daha iyi kul olurum dedi mi? Edep lütfen!

Çokları isyan, hazımsızlık ve rızasızlıklarına; bencil arzularına Dua adı veriyorlar. İyi ki Allah istediklerini vermiyor. Verse, Firavunlukta tavan yaparlardı. Şimdi başını ellerinin arasına al ve düşün; “Duasıyla Rızasızlık” ve “Duasıyla İsyan” nedir? Sen yapmıyorsun değil mi?!

Yirmi yıl felçli- yatalak eşine baktı. Hasta hali malum, gergin olurlar. Gün be gün moralleri bozulur, kendilerini de çevrelerini de kasarlar. Bir tek gün hastaya veya yakınlarına yetti gayrı demedi biliyor musun? Rızası, manen ona neler açtı şahidim. “Gönül”dür, Kayınvalidemdir.

Dervişe; “Allah’tan ne istersin?” demişler. “Verdiklerini, layıkıyla değerlendirdiğime (şükrettiğime) bi ikna olsam yenilerini isteyecem de o kanı bende hiç oluşmadı. Yüzüm tutmaz, isteyemem!” demiş. Sen, sana verilenlere layıkıyla şükrettin galiba ki hep istiyorsun!? Öyle mi?!..

Bak, tavuklar yem yiyor. Yedikçe akan bir mekanizmadan hep iniyor rızıkları. Nasıl iniyor? Yedikçe, hazmettikçe, değerlendirdikçe… Nasıldı ayet? “Andolsun, şükrederseniz artıracağım!” {İbrahim-7} Ayetteki mekanizmaya açık örnek sana. Bağışla basit adamım misalim de basit!

Adsız

Yedikçe yem geleceğinden şüphesi olmayan tavuklardan daha geriyiz Rabbimize tevekkül- teslimiyette çoğu zaman, öyle değil mi? “Şükrederseniz; değerlendirirseniz, elinizdenkinin hakkını verirseniz fazlasını vereceğim” garantisi vermiş Allah. Daha ne? Bu panik duaların ne senin!?..

Her konuda olduğu gibi Dua konusunda da bilinç seviyelerince dua anlayışı, tarzı, yaklaşımı vardır; hepsi de Haktır, Doğrudur. İster sözlü dua et, ister halinle dua et, ister gönlünle dua et, ister sükûtunla, rızanla dua et hepsi Hak. Kestirme yolu anlatmak için çırpınıyorum ben!

“Şükeredene arttırırım” ayetindeki Rabbül Alemiynin garanti belgesinin ruhunu sezdiğimden beri sözel duaya değil sadece Kulluğuma odaklandım. Dualarım? Aklımda! Verişine hayranım utanıyorum Rabbimden. Fark et bunu istedim hepsi bu. Duamız Yaşamımız, Yaşamımız Duamız olsun! ÂMÎN