Değiniler- 125

Değiniler- 125

BİR DUA MUHABBETİ

Amaçlarına ulaşmış, idealleri gerçekleşmiş, hayalleri hayat bulmuş insanların tek bir sırrı vardır: “Olmasını istediklerinin olacağına şeksiz şüphesiz inanmak ve o inancı dışsal şartların kaygıya, içsel vehimlerin ümitsizliğe düşürmesine izin vermeksizin daima canlı tutmak!”

- Duaları, hayalleri gerçekleşenler bunu sadece isteklerine iman etmeye, o imanı korumaya mı borçlu yani?
- Evet, aynen öyle!
- Çalışmadan sadece inanmakla olur mu?
- Beynin işlevlerini bilmeyenler buna böyle itiraz eder. Bir de İmanın İnşa Kudretine hala akıl erdiremeyenler!..

- Neymiş ki beynin güçlü inanç veya imanla işleyen mekanizması?
- Kişi, neye gönülden inanır ve bu inancına şüphe katmazsa beyni; inandığını yaratma ve hazırlamayı vazife edinir ve şartlar olgunlaştığında önüne getirir.
- İnanç iç alemle ilgili. Beyin dışarıyı da mı hallediyor?!

- İç Aleme beyni, kalbi düzelterek huzur gelebilir de dış dünya nasıl şekillenir ki?
- Beyin için iç- dış kavramı yoktur. Hatta hayal, rüya ve gerçeği de ayırmaz beyin. Allah Yaratımı senin beyninden start aldığında; gereken iç şartları da dış ortamı da oluşturur, hizaya sokar!..

- İç ortam tamam da dışarıyı, diğer insanları, olayları dahi beynimin dizayn edeceğine inanamıyorum.
- Senin beynin yapamaz zaten.
- Neden ki? Hani beyin yapardı?
- Senin ki yapamaz. Senin beynin kalabalık be evladım. İnsanlar, olaylar, ötekiler, berikiler… Oooo! Çok kalabalık!

- Beynin kalabalık dedin. Kalabalıkta yaratım işlemez mi?
- Annen baban seni hayata armağan eden muhabbeti, herkesin ortasında mı yaşadı yoksa mahrem odada mı?
- Elbette mahremlikle.
- Öteki, berikiyle boğuşan; Tek Bir Bütünü göremeyen beyin ne iman edebilir ne de inşa edebilir!..

- Mahremlik ve Yaratım? Az açsan!
- Su karanlık mağaralardan doğar! Lavlar, yer altından fışkırır. Cenin, karanlık bir rahimde bebek olur. Uzay, bütünüyle karanlıktır. Yeter mi?
- İdealim, niyazım, duam gerçekleşsin istiyorsam mahremliği, sırrı korumalıyım?
- Hem içte hem dışta!

- Duama, isteğime tam odaklanırsam… İçte vehmi, dışta ortam şartlarını düşünerek yönelişimi bulandırmazsam, duam gerçekleşir?
- Evet
- Delilin?
- “Kul duasından vazgeçmediği sürece Allah onun her duasını gerçekleştirir” {Hadis}
- Vazgeçmek?
- Vehimler ve dış şartlara takılmak!

- O zaman şöyle anlıyorum; biz bu dünya görüntüsü altında, gerçekte inançlarımızla inşa olunan kendi dünyamızı yaşıyoruz?
- Herkes kendi inanç, ilgi, sevgi, nefretleriyle canlanan dünyasında yaşıyor, evet.
- Bu da beyin adı altında; bizde, bizden, bizim için yaratılıyor?
- Evet!

- Herkes dünya adı altında aslında kendi dünyasını yaşıyor, dedin. Delil?
- “Onların hepsi kıyamet sürecinde O’na TEK olarak gelir” {Meryem-95}
- Kıyamette diyor, şimdi demiyor ki?
- Kıyamet; Farkındalık anıdır! Sen o an Tekillik gerçeğini anlarsın diyor ayet!
- Aaa! Çok değişik!

- Şeksiz şüphesiz duasına, telebine iman eden için o talep oluşur, diyorsun. Delilin?
- “Kulumun Zannı Üzereyim” buyurmuş.
- Bize, algımıza; bakış açımıza göre mi bi hayat yaşatıyor Allah?
- Aynen!
- Bakış açım değişirse?
- Hayatın değişir!
- Kader?
- Değişimin de onun içinde!..

- Değişicem de Kader? Takdirde varsa zaten değişiriz!
- Elma yiyeceksem ağzıma düşer diyorsun! Sünnetullaha aykırı bu kader anlayışın!
- Değişim Yaratandan mı başlar Kuldan mı?
- Kuldan!
- Delil?
- Bi toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez! {R’ad-11}

- Duama inanmalı, kilitlenmeli, vazgeçmeksizin gaye edinerek yaşamalıyım?
- Evet
- İçteki vehimler, dıştaki şartlarla duamdan şüpheye düşmemeliyim?
- Evet
- Duam ve idealim; sırrım olmalı!
- Evet
- Gayret?
- Böyle odaklananı, beyni gayrete geçirir zaten!
- İlk iş inanmak?
- Evet

- Duama, Beynin (Allah adına) yaratım işlevi bilinciyle odaklandım, gayret ettim. Ya olmazsa?
- Yaşayan bunu demez!
- Nasıl?
- O yönelişi yaşayan şunu anlar:

“Kardeş sen dua et! Olmuş olmamış onunla işin yok senin. Esas nimet duanın sonucu değil Duanın kendisidir”{Mevlana}

- Esaslı bir gayeye dönük olarak duama odaklandım. Diğer insanlar da bi şeylere odaklanıyor. Herkes dua ediyor, her beyin yayın yapıyor. Kimin ki daha hızlı ve daha güzel gerçekleşir?
- Kim daha çok inanmışsa!
- Delil?
- “Eğer iman etmişseniz en üstün sizsiniz” {A.İmran139}

- Duasına odaklanın önü açılır. Aklen de inanmak isterim.
- Rota alan gemiye direnen, gelemezsin diyen deniz oldu mu? Gazlanan aracı yürütmeyen asfalt görülmüş mü?
- Buna paralel orijinal görüş var mı?
- “Nereye gittiğini bilene yol vermek için dünya kenara çekilir.” {D. Jordan}

- Duasına, gayesine odaklanın ona erişeceğine dair ayet dedin, yabancı filozoftan söz de yazdın. Bizden birileri de bir şeyler demiş mi?
- Oku bakalım. Bu beyin mekaniğini ve sırlı gerçeği nasıl yakalamış Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Adsız

- Dua dedik, odaklanma dedik az kalsın unutuyordum; ÂMÎN ne?
- İman kökünden gelen bi kelime. İnandım, iman ettim, tüm kalbimle onaylıyor, zarfı mühürlüyorum demektir.
- ÂMÎN bence “DUAMA KALIBIMI BASARIM” demek abi. Ne dersin?
- Hay Mübarek Hay! Ne güzel dedin! Âmîn Âmîn Âmîn

NİYETLERİMİZ VE BİZ

Niyetleri gerçekleştirmede iki yol vardır:
1-Niyete engel olarak görülen, zarar vereceği veya ters etki edeceği düşünülen unsurları tespit ederek ortaya çıkarmak ve onları tek tek temizleyerek ilerlemek.
2-Engel, zarar, terslik vb akla getirmeksizin sadece niyete odaklanmak!..

İnsan zihni negatife, olumsuza öncelik verme eğilimindedir. Bu nedenle çoğumuz bir şeye niyet ettiğimizde hemen o işin olmazlarını, risk ve zarar ihtimallerini düşünmeye başlarız. Bu bizi, bazen niyetimizden vazgeçirirken bazen de uzun, detaylı, yorucu çalışmalara sevk eder…

Zihnin negatifi önceleme alışkanlığı tasavvufi çalışmalara ve hakikate yönelişte de kendini gösterir. İlk akla gelen “Nelerden arınmamız gerektiği?” sorusudur. Bu soruyla bir dizi bedeni ve zihni disipline gireriz. Oysa ikinci yol da mümkündür ama gören ve ikna olan hep az çıkar.

Genç adam ve düşünürün sohbetinden:
- Hakikatime yönelirken nelerden arınsam?
- Hiçbir şeyden!
- Olur mu abi! Bir dizi kir, takıntı ve saplantılarım var. Temizlemeliyim.
- Sen çok güzelsin canım benim. Karşımda hiç kir göremiyorum.
- Arınmalıyım ama.
- Sen bilirsin, arın o zaman!

Düşünür, Niyeti gerçekleştirmede 1. yola saplanan ve hep oradan konuşana sen bilirsin der yol verirdi. “Sizin öneriniz ne?” diye sorulmaz ve buna iştiyak görmezse ses etmezdi. Oysa kir görüp temizlemeye girişmekten daha başka bir de kir görmeksizin ilerlemek vardı yolun özünde…

Niyetler için engel kaldırma ve ortalık temizleme yolu en bilinen, en geçerli yol kabul edilmişti bir kere. Oysa beynin, odaklandığı konuda ilerlerken kendiliğinden engelleri kaldırma, kirleri temizleme özelliği vardı. Buna çoklarının aklı hiçbir zaman yatmadı! Ego, zoru severdi!

“Kervan yolda düzülür”, “Yollar gide gide biter” atasözleri var. Ama şöyle atasözü yok; “Kervan, hazırlanmadan yola çıkamaz!” “Yol, iyice keşfedilmeden araba hareket etmesin!” Niye kervan yolda düzülür, yollar gitmekle biter dendi? Niyette 1. yola mı 2. yola mı işaret bu sözler?

Kötü huylarımı, yanlışlarımı, takıntılarımı yazdım kağıda. Zihnim ne dedi biliyor musun? “Pisliğin tekisin, senden cacık olmaz” Bende moral sıfır. Başka yolu olmalı diye içlenirken ayet düştü gönlüme: DOĞRUSU BİZ İNSANI EN GÜZEL BİÇİMDE YARATTIK {Tin-4} Pis, diyeni o an tanıdım!

Sadece iyiye, güzele, sevgiye, hoşgörüye, bilgiye odaklanarak ilerlemek, bu esnada kirden de arınmak mümkün, tezime ikna olamadı. Kalkıp elimdeki cihazla odada geziniyorum. Napıyorsun dedi. “Bu kirli hava emici! Hava temizliyorum” dedim. “Cam aç, niye yoruluyorsun ki?” demez mi?!

Hiç bir akıl sahibi, kirli hava emiciyle oda temizlemez. Ya n’apar? Pencere açar. Açması iki şeyin aynı anda olmasıdır; kirli çıkar, temiz girer! İnanabilsen de sadece Niyetine odaklansan, engel de kalkacak kir de arınacak. Ama inandırmazlar seni. Bırakır mı yakanı ezber kemendi?

Hakikatime niye erişemiyorum dedim kadim dostuma. Basit olduğu için dedi. Ne? Basit olduğu için? Evet. Ego zoru sever. Zorlanacak, yorulacak ki BEN başardım diyebilsin! Basit yollar, Kolaylıklar işimize gelmez, biz kendi kendimize zulmetmeyi pek severiz bu yüzden dedi. Haksız mı?

Hayat basitti… Hakikat de… Hatta Duaların gerçekleşmesi de… Arınmak, aydınlanmak dahi basitti… Basiti ve Basitliği sevmeyen egolarla iş açtık başımıza! Bu makalemi kolay oku diye video yapmışlar.Sen Basit olanı ego oyununa gelerek zorlaştırma e mi canım? https://www.youtube.com/watch?v=Zzu8EDFY6PM

BUTONLARA BASABİLECEK MİSİN?

Üzgün müsün?
Birini sevindir

Yorgun musun?
Birini dinlendir

Borçlu musun?
Birini borçtan kurtar

Dertli misin?
Birinin derdini dinle

Ümitsiz misin?
Birine ümit ol

Bilirsen, kainatın en muhteşem huzur formulüdür bu!

Neden?
İnsan, insanla dirilir,
İnsan, insana şifadır gülüm.

İş görüşmem var; dua, zikir ne önerirsin dedi. “Kasaptan bi kaç kilo kemik al, başıboş köpeklerin gezindiği yere bırak” dedim. İyi de dua yerine geçer mi, zikir olsa dedi. Kalıp dua- ezber zikre şartlanan; nereden bilsindi “Mahluku memnun etmenin Allah’ı memnun etmek” olduğunu!

Oğlum hasta dua lütfen dedi. “En kötü ihtimal” ne dedim. Durdu, düşünemem dedi. Düşün dedim. Ölmesi dedi. “Rabbim ölüme de razıyım, takdirine teslimim” de, dedim. Zorlansa da yapmış dediğimi. Yaşamaz denen oğluyla pek bi mutlu şimdi. Sır? “En kötüye razı olana Allah en iyiyi lütfeder.”

Yola çıkacağında dostlarından bir kaçını arar “Söyleyin, uşaklar yolu açsın” derdi. Yoğun trafikte gecikmeden gelişine defalarca şahidim. Uşaklar dediği; şer ve hayır enerjileriyle bizi kuşatan görünmez yapılardı. O, insan samimiyetinden destek alarak o yapılara ayar çekiyor; adeta kendini sigortalıyordu.

Misafirlikten memlekete dönerken yakınlarının çocuklarına küçük harçlıklar verirdi. “Selâmet Parası” denen uygulamayı dedelerinden öğrenmiş. Ecdat, Allah Sisteminde neleri fark etmiş, uygulamış bakar mısın? Masum çocuk enerjisiyle yol risklerini sigortalamak; Selâmet Parası!..

Piyasa darlığı işlerine yansımış, satışlar yok denecek kadar azalmıştı. Hasbihal ettiği dostu “Umreye git” dedi. Belli etmese de bozulmuştu. Aklı yatmadı ama gitti. Umrede tanıştığı kişilerle her nasılsa yeni bayilik anlaşmaları yaptı. Dönüşünde yeni bir portföyü vardı artık…

- Bilinçli İnsan; dua eder, Allah’tan ister. Daha bilinçli insan; “Allah Sisteminin Start Butonlarına Basar!”
- Ne diyon? Ne startı, ne butonu? Açsana biraz!
- Son anlattıklarımla sistemin start butonlarına nasıl basacağını canlı örnekleriyle açıkladım! Dön bi daha oku! Haydi Selametle…

AFFETMENİN GERÇEĞİ

İnsanın affedebilme ve hoş görebilme kapasitesi; Sevebilme potansiyeli kadardır. İnsana ve mahlukata karşı sınırsız ve de gücünü Yaratana İmandan alan Sevgi sahipleri için affedilmeyecek suç, hoş görülmeyecek hata yoktur.

“O senin canına kastetti, sen şimdi onu affediyorsun öyle mi?” dediler gönül sahibine. Şöyle cevapladı: “Ben onu affetmekle ona bir şey yapmıyorum. Kalbime ağır gelen kin ve kırıklık yükünü yere bırakıyor, kendi hürriyetimi kendime geri veriyorum” dedi.

Kendisini hançerleyeni yaka paça getirdiklerinde Hz. Ali (kv) şöyle dedi: “Ona su verin, yemek yedirin. O şimdi çok korkmuştur!” Böyle bir tavrı aklın alıyor mu senin? İşte bu; Yaratılanı Yaratandan Ötürü Sevenin Gönlüdür. Göl, dere, nehir kirlenebilir. Okyanus kir tutar mı?!

Affetme, bağışlama üzerine konuşuyorduk. “İslamda affedilmeyecek suçlar da var” dedi. Hadis ve ayetlerden delil getirmeye çalıştı. Tarihi süreçlerle de destekledi. Bitti mi dedim. Bitti deyince “Ego hırs ve kinini Dine ve Ahlaka yaslamayı çok sever! Umarım fark edersin” dedim…

Kur’anda çifte esmalara dikkat et, dedim vaktiyle. Onlardan biri de “Ğafurun Rahim”. Böyle çok geçer. Ğafur; bağışlama, af. Rahim; Yeni Açılım; Yenilenme İşlevi. Çözdün mü işareti? “Bağışlayana yeni ufuklar, zengin kapasiteler ve kapılar açılır” demek olduğunu hala sezemedin mi?

- Dilerim Allah’tan bana çektirdiklerini çekmeden ölmesin!
- O mu çektirdi?
- Evet yapmadığını bırakmadı.
- Bi daha soruyorum; O mu çektirdi?
- Evet dedim ya, burnu sürtülsün!

Bir kez daha bildim ve şahit oldum ki; Yapanın hakikatte kim olduğunu göremeyenin azabı bitesi değil…

- İyi diyorsun da o kanattı BENi, bağrıma hançer soktu
- Cerrahlar neşter kullanır, urları almak, sıhhat vermek için
- Hançer soktu diyorum, kanattı diyorum, duy!
- Her ameliyatta az çok kan olur
- Tuzun kuru tabi senin!
- Anlatsam, dayanamaz ağlarsın!
- O zaman nasıl bakmalı?!..

- İçimi acıtacak darbe vuranlara nasıl baksam?
- Darbe vuranı bildin mi ki?
- İnsan insana zaman zaman akla hayale gelmedik şeyler yapıyor.
- İnsan insana yapıyor?
- Evet
- Benim sana anlatacak hiçbir şeyim yok! Yapanın edenin hakikatini bilmeyene verecek hiç bir şeyim yok!

- İçimi kanattı, canımı yaktı dedim alay eder gibi cerrah, ameliyat karıştırdın ya hu! Ne demek istiyorsun net konuş bana!
- Kan dedin de aklıma geldi “Kan rüyayı bozar” hükmünü duydun mu?
- Duydum da ne alaka?
- BENi kanattı dediklerin var ya, Rüyandan uyandırmışlar seni!
- .?!.

- Affedemediğim; içimi kanatan, beni rüyadan uyandıran? Rüya?
- Uyanana kadar gerçek sandığın hayat!
- İçime sinmeyeni bana yaşatan mı uyanmama sebep?
- Kini, kırıklığı aşabilirsen öyle!
- Aşmanın ilk şartı?
- Yapanın edenin sandığın gibi insanlar değil Allah olduğunu fark etmen!

- Yine de bazılarını affedemiyorum
- Erkek çocuk sünnetçiyi, kız çocuk kulaklarını deleni büyüyene kadar affedemez!
- Çocuksun diyorsun bana?
- Hakikatini göremeyenler anlamına!
- Sen nasıl bakıyorsun sınavın olanlara?
- Ameliyatlarıma giren tüm ekiplere şükran doluyum!
- ..!?..

- Bak, aklıma geldi. Yapan, insan görüntüsü altında gerçekte Allah ise…
- Evet
- Ben de bana yanlış yapanı bir türlü affedemiyorsam…
- Evet, evet
- Ben gerçekte Allah’a tavır almış oluyorum! Bu korkunç bi şiy yaa!!
- Bu kadar çabuk uyanacağını sanmıyordum. Tebrikler kardeşim…

“Beni affet” dedi vaktiyle acı çektirdiğine. “Seni affedecek kadar Allah’tan habersiz değilim” dedi mağdur. Şaşırdı. “Gözünü seveyim bağışla” diye üsteledi. “Allahlığa soyunamam! İçin rahat etsin istiyorsan söyleyeyim; hayatıma kattığın anlam için sana teşekkür ederim” dedi. (.!.)

Allah; ĞafururRahimdir
Affedene, yeni kapı ve ufuklar açar Allah
Allah, SettarulUyubtur
Ayıpları sevgiyle örtüp gönlünde eriteni yüceltir Allah

Kin kalbe yüktür. Kırık ayna net görüntü vermez!
Hala kin, hala kırıklıkla kasmak Kalbi öyle mi?
Kendine gel.
Uyanana selam olsun!
ÂMİN