Değiniler- 128

Değiniler- 128

İMAN, KUDRET, VEHİM İLİŞKİSİ

Necip Fazıl’a “Allah deveyi iğnenin deliğinden geçirebilir mi?” diye sordular. “Evet geçirir” dedi. “Deveyi mi küçültür yoksa iğneyi mi büyültür?” dediler. “Ne deveyi küçültür, ne iğneyi büyültür. Gökteki yıldızları senin gözbebeğine sığdırdığı gibi, vızır vızır geçirir” dedi.

İman; Hakkın Kudretinin sonsuz- sınırsızlığına şeksiz şüphesiz teslimiyetle kendi acziyetimizi hissetmek ve yaşamaktır. İman, sadece bunu hissetmek ve yaşamaktan mı ibaret peki? Sonsuz Sınırsızı bildim, teslim oldum, tamam da bunun bana getirisi ne, diye sormak edep dışı mıdır?

Hakkın Kudretine iman ederek işleyen sistemde acziyetini hissetme ve yaşamanın sırlı getirisi nedense biraz örtülmüştür. İman edicem de elime ne geçecek sorusu kınanmış, aşağılanmış, menfaatçi bulunmuş veya uzak hayal- vaatlerle geçiştirilmiştir. İmanın şimdi, şu an getirisi ne?

Dua edenin beşer olma hasebiyle düştüğü bi girdap vardır; Allah’tan isterken nasıl vereceğini de düşünmek. Verecek de nasıl? Ne yönden, hangi yolla verecek? Zihne düşen bu sorularla dua; dua fidesinin köküne zehir dökmektir. Zehirlenen fidan bekle ki yeşersin! Çok beklersin!

İman; sadece sonsuz sınırsız olanın kudretinin büyüklüğünü ilan değildir. Kendi dışında, ötelerde bir yaratıcının muhteşemliğine hayran olmak da değildir. Allah’ın senin benim hayranlığımıza da şanını ilana da ihtiyacı yoksa imanın bize getirisiniz bir daha düşünmek lazımdır.

İman ettikten sonra dua ederken, niyet ederken, hayatın içinde bir takım faaliyetlerde bulunurken “Olur da acaba nasıl olur?” türünden sorularla zihni doldurmak; vehmi, vesveseyi, tereddüdü tetiklemek; pişmiş aşa soğuk su dökmek; henüz rahme düşen bebeği oracıkta katletmektir…

“Allah deveyi iğne deliğinden geçirir” e iman ettikten sonra “Nasıl? Deveyi mi küçültür, iğneyi mi büyültür?” sorusu imanı da yönelişi de kökünden ifsat eder! İman bozulmakla kalmaz, İlahi Kudrete İmanın sırlı getirisinden de kişi mahrum olur. Neydi İmanın, örtülen o getirisi?

Hakkın Kudretinin sonsuz- sınırsızlığına iman; o kudretin olanca muhteşemliğiyle kişide açığa çıkışını tetikler. Zihni susturamayan, bundan mahrumdur. İman; kendini kaldır aradan ortaya çıksın yaratan sözü misali Kudretin kapağını aralamaktır. Tıpkı baraj kapaklarını açarcasına.

- Bunun olacağına inanıyorum
- Sadece inançla olmaz. Eyleme geçmen lazım.
- O da olur ama öncelikli ve esas olan imandır. Ben çok güçlü inandım, eminim bu iş olacak.
- Yatana vermez Allah, harekete geçmelisin!
*
Konuşma uzadıkça uzadı. Ona İmanın Kudretini bi türlü kavratamadım.

N. Fazıl vefatından önce: “Yıllarca mücadele ettim; yazdım, çile çektim. Anladım ki bize lazım olan Kocakarı İmanı imiş”, der. Kocakarı İmanı, tuhaf mı? Bilgiyle muhteşem potansiyeli, zekâyla engin kudreti tıkamayan iman o! “Kocakarı İmanı” istesek mi Allah’tan? “Âmin” der misin?

AİDİYET- SÜRÜLEŞME, İMAN VE YAKİYN

Allah’ın akıl, iz’an, basiret, firaset verdiği insanoğlu; aidiyet hislerini tatmin için birlerinin peşine takılıp güdülmeyi, sürüleşmeyi din, siyaset, milliyet ve ahlak uğruna kutsarken biz koyun sürülerinin peş peşe uçurumdan atlamasına şaşıralım mı?! http://www.hurriyet.com.tr/gundem/once-bir-koyun-atladi-yasanan-olaya-sok-olduk-40865933

“O dediyse doğrudur” diyerek çıkılır hakikat seferine. Bu; İmandır. Öyle de olmalıdır. Yolun ortalarına doğru ise “Kim ne derse desin akıl, mantık, basiretle değerlendirir, sorgulamadan kimseyi kabul etmem, kendi idrakimi inşa ederim” noktasına gelinir. İşte bu da Yakiyndir.

“Cennet”se istediğin
Güvende ve huzurlu yaşamsaksa
İmanı muhafaza etmeli
Sonuna kadar tuttuğun yolu,
Sevdiğin zatı en güzel, en doğru bilmelisin

“Gerçek” ise istediğin,
Huzursuzluğu, emin olmamayı
Hep Arafta ve askıda yaşamayı göze almalı
Herkesi, her şeyi sorgulayabilmelisin…

Şimdilerde insanları sürüleştirme operasyonu “Sizi koruyacağız, en güzelini vereceğiz” diye değil “Siz özgürsünüz, biz güdücü değil, özgür hakikat talipleriyiz” diyerek yapılmakta. Sürüde yaşayıp özgürlük narası atanlar? Trajikomik bir tiyatronun başrol zannında saf figüranları.

İmandan Yakiyne geçiş aşamasında iman ehli nezdinde “Kafir, dönek, hain, egoist, firavun, sapık, bozguncu vb” etiketlerle yaftalanmak bu işin doğasıdır. Göze almalısın. Alamıyorsan, sürüde kalmak en güzelidir. Hem o hem bu olmaz güzelim. İki cami arasında beynamaz, hiç olmaz.

Behey yunus sana söyleme derler/ Ya ben öleyim mi söylemeyince {Yunus}

Ben yanmasam/ Sen yanmasan/ Biz yanmasak/ Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa? {Nazım}

Yakiyne geçişte, sürüden ayrılışta, her şeyi göze alarak gerçeği haykıranların sözleri. Taşlanmışlar ama Taşlaşmamışlardır.

İman ehli için karşı- karşıtlık kalkmamıştır. İman karşısında küfür, şirk, nifak ve gaflet canlılığını hep korur. Yakiyn ehli? Karşı ve karşıtlığı içinde eriten gönle nasiptir o. Karşı oluş da karşıt tutum da görülmez onda. Dileyene nasip olsun. ÂMÎN https://www.youtube.com/watch?v=pdNXuojGd0Y

Samimiyet sahiplerinin büyük hatalarını dahi örtmek; Samimiyetsizlerin küçük hatalarını dahi gözler önüne sermek, Allah’ın şânındandır. Samimiyetin sistemdeki yeri ve önemini kavramadıysan bu sana hiç adilâne gelmeyecektir. Unutma ki Allah, her koşulda dilediğini yapandır.

ÖRTEN DE AŞİKAR EDEN DE ODUR

Samimiyet sahiplerinin büyük hatalarını dahi örtmek; Samimiyetsizlerin küçük hatalarını dahi gözler önüne sermek, Allah’ın şânındandır. Samimiyetin sistemdeki yeri ve önemini kavramadıysan bu sana hiç adilâne gelmeyecektir. Unutma ki Allah, her koşulda dilediğini yapandır.

Samimiyet sahibi sıkıştığı; gücünün tükendiği; düşman- rakiplerine yenilmek üzere olduğunda karşıtlarının tökezlemesi, ellerinin ayaklarının birbirine dolanması; kendilerini savunamayacak derecede saçmalamaları da Rahmanî bir cilvedir. Rahman; samimiyet ufkunda seyreder kendini.

Samimiyetsizin çevresine vaat ettiği nimetlere, muhataplarına yaptığı taltif ve övgülere rağmen yeterli ilgi ve sevgiyi bulamayışı; Samimi Gönlün sert çıkış ve ağır ikazlarının dahi bir sempati ve sevgi dalgası yayması şaşılası değildir. Çünkü Allah sözlere değil Kalplere bakar.

Paranın, itibarın, çevrenin ve önemli referansların sistemde gücü olabilir, inkar edilemez. Samimiyetin Kudreti ise bunların hepsine galebe çalar, hepsini alt üst ve ters yüz eder. Güç ve Kudret farkı mı? Kudret güce kıyas bile edilemez. Beşerin gücü İnsanın kudreti vardır.

Sistem, samimiyet sahibinin günahını, riyakar ve ikirciklinin sevabına üstün tutar dersem ileri gittiğimi sanma. Günahla arınanın aldığı mesafeyi çoğu zaman sevapla avunanın alamayışına tarih şahittir. Samimiyetimizi açığa çıkarma ve yaşamada bir milat olsun bugün. ÂMÎN

“Boynuzsuz koyun boynuzlu koyundan hakkını alır ahiret günü” {Atasözü} Ahirete; çok uzaklara gitme, samimiyetin kudreti samimiyetsizliğin gücünü er geç yener demektir bu atasözündeki işaret.

Şeriat ehli takvayı ibadet ve gayrete, Hakikat ehli ise bilinçli farkındalığa bağlı gelişen korunma- korkuyu alt etme gücü olarak göre gelmiştir. İkisi de değildir. Takva; tek kelimeyle
Samimiyettir. Takva; hiç bi şeye bağlı gelişmez. O Hakkın dilediği gönle lütf-u ikramıdır.
- Takva; Samimiyet Hakkın ikramı diye örtme! Nasıl erişiriz o enginliğe?
- “Sahiplik” zinciriyle kesmişlerdi samimiyet donanmasının önünü. Nerden bilirlerdi ki “Samimiyet”, gemileri dağdan aşıracak! Sahiplikten geçip Şahitliğe azmedenlere Takvaları; Samimiyetleri mübarek olsun.

GERÇEK SEVGİYE DOĞRU

Sevginin sahici ve samimi olmasının yegane ölçütü; Şefkat ve Merhamettir. Oluşabilecek küçük gerilim ve kırılganlıklarda beklentilerinizden vazgeçip sevdiğinize şefkat ve merhameti önceleyerek muamele edebiliyorsanız siz gerçek manada seviyorsunuz demektir.

“Sevgi; karşılıklı anlayışa dayanır” diye ezber bir tanım yaparlar. Bu tanım genelin kabulüne de mazhar olmuştur. Belki çokları farkında değil ama bu Ticaretin tanımıdır. Karşılıklılıktan bahsedilen yerde söz konusu olan alış- veriştir. Alış- veriş olan yerde sevgi olamaz!

“Ben şunları istiyorum, sen de şunları ortaya koy. Böylece gül gibi geçinip gider, Sevginin huzuruna ereriz.” Eremezsiniz! Kesinlikle o huzura eremezsiniz. Çünkü bahsettiğiniz Şirkettir. Sevmek; şirket ortaklığı değildir. “Şirket” ve “Şirk” aynı kökten! Şirk olan yerde huzur mu?!

“Karşılıklı anlayış beklemek bile ticaret” ise sevdiğimizden hiç mi bir şey beklemeyeceğiz?” Evet. Çünkü beklenti azaptır. Beklenti olmaksızın sevenler; şu sırrı fark etmişlerdir: “Beklemeyene bekleyebileceğinin fevkinde lütuflar verir Allah.” Bir inanabilsen sana da lütfederdi.

“Benim hiçbir isteğim yok. Ben onu kendime tercih ettim” dedi sevgisini beyan eden. Güldü meczup. Güldü ve şöyle mırıldandı: “Kendisi var, sevdiği var, kendisinden geçmiş, “O” deyip kaşıda gördüğüne lütfetmiş. Hay Allahım Hay. Şirke Tevhid kılıfı geçirmenin adı sevgi mi olmuş?”

Sevdiğine “Benden isteğin var mı?” diye soruyor her defasında “Hayır, senin varsa söyle” cevabını alıyordu. Onca sene tek kelime istek duyamadı ondan. Ama ne istediği varsa yaptı, ona yaşattı sevdiği. Hiçbir şey istemeyen, bu ilişkide neyi fark etmiş, neyi görmüş, neyi çözmüştü?

Senelerce beraber yaşadılar. Sevgileri gıpta edilesi bir saygı ve huzur yansıtıyordu etrafa. Hiçbir istekte bulunmayana “Hiç mi istemez, hiç mi beklemez insan, bu bize kölelik gibi görünüyor” dediler. Gülümsedi ve şöyle dedi: “Daha istemeden, isteyebileceklerimin ötesinde ikramlarda bulunuyorsa nasıl isteyebilirim ki?” dedi. Sır neymiş bildin mi?

- Sevgi, sevenler arasında neye göre akar?
- Teslimiyete göre
- Nasıl?
- Kim daha çok teslimse sevgiye, sevgi onun gönlünce akar
- Delil?
- Allah katında din İslamdır (Ayet)
- Ne alaka?
- Allah katında din İslam demek; Sistemde en geçerli, en etkin mekanizma Teslimiyet demektir.

- Sistemde en geçerli mekanizma Teslimiyet. Teslim olana göre akar diyorsun. O zaten teslim, isteği yok, ona göre niye aksın?
- Haklı gibisin. Ama göremediğin bir yer var
- Nedir?
- “Teslim olan; Teslim alır”
- Anlamadım
- Teslim olanda Selam açığa çıkar. Kimin adıydı Selam?

-”Teslim olan; Teslim alır” bence ego kokuyor.
- Herkes en çok kokladığını iyi tanır!
- İkna olamıyorum.
- “İstemenin hası istememek; söylemenin hası söylememek” diyordu Yunus. Günlerce onu açıkladım sen ona da ikna olmamıştın
- Ne yapayım?
- Hiç istemeden seven görürsen ona sor.

Herkesin yirmi senede geldiği yolu yirmi günde almıştı. Bilinci de, ruhu da değişiyordu. Hatta bedeni bile. Yüzünün güzelleştiğini, daha bir zinde ve cazip göründüğünü söylüyordu dostları. Sevmişti. Beklemeden, istemeden, hesap etmeden, kalıplara dökmeden sadece sevmişti.

“Mutlu olmak istiyor, benim de hakkım bu” diyordu Sevginin ruhunu bilmeyen, sırrına ermeyen. Aradı yana yakıla. Buldu mu? Asla! “Mutlu etmeliyim, mutlu edersem mutlu olurum” diyordu Sevginin ruhunu bilen, sırrına eren. Aramadı. Lütfedildi en güzelinden. Ve Selamet erişti Rabbinden.

Nasıl bu kadar dingin olabiliyorsun dediler sevgi abidesi bilgeye. “Allah’ın huyunu bilirim. Bütün sırrım bu” dedi. Neymiş Allah’ın huyu, lütfetsen dediler. “İstersem elimden alır, istemezsem önüme koyar” hepsi bu, dedi. Sevmek; Allah’ın huyunu bilmektir. Nasibimiz olsun. ÂMÎN

NORMAL- ANORMAL NEYE GÖRE?

Normal; göreceli bir değerlendirmedir. Normal zamana, zemine, ortama göre değişir. Normalin karşıtı Anormal dahi öyledir. Bilelim ki anormal insan yoktur. Sadece bizim gönlüne nüfuz edemediğimiz, yeterince tanıyamadığımız, anlayamadığımız, anlamak istemediğimiz insanlar vardır.

Akıllılar arasında delilik, deliler arasında akıllılık anormal görüle gelmiştir. Ölçü? Ortamdaki hakim zihniyet ve çoğunluk. Hakim zihniyetin kabul- etiketleriyle kendini anormal, hasta, arızalı, takıntılı sayarsan kendine zulmedersin. Sen güzelsin, çünkü seni Yaratan çok güzel.

Psk. bi eserde insana ait takıntı, bastırma, yansıtma, yüceltme, aynalama vb savunma mekanizmalarını, karakter çeşnilerini okuyordum. Kitap bitince ne dedim biliyor musun? “Hiçbirimizin psikolojisi normal değil, hepimiz arızayız!” Tabi psk. ye göre. Önemli mi? Freuda selam söyle!

“Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine deli ol dünya senin kahrını çeksin.” Sokak jargonuna ait bu söz, çılgın bir meydan okuma gibi gelebilir. Gülüp geçersin. Aslında hakikat uyarısıdır. Toplum, çevre, kültür hatta eğitim- tıp etiketlerini bile üstlenme, işine bak demektir.

Kendini kâmil, ehil, olgun, sağlam kabul etmek için birinin, bir üst bilincin onayını, icazetini mi bekliyorsun? Çok beklersin çookk! Sindirebilir misin bilmiyorum ama Liderler, Önderler, İleri Şahsiyetler icazeti kendilerinden alarak yürümüşlerdir hep. Veliler de buna dahil.

“Kerameti kendinden menkul veli olmaz” dedi delikanlı. “Bütün velilerin kerameti kendinden menkul evladım” dedim. Sarsıldı yavrucak. Hocam bana müsade, dedi ve kalktı. “Öpüyorum seni, babana selam söyle” dedim. Huyum kurusun sarsmayı, bilinç depremi yaşatmayı pek severim.

- Yakınlarım bi türlü beni kabul etmiyor. Sanki sözlerim, hallerim batıyor onlara.
- Sen kendini kabul ediyor musun?
- Tabii ki.
- Yalancı! Sen kendini olduğun gibi kabul etsen onlardan bu şikayetin olmazdı.
- Nasıl?
- Sindiremediklerimizin suretidir insanlar. Sindir kendini!..

- Dini, tasavvufi, felsefi öğretilerin çizdiği olgun insan modeli de bize kendimizi anormal hissettirebilir mi?
- Zor yerden sordun…
- Samimi söylüyorum, o ideale ermek için kendime çok çektirdim. Lütfen bişey söyle!
- Cevabım senin dilinden olsun: Kendine çok çektirme artık!

- Ölçü ne peki bu normal anormal meselesinde? İdeal insan öğretileri bile bizi kendimizle geçimsiz ediyorsa?
- Eğitim almadan, disiplin altına girmeden “Adam” olamazsın. Bir aşama sonra eğitim ve disiplinin dahi Şartlandırma ve Betonlaştırma olduğunu sezmeden “İnsan” olamazsın.

- Normali anormali boşver, der gibisin. Dengeyi nasıl kurarım?
- Demediğimi bana yapıştırma! Sadece kendin ol diyorum
- Genel ölçüler niye sakat olsun? Delil?
- İnsanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar, sadece saçmalarlar {6/116}

- Eğitim, çevre, kültür, bilim, maneviyat öğretisi vb.nin Anormal etiketine prim verip kendine zulmetme diyorsun?
- Şükür anladın
- Tıp hastasın derse?
- Kanser teşhisine karşı iyiyim diyerek iyileşen duydun?
- Hem de çok
- İş sende biter! Sen harika bi Allah Kulusun vesSelam.

İLİŞKİLERİN DÜĞÜMLENDİĞİ YER

Hiç kimse diğeri için salt kötü veya salt iyi değildir. Biz birbirimizi, yüklediğimiz anlamlarla tanırız. Biz birbirimizi ve kendimizi, yüklediğimiz anlamlarla yakarız! Biz yüklediğimiz anlamlarla hayatı kendimize ve birbirimize Cennet veya Cehennem kılarız. Düğüm nerede o vakit?

Muhatabımıza yüklediğimiz anlamı değiştirsek, onun üzerinden yaşadığımız cehennem ateşi söner mi? El Cevap evet! Neden bu kadar eminim? Kulumun zannı üzereyim demedi mi? Zan değişince hayat da değişir demek bu, yoksa hala sezemedin mi?

Tanımak için isimlendirmek, mesafeyi ayarlamak ve korunmak için anlam yüklemek zorundayız insanlara. Hayatın doğal bi işlevi bu. Daha açıkçası Önyargı çok da kötü değildir. Önyargı ve Zanlarla tanırız birbirimizi. Zan ve Önyargının ötesine geçmek mümkün mü? Ya da Ateşi Söndürmek?

Sana zıt, ters, aksi, gıcık gelen insan tipi onun annesi için de öyle midir? Seni yakan muhatabın değil, senin ona yüklediğin anlamdır aslında. Yüklediğini kaldırsan veya değiştirsen kıyamet mi kopar? Kestirme yol? Ona annesinin gözünden bak! Evladın gibi say. Gör neler olur!

Hassasiyetlerimiz farklıydı. Her şey düzgün giderken zihni her nasılsa gerecek bi şey bulur, onu çekip çıkarır ikimizi de bunalıma sokardı. Bir gün “Ne güzel geriyorsun! Kimse senin gibi geremez. Hastayım sana” dedim içtenlikle. İkimizi de aldı mı bi gülme. Her şey o an değişti…

Ziyaretim biraz gergin geçmişti. Vedalaşırken “Sen bi daha gelmezsin, sana ben rahat vermedim hiç” dedi. Aslında cidden yormuştu beni. Ama samimiyetle şunu söyledim “Yanılıyorsun, hep gelicem ve seni hep sevicem” dedim. Sarıldık. Gözleri nemli. Abimdi. Ve Dünya 3 günlük yerdi.

Sana zıt gelen kişiye uyumlanmada ilk yol; ona annesi gözünden bakmak. Denedin, olmadı? O halde ikincisini öneriyorum; Şu an Ölüm haberini aldığını düşün! Kızabilecek misin şimdi? Yapma, zehretme hayatı kendine! Yaşamak çok güzel. “Ey Ateş İbrahim’e (Fark edene) serin- selamet ol”

Şimdi şu halini ve bu karakterde olmayı sen diledin? Beğenmediğin, zıddına giden de ters olmayı diledi öyle mi? Kuzum nasıl bir Allah’a inanıyorsun sen?! Herkes programını yaşıyordu hani? Program beğenmiyorsun? Birinin programını beğenmemek Allah’ı beğenmemek dersem uyanır mısın?

Birinin programını beğenmemek; Allah’ı beğenmemekse… Allah’ı beğenmemek Ona kafa tutup şirke düşmekse… Şirk şimdi, şu an azabı davet etmekse… Kimler nasıl, ne şekilde kendilerini cehenneme atar, biraz anlayabildin mi? “Allah kimseye zulmetmez” Biz, kendi kendimize ederiz…

Kimseye küsme hakkımız yok. Ayrı durmayı seçebiliriz küsmeksizin. Kimseyle beraber olma mecburiyetimiz de yok. Beraberliği seçebilirz saygıyı ihmal etmeksizin. Suçladığın sürece dinmez azabın. Ötekinin hiç mi kusuru yok deme. Ölçüyü söyledim. Olsa bir “Öteki” onu da söylerdim.

Kader programlanmış ise biz robot muyuz?
Yapabileceklerimiz neler?
Kader, yazıldı bitti mi, halen yazılmakta mı?
İnsanın insanı programlaması ne demek?
Aile, çevre, arkadaşlar bana ne ölçüde etkili?
Negatiften kötüden nasıl korunurum?
İNDİRİP OKUYABİLİRSİN http://mehmetdogramaci.com/e-kitap-robottan-farkimiz/

Kendimde, insanlarda, çevremde, dünyada ve evrende işleyen sistemi ana hatlarıyla ve biraz da etraflıca tanıyabilir miyim? Özlü bir kaynak var mı bu konuda? Ya Kur’an bunu nasıl açıklıyor? İNDİRİP OKUYABİLİRSİN http://mehmetdogramaci.com/e-kitap-beyin-ayetini-gordunuz-mu/