Değiniler- 135

Değiniler- 135

BUZLAR ERİRKEN

- Gerçekleri fark ettikçe ağlamalarım arttı. Tam bir sulu göz oldum. Hikmeti?
– Baharla birlikte Güneş yüzünü gösterdikçe Dağ zirvelerinde eriyen Buzlar Dereleri çağlatırdı bizim köyde.
– Yani?
– Hakikat Güneşi Gönle vurdukça Erir Benlik Kalıpları. Başka bi izaha gerek var mı?!

- Bildiğin gibi değil. Ağlamalarım dinecek gibi değil.
– Bildiğim gibi değil? Seni ağlatan kitapları yazana?
– Özür. Çok yoğun. Diner mi göz yaşlarım?
– Baharda coşan dereler Yazın neredeyse kurur köyümde.
– Yani?
– Benlik buhar oldukça diner hepsi, baharın tadını çıkar şimdi.

- Diner mi acılar? Benim de kışım döner mi yaza bi gün?
– Merhum A. Mehmed Dumlu’yu ziyarette bunu sordum. Samimi sohbetiyle ağlarken pat diye sormuştum: “Kimler gülmeye daha çok layıktır” efendim?
– Ne dedi?
– “Kim daha çok ağlamışsa o gülmeye daha çok layıktır emin olun” dedi.

DİNLEME VE ANLAMA İNCELİKLERİ

Kendilerine hitap ettiğinizde insanlar genellikle sözlerinizi dinler görünerek kafalarında mevcut sizin hakkınızdaki önyargılarını dinlerler. Sözlerin muhataba yeterince tesir etmeyişinin veya ufacık bir cümlenin farklı yerlere çekilerek yanlış anlaşılmasının esas nedeni budur.

Objektif bir Etkin Dinleme çok ender insanın nasibidir. Çünkü hitabı dinlerken zihni susturmak mümkün değildir. Zihin önce kendi yargılarını, sonra sorunlarını, sonra muhatap hakkındaki eski bilgilerini mutlaka bu dinlemeye karıştıracaktır. Bu da hitabın bulamaç olması demektir.

İlminize, tecrübenize karşı pekişmiş önyargıları olanlara hitap ederken azami dikkatli olmalısınız. Yanlış anlamalarıyla kalbinizi kırabilir, birikiminizi hiçe sayabilirler. Ben o tiplere evet haklısın, çok güzel, ne güzel buyurdun diyorum. Münafıklık mı? Korunma bu korunma!..

Sizi kendilerinden küçük, bilinç olarak geride, itibar ettiklerine nispetle alt sırada görenlere kesinlikle derin mevzular açmayınız. Size zaten kapalı olduklarından imalı bi alayı seçeceklerdir. Bu da yok yere üzülmeniz demektir. Göz göre göre niye üzülesiniz ki?!..

Bayram ziyaretlerinin bütün hoşluğuna rağmen gerilime dönüşme ihtimali yüksektir. Hazımsız tipler bu ziyaretlerdeki muhabbetleri birikmiş alınganlık ve kompleksleri için fırsat bilirler. Fırsatı değerlendirdiklerinde bayram zehir olur. “Sen bilirsin” en güzel korunma kalkanıdır.

Aynı kitabın aynı sayfasını on ayrı kişiye okutun on ayrı anlayış duyarsınız. Aynı sohbetin aynı bölümünü dinletin, gene aynı şey olur; hepsi farklı anlayacaktır. Yazar veya Hatibin asıl maksadını kim dosdoğru anlar? Etkin Dinleyen; Etkin Okuyan; Zihni geri çekip izleyebilen…

Beynin “Algıda Seçicilik” özelliği hem nimettir, hem külfet. Hem kilittir, hem anahtar. Beyin, dinlediklerini kendine göre seçerek alıyor, kalanı eliyorsa perdesini kalınlaştırır. “Kendi bakışımdan farklı ne duyabilir, görebilirim?” diyerek dikkat kesilirse ufkunu genişletir.

Bir insana verdiğiniz değeri en çarpıcı ve en kolay ifade yolu; onu göz temasını yitirmeden dinlemektir. İyi dinleyenler; konuşanı mest ettikleri gibi avuçlarının içine alırlar. Diyebilirim ki bi süre sonra konuşan onlara göre konuşur olur kendiliğinden, zorlamadan…

Kafanızda cevaplanmamış sorular; içinizde çözülmemiş problemler mi var? Bir gün herkese kulak kesilme niyetiyle çıkın evden. Alakasız yerler ve kişilerden ne cevaplar gelecek, hayret edeceksiniz! Dinlemesini bilene her yerden seslenir Allah…

Okuduklarınızda satırlardan öte yazarın gönlünü; Dinlediklerinizde seslerden öte hatibin kalbini duyar ve görür olmuşsanız, ilim ve hikmet adına iyi bir yerdesiniz demektir. Bunu muhafaza edin olur mu? Okuduklarınız ve dinledikleriniz; Cennetiniz olsun. Her ANınız bayram olsun.

DENEYİM, DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM ÜZERİNE

İnsanoğlu için en değerli, en etkili, en dönüştürücü bilgi “Deneyim Bilgisi”dir. Kişi okuduğundan, duyduğundan, anlatılandan daha çok kendi deneyimlediği bilgiye inanır ve tutunur. Bu nedenle öneri ve uyarılarınız bazılarında hiçbir şeyi değiştirmiyorsa şaşırmayınız, üzülmeyiniz…

İnsan Kardeşimize hakikati göstermek, önermek hem insanlık hem kardeşlik vazifemizdir. Önerileri ısrara vardırmak hem bizim hem diğerinin egosu devreye girer ki işte orada uyuyan köpek uyanır; egolar işi ele alır. “Ego İnatlaşması” tetiklenen yerde ilim fayda etmeyecektir.

İnsanlar hakikat bilgisi çerçevesinde öneri isteseler bile sakın ola ki onlara Perde, Kilit ve Tıkanıklıklarını direkt olarak ve açıkça göstermeyiniz. Böyle bir gösteriyi hazmedecek ego henüz yaratılmadı çünkü. Anlatınız ama egolarının kenarından dolaşınız ki sizi de yakmasınlar.

Derdine çare, manevi rahatsızlıklarına ilaç isteyenlere unu, şekeri, yağı, ocağı hazır ediniz. Helva yapmayı kendilerine bırakınız. Helvayı da yapıp ısrarla ağızlarına tıkarsanız muhtemelen üzerinize kusacak sizi ebedi düşman belleyeceklerdir. Merhamette aşırılık, Gazabı çeker…

Kimse kusura bakmasın, hakikate talip olanların ciddi bir çoğunluğu “Duygusal Tatmin”, “Ego Okşayan Masal” ve “Değer Perçinleyen Koltuk Değneği” arıyor. Akıl, Bilgi ve Değerler Ötesi Gerçek gündeme gelince bozuluyorlar. Hakikat; oyun bozanlık ve oyuncakların kırılmasıdır dostum.

İlginçtir; derdine çare isteyen, derdini anlatırken aslında kilidini anlatmakta hatta anahtarı da bilinçsizce söylemektedir. Çünkü her çare sorunun içindedir. “Zorlukla beraber kolaylık var” diye çevirirler ayeti. Ben, “Kolaylık Zorlukla iç içe, orada göz önünde” diye çevirdim…

- İnsan derdini anlatırken perdesini söyler dedin. Söylüyor da perdeyi niye açamıyor peki?
– Güzel soru. Neden mi? Perdesini “Maneviyat” veya “Çağdaşlık” cilasıyla cilalamış “İnsanlığa Hizmet” adıyla yaldızlayıp ambalajlamışsa nasıl açsın ki?
– Cila ve Yaldızlı Ambalaj? Nasıl?

- Kahroluyorum, Sokak Hayvanlarına duyarsızlığa kahroluyorum. Doğa katliamına sessiz kalınmasına deliriyorum.
– Bunların hepsini tek başına düzeltebilir misin ki?
- Olsun tek de kalsam yolunda ölürüm. Hem Peygamberimiz de bunlara hassastı.
[Maneviyatla Ego Perdesi Cilalama Örneği]

- Hala löngür löngür şalvar- cübbeyle gezen var. Hala saçı sakalı karışık tipler var. Şu sıcakta kapkara çarşaf içinde yüzü gözü kapalı gezenler var. Çağdaş Yaşam katlediliyor. İstanbul, maganda doldu.
– Bu kadar gerilmesen, onları da hoş görsen?
– Olmaz efendim olmaz! Çağdaş kazanımlar elden gidiyor. Üzülüyorum.
[Çağdaşlıkla Ego Perdesi Cilalama Örneği]

- Fakirlere et dağıttık. Her hafta gıda da ulaştırıyoruz. Onlar mutlu oldukça mutlu oluyorum. Fakirlik bitmeli.
– Biter mi? Tarihin hangi döneminde bitti? Hem kendi hakikatin için kitap okuyor musun hiç?
– Ben onlara hizmete adandım.
[İnsanlığa Hizmetle Ego Perdesi Cilalama Örneği]

Sokak Hayvanları ve Doğaya duyarlıyım. Ama kahrolmuyorum. Çağdaş ve Evrensel Bilinci önemsiyorum. Ama yaşamayanlara nefret biriktirmiyorum. Muhtaca Yardımı önemsiyorum. Ama Muhtaçlığı bitirmek gibi Sisteme aykırı talep ve gayelerim hiç yok. Anladın mı sana ne fark ettirmek istedim?

- Egomun beni nereden nasıl vurduğunu ve yaktığını görme imkanı var mı? Biraz zor gibi geliyor.
– Var. Hem de çok kolay.
– Nasıl?
– Takıntı ve Duygularına “Manevi”, “Çağdaş” ve “İnsanlık Adına” kılıfları geçirmeyi bi bırak, egonu çırılçıplak karşında görürsün. İşte o kadar basit!

- Aklını kullanıyor musun aklını?
– Akıl bana soğuk geliyor. Aşk doluyum. Sevgi yüklüyüm. Her canlıyı, herkesi seviyorum
– Akıl soğuk geliyor?
– Evet
– Akıl ve akıllıca yaklaşım kimlere soğuk gelmişse onlar yangınını çok sevmişlerdir. Ebediyen göremezler perdelerini. İyi mi bu?!

Ben Şeytanımı Müslüman ettim. {Hadis} Ben egosal hallerime maneviyat, çağdaşlık, insanlık, aşk, sevgi, bilimsellik, dindarlık, adanmışlık, hizmet vb yaldızlı etiketler vurarak onları cilalamaktan vazgeçtim. Bunlardan vazgeçince egomun iplerini tuttum, şeytanımı teslim aldım…

Derdinin çözümü sensin. Lütfen sorgula:
1- Aşırılıkların (Sisteme aykırı olarak fazla önemsediğin konular) neler?
2- İhmallerin (Sisteme aykırı olarak bile isteye/bilinçsizce önemsemediğin konular) neler?
3- “Hassasiyetleriyle Şirk Koşmak” diyorum ben. Ne demek düşün.

“Hassasiyetleri ile Allah’a Şirk Koşmak” nedir öğrenmek ister misin? Çocuk, hassasiyetleriyle şirk koşup hem kendine hem de çevresine hayatı çekilmez eden annesini uyarıyor. Ona şirkini göstermeye çabalıyor. İzle, belki sen de görürsün Hassasiyetinle nasıl şirke düştüğünü… https://www.youtube.com/watch?v=DqbluAX8wgs&feature=youtu.be

YASAK MEYVE YER MİSİN?

Düşünmekti Yasak Meyve;
Âdem’i Cennetinden çıkaran.
Mukayeseli, Analitik, Diyalektik Düşünmek
Herkesi, her şeyi sorgulamak
hiçbir şeyi örtmeden, cilalamadan;
kimseyi putlaştırmadan,
hiçbir değeri kutsamadan Düşünmek!
Sen, Yasak Meyveyi
Cinsellik sananlardan değilsin umarım.

Sorgulama ürkütücü geldi insana
İtaat eder, İman eder, kurtulurdu nasılsa
Düşünse çıkardı Cennetinden;
benimsediği konfor,
alıştığı ortam,
yapıştığı anlayıştan,
sarıldığı duygu sarmalından
İmtihan adıyla tetiklenen Hakikat
ürkütücü göründü ona
Cennetinden niye çıksın di mi ama?

Sormamak, sorgulamamak erdemdi
ki melekler sormadan secde etti
Mukayese, mantık geliştirme azaptı,
Ateşle Toprak farklı, dedi diye Şeytan
nasıl da uzağa atıldı
nice ateşlere salındı?
İtaat, teslimiyet, iman sağlam tutamaktı
Cennetinde kalmak varken
İnsan niye risk alsındı?

Düşünerek, sorgulayarak
Cennetinden çıktı Batı
fazlasıyla ödedi Aklın pahasını…
İtaat etti, İman etti, Teslim oldu Doğu
Cennetinden çıkmak hala korkusu
yokluk, sefalet, ezilmişlik pahasına
Şükür, hiç uymadılar Şeytana!

Çok mu ileri gittik?
Felsefe rüzgarında rotamızı yitirdik.

CEHENNEMLİKLER NE YER NE İÇER?

Öfke, Kızgınlık, Nefret, Gerilim, Panik ve Üzüntü her ne kadar insana yakışmayan özellikler olarak bilinse de bunların bazı kişiler için Yaşam Gıdası olduğunu hatırdan çıkarmayınız. Bilinçli söylüyorum; kötü, negatif, hayvânî dediğimiz duygu durumları bazılarının Yaşam Gıdasıdır.

Kızgına öfkesini, Gergine nefretini, Panik yapana telaşını, Üzüntüye dalana hüznünü göstererek onu oradan çıkarmaya çalışmak insânî bir görev olsa da hassas noktayı gözden kaçırmayınız. Bazı kişilikler, bu halleri yaşamadan nefes bile alamayacaklarına inanmışlardır. O halde?!..

- Biraz gerçekleri anlattım diye iyiden iyiye delirdi, kızdı, tavır aldı. Ne yaptım ki ben? Onun iyiliğini istedim sadece.
– Ne mi yaptın? Bak anlatayım. Çanağındaki kemiği kemiren bir köpeğin önünden çanağı çekersen ne olur?
– Saldırır, üzerime atlar, ısırır…
– Ben sustum…

- Stresten beslenen insan tipi gördün mü?
– Stres kötü; hasta eder insanı, iç karartır.
– Dinlemiyorsun ki? Ezberini konuşturma! Soruya cevap ver. Stresten beslenen tip diyorum.
– Nasıl olur ki?
– Ben gördüm. Gerilse de seviyor stresi. Onun Yaşam Gıdası o çünkü. Sindir bunu…

- Aklım almıyor. Gerilim, öfke, nefret nasıl Yaşam Gıdası olur?
– Kemik yer misin? Gübre? Leş? Diken? Susayınca irin-cerahat mesela?
– İğrendim. İnsan bunları yemez, içmez. Hem az önce köpek- kemik misalin de ağırdı. İnsanlara deme bunu!
– Onlardan beslenenler?
– Delil isterim.

- Cehennemliklerin yiyip içtikleri nelerdi ayetlerde? Hatırla!
– İçecekleri Kaynar Su, İrin. Yiyecekleri kuru diken, zakkum, zehirli hayvanların zehirli etleri ve kavurucu ateş.
– Ne anladın?
– Bunlar ölüm sonrası cehennemlikler için
– Acaba? Şimdinin deşifresi değil mi Kur’an?

- İrin ne?
– İyileşmeye başlayan yaradan sızan sıvı
– Onu içmek? Ondan gıdalanmak?
– Bilmem
– Yara; geçmiş acı. İrin, ondan sızan sıvı. “Acı Hatıralardan Beslenmek” olmasın sakın bu mecaz? Yıllanmış acıları tazelemiyorsun di mi? Yapmazsın, eminim. Acıların çocuğu değilsin!
– .!?.

- Yiyenin boğazını, bağırsağını parçalayan Diken?
– …
– Meyvesi yok dikenin. İşe yarar ürün vermez. Ne olabilir?
– …
– Damar arabesk parçalar seversin? Ayrılık, Hasret, Hüzün şiirleri?
– Ufff kavunla peynir varsa şişenin dibine de vururum
– Faydası?
– Hiç
– Diken misali…

- Susadın. Kaynar su versem?
– Deli miyim?
– Cehennemliğin içtiği kaynar su?
– Su; İlim. Kaynama?
– Ateşte kaynar su. Ateş?
– …
– Kilidini gör diye kitap önerdim, kendine yontan cümleler çizdin hatırlar mısın? Kaynar Su; Hakikati İlmini Egoya bulamaç ederek anlamaktır.
– .!?.

- Cehennemde zehirli hayvanların zehrinden çeşmeler?
– Kanser olana, içinde ur büyüyene, vereme, siroza ne derler?
– Derdini içine atanlarda olur bunlar diyorlar
– Dert içe değil dışa atılmalı di mi? Zehir içilmez, akıtılmalıdır. Dert İçmek ne diye anlatılmış Kur’an’da o vakit?!

- Mecazlara yaklaşımına göre çoğumuz cehennemdeyiz.
– Ölüm sonrası değil Şimdinin Cehenneminde! Ki diğeri için de Hadisi hatırla; binde birdi.
– Bu gıdaları yiyorum ben. Zaten “Cehennem yolumuzun üstünde” Hadise göre
– Egoya Hadisten bahane? Beter ol desem olmaz. Afiyet olsun!..

- “Cinlerin gıdası Kemik ve Hayvan Gübresidir” buyruldu Hadiste. Nasıl anlarsın?
– Cin; görünmeyen ateş yapı
– Ezber satma bana, saksıyı çalıştır
– Yöntem ne olmalı cin, şeytan, melek, bitki vb Kuranda anlatılanlar?
– Şu noktadan kopma; Bunların hepsi İNSANın özellikleri ve halleri!..

- Kur’an; Tek Bir İnsanın Hakikat Yolculuğudur. Cin, melek, bitki, hayvan ne geçerse geçsin insan odaklı çözmeye bak!
– Bu durumda Cin?
– Ateş Yapı dedin!
– Ateş Yapı; yakıcı şeylerden kendine hayat kuran insan? Duygularla, gelenek ve alışkanlıklarla yaşayan insan!
– Harikasın! Olayı kavradın Maşallah!

- Derdine, stresine, gerilimine tutunan hayat anlayışı Cin!
– İkna oldum. Gene bizi anlatıyor cin adıyla. Gıdası kemik? Gübre?
– Kemik; sert. Akışkan veya toz olanın betonlaşmış, donmuş hali
– Bende kemikleşmiş duygu, düşünce, bakış açıları? Ateş tarafım bundan besleniyor?
– ..!?..

- Gübre? Hadiste atların; binek hayvanının gübresi cin gıdası?
– Bedenin bineğin; Arabandır. Araban; hararet yapsa susadım der misin?
– Aptal mıyım?
– Araban çizilse yaralandım da demezsin?
– Demem
– Bedensel kimliğinin her halini sahipleniyorsun? Bedenin çıktılarından ve atıklarından bir yaşam inşa ediyorsun. Gübre yiyorsun gübre! Kimliğini sahiplenen onu yer işte…
– Aboooo! Bu dehşetti…

Cehennemliklerin; Şimdi, Şu An Cehennem yaşayanların Yaşam Gıdalarını anlattım. Çok boyutlu mana evreni Kur’andan anladığım kadarıyla. Gel dostum biz bu iğrenç gıdaları terk edelim. Misk gibi Cennet Nimetleri; Aklımız, Sevgimiz varken değer mi? Sevildiğini Unutma dostum! Dualarımla…

HERKESE İSTEDİĞİ VERİLİYOR, KİMSEYE HAKSIZLIK EDİLMİYOR

Allah, her insana istediğini vermektedir. Hiç kimseye kendi istediğinin dışında bir şey vermez Allah. İstediklerim olmuyor, dualarım kabul olmuyor mu dedin? Yaşadığın hayat; %100 senin istediğin hayattır. Bütün mesele isteklerin yaşama dönüşme mekaniğini çözmende düğümlü…

Şu alemde her insan ve her toplum Hak ettiği hayatı yaşamaktadır. Gerçekte, hiç kimseye hiçbir zaman haksızlık edilmemektedir. Haksızlığa uğramak veya zulüm görmek şeklindeki şikayetler; neyi, nasıl, ne şekilde hak ettiğini bilmeyenlerin hezeyanından ibarettir.

İbni Haldun’un geniş ve derin anlamlar içeren sözü; “Coğrafya Kaderdir.” İçine doğduğunuz ortam, toplum, kültür, iklim ve aile dahi Hak ettikleriniz kapsamındadır. Sindiremeyişinizin, ben istemedim veya neden ama, demenizin Allah Sistemi önünde anlamı da geçerliği de yoktur…

“Allah beni yaratmadan önce bana niye sormadı ki?” diye isyan etti. Yaklaş dedim. Ve şöyle seslendim: “Seni yaratmadan önce sen olsaydın, sorardı. Cehalet ve tutarsızlığını kendin ortaya koyuyor; ‘Beni yaratmadan önce bana sorsun’ diyorsun. Sus edepli değilsen bari akıllı ol..”

Dua ve İstek kavramını bilinçli dillendirdiklerin ve istediklerinden ibaret kabul edersen “Herkese istediğini vermekte Allah” ve “Herkes hak ettiğini yaşar, kimse haksızlığa uğratılmaz” cümlelerini anlayamazsın! Bilinçli isteklerine karşılık Bilinçaltın ne yapıyor hiç baktın mı?

- Sevenlerim, taliplerim çok oldu. Ama beni, benim istediğim gibi seven hiç çıkmadı. Senelerdir bekar ve yalnızım.
– Seni senin istediğin gibi sevmeliler öyle mi? Tanrılığa soyunduğunun farkında mısın? Tanrılık Kibri, herkesi iter! Bu sonuç doğal. Sen gerçekte, kimseyi istememiş, herkesi itmişsin.

- Kapatıyoruz.
– Niye?
– Sağımız solumuz market doldu. Dev şirketler mahalle aralarına girdi. Oysa dededen toruna bakkaliyeyiz biz.
– Dededen toruna ayet mi? Hep sürmeli mi? Erken uyanıp iş değiştirseydiniz!
– Vahşi Kapitalizm bizi yuttu.
– Gaflet ettim, akışı okuyamadım desen?
– Git başımdan!

Yaşadığın hayat %100 senin istediğin hayattır. Bütün mesele isteklerin yaşama dönüşme mekaniğini çözmende düğümlü, dedim. “Söyle hemen çözelim” diyor. Önce cevap ver:
– Yaşadığın hayatın %100 istediğin hayat olduğuna iman ettin mi? Hiç sanmıyorum. İman etmedikçe çözülmez…

- Sizi senelerdir izliyorum. 12 kitabınızı çize çize bitirdim. Bi sorum olacak
– Buyur
– Kayınvaldem çok şirret. Eşim de onun tarafında. Bunalıyorum. Bu zulmü durdurmak için ne okusam, ne çeksem?

Senelerdir izliyor, kitapları yutmuş, sorusu bu! Normal mi? İzliyor mu? OKUmuş mu?

- İş yapar diye çorbacı açtık, özellikle işkembe. Tutmadı.
– Şehrin en güzide yemek mekanları ve cafelerinin olduğu yere kokular saldın!
– Nereye açsaydık?
– Meyhane, bar, gazino çevresine
– Olmaz, içki haram. İçkiliye çorba veremem.
– İçki haram da çorba da mı haram?

Kimi, Hassasiyetleriyle daralttı Rızkını
Kimi, Duygularıyla kabarttı Hırsını
Kimi, umursamadan bildiğini Okudu
Kimi, umursadığından yolda Kayboldu
İyi ki kader var. Kendini görmeme, gerçeği sezmeme bahanesiyse kader; ister anahtar, ister hazine ver; Gören, zaten çözer vesSelam.