Değiniler- 142

Değiniler- 142

UYKUSUZ

Bir kere uyandı mı bir daha uyuyamayacaksın. İstesen de dönemeyeceksin rüyana. Gece yarısı herkes uykudayken uyuyamayan nasıl dolaşır durur evin içinde, aynen öyle olacaksın. Yatsan olmaz, kalksan olmaz. Bil ki hakikatin kokusunu almak böyle bir şey. “Marifet Kuşanmak” mı dedi biri?!

“Marifet Kuşanmak” veya “Halk içinde Hakla olmak” ne güzel laflar! Uyanan; uyurlar arasında uyur gibi yaşayacak onlara uyumlanacak. Uyur gibi yapacak da gönlü hiç rahatsız olmayacak. Hem uykusuz, hem uyuyanların rüya zevkinde olmak? Laf ola beri gele! Yapabilen varsa buyursun…

Bir kere uyandın ve de uyku tutmadı mı şaşıracaksın. Hani uyanmak iyiydi? hani farkındalık lütuftu? Ya bu iç sıkılması niye? Uykuyu bazen öyle özleyeceksin ki bi uyuyabilsem, kâbus görmeye razıyım demekten kendini alamayacaksın. Bir damla uyku için neler vermezdin di mi?

Mağaradakiler bi uyanmış ki karınları açlıktan kıyılıyor. Aralarından birine şehre git demişler. Gitmiş garibim. Ne şehir şehre benzer, ne pazar pazara? Parayı uzatınca bön bön bakmış fırıncı. “Geçmez bu!” Geçmez mi? Geçmez ya! “Uyananın idraki uyuyanlar arasında geçmez dostum.”

Başlamış gece yarısı evde dolanmaya. Eşi, çocukları yat artık diye çıkışmış. Bana soruyor; “Hakikat güzel de evde, işte sorun oluyor, bir de uyumlanma formulü verseniz?” Ne diyeceksin? “Kelin merhemi olsa başına sürer” demek var ama diyemezsin! Sen uyardın, elbet sana soracak…

Konya’dan arıyor devrem, yazın toplanıyoruz, sen de gel! Eskişehir’den yazıyor sınıf arkadaşım; İmam- Hatipin pilav gününde eskileri yad ediyoruz. Nostaljiye, Romantizme, Beraberce Geçmişi Yaşamaya davet ediliyorum. Bir gram canım çekse ya! Kim çaldı rüyalarımı? Niye vermez geri?!

Mağaradakiler şehre uyumlanamayınca geri dönmüşler. Bize müsaade gidelim demişler. Binlerce uyuyanlar toplanmış. Buraya mabet yapalım, sizi ulu eren ilan edelim demişler. Sanki uyananın ihtiyacı var? Dinler mi uyukudaki uyananı, yapmışlar da. Bir efsanedir gider mağara üstüne…

Mağara dedim de aklıma geldi Hira’ya, Sevr’e uğrayalım mı biraz? Yola çıktığım ilk dönemler karalamışım bir şeyler bu konuda. Belki hoşuna gider ha? Bi baksan mı? http://mehmetdogramaci.com/2009/10/magaralardan-gec-de-gel-1/

Hakikatine yönelen her insan bir asr-ı saadet süreci yaşamadan erişemez menzile! Bütün mesele Özümüz; Bizden içre biz olan kâinatın en nadide gönlü Muhammed Mustafa’mızı (sav) okuyabilmekte. Nasıl mı okuruz? http://mehmetdogramaci.com/2009/10/magaralardan-gec-de-gel-2/

AYETLERDEN İŞARETLER

Ey iman edenler! Sabır ve Namazla Allah’dan yardım isteyin. {Bakara- 153}
Ey İç Alemleriyle Barışmak, Dış Dünyalarıyla Dengede Yaşamak İsteyenler! “Saklı Potansiyelinizi tetiklemek üzere Tepkiselliğinizi Durdurma” ve “Odaklanma İradesi” göstererek Allah’tan yardım isteyin!

Duanız olmasa Rabbim size bir değer vermez. Yalanladınız. Öyleyse azap kaçınılmaz olacak. {Furkan-77}
Yöneliş Gücünü; Yoğunlaşma İradenizi ortaya koyamamış, gereğini yapamamışsanız evrensel planda öz değerinizi yaşayamazsınız! Bu gerçeğe sırt çevirdiniz. Karşılığı Strestir artık!

Oysa sen (Rasülüm) onların içlerinde iken Allah onları azaba çarptırmaz. {Enfal- 33}
Kendisiyle Yüzleşerek İç Aleminde Barışı sağlama, İşleyen Sisteme Uyumlanarak Dış Dünyada Denge Kurma Farkındalığını hatırından çıkarmayan, gönlünde diri tutanlar için çöküş ve yanış yoktur.

ATASÖZLERİNDE ALLAH SİSTEMİ

Evdeki hesap çarşıya uymaz. 
Hayatı, olayları ve işlemekte olan Allah Sistemini sırf kendi dünyasına göre değerlendirip öyle algılamak ve yaşamak isteyen er geç uyumlanamamanın bedelini ödeyecek, zarar edecektir.

İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur.
İnsan bilgiye, gelişime, değişime ne kadar açık olursa olsun ana karakter, temel program, yerleşik veritabanı hiç bir zaman değişmeyecektir.

İti an, çomağı hazırla! 
Dilinden çıkan her söylem; bir yaratım sürecini tetikleme butonudur. Söylemlerin ağırlıkla Negatife, Olumsuza, Kötüye dönükse savunma ve korunmaya hazır ol. Çünkü kesinlikle vücut bulacak, karşına çıkacaktır.

İyi olacak hastanın doktor ayağına gelir.
Her insanın iç hali; dış dünyadan alacağı payın işaretidir. Dış dünyada şikayetlendiklerin varsa iç aleminin negatif; dış dünyada nimet gördüklerin varsa iç aleminin pozitif yayınlarının karşılığıdır. Sindirebilene aşk olsun!

Katıra “Baban kim” demişler; “Dayım at” demiş. 
Sorduğunuz konuya cevap vermek yerine ustaca cümlelere takla attıran, gelmek istediğiniz noktadan başka istikametlere direksiyon kıran kişilerin; ilminde, halinde, duruşunda bi karışıklık olduğundan zerre şüpheniz olmasın.

Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer. 
Geçmişin acı tecrübeleri temkin ve korunma güdüsünü haddinden fazla harekete geçirir. Öyle ki değil olayın aynısı, kısmen benzeri bile korkutmaya yeter. Bu kişiler “Sistemde Tekrar Olmadığı”nı da unutmuşlardır, maalesef.

Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz. 
Herhangi bir konu kişinin ilgi alanı içine değilse istediğiniz kadar onun önemine vurgu yapın dikkatini çekmeyecektir. O yüzden kişilerin ana gündemini, esas yaşam gayesini bilirseniz havanda su dövmez, boşa yorulmazsınız.

Dinsizin hakkında İmansız gelir. 
Kötülüğü, zulmü, günahı ve yanlışı meslek edinerek haddi aşanlar; bu halleriyle kendilerinden daha feci, daha zalim, daha acımasız ve hiçbir sınır tanımayanı hayatlarına davet ederek kendi sonlarını hazırlarlar.

Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez.
İnsanın kendi ürettiği çözümler tükenmeden, yaşadığı problem hakkında acziyetini dibine kadar hissetmeden; çareler tetiklenmez, açığa çıkmaz. “Ben bittim” deme noktasına geldin mi Rabbinin “Ben yetiştim” hitabı duyulur kendiliğinden.

Ne verirsen elinle, o gelir seninle. 
Vermeden almak, almadan vermek Allah’a mahsus. Kulların dünyası tıpkı bir alış- veriş gibi işler. Elde edemediklerin mi var? Bir türlü olmuyor dediklerin? Vazgeçemediklerine bakıver. Tarla ürün vermedi? Ne ektin ki ne bekliyorsun?!

Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur.
Bedensel arzularının, zihinsel tutkularının peşinden gitmeyi her şeyin üstünde tutarak yaşam gayesi edinenlerin başlarına gelecek felaketlerden şikayet hakkı yoktur.

Yap iyilik, at denize, bilsin balık. Bilmezse balık, bilir Hâlik.
İyilik, güzellik ve insanlık uğruna yaşamı seçmelisin. İnsanlardan nankörlük görsen dahi gönülden yaptıkların hiç bir zaman boşa gitmeyecek, karşılığı bir şekilde sana ulaşacaktır.

HİÇ İBRET ALINSA TEKERRÜR MÜ EDERDİ?

Eğer bir sınav ve belanızı derinlemesine ve objektif sistem kriterleri ile tahlil etmiş; nedenini, nasılını sebeplere ve kişilere atmadan, dış oluşumlara bağlamadan ibret ve dersinizi almışsanız, biliniz ki o sınav bir daha size tekrar tekrar yaşatılmayacaktır. Neden mi eminim?

Allah, hiçbir zaman kendini tekrar etmez. Allah, hep orijinaldir, onun yarattıkları olgu ve oluşlar, olaylar da öyle! Çünkü o her an yeni bir iş, yeni bir oluş, yeni bir yaratmadadır.

Sen, dünyada yapılan sınavlarda geçer not alanın tekrar tekrar aynı sınava alındığını gördün mü? Göremezsin! Kullar dahi geçilen sınavı yeniden yapmıyorsa nasıl düşünürsün ki Allah, seni aynı belalarla sürekli denesin?! Ya haddini bil ya da otur ilmini geliştir.

CEHHENNEM ÇIRASI

İyi ama neden ben hep aynı konuda yanıyorum? Niçin hep aynı köşeden gol yiyorum? Tüm iyi niyetime rağmen niye aksilikler yakamı bırakmıyor? “Beyinsiz” olduğun için desem? Kızar mısın yoksa espriyi anlar, seni sevdiğimi fark ederek söylenecekleri can kulağıyla dinler misin?

Aslında her insanın başındaki sınavı okuyamama sebebi o sınava bakışının içinde saklıdır! Bunu hiç hatırından çıkarma! Delil mi? Az önce ne dedin sen? “Tüm <iyi niyetime rağmen> aksilikler niye yakamı bırakmıyor?” İşte kilidin senin tırnak içinde!

- Aksilikler neden yakamı bırakmıyor?
- Her Şeyin Güzel Gelişmesi İçin Sadece İyi Niyet Yeter Sandığın İçin?
- İyi niyet suç mu?
- Saçmalama, suç demedik. Sistemi kavramak için yeterli değil iyi niyet! Hatta perdedir kavramaya!
- Perde mi? O nasıl oluyor?

Ne diyordu Hz. Ömer? “Cehenneme giden yollar iyi niyet taşları ile döşelidir.” Ölüm sonrası cehennem diye anlama sadece. Bu sözü şöyle de oku; “Azap Çekenler, Bunalanlar Genellikle; İyi Niyetlerinin Bedelini Ödemektedir! O halde? İyi Niyet yeter miymiş? Yoksa iyi niyet bir cehennem çırası, bir azap kapısı mıymış?

İYİ NİYETLE ÇİĞNERİZ ALLAH KURALLARINI

Farkında mısın uyanık olmak, işini hesaplı yapmak, güven yerine tetkiki öncelemek duygusal toplumumuz tarafından soğuk, donuk ve kaba tutumlar olarak görüle gelmiştir. Biz güven esas, iyi niyet esas deriz ama bunları derken Sistem Kurallarını görmezden geldiğimizi fark etmeyiz.

Kur’an’ın en uzun ayeti Bakara- 282. Neden bahseder? Alış-veriş, muamele ve sözleşmelerin mutlak surette karşılıklı yazılmasını, her muamelenin hukuki temellere oturtulmasını emreder. En uzun ayet! Keşke en uzun ayet İyi Niyet üstüne olsaydı? Niye olmamış? İşini sağlama al demiş?

Duygularıyla hayatı değerlendiren yanacak; Aklı ve Basiretiyle yaklaşan selamet bulacaktır. Zulmetmek ne kadar günahsa, zulme kapı açmak da o kadar günahtır. Sen istemedikçe, sen kapı açmadıkça hiç kimse sana zulmedemez; sen izin vermedikçe hiç bir olay seni üzemez!

- Anlatmak istediğini anlıyorum. İçim, duygularım ikna olmasa da haklısın. Ben Dinî Tavsiye odaklıyım. Bende, dünyada, hayatta işleyen şu “Allah Sistemi” dediğinin dini açıklaması?
- Olmaz mı? İşin kodları Ayete’l- Kürsi’de http://mehmetdogramaci.com/e-kitap-beyin-ayetini-gordunuz-mu/

ACİZLİĞİ SABIR, PASİFLİĞİ SEYİR SANMAK

Aklın, mantığın ve yürürlükteki Allah Sisteminin gereğince davranamayan; duygusallığı, incitme ve kaybetme endişesi veya çekinceleri nedeniyle ortaya koyması gereken tutumu savsaklayanlar; bir anda bitecek sıkıntıyı bir ömür çekmek üzere azabı hayatlarına davet etmişler demektir.
Acziyet ve çekinceler içinde olanın azaptan şikayet hakkı yoktur. Allah Sistemi; vakti gelen sözün söylenmesi, vakti gelen eylemin ortaya konmasını destekler. Acizlik, pasiflik ve çekinceli bekleyişler -kimse kusura bakmasın- Sabır da değildir Seyir de…

Sabır; Allah Sistemine teslim olandan doğan, kader sürecini dönüştürücü etkiye sahip duruşun adıdır. Kuru bekleme değildir. Kahırlanarak tahammül etme hiç değildir. İçe sinmeyenler karşısında öfkeli, kırgın, bezgin bir suskunluğa bürünmek sabır değil gafletin ta kendisidir.

- Gerektiği yerde gerekeni söyleyemeyecek, gereken tutumu gösteremeyecek olanın karakteristik özellikleri hakkında bi fikir?
- Masal, Kıssa, Efsane, Keramet, Mucize ve Olağanüstülükleri çok severler. Akılcı ve yerinde tutumları soğuk bulurlar. Gıdaları; Nostalji ve Romantizmdir.

- Zihin, acizliğimize Allah Sistemini de alet eder mi?
- Neyi alet etmez ki?
- Nasıl yapıyor?
- Gereğini ortaya koyamayan, öfke ve kırgınlıkta “Allah cezasını verecek” modunda bekleyişe geçer. Hırsına Allah’ı alet etmek ve birilerinin belaya uğramasını beklemek? Ne garip di mi!?

- Sorunları söze, tutuma dahi ihtiyaç duymadan dönüştürme kudreti var mı insanda?
- Ne yok ki insanda?
- Nasıl işletilir bu?
- Büyüklerin; arınmış beyin ve aydınlanmış gönüllerin işidir o. Tepkisellik ve Hırsı yenmiş; oluşun sahibini gerçek manada tanımış olandan çıkar o kudret.

İnsan, zihin oyunlarına uyanık olmalı. Tepkisiz kalacaksa bunu bilinçli, Susacaksa da bilinçli yapmalı. Korku- çekinceyle bunları yapıyorsa hiçbir şey değişmeyecek, stres sürecektir. Kestirme yol? Allah’a bırakmak. Yapabilir misin? Bilir misin nedir Allah’a bırakmanın hakikati?!

Pasiflik Allah’a bırakma değildir. Acizlik de. Çekinceleri nedeniyle olması gerekeni yapamayanın bekleyişi de değil. Allah’a İşini Bırakabilecek olan; duruma kullar ve olaylar seviyesinden değil, onları Yaratan ve Onun Sistemi nazarıyla bakabilendir.

Sadece Düşüncede veya Sadece Eylem- Sözle iş bitirmek dahi perdedir, yanılsamalara, sapmalara açıktır. Sırat-ı Müstakim Dengesi içinde Muhammedi bir yaşam sürmenin gereği; şeriat ve hakikat; fiil- düşünce; tavır ve sabır, suskunluk ve haykırış dengesini at başı götürebilmektir.

Kandırmaların en fecisi ve bedeli en ağır olanı insanın kendi kendini kandırmasıdır. Neşter atılması gerekene merhem sürmek acizlik; ilaçlı tedavi edilecek olana neşter atmak zulümdür. Mümin; ne zulmeder, ne de kendisine zulmedilmesine müsaade eder. Nokta! Var mı ötesi?!

SANAT VEYA POTANSİYEL KUDRETİ AÇMAK

Mermerden ayak mermerden suya değmiş. Canlı gibi değil mi? Üç asır geriden takip ettiklerimizdeki hayal kuvvesinin gücü ve neticesi. Allah Esmasını kendinde bulup açma hususunda sınırsız düşünen ve çabalayanların eseri. Gavur mu dedi biri? Heykel günahtı di mi? Pardon, çok pardon!

DKbb1GGXcAAORDu (1)

Tül mü sandın? Bu da heykel gülüm. “Duvaklı Bakire” adı verilen bir sanat eseri. Bu da mermer… Heykel yapılsa ne, yapılmasa ne mi? Bu heykelleri yapanların geliştirdiği teknolojiyle yaşıyoruz şu an. Hem de paşa paşa ödüyoruz o teknolojinin ücretini.

7aa353be803a4f3c15a2cd9b6f838470--wedding-veils-sculpture-art

Bu da bizden… Nasreddin Hocaya hürmeten (?) şehrin göbeğine diktiğimiz sanat eseri (!) Üç asırlık farkın, geri kalmışlığın en acı resmidir bu. Boş ver be gülüm. Bize ne elin heykelinden, sanatından, ileri gitmesinden. Biz ahireti kurtarmaya bakalım, di mi ama?!..

DKewsi1XUAE8Opn