Değiniler- 217

Değiniler- 217

UMUT, SAĞLIK, HUZUR VE GÖNÜL En sağlıklı insanlar hasta olduklarını bilmeyenlerdir. En umutlu insanlar da içlerindeki umutsuzluğu bir şekilde bastırabilenler. Derin tetkik geçirmeyen her insan sağlıklıyım der. Tetkik edildiğinde içinde az veya çok hastalık mevcuttur. Umutsuzluk da inan aynen öyle... Hepimizin içinde az veya çok korkular, tedirginlikler, endişeler, çekinceler yok mu? Elbette var. İşte bunlar hepimize ait küçük ya da büyük umutsuzluklardır. Bastıran veya görmezden gelenler, karamsar ve ümitsiz olmadığına kendini ikna ederler. Oysa iç gerçek hiç öyle değildir. Gerçekten umutsuz değilim, neşe ve enerji doluyum diyen gerçekten umutlu ve hayat dolu mudur? Yoksa hayat karşısında birilerine, bir şeylere kırılmıştır,…Devamını Oku
Değiniler- 216

Değiniler- 216

KÖTÜ HİSSETTİREN GERÇEKLER ve  İYİ HİSSETTİREN YALANLAR Kötü hissettiren Gerçekler ile İyi hissettiren Yalanlar arasında tercih yapmak durumunda kaldığında insan; genellikle iyi hissettiren yalanları seçer. Peki, yalan olduğunu bile bile sırf iyi hissettiriyor diye gerçek dışı olan seçilir mi? Hayır. O halde bunu nasıl yapıyoruz? İnsan zihninin en büyük açmazı; kendiyle tezada düşmektir. Bilişsel Uyum; zihnin en büyük zaafı veya iyi hissetme gücüdür. Kötü hissettiren gerçek, kendi gerçeğimizle bizi tezada düşürmüşse zihin hemen devreye girer. İyi hissettiren yalanı başlar süslemeye! Gerçekmişçesine! Kötü hissettiren gerçek yerine iyi hissettiren yalanı benimseyen zihin önce onun yalan olmadığına kendini inandıracak deliller arar; - Asırlardır…Devamını Oku
Değiniler- 215

Değiniler- 215

BİR KAPASİTE GÖSTERGESİ OLARAK YALAN Yalan söyleyebilmek çok büyük beyin kapasitesi ve gelişmişlik ister. Belli bir yaşa kadar çocuklar ve saf dediğimiz kişiler yalanı beceremezler. Beyin potansiyelleri henüz o derece gelişmemiş, açılmamıştır. Biraz ters mi geldi size bu söylem? Öyleyse kuvvetli delillerle açalım. Roman okumayı sever misiniz? Büyük Şairlerin gönle dokunan şiirlerini? Ressamların fırça darbeleriyle güzelleştirdikleri manzara ve portreleri? Tiyatro, sinema, gösteri sanatları? İçli bir beste etkiler mi sizi? Ne kadar çok yalan seviyorsunuz siz?!.. Bütün romanlar, bütün şiirler, bütün besteler, bütün çizimler, bütün tiyatro ve sinemalar neyin eseri? Hayal ve Kurgunun eseri? Hayal; var olmayan. Kurgu; var olmayanın varmış…Devamını Oku
Bilinçte Yaşanan Devrim; MİRAÇ

Bilinçte Yaşanan Devrim; MİRAÇ

Mescid-i Haremden Mescid-i Aksaya HAREM; en içsel, en yakın, en saklı, en derun mana. AKSA; en uzak, en ihtimal dışı, en akla gelmeyen, en zıt mana. Ve sen ey Hakikat Gönüllüsü... Yolunun bir aşamasında karşına çıkan en ters, en zıt, en ihtimal dışı bir mana ile yüzünü gösterdiğinde hayretlere salınacaksın! "Hayatta olmaz, kesinlikle yan yana gelmeyi dahi düşünmediğim bir vecih bu" diyecek ama kalbinin o veche akışına da engel olamadığını fark edeceksin! Hareminden Aksana sessiz, içsel, saklı gece yürüyüşün başlayacak işte o an! Aşk Burağına binişin kutlu olsun! "Ve sen Hareminden Aksana Aşk Burağıyla eriştiğinde bir akşam vakti namaz kıldıracaksın…Devamını Oku
Değiniler- 214

Değiniler- 214

ANNE- BABA OLMAK HAK MI ÖDEV Mİ? Çocuğumuzun anne- babası olmamız bize onları kendimiz gibi yetiştirme, kendimize benzeterek büyütme ve kendi değerlerimizi üstün değer kabulüyle onları programlama hakkı verir mi? Anne- baba olmak bir hak mıdır, bir ödev mi? Çocuk emanet midir, bize ait eşya mı? Bir düşünür şöyle diyordu: “Dünyada en çok zulüm görenler ne kadınlar ne de fakirler! En çok zulme uğrayan ve en çok sömürülenler çocuklardır. Sömürücüleri de biz anne babalar!” Çocuk nasıl sömürülüyor? Üstelik onu en çok seven anne- baba bunu nasıl beceriyor? Çocuğa ahlak, edep, kültür, eğitim, medeniyet ve insanlık adına yüklediğimiz ve disiplinli biçimde…Devamını Oku
Değiniler- 213

Değiniler- 213

BÖYLE BUYURDU ATSIZ BEĞ * Yaşayıp yükselmek, ahlaklı ve iradesi sağlam milletlerin hakkıdır. * En büyük kahramanlığı yapsanız bile en küçük karşılığını beklemeyiniz. * Hakkımızı, atalar mirasını istiyoruz. Alacağız da!.. * İstek ve inanç her güçlüğü devirir! * İnsan meziyet sahibi olmaya mecburdur. * Fedakarlık insanları da milletleri de asilleştirir, kahramanlaştırır. * Bize bir gençlik lazım. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın! * Hem duyguya, hem de düşünceye dayanan Milli Şuur, bir milletin manevi kuvvetlerinden en önemlisidir. * Gittikçe uyanan milli şuur karşısında gafiller ve hainler, Türk milletini daha çok aldatamayacaklardır. Kızıl elmanın yolunu kapatamayacaklardır. * Dinin bir ruh…Devamını Oku
Değiniler- 212

Değiniler- 212

KİM, NASIL, NE KADAR YÜKSELİR? İnsan, sevdiği kadar yükselir. Kendisini seven, kendi yüceliği kadar İnsanları seven, sevdiklerinin yüceliği kadar yükselir. Ya Allah'ı seven? Kimi de çabası kadar yükselir. Dünya için çabalayan onu fethederek, Kendisi için çabalayan kendini keşfederek, Allah için, Allah'la beraber çabalayan hepsinden daha yüce bir fethe erdi. Kendi güçsüzlüğüne inandı kimi, Kimisi de gücüne inandı, ondan emin oldu, Bazıları da Allah'ın Kudretine iman etti. Ve herkes inandığı kadarı ile inandığının kudretince Kudret ortaya serdi... Kendi gücünde yücelen Kendi bilgeliğinde yükselen Kendi aşkıyla gönenen Kendi umuduyla enginleşen vardı. Hepsinden ileriye geçip inancın, kudretin timsali olan? Güçsüz, bilgisiz, aciz ve…Devamını Oku
Değiniler- 211

Değiniler- 211

SEN, SEN MİSİN CİDDEN? Kendine şu soruyu sordun mu hiç? “Ben dediğim kimlik ne kadarıyla bana ait, ne kadarıyla aile, okul, çevre ve toplum eseri? İçimden geçenleri, gönlüme gelenleri istediğim söyleyebiliyor, yaşayabiliyor veya paylaşabiliyor muyum? Yoksa hayatım hep bir hesap üzerine mi yürüyor?! Oluşmuş Benliğim küçüklüğümden bu yana çeşitli etkilerle biçimlenmiş karma bir yapı ise bu, neye göre nasıl oluştu? Bu oluşanı ben diye benimsemem de kendi kendime uyguladığım bir kandırmaca değil mi? Bir dizi bileşenin oluşturduğu karışıma nasıl tutup da kendim diyebiliyorum?! Böylesi sorgulamalara öncelikle "Neden bunu kabul ettim veya bu bana nasıl kabul ettirilip yüklendi, yedirildi?" sorusundan hareketle…Devamını Oku
Değiniler- 210

Değiniler- 210

CENNET- CEHENNEM VE ÖTESİ Cennet; kendimizi merkeze alarak bize uygun ve bizce olumlu karakterlerle kendimize bir dünya inşa etmek! Cehennem; kendimizi merkeze alarak bize uymayan ve bizce olumsuz karakterlerle yaşamak zorunda kaldığımız bir dünyaya mecbur bulmak kendimizi. Ya Cennet- Cehennemin ötesi?! Merkeze kendimizi koymadığımız; yanımıza da uyanı alma, uymayanı ve olumsuzu uzaklaştırma ihtiyacı duymadığımız; merkez, yanı, karşısı, ötesi berisi görmediğimiz bir zihinle mevcut dünyada yaşamayı göze almak! İşte bu da Cennet- Cehennemin ötesi! Göze alabilenlere ne mutlu! BU İKİSİNİ KARIŞTIRMA! İnsanlık tarihi boyunca sevgi kavramı konusunda yapılan en köklü yanlışlardan biri; İnsanın Kendini Sevmesinin yanlış, günah ve hatta bencillik kabul…Devamını Oku
Değiniler- 209

Değiniler- 209

DUA İlahi! Hamdini sözüme sertâc ettim Zikrini kalbime mi’rac ettim Kitab’ını kendime minhâc ettim Ben yoktum sen var ettin Varlığından haberdar ettin Aşkınla gönlümü bî karar ettin İnayetine sığındım kapına geldim Hidayetine sığındım lûtfuna geldim Kulluk edemedim, affına geldim. Sevdin Habibini kainata sevdirdin Sevdin de hil’ati risaleti giydirdin Makam-ı İbrahim’den makam-ı Mahmud’a erdirdin Server-i asfiya kıldın Hatem-i enbiya kıldın Muhammed Mustafa kıldın Salat-ü selam, tahiyyat-ü ikram, Her türlü ihtiram ona, O’nun Al ü Ashabına (AMİN) Okuduğunuz dua; Atatürk'ün direktifiyle ilk Türkçe Kur'an Tefsirini hazırlayan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın duası idi. Onun duası duamız olsun. BÖYLE BUYURDU KEMAL TAHİR * Görmek…Devamını Oku
Değiniler- 208

Değiniler- 208

KENDİLİĞİNDEN Mİ EMEK ESERİ Mİ? Sevmek; vakti gelince kendiliğinden gelişen ve açığa çıkan bir lütuf mu yoksa vakit ve zaman tanımaksızın emek, gayret ve çaba ile elde edilebilecek bir olgu mu? Günümüz sevgi yaklaşımları ile dünün sevgi anlayışları arasındaki derin ve esaslı fark acaba nerede düğümlü?!.. Bugünün sevgi yaklaşımında sevginin çaba, emek, gayret istemediği, daha çok mutlu tesadüflere bağlı mucizevi bir lütuf olduğu inancı hâkim. “Ruh Eşi”, “Ruh İkizi” vb hiçbir tutarlı alt yapısı olmayan sözde ulvi kavramlarla da bu anlayış köpürtülüyor, gençler teşvik ediliyor... Sevmenin bir mutlu tesadüf arayışı ve kendi benzeri ile buluşup anahtar- kilit misali kenetlenme ve…Devamını Oku
Değiniler- 207

Değiniler- 207

BİR KERE UYANMIŞSAN Bir kere uyananı bir daha uyku tutmaz! Uyanmak ne kadar zorlu bir süreçse bir daha uyuyamamak gerçeği belki ondan daha da zordur. Her şey tersine döner dünyanızda. Uykusuz edemeyenlerin gecesinde gündüzü, onların gündüzünde geceyi yaşamaktır artık payınıza düşen... Uyanan ve bir daha uyuyamayacak olan, uyku müptelalarına hiçbir zaman halini anlatamayacaktır. Paydaş bulamayacağı gibi tersine yaşadığı kanaatiyle gizli ve aşikar cephelere de muhataptır artık. Sessiz olmalıdır. Herkes mışıl mışıl uykudayken rahatsızlık vermemelidir çevreye... Üç zorlu ödevi vardır uyananın; Uyuyamayacak olduğu gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek, Uyuyanları hiçbir şekilde rahatsız etmemek Ve uyuyanlar arasında uyanıklık eşiğinde olanları daimi uyanıklık ile yaşanabileceği…Devamını Oku