Değiniler- 238

Değiniler- 238

KENDİNLE BARIŞ! DOĞRU TAVSİYE Mİ BU? "Kendinle Barış, mutlu ve huzurlu ol" diyorlar. Sakın ola ki kendinle barışma dostum!.. Çünkü kendim dediğin yapı gerçekte sen değilsin. Senin, Kendim adını verdiğin şey oluşmuş düşüncelerinden doğan sanal kimlik. Ve o sanal kimliğin senin gerçeğinle zerre kadar alakası yok! "Kendini Tanı" mı? "Sen düşünceden ibaretsin" mi? "Düşüncelerini değiştir hayatın değişsin" mi? "Bakış değişince akış değişir" mi? Hepsi de insanlığın dolap beygiri misali tekrarladığı ama gözleri bağlı olduğu için yerinde dönüp durduğunu fark etmediği anlayışların demeti... Kendini Tanı! Hangi kendim? Kendim dediğim; nasıl duygulandığım, nasıl düşündüğüm, ne tür alışkanlıklar ve zevkler edindiğim mi? Bunları…Read more
Değiniler- 237

Değiniler- 237

ÇARPMADA YUTAN ELEMAN; SIFIR "Sıfır, çarpmada yutan elamandır." Bu bir matematik kanunu. Hangi sayıyı sıfırla çarparsan çarp sonuç sıfırdır. Sayının milyonları, milyarları bulan büyüklükte olmasının önemi yok, sıfırla çarpılmışsa milyarları bulan büyüklük anında Sıfıra iner! Bu, sana bir şey söyler mi?! "Sıfırlanmak" var bir de sıfırla bağlantılı. Sıfırlanandan da sıfırın işlevleri açığa çıkar. Çünkü o, o haliyle sıfır olmuştur. İyi anla! Konuşmanın sıfırlanması; Susmak Eylemin sıfırlanması; Durmak Düşüncenin sıfırlanması; Beklentisizlik Hareketin sıfırlanması; Akışa Salmak. "Sıfır Çarpmada Yutan Eleman" di mi? Yutan elemana çarpan, ne oluyor? Gerisin geriye düşüp sıfır! Gücü, sayısı, büyüklüğü önemli mi? Hayır, hiç de değil. Yutan elemana…Read more
Değiniler- 236

Değiniler- 236

ANLAMLI GÜZELİ SEVER GİDERİZ Konuşmak küçülür- küçülürse Adı değişir, susmak olur Ağlamak büyür- büyürse Adı değişir, susmak olur Her şeyi süpürebilirsin; Sonbaharı süpüremezsin. Sevgiye var olduk sevdik sevildik Kavgalara girdik öldük dirildik Bir anlam fırını içinde piştik Anlamlı güzeli sever gideriz. Yalnızlık paylaşılmaz Paylaşılsa yalnızlık olmaz Yalnız; Bir ordudur Kendi çölünde... Sonsuz savaşlarında Hep yener Kendi ordusunu… (Özdemir Asaf) HASTALIKLAR MI ANLAYIŞLAR MI IRSÎ? Bazı hastalıklar için genetik, ırsî deniyor ve onları soyumuzdan miras devraldığımız kabul ediliyor. Genetik olan; Bedensel Hastalıklarımız mı? Yoksa Anlayış- Düşünce Tarzlarımız mı? Soyumuzdan organ zayıflıklarını mı devralırız, yoksa düşünce, anlayış, bakış zaaflarını mı?! Bedenin herhangi…Read more
Değiniler- 235

Değiniler- 235

BİR DAMLA HUZUR Varlığını sevebiliyor musun? Uzviyetine (organizmana, bünyene, bedenine) dua edebiliyor musun? Ey gözüm, ey boynum, ey kollarım, karanlık ve aydınlıklarım, size şükrediyorum... Bu dakikanın sarayında, bu anın mucizesinde beraberce var olduğumuz için şükrediyorum. Ey Organlarım, Sizinle bir andan öbürüne geçebildiğim için; anları birleştirip düz ve yekpare zaman kurabildiğim için şükrediyorum! Talihimizin en hazin tarafı neresidir, biliyor musun? İnsanın yalnız insanla meşgul olması... Bütün bina onun üzerinde kuruluyor; dışarıda ve içerde. Farkında olsun olmasın, insan insanı malzeme gibi kullanıyor. Kinimiz, garazımız, büyüklük arzumuz, aşkımız, yeisimiz, ümidimiz hep onunla (insanın insanı kullanması üzerine) Dilenciyi ve fakiri çıkar, merhamet ve gufran…Read more
Değiniler- 234

Değiniler- 234

BATI KARŞISINDA MÜSLÜMANLIK KOMPLEKSİ Batıda pozitivist; maddeci görüş yükselirken İslam Dünyasının âlim ve düşünürleri "İslam akıl dinidir, dinde hurafeye, akıl dışılığa yer yoktur" türünden sözler etmeye başladılar. Bu, İslam düşünürlerinin Batı karşısında girdikleri derin kompleksin masum ve saf başlangıcı idi. Sonra bu kompleks tüm Müslümanlara aşama aşama, dalga dalga yayıldı. Batı karşısında bizim de onlar gibi olduğumuzu, inançlarımızın onların savundukları bilimsel ölçüler- medeni değerlere uyduğunu ispata giriştik. Yenilgiyi, yenilgi kompleksini kabullenmiş, içselleştirmiştik... Hangi konuda kendimizi kanıtlama ihtiyacı duyuyorsak, hangi inancımızı savunma derdine düşmüş, hangi değerimizi sorgulayana güzelleştirme çabasına girişmişsek; biliniz ki muhatabımızın güdümünü, üstünlüğünü; kendimizin zayıflık ve ezikliğini peşinen kabul…Read more
Değiniler- 233

Değiniler- 233

İNSANI İNSAN YAPAN NE OLA Kİ? ÖLÜMün kutsandığı coğrafyalarda HAYATIN, HAYALin yüceltildiği anlayışlarda AKLIN, MİTlerin heyecanlandırdığı bilinçlerde GERÇEĞİN, DUYGUnun yoğunlaştığı gönüllerde SAĞDUYUNUN zayıflaması, hafife alınması ve gitgide kaybolması şaşırtıcı değil gayet doğal, kaçınılmaz sonuçtur... İnsan, hangi değeri yüceltmişse bu yüceltmesi ile birlikte bir diğer değeri mutlaka aşağı çekmiştir. Terazi gibidir insan bilinci. Kefenin bir gözüne konan ağır basmışsa diğeri hafifler, zayıf kalır. Her önemseme; bir önemsizleştirme ile beraber çalışır. Denge mi? Mümkün mü?!.. Önemseme- Hafife Alma dengesizliği yerine bazı kuvveleri dengede kullanmak; daimi ölçü ve terazi duyarlığında yaşamak mümkün mü? Tavsiye edilen, önerilen, yazılıp çizilen bu olsa da realite farklı.…Read more
Değiniler- 232

Değiniler- 232

BİR ZEHİRLENME BİÇİMİ Savunduğu konuları İman haline getirmiş biriyle tartışma yapılamaz! Çünkü o size Gaflet ehli, kendine Hidayet ehli; sizin görüşünüze Küfür/Yalan Tezi, kendi görüşüne İman/ Uyanmışlık Gereği diye bakar. Sizi Aldanmışlar, Kandırılmışlar safında görür. Onlar için Yorulmamalı! Savunulan konunun nasıl iman meselesi haline geldiğini görmek için uzaklara değil sosyal medya hedgetag lerine göz atmanız yeterli! Savunan ölümüne savunuyor; karşı çıkan ölümüne karşı çıkıyor. Peki bu ortamda ilmî, akli ve insancıl bir hakikat ortaya çıkar mı? Kesinlikle Hayır! Eğer bir konu ölüm- kalım, hidayet- gaflet, iman- sapkınlık meselesi gibi savunuluyorsa savunduğunuz gerçek bile olsa o konu "Egosal Hırslarla Zehirlenmiş" demektir...…Read more
Değiniler- 231

Değiniler- 231

DÜŞ KIRIKLIĞI MI? BİLGELİK EŞİĞİ Mİ? İstek ve beklentilerimizin, gerçekliğin yıkılmaz ve aşılmaz duvarına çarpıp yere düşmesine insanoğlu "Düş Kırıklığı" adını vermiştir. Bizi çevreleyen dünyayı karşı tepkiler, öfke krizleri, kendine acıma duygusu, huzursuzluk, tatsızlık, paranoyaklık ve dediğim dediklik ile daha çekilmez hale getiririz. İnsan; dünyayı nasıl ve ne şekilde, hangi halleriyle çekilmez kıldığını fark ettiğinde Bilgeliğe adım atar... Neden ve sonuçlarını inceden inceye bir ön tetkikten geçirdiğimiz istek ve beklentilerimiz düş kırıklığına uğrasa bile yıkılmayız. Çünkü ruhen ve zihnen her ihtimale önceden hazır olmuşuzdur. Nedenlerini objektif kriterlerle çözdüğümüz düş kırıklıklarımıza daha kolay katlanır hatta uyumlanırız. En çok yaralayan, acıtan düş…Read more
Değiniler- 230

Değiniler- 230

İLKELDEN MODERNE VEYA CENNETTEN CEHENNEME Amerikan Yerlilerinin en yabani olanları ertesi güne yemek saklamazdı. Avustralya yerlileri anında karşılığını alamayacakları işlere hiç girişmezdi. Medeni Yaşam (?) insana "Gelecek Kaygısı" aşılamıştır. Ve insan o andan itibaren Şimdiden, An'dan çıkmış; Cennetinden düşmüştür! Geleceği düşünmeden yaşanılan yaban hayatında sessizce ilerleyen "Derin Bilgelik" vardı. İnsan, geleceği düşünmeye başladığı andan itibaren stres, depresyon, anksiyete dünyasına adım attı. Ve üzerine kaygının gri tonu düştü, hırs dürtüsü uyandı ve mülkiyet sahipliği başladı... "Düşünmeden" yaşanan hayat; stressiz bir hayattı. Akışına; doğa ve doğallıkla kol kola bir yaşamdı o. Düşünerek; hesap ederek, ölçerek yaşamak; insanı yabanıl hayatın o engin keyfinden…Read more
Değiniler- 229

Değiniler- 229

ORTASI YOK MU BUNUN? İnsana dair anlayışlar "ya hep ya hiç" şeklinde uçlarda geziniyor. Önceki yüzyıllarda insana ancak Toplumsallaştığı ölçüde değer verilip kitleyle bütünleştiği ölçüde saygınlık atfedilirken bireyselliği yok farz ediliyor; bireysel tutum nefsaniyet- bencillik diye aşağılanıyordu. Toplumsal değerler, hedefler, anlayışlarla bireyselliğin yok sayılması bir çeşit fedakârlık, adanmışlık, hizmet ve insanlık kabul edilirken öz bilinç, öz saygı, öz değer, öz fikir hiç mesabesine indirgeniyordu. O dönem insanları ruhsal sorunlar pahasına sessizce buna uydular... Günümüz insanı tam tersi bir noktada ilerliyor. Değerler, kabuller, telkinler, anlayışlar arasında kendi değerini yitirmeme ve potansiyelini açığa çıkarma adına tavan yapan Bireysellik ile karşı karşıyayız. Ego,…Read more
Değiniler- 228

Değiniler- 228

MUCİZELER EŞİĞİ Mucizeler bir kere başladı mı bitmek bilmez! (İbni Arabi) Bir ömür boyu "Olmaz" "Olamaz" "İmkânsız" "Deli Saçması" "Benden uzak olsun" "Ben almayayım" vb tepkilerle reddettikleriniz hakkında "Acaba öyle de olabilir mi, çok mu keskinim?" sorgulaması sizde başlamış, esneklik açılmışsa siz Mucize Dönüşümler eşiğine gelmişsiniz demektir... Prensip sahibi, ilkeli; iddiası, hararetle savunduğu fikir ve davası olana; dünyada olmaz, bana uymaz diyenlere kapalıdır mucizevi oluşumlar kapısı. “Prensip Sahibiyim” diyene “Müşriklerin Putları gibi” dediğimde çok bozulmuştu. Prensiplerini yiyen; Mucize Sofrasına buyur edilir. Kafa Kalıbını bilir misin? Gördün mü o kalıbı? En güzel ailede doğdun, en güzel ülkede yetiştin, en güzel gelenek…Read more
Değiniler- 227

Değiniler- 227

ÜÇÜZ KARDEŞLER; İRADE- İSTEK- EYLEM İstek eylemle desteklenmedikçe irade açığa çıkmaz. Bu yüzden bilgi ve düşünce değişikliği insanın kendini değiştirmesi anlamına gelmez. Bilgi ve düşünce ona paralel eylem ve uygulama ortaya konmadıkça sadece bir fantezi, bir çeşni, farklı bir tat olmaktan öteye gitmeyecektir. Eyleme geçmek; hazları ertelemek ve konfor alanından çıkmayı göze almaktır. Bu da can sıkıcı, aman şimdi mi, tam da sırası diye itiraz edilen konuları canımız istemese de yapmakla mümkündür. Vakit var sonra yaparım ile yaşayanlar; hiçbir zaman o vakti bulamayacak olanlardır... Bu havada oturup kitap okumak? Gez dolaş canım, akşam okursun. Gözünden uyku akarken rapor hazırlamak? Kestir…Read more