Berber

Berber

Mehmet DOĞRAMACI

Mehmet DOĞRAMACI

Tasavvufi hakikatleri anlamada önemli noktalara dikkat çekseler de, kıssa kültürünün kişiyi büyülü bir atmosfere hapsettiği çoğu kere fark edilemeyen bir ayrıntı. Geçmişten ibret alarak şu anı çözümleme amacıyla sunulan kıssalar değerlendirilirken “Hikâyede kalmayalım, ibret alalım”, uyarıları yapılsa da düşünce ve yaklaşım olarak hikâye ve kıssaların insanı belli KALIP ALGILARa mahkûm ettiği gözden kaçıyor.

Günümüzde öne çıkan hakikat yayını; bilimsel- teknik çözümlemeler içerdiğinden kıssaların pabucu büyük ölçüde dama atılmış vaziyette!.. Buna rağmen bazı nakillerin halen bildik mesajlarla okunmaya çalışıldığı görülüyor.

Bu hafta sizinle o meşhur kıssalardan birine, aykırı bir noktadan bakalım istiyorum.

Hani şu meşhur Bostancı Kıssası.

Vaktiyle Kalenderiye ekolüne mensup dervişlerden biri, berbere uğrar. O günün âdeti üzere başını ustura ile kazıtacak, bıyığını tamamen kısalttıracak, sakal çevresini toparlayarak haftalık bayram; cumaya hazırlanacaktır. Bizim derviş berber koltuğunda tıraş olurken dükkâna gelen bir külhanbeyi; “Vayyy beeee kabağa bak kabağa” diyerek başına bir şaplak vurur.

 

Sabır ve seyir ehli derviş hiç ses etmez. Aslında fena halde canı yanmış, belki de rencide olmuştur.

 

Sokak jargonu ile birkaç lakırdı edip dükkandan ayrılan külhanbeyinin çok geçmeden karşıdan gelen bir at arabası altında kalarak can verdiği, çarşıya yayılan acı feryatla duyulur!…

 

Olay üzerine berber; “Biraz ağır olmadı mı derviş?” diye sorar.

 

Derviş istifini bozmaksızın; “Kabağın bu işe dediği bir şey yok, ama iş bostancıya dokunur bostancıya!… “ diyerek; külhanbeyinin densizliğinden hiç alınmadığını ama işin Allah’ın gazabını çektiğini vurgulamak ister…

 

***

Kıssa bu kadar ve siz farklı versiyonlarını da biliyor ve dinliyorsunuz!..

Kıssanın ana mesaj doğrultusunda; Veli kullara yapılan yanlışın doğrudan Allah’a yapıldığını, alay etmenin acı bedelini, zulmün çok hızlı karşılık bulacağını, haksızlığın çok acı bedeller ödettiğini anlıyor ve değerlendiriyorsunuz öyle mi?…

İşte ben asırlardır anlatılan bu kıssada baş role çıkarılanın Derviş oluşuna da mesajın böyle anlaşılmasına da itiraz ediyorum!…

Benim favorim; Berber!…

Üst İdrakin sahibi olan berber !…

Neden mi?…

“Kabağın bu işe dediği yok, ama iş bostancıya dokunur” diyen dervişin sistemi değerlendirme biçimi, kusura bakmayın ama buram buram tanrı kokuyor!!!!

Kendisi hiç alınmamış da tanrısının gücüne gitmişmiş!!!! Sevsinler!…

Kendine gel derviiiiişşşşş!!!!

İki ayrı varlık mı vaaaar?… Haaaa?…

İki ayrı varlık mı var?…

Birimlerin özündeki HU olarak her an tasarrufunu birimler ve suretler eliyle çıkartmakta olan Allah’a mı inanıyorsun, yoksa gadaplanarak ölüm kusan tanrıya mı?…

Tasarruf; öteden bir yerlerden mi, yoksa el’an mevcut mahlukatın kendisinden, kendiliğinden ve kendisi olarak mı açığa çıkmakta?…

Benim favorim; Berber!…

Tedbiratın el’an beyinlerden beyinlere, kalplerden kalplere, suretlerden suretlere, kullardan kullara işlediğini gören, sezen ve çok emin olarak bilen berber!!!!

Ne diyordu o?…

“Biraz ağır olmadı mı derviş?!”

Dikkat buyurun!

–       “Sana yamuk yaptı, gör bak Allah nasıl verdi cezasını” demedi…

–       “Vayy beee! Gördün mü Hakkın Adaletini” de demedi…

–       “Derviş, büyük adamsın, mübarek kulsun vesselam” da demedi…

“Biraz ağır olmadı mı derviş?” dedi…

Evet dostlarım meşhur kıssaya itirazımın kısa özeti bu!…

Söylenecek çok söz var aslında…

Ama kıssalar, idol şahsiyetler, alışılmış mesaj okumalarından çıkıp da MEKANİZMAYI OKUMA idrakine yaklaşırsak eğer, daha söylenecek çok söz var!…

Favorim neden berber?

Mekanizma okuması ile ne kast ediyorum?

Şayet bir parça anlaşılmışsa haftaya benzer konularla devam ederiz…

Hayal içinde hayal içinde hayal olan rüya sarmalında yuvarlanan zan ehli kozalılardan değil, cesur ve özgür değerlendirmelerle sistemi okuyan uyanmışlardan olmak hepimize hazmıyla kolaylaşsın istiyor muyuz?!…

Bana göre, bunun yolu; dışarısı ve ötesi hakikatte var olmadığı halde topu taca atan dervişe öykünmek değil; oyundaki rolünü ve mevcut rolleri hakkıyla okuyarak kulluk görevini icra eden berber bakışını kavramaktan geçiyor!…

Selam ve Sevgilerimle,

Mehmet DOĞRAMACI

dogramacimehmet@gmail.com

There are 8 comments for this article
  1. özdem kesen at 19:58

    teşekkürler mehmet bey.yazılarınızı ve kitaplarınızı keyif ile okuyorum. yüreğinize sağlık.

  2. NURİ SAKİN at 20:23

    değerli mehmet hocam gönderinize teşekkür ederim.bursa fuarından eksik olan Alemler AŞK*a geldi yi de edindim.la mevcude illlallah….aşkulah ve aşkuresulullah için katkılarınızdan allah cc ve resulullah razı olsun

  3. İLKEr 'B'İRol at 14:26

    Selam Yaşamımız Efendim ; Yaşadığımız olayların esas amacı bilinçlerimizi arındırmak ve arınmamışlığı fark ettirmek olsa gerek.
    Bu kıssada da belirtmiş olduğunuz gibi, ben de şu ana kadar fark ettirmeye çalışmış olduğunuz “berberden seyr” olayına dikkat etmemiş olduğumu fark ettim .Vermiş olduğunuz açıdan bakınca da olayın dervişteki GİZLİ ŞİRKi açığa çıkardığı açıkca farkediliyor,ve olayı tetikleyen de dervişin bilinç altında halen bulundurduğu gizli egosal güç ki buda benim yorumum ; AllaHUalem egonun sahibi cinni bilinç , külhanbeyinin başına bu olayı getiriyor.( Burda tekrar çokluk seyrine dalınıyor fakat,Dervişin bilinç altı henüz tam arınmamışlığı ile olayın şoku ile, bir mazlum bir de zalim ikilemine düşerek ANda cinni manayı yaratarak egosal çokluğa düşüyor.
    YAKALAMAMIZ GEREKEN MANA,
    NE YAŞIYORSAK KENDİMİZDEN,
    HOLOGRAFİK AN BOYUTUNDA
    KENDİ DİLEDİĞİMİZ VE YARATTIKLARIMIZI SEYR EDİYORUZ;
    İKİNCİ MANA YARATILANDIR,HAYALDİR,VEHİM NURUDUR ;
    ÖZ ‘B’İZİZ, BAŞKASI YOK,
    BAŞKASI,ÇOKLUK ;
    YARATILAN SINIRSIZ SONSUZ, ÖZ’ÜMÜZE AİT RENKLERİN SEYRİDİR kanaatimce.
    BİLİNMEKLİK ARZUSUNUN VEHİM NURU İLE KESRETE DÖNÜŞÜMÜDÜR.

    NOT ; Yanlışlarımı,eksiklerimi belirtirseniz yolculuğumuz hız kazanır inşALLAH Efendim.

    Yolumuz SEVgi yolu durağımız AŞK olsun
    SEYRiniz SEYRimiz olsun inşALLAH Efendim.
    “İLKEr ‘B’İRol”
    __ ÖZde ‘B’İRiz ; ‘B’İRol’alım __

  4. elif asya at 10:40

    Berber İLLALLAH demiş,tabiki favoriniz olur.Okuyunca önce nasılda gizlenmiş mesaj dedim,sonra aslında apaçık HAYY ALLAH nasılda görmedim dedim.

  5. alideliveli at 21:51

    “hikâye ve kıssaların insanı belli KALIP ALGILARa mahkûm ettiği gözden kaçıyor.”

    size katılmıyorum…hikaye veya kıssalar sadece işaretlerdir. Bu noktada “dinleyenin duyularını harekete geçirme özelliği” onu kullanan veya kıssayı anlatanın tamamlayıcı cümleleri ile harekete geçirilir.
    Bu bağlamda sizde aynı şeyi yaptınız, sizde bu özelliği kullanarak bir başkalarını eleştirerek bir başka amaç doğrultusunda hareket ettiniz…:)
    Şimdi bu noktada “hata” nerede? Hata yok…Yanlış? Yanlışta yok…neden? nedeni şu…
    Ortada bir etkileşim var, veren ve alan, bir anlamda derviş ve külhan ağası gibi…biz ne yapmalıyız bu ve benzeri durumlarda? sadece susup “seyr” etmemiz yeterli ve yola devam…
    selamun aleyküm…ve aleyküm selam.

  6. hasan at 18:07

    s.a….berber kıssasını dün okumuş,kapasitemeze göre birşeyler almıştık;bugün sizin yorumunuzla okuduk yine birşeyler aldık;nasibimizde varsa yarında okur,anlatılmak isteneni anlamaya çalışırız…Eleştirmeden…Ötelemeden…mümkün olduğunca seyrederek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir