Değiniler- 176

Değiniler- 176

MUHALEFET VE TARAFTARLIĞIN ÖTESİ

İlmî çalışmalarınız belli bir anlayışa taraftarlık veya muhalefet ekseninde ilerliyorsa ilmin gerçeğini kavramak ve yaşamaktan uzak kalacaksınız demektir. Taraftarlık; pozitife hizmet adına bilince at gözlüğü takmak, Muhaliflik; negatife lanet adına idrake kelepçe vurmaktır.

Trenler, raylarda gidip gelmek zorunda. Aksi düşünülemez. Otobüs- otomobiller yollarda turlamalı, arazi haram onlara. Uçaklar için bile rota çizilmiş. Ya Kuşlar? Ya Dağların rüzgarını ardına alan Yılkı Atları? Ya Ceylanlar ve Aslanlar?

Trendekiler ama Hızlı Tren bu,
Uçaktakiler ama En Lüksü bu,
Otomobilciler ama Nostalji ve Mola Zevki demeye başlamışsa
herkes memnunsa kısıtlanmışlığından
üstelik kilitlere özgürlük etiketi vurulmuşsa
Böylesi bir avuntudan kim uyanası?!
İlim adına uyumak mı uykuların en ağırı?

Bugün öğrendiklerin dünküleri inkara sevk ediyor mu seni?
Tedirgin eder mi bunu hissetmek?
Hadi saklama ürkütür biraz insanı bu di mi?
Bilgiyi öyle sahiplenmişiz ki
onu inkar, kendimizi inkar gibi geliyor çoğumuza.
Ve bu Sahiplenme Hapishanesine Tutarlılık, İlkelilik, İstikrar diyoruz!
Tuhaf!..

Ne okusan, takip ettiğin yolun görüşlerini destekleyen bilgiler çıkıyor karşına.
Hayret ediyorsun, seneler önce söyleneni bugün bilimsel araştırmalar destekliyor.
Pek bir mutlusun, hep sizin görüşler haklı çıkıyor diye.
Algıda Seçicilik Kurbanı olduğundan habersiz zavallım benim…

Tüm çaban; doğru, gerçek ve hakikati haykırmak!
Yanlış yoldakileri uyarmak! Ömrünü adadın buna!
Varsa yoksa ötekilerin körlüğü, basiretsizliği ve gafleti konusunda uyarıyorsun berikileri!
Hayatı, İnsanları bölüp parçaladığından habersiz; Şirkine Vahdet giydiren akıllım benim…

Göçtü kervan kaldık dağlar başında, ilahisini bilirsin.
Kalana hüzünlenirsin hatta.
Cennet- Cehennem arasında Araftakilerin hali de hep hazin belletildi bize.
Kendi yolunca yürüyene,
Araftakine,
Kervan peşine düşmeyene,
Muhalefet ve Taraftarlığın ötesine geçene Selam olsun.

AYET VE HADİSLERDEN İŞARETLER

Biz Allah’a aidiz ve O’na dönücüyüz. (Bakara- 156)
Tek Bir Bütüne aidiz
Bağımsız ve özgün varlığımız yok
Tek Bir Bütüne ait olduğumuz içindir ki
Tamamlanmayı, Bütünlenmeyi, Birliği
deneyimlemeyi özleriz
Daha doğrusu bu özlemle
programlandığımızdan
Ona çekiliriz, çekilmekteyiz.

Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin? (Furkan-77)
Ürettiğiniz Çekme- İtme enerjinizle hayat/evrende hak ettiğiniz değeri/yeri bulmaktasınız. Duygu, düşünce, niyet, eylemlerinizle çektikleriniz- ittiklerinizin getirisi/bedeli bir yaşam sürüyorsunuz. Adaletsiz değil Hakça! Yerli yerince…

Rüyalarınızı Hayra yorunuz. Çünkü rüyalar nasıl yorulursa öyle çıkar. (Hz. Muhammed sav)
Yaşadığınız hayatı; vehim, vesvese, alınganlık, ayrımcılık, kötümserlik vb negatif düşüncelerden uzak olarak anlamaya bakınız. Pozitif/iyimser yorum; hayatınızı da pozitife/ iyiye dönüştürür.

Ameller; Niyete göredir. (Hz. Muhammed sav)
Eylem; mayası olan duygu-düşünceye göre biçimlenir. Davranışlar; gösterildiği gibi değil altında yatan niyete göre değer bulur. Bozuk niyetli iyi davranış da iyi niyetli yanlış davranış da niyete göre değerlenir evrende. Bil de Şaşırma!

Kendini bilen; Rabbini bilir. (Hadis)
Bilincinin nasıl ve ne şekilde çalıştığını kavrayan; Bilinçaltında saklı potansiyelde neler bulunduğunu fark eder ve onları hayata geçirme yollarını da kavrayarak kendini tamamlama imkanına kavuşur.

Bilincini arındıran kurtuldu. (Şems-9)
Kendi zihninin, algılama sisteminin, bakış ve değerlendirme tarzının nasıl çalıştığını kavrayan ve bu çalışma esnasında algılama sisteminin zaaf, kilit, takıntı ve tıkanıklıklarını objektif olarak fark eden; kendi cennetini kurar ve yaşar.

Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. (Bakara- 152)
Fark ettiğiniz iyilik/güzellik ve faydalı şeylerinizi yaşama geçiriniz ki (potansiyelinizde saklı) fark etmediğiniz iyilik/güzellik ve faydalar sizin için açığa çıksın. Ve bu yönde evrensel hazineden size akışlar olsun…

Müminin niyeti; amelinden hayırlıdır. (Hadis)
Hedefine, hayaline, idealine ve açığa çıkarmak istediğinin mutlaka gerçekleşeceğine inanan insanın Samimi Yönelişi, eylem ortaya koymasından çok daha önemlidir. Çünkü niyet; eylemi zaten oluşturur, bir şekilde tetikler…

Ben Kulumun zannı üzereyim. (Hadisi Kudsi)
Kişi, kendisi ve çevresi için nasıl bir dünya ve sistem hayal ediyor, düşünüyor, var sayıyor, kabul ediyorsa onu o çerçevede, o şartlarda yaşatırım. Hayalini sınırlayana dar sokaklar; sınırlamayana ufuklar ötesi yollar açılacaktır.

İnananlara ve Rablerine dayananlara onun (şeytanın) bir gücü; otoritesi yoktur. (Nahl-99)
Hayal, ideal ve isteklerini samimi yönelişe dönüştüren ve hayatının sorumluluğunu alarak potansiyelin kendinde saklı olduğu bilincinde olan üzerinde Zihin Oyunlarının gücü ve tesiri yoktur.

DUAMIZ VE BİZ

Allah, kulun her duasını kabul eder. Kul duasında ısrar etmekten vazgeçmedikçe! (Hadis)
Gerçekleşeceğine inandığınız ve inanmaktan hiç vazgeçmediğiniz her hayaliniz gerçekleşir. Gerçekleşmiyorsa olmayacağı vehmine kapıldığınız veya o hayale yönelişinizi bıraktığınız içindir.

Siz Allah’a kurtlar kuşlar gibi tevekkül etseydiniz, Allah sizi onları rızıklandırdığı gibi rızıklandırırdı. (Hadisi Kudsi)
Her şart-ortamda kurt kurtluğunu, kuş kuşluğunu yapmaktan geri kalmadı. İnsan ortam-şartlar diyerek neden insanlığından geri kaldı? Kalmasa neler olmazdı.

Allah, duâda fazla ısrar edenleri sever. (Hadis)
Evren ve onun tüm imkan ve mekanizmaları; inandığı yolda şüphe etmeksizin yürüyeni ve hayallerinden vazgeçmeyenleri destekler.

Mazlumun bedduasından sakınınız. Zira bir kıvılcım süratiyle semâya icâbete yükselir. (Hadis)
Hakkı gasp edilenin, canı yananın, kalbi kırılanın, eziyet görenin yönelişi benzin deposunda kibrit çalmak gibidir. Kul Acziyetle eridiğinde Allah Kudreti hızla devreye girer.

Mazlumun, Misafirin (Yolcunun), Hastanın duası geri çevrilmez. (Hadis)
Her üç durumdaki insan da benlik açısından zayıf duruma düşmüş olanlardır. Benlik ne kadar zayıflamışsa kişiden açığa çıkan yöneliş, niyet ve kudret o oranda güçlenir ve etkisini arttırır.

Karı- Koca birbirlerinin ellerini tutup gözlerine muhabbetle baktığında küçük günahlar parmaklarının arasından dökülür gider… (Hadis)
Sorunlu aileler; genellikle göz ve ten temasını yitirmiş ailelerdir. Buna dikkat edip önem verenlerde stres, bunalım, negatif enerji kalmaz!

Kulun Rabbine en yakın olduğu an; secdeye vardığı andır. Secdede duayı çokça yapın! (Hadis)
Yıkıldın, ezildin, ümitlendiğin kapılardan kovuldun, güvendiğin dağa kar yağdı, verdin nankörlük buldun! İşte o an benliğin eridiği (secde) anı! O an niyet, hayal ve niyazını güçlendir!

Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi. (Zariyat 17)
Gaflette oldukları konuda ilk ne zaman aydınlanmışlarsa hemen o an niyet ve hayallerini yeniler, adeta özgüven tazeleyerek yepyeni enerji kuşanırlardı. Seher; Uyanma anı. Cahili olduğun konuda bilginin sana geldiği ilk an!

Kulun kalbine duâ etme arzusu geldiğinde Rabbine duâ etsin. Çünkü Allah onu kabul edecektir. (Hadis)
Vermeyecek olsa aklında yokken onu kalbine getirmezdi, verecek ki sana onu düşündürttü. Durma, hemen sen de üretim ve yaratım sistemine hızla katıl ki çabuk gerçekleşsin!

Allah, Kaderinde olmayan şeyin hayalini sana kurdurmaz! (Hz. Osman)
Hayal edebiliyorsan… İsteyebiliyorsan… Niyete alıp Harekete geçebiliyorsan…Daha ne?!..

AYETLERE BİR DE BÖYLE YAKLAŞSAK MI?

Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. (Bakara-286) Kaldıramayacağınız size yüklenmeyeceğine göre altında kaldığınızı düşündüğünüz yük, sorun ve sorumluluklar sizin iflas ve isyanınız için değil kendi potansiyelinizi fark edip açığa çıkarabilmeniz içindir…

İnsan için kendi çabasından başka bir şey yoktur. (Necm- 39) İnsanın yaşadığı kendinden açığa çıkanın karşılığı olarak ona yaşatılır. Kendinden nelerin açığı çıkmakta olduğunu bilmeyen; negatif durumlara kahır; pozitif karşılıklara lütuf adını takar. Hepsi kendinden kendinedir.

O’nun izni olmadan Onun katında kim şefaat edebilir? (Bakara- 255) Her bir insanın dünyasına o insanın algılama- anlayışı egemendir. O algılama ve anlayış tarzı izin vermedikçe, kim kime fayda verebilir, kim kimi koruyabilir, kim kimi kötülükten alıkoyup iyiliğe teşvik edebilir?

Şüphe yok ki Allah, Sabredenlerle beraberdir. (Bakara-153) Vehim, kötümserlik ve acı gerçek adıyla karamsarlık telkin eden zihne prim vermeksizin; egosal hırslara yenik düşmeksizin ümitle beklemeyi başarabilirseniz; bütün oluşumlar lehinize, hayrınıza dönük olarak gelişecektir.

(O gün) Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır. (Şuara-90) Nedenler-niçinler dünyasında boğulmadan aklı öne çıkaran; kendi hayatının sorumluluğunu üstlenen ve yaşadıklarında öteyi beriyi suçlamaksızın gerçeği kabullenerek gereğince hareket eden için huzur kendiliğinden oluşur.

Rüzgarı Süleyman’ın emrine verdik. (Sebe-12) Pozitif veya negatif yönde sürekli insanın hatırına düşerek onu meşgul eden fikir, hayal, arzu ve tutkulara hakim olma; onlara yön verme gücü, selamete ermiş (Kendisiyle Barışık) kişide açığa çıkar. O kişi, zihnine hükmeder.

Kulakları sağır eden o ses geldiğinde o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. (Abese/33-36) Tüm bildiklerini iptal eden, boşa çıkaran Hakikat kişiye açılınca insan temel, tavan, destek değerlere yabancılaşarak sadece kendi olmaya azmeder.

ALLAH KULUNA ZULMEDER Mİ?

Hayatınızda sıklıkla, üst üste tekrar eden ve sizin adına aksilik, terslik dediğiniz olaylar hakikatte Rabbinizin size; “Kulum, buraya bak! Göremediğin bir kilit, bir tıkanıklık, bir takıntın var burada, bunu fark et ve bu konudaki bakışını, duruşunu gözden geçir” ikazıdır.

Bir anne, bir baba dahi evlatlarının üzerine titreyip onlar aleyhine gelişecek hiçbir şeye izin vermezken siz sizi Yaratan Rabbinizin sürekli biçimde size aksilik, terslik ve kayıplar yaşattığını düşünüyorsanız doğrusu büyük bir gaflet, nankörlük ve aymazlık içindesiniz demektir.

Rabbü’l- Alemiynin kulları aleyhine hiçbir tasarrufu yoktur. Onun sisteminde sadece hak edenin hak ettiğini yaşaması ve bunun asıl nedenini fark edene kadar aynı olayların farklı biçimlerde tekrar önümüze gelmesi vardır. Geçilemeyen dersler için bütünleme sınavları misali…

Yaşadıklarınızı tetikleyen asıl nedenleri görememiş, objektif olarak bunlarla yüzleşememişseniz; olay, kişi, mekan ve ortamlardan kaçmanızın, onları değiştirmenizin hiçbir faydası olmayacaktır. Çünkü bunları size yaşatan dışarıdakiler değil bizatihi kafanızın içindekidir…

Evladını sütten kesmek isteyen annenin göğsüne hafif acı sürmesi, bantlaması onu aç bırakmak için mi? Yoksa diş yapısı bozulmaksızın süte nispetle çok daha muhteşem gıdalara yönelmesi için mi? Anne, çocuğa acı gelen uygulamayı ona merhametinden yapıyor! Ya Rabbimizin Merhameti?!

Anneye nispetle Rabbimizin Merhametinin ona kıyas bile edilmeyeceği aşikar. Bunu bildiğin ve kabul ettiğin halde “Dualarım kabul olmuyor” diyerek onu suçluyorsun öyle mi? Pes, Vallahi Pes! Seninki cahil cesareti, sarhoş korkusuzluğu olsa gerek. Vakit varken tövbe etmeli buna!..

ŞEYTANA UYMAK VE CENNETTEN ÇIKIŞ

Zihin için “Kendine Toz Kondurmamak” ve hayatı “Ötekiler” üzerinden değerlendirmek; bilincin ve bedenin kendi kendini koruma mekanizmasıdır. Doğal reflekstir bu. Bu refleksin güdümünde bir ömür yaşamak? Ve bunu hiç sorgulamamak? Cehennemini Cennet sanmak denen işte tam da budur.

“Adem Cennetten çıkarıldı” derler kültürümüzde? Sandığın gibi İnsan güllük gülistanlık ortamdan atılıp çöle çıkarıldı mı demek bu? “Adem”; yani “Uyanan İnsan”; kafasının, zihninin işleyiş kodlarını fark etmiş, çözmüş ve farklılığı deneyimlemeyi göze almış, demektir bu! Unutma!

Dini, ahlaki, milli, geleneksel kültür kodlarımıza asırlar ötesinden akan bilgileri farklı açıdan da okumaya baksan iyi edersin. Ademin cennetten çıkarılmasını, bunun da Şeytan üzerinden gerçekleşmesini hep kötü ve şerre dönük algıladık değil mi? Özellikle Şeytanı bi daha düşün!

“Şeytan” diye etiketlenenin -bir yönüyle- “Zihin”,”Kıyas- Sorgulama- Derinlemesine Tahlil Kuvvesi” olduğunu fark ettiğim an kafamda flaşlar patladı! Ve şeytana uymadan sanal cennetimizden çıkamayacağımızı sezdim. Şeytana uyana; Cennetinden çıkmayı göze alana Selam olsun.

“Şeytan” kavramını bilinenin fevkinde ve çok farklı bir noktadan ele alan bu sohbet, bu konudaki yerleşik anlayışımı ters yüz etmiştir. İyiki de öyle oldu. Şükrederim. Uzun demezsen sen de bi dinlesen ha? Korkma dinden çıkmazsın! Sn. Dücane Cündioğlu’na şükranla…

HZ. MUHAMMED VE İSLAM DİNİNİN ESAS FARKI

Ondört asır evvel, yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Medyûndur o ma’sûma bütün bir beşeriyyet
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret (Mehmet Akif ERSOY)

Muhammed’im Doğarken

Hz. Muhammed (sav) “Son Peygamber” oluşu ile Ortadoğu odaklı olarak devam eden Peygamberlik Geleneğine son noktayı koymuş, bu tavrı ile de İnsanlık Aleminin Akıl, Sorgulama, Tefekkür ve Bilim alanında ilerlemesinin önünü açmıştır. Son olanın Varisi, Vekili, Temsilcisi olamaz!

Bilginin Kaynağı olarak üstün yaratılış vasıflarına sahip özel insanların merkez alındığı ve tüm yaşamın, kültürün, bilgiye erişimin onlar üzerinden gerçekleştiği Peygamberler Zinciri onunla son bulmuştur. Bu son bulma sıradan bir bitiş değil bunun ötesinde anlamları haizdir.

Son Peygamber; son oluşuyla insanın insana Çobanlık etmesini, Kişiler eliyle kitlelerin Koyun misali güdülmesini bitirmiş, noktalamıştır! Bilginin Kaynağı olarak özel yaratılışa sahip (?) seçilmiş (?) kişiler algısıyla yürütülen bilince pranga vurma geleneğini de bitirmiştir!

Son Peygamber; son oluşuyla yönlendirilen topluluk ve kitlelerin bilinçsiz bir üyesi olan teba ve kula kulluk anlayışını da bitirmiş; “Özgür ve Özgün Birey Olma” şuurunun önünü açarak insanlık alemine en büyük hizmeti yapmıştır.

Birey Bilincinin önü kuşkusuz “İman” ve “İtaat” kavramıyla değil “Aklı Kullanma-Sorgulama”, “Araştırma-Gözlem- Tahlil” ile açılır. Ufak bir öneri; İnt.e yazınız “İman ayetleri”. Yazınız “İtaat ayetleri”. Bi de şunu yazınız “Kur’anda Düşünme Ayetleri” Hangileri fazla bi bakın!

Hz. Muhammed’in Kur’anı, kendi çağının bilinç seviyesine göre zirve şeyler söylemiştir. Dikkatle bakarsanız, nelere işaret edildiği, insanlığın nereye yönlendirilmek istendiği, Kur’anın hangi bilinç kalitesinde insan istediği apaçık görülecektir. Evet, öyle bir bakalım şimdi…

Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmış? (Ğaşiye-17) Neden Zooloji (Hayvan Bilimi) le ilgilenmiyorsunuz? Neden Anatomi ile ilgilenmiyorsunuz? İlgilendiğinizde o muhteşem tasarımı göreceksiniz.

De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.” (Rum- 42)
Arkeoloji ile ilgilenmek Farzdır desem ayete göre olur mu? İnsanlık ve Medeniyetler Tarihini incelemek Allah emridir desem? Turizm ve Seyahat etmek; İbadettir desem?

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık ibretli deliller vardır. (A. İmran-190)
Astronomi ve Uzay çalışmalarında neredeyiz?
Kutsal Kitabında böylesi ayetler olan ümmet nasıl bu kadar geri kalır?

De ki: Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakın! (Bakara- 101)
Meteoroloji, iklim değişiklikleri?
Yer altı madencilik, petrol ve deprem araştırmaları?

Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvalarından da hem içecek, hem de güzel gıdalar edinirsiniz. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır. (Nahl-67)
Biyoloji? Çevre bilinci? Doğa, Organik Üretim, Gıda Sağlığı ve Bitki Araştırmaları?

Denizlerde yüce dağlar gibi gemilerin yürümesi de O’nun kudretinin delillerindendir. (Şura- 32)
Senin Kur’anında böyle ayet olacak ama Amerikayı Kolomb, Hindistanı İngiliz keşfedecek? Macellan dünyayı dolaşacak? Deni hakimiyeti Batıda olacak?

Üstlerinde kanatlarını açıp yumarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahmân’dan başkası tutmuyor. Doğrusu O, her şeyi görmektedir. (Mülk-19)
“Gurabahane-i Laklakan” adıyla kuş göç yolları üzerine Kuş Hastanesi yapan medeniyetimize ne oldu bizim? Ya Kuş Kafesli Camilerimiz?!

Kadınlar; Allah Emanetidir. Sizin onlarda onların sizde hakları vardır. Haklarını gözetiniz (Veda Hutbesi) Kadının insan değil, hayvan değil, mal sayıldığı bir toplum bilincine “Kadın Allah Emaneti” demek, en büyük devrim değil midir? Müslümanlar ve Kadın Hakları? Utansak mı?!..

Evet ben inanıyorum ki o topluma, o bilince “Kadın Allah Emaneti” diyen Hz. Muhammed (sav) bugün konuşmuş olsa “Kadın- Erkek Eşittir” derdi…. Mutlaka derdi. Hala kadının erkeğe itaati üzerinden aileyi köle- efendi ilişkisine hapsetmek mi? Allah akıl fikir versin!

Hiç tutuşturduğunuz ateşi düşündünüz mü? (Vakıa-71) Tabiatın doğal ana unsurlarını düşündünüz mü? Neden Kimya ilmini geliştirmediniz? Gazlar, madde değişimleri ve bunların oluşumu üzerine çalışmalar yaptınız mı?

Gençlerimiz hızla Deizm ve Ateizm bataklığına sürükleniyor. Kur’an; Sümer Tabletlerinin kopyası iftirası düşünemeyenleri ha bire kuşatıyor. Ve din adına ortalıkta arz-ı endam edenlerden yeterli çıkış gözükmüyor. Ve biz bugün Hz. Muhammed’in doğumunu kutluyoruz? Hangi yüzle?!..

İslam; bireyi de toplumu da, bilimi de inancı da, maddeyi de manayı da, insani haklar ve doğal sorumlulukları da tek tek işaret eden evrensel öğretidir. Hz. Muhammed (sav) gelmiş geçmiş en büyük Devrimcidir. Hem sosyal, hem psikolojik, hem düşünsel, hem yaşamsal devrimci!

Mübarek günlerde Salavat zincirleri yapıyorsunuz. Birey ve Toplum planında en büyük Devrimciyi hatırlamak ve anlamaksa Salavat; doğrusu sizin yaptığınız mı? Hz. Muhammede Salavat; AKLI KULLANMAKTIR. Aklı kullanan temiz gönüllere selam olsun İyi ki doğdun Ya Resulallah!

There is 1 comment for this article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir