Değiniler- 226

Değiniler- 226

SEVGİ- NEFRET DÖNGÜSÜNÜN DE ÖTESİ

İnsanı motive etmenin en etkili yolu Güçlü Sevgi ve Güçlü Nefret uyandırmaktır. Ders çalışması istenen çocuk büyük insan olma, herkesten farklı olma, herkesin önüne geçme gibi tutkulu başarı sevgisiyle koşullandırılır. Tembellik, aylaklık, işe yaramazlıktan da nefret ettirilir…

Abur cubur yemek yediği için eli yüzü, üstü başı kirlenmiş çocuğa annesi şöyle diyordu: “Sokak çocuklarına dönmüşsün. Seni bir kedi yalasa doyar hani! Git, elini yüzünü yıka, serseri çingenelere benzeme!” Sokak çocuğu, kedi, çingene! Güçlü Nefretle İyiliğe teşvik? Vah vaah vaaah!

Düzenli okuyanlar; okumakla aydınlanacaklarına inanmış, hakikat sevgisi gereğince tutkulu okur haline gelmişlerdir. Okumak; Güçlü Sevgi motivasyonlarıdır. Güçlü Nefretleri de var? Olmaz mı? Cehaletten, okumayan sıradan insanlardan güçlü ama saklı bir nefret taşırlar içlerinde…

Güçlü Sevgi, Güçlü Nefret; eğitim metodu, ahlak anlayışı ve toplumsal normlara özendirme ve sakındırma olarak yansır. Modern İnsan umursamazlık, tembellik ve kötülükten sakınıdırılırken duyarlık, çalışkanlık, iyiliğe teşvik edilir. Teşviklerin altında Akıl değil Duygu etkindir…

Duyguya dayalı motiveler insanların çoğunda bir ömür hiç sorgulanmaksızın sürer gider. Ödülü toplumla uyumlu, çekincesiz, sıkıntısız yaşamdır. Buna uyanlar gaza getirildiklerini, düzenin böyle işlediğini akıllarına getirmezler. “İyi Çocuk”la başlayan süreç “İyi İnsan”la taçlanır.

Aksini düşünmek? Telkine, motiveye kafa tutmak? Öyle değilse, başka türlü de olabiliri sorgulamak? İşte bu konfor alanını bozar. Silkelenmeli, sarsılmalı; akılcı sandıklarının altındaki duyguyu; duygusal saydıklarının altındaki aklı yakalamalıdır. Elleriyle deprem üretmektir bu.

Konfor alanını bozan sorgulama; öğretilmiş ikilemli kabullerin (iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış, faydalı- faydasız vb) yeniden ve acabalarla ele almayı içeren bir sorgulamadır. Hareket noktası; akılcı sanılandaki duyguyu; duygusal sanılandaki aklı ısrarla, yılmadan aramaktır.

Sevdiklerinizi hangi nefret etkisiyle seviyorsunuz? Nefret ettiklerinizden hangi sevgiyi ayakta tutmak için nefret ediyorsunuz? Bir sevgiyi güçlü kılmak için diğerinden nefreti, bir nefreti daim kılmak için diğerine sevgiyi körüklemek? Sahi, insanca mı? İnsaflı tutum mu bu?

“Her şey zıddıyla kaim” evrensel kural mıydı? İyi, gücünü Kötüden almalı; Sevgi, nefretle mi ayakta kalmalıydı? Yoksa bir güzel yedirdiler mi bize bunu evrensel kural diye? Bunu da sorgulasak mı? Sistemin devamı için sürekli zıtlar savaşı, iyi- kötü kavgası mı olmalı yani?!

Nelere teşvik edildik? Teşvik edilirken neleri kötülediler bize? Nelerden sakındırıldık? Sakındırılırken hangi iyilik ve güzelleri yitirdik gönüllüce? Hepsi derinlemesine sorgulanmalı ki huzura erelim. Çünkü “Huzur; sevgi ve nefretin ötesindeki âlemin adıdır.” (Tevfik Fikret)

KARARLARIMIZ VE BİZ

Sorulduğu zaman, önemli konularda önce inceden inceye araştırma yaptığımızı sonra karar aldığımızı söyleriz. Ve ekleriz; “Araştırır, kârımı zararımı hesap eder öyle karar veririm” Doğru ve gerçek mi bu? Sahiden öyle mi yapıyoruz? Yoksa bu zihnin ters köşe bir golü mü bize?!..

Alışverişe çıktınız, bir elbise, bir çift ayakkabı alacaksınız. Vitrinlere bakarsınız. Tabii ki bütçenize de. Herhangi bir vitrinde içinizi ısıtanı, gönlünüzü okşayanı görmüşseniz ona çekilir, alırsınız. Çekildim demez kaliteyi gördüm, hem de uygundu diye açıklarsınız sebebi…

Alma kararınız çekimle alakalı iken sorulduğunda sağlamdı, kampanya varmış, eh biraz pahalı gibi görünse de kaliteli tabii diyerek izah edersiniz tercihinizi. Sonradan söylediklerinizin hepsi hava civadır. Çekildiniz, kapılarak karar verdiniz, aldınız inanın hepsi bundan ibaret.

Önce araştırıp sonra karar mı veriyoruz? Yoksa önce duygularımızı tetikleyecek cazibe arıyor, bulduğumuz anda ona kapılıp karar veriyor; sonra haklı nedenler mi uyduruyoruz? Doğrusu ikincisidir. Hemen her konuda ikincisini yaşıyoruz. Peki, neden araştırarak karar alırım deriz?

Nedeni basittir; çekime kapıldım demek iradesizlik, güçsüzlük, savrulma, basitlik, hafiflik ve de duygusal zaaf sayılır insanlar nezdinde. Neden öyle olalım ki? Akıllı görünmek en güzelidir. Akıllı görünmek için de araştırdım, enine boyuna hesap ettim, öyle karar verdim deriz.

Nedeni basittir; çekime kapıldım demek iradesizlik, güçsüzlük, savrulma, basitlik, hafiflik ve de duygusal zaaf sayılır insanlar nezdinde. Neden öyle olalım ki? Akıllı görünmek en güzelidir. Akıllı görünmek için de araştırdım, enine boyuna hesap ettim, öyle karar verdim deriz.

Akıllı görünme adına kaçırdığımız gerçek? Kendi uydurduğumuz yalana kendimizi inandırmak! Sadece insanlara karşı değil kendimize karşı da gerçekten akıllı, uslu, mantıklı karar aldığımızı düşünürüz iyi mi? Kendi yalanına kendi inanmak ve kendini inandırmak! Ne acayip şu insan?!

Torun, nineyi konuşturmak istedi. Dedemle nasıl evlendiniz? Köyün en yiğidi, en güçlüsü, en yakışıklısıymış öyle mi? Nine bi toruna, bi de alzheimer etkisiyle sırıtıp duran ihtiyara baktı; Sevdim be kızım Bıyık burmasını sevdim Kasketi yana devirmesini sevdim Sevdim işte!..

Torun, sebeplere dayalı bir karar açıklaması beklerken nine sevdim; kapıldım dedi basitçe. Ve gerçekçe!.. Büyük- küçük tüm kararlarımızı nasıl aldığımızı bir daha sorsak mı kendimize? Sebeplere dayalı alınan kararlar mı Alınan Kararlara monte edilen sebepler mi? Bi düşünün

ORASI KARANLIK

Hoca, yüzüğünü kaybetmiş, avluda kafası yerde habire dolanıyor. Meraklı komşular yetiştiler. Onlar da katıldı aramaya. Nice sonra biri sordu; Hocam nerede düşürdün yüzüğü? Bodrumda dedi Hoca. Adam haklı olarak isyan etti, neden orada aramıyorsun? “Orası karanlık!”

Uzun süredir gözlemliyorum; her ne zaman insanı insanlığından utandıran bir olay vuku bulsa, herkes sözleşmiş gibi öfke kusmak, sövmek, isyan etmek, lanet okumak için makinalı tüfek gibi klavye ateşliyor! Herkes bir güzel döküyor içini, içindekini. Peki ya çözüm? Nerede, nasıl?

Kadın cinayetleri, çocuk gelinler, ergen tacizleri, dayakçı kocalar, kadın ve çocuklarımıza yönelik haksız, pervasız, zalimane muameleler ve şimdilerde neredeyse tavan yapan ensest sapkınlıklar, akla hayale gelmedik aile içi cinsel şiddet ve sömürü rezaletleri… Çözüm Tepki mi?

Asacaksın namussuzu! 3-5 ini sallandır şehrin ortasında, bak bakalım bi daha oluyor mu?! … Bunlar çocukluğumun köy odasında başlayan sonra gazetelerde şimdi de sosyal medyada devam eden lakırdılar. Dünya konukluğunda yarım asrı devirdim ne sözler değişti ne namussuzluk azaldı!

Evet, olay iğrenç! Evet, insanlık ve ahlak dışı! Evet, zalimce! Evet, derhal müdahale edilmeli! Evet, en ağır ceza verilmeli! Hepsine tamam. Tamam da bu şiddet, taciz ve insanlık dışı muameleyi bitirecek mi? Duyduklarımız bunlar ya duymadıklarımız? Ya içe akan gözyaşları?!

Evet, ne demeye çalışıyorsun arkadaş, sadede gel dediğinizi duyar gibiyim. Tacizle, ensestle, Hocanın bodrumda düşürdüğü yüzüğü avluda araması hem ne alaka diye iç geçirdiğinizi de hissedebiliyorum. Sabredin. Ve “Orası karanlık” ifadesini hatırda tutun lütfen…

Tepkisellik ve Ceza! Lanet okumak ve İsyan! Kaybedileni, kaybettiğimiz yerde aramıyoruz gibi geliyor bana. Ve bunun nedeni açık söyleyeyim, görmek istemediğimiz iğrençlikler değil, yüzleşmek istemediğimiz, ısrarla ve sinsice hep kaçtığımız insan gerçeği! Evet İnsan Gerçeği?!

Sahi nedir insan gerçeği? Halifetullah? Modern- Medeni Kişilik? Akıllı- Üstün Donanımlı Birey? Mahlûkatın En Şereflisi? Düşünen, Soran tek canlı? Dünyayı, kendini dönüştürebilen biricik varlık? Bunlar? Kusura bakmayın, bodrumda kaybedileni avluda arayanların tanımları bunlar!

Siz insanın asıl gerçeğinden kaçanlarsınız! Siz bodrum karanlık diye avluda dolananlarsınız! Siz karanlık insan gerçeğini görürse kaldıramamaktan korkup kendisinden uzaklaşanlarsınız! Ve siz görmek istemediğini tepkisellik, isyan, muhalefet, çığlıkla bastırdığını sananlarsınız!

Tacizler, zulümler, sapıkça şiddet bitsin istiyor musunuz? Ezber insan tanımlarını atın bir kenara da birazcık Dostoyevski biraz da Sabahattin_Ali_okuyun. “Orası Karanlık” diye kaçtığınız, insanın saklı yüzünü onlar açmış! Lanet çözümse evet lanetliyorum!

ŞİMDİDE KALABİLEN 3 SINIF

Çocuklar Deliler ve Âşıklar Bunlar Şimdide, Sadece Şimdiyi yaşarlar… Diğerleri? Geçmişin zihinlerine batırdığı tırnak izlerinden; Geleceğin algılarına örttüğü kaygı bariyerlerinden kurtulmaya gayret ederler… Şimdiye gelmek, Şimdiyi yaşamak için…

NEDEN?

“O kadar mutluyum ki, hiç bitmesin” dedi kadın. Ve ekledi “Hep böyle mutlu oluruz değil mi, bozulmaz bu rüya değil mi?” O kadar Mutlu ama ilk aklına gelen Mutsuzluk ihtimali?! Neden “En Mutlu” anlarda “Korku” canlanır bizde?! Ve neden “En Kötü, “En İyi” anlarda aklımıza düşer?!

BÖYLE BUYURDU HUXLEY

  • Başka gezegenlerde de hayat var mı diye merak ederiz, sanki bu gezegende yaşamayı becerebilmişiz gibi.
  • Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın.
  • Hayatı, size gülmeyi unutturacak kadar ciddiye almayın.
  • İyilikten zarar gedmeyeceğini öğretirler; fakat arkanızdan enayi denileceğini öğretmezler.
  • İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder.
  • Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.
  • Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir..!!
  • Tecrübe insanın başına gelen şey değildir; o insanın o başına gelenle ne yaptığıdır.
  • Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin bıraktığı izlerdir.
  • Savaş kesinlikle bir doğa yasası değildir.
  • Doğuştan duyarlı kişiler, savaşın ortadan kanıkmasına ilişkin duygularla doludur.
  • Cehennem boş, çünkü tüm şeytanılar burada.
  • Şeytan ona uymamız için yalvarıyor, peki biz çok iyi insanılar olduğumuz için mi onu kıramıyoruz.
  • Herhangi bir aşırılık beraberinde kendi kendini yok etme tohumunu getirir.
  • Eğer mutluluğunuz, bir başkasının yaptıklarına bağlıysa, çok ciddi bir sorununuz var demektir.
  • İnsanlar çok tuhaf hayvanlardır: bir atın gerginliği, bir katırın inatçılığı ve bir devenin kötülüğünün bir karışımıdır.
  • Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir.
  • Her şeyin üstüne geldiği falan yok. Sadece senin çok üstüne düştüğün şeyler var.
  • Temiz kalpli insanılar hiçbir zaman rahat bir hayat yaşayamazlar, çünkü kendilerini başkalarının mutluluğu için feda ederler.
  • İnsan ne zamanki hayata anlam katmaya çalışır, hayat o zaman anlamsızlaşır. Dertten kim ölmüş sanki bırak her şey dağınık kalsın.
  • İnsan ne kadar yetenekli olursa, insanları yoldan çıkarma gücü de o kadar büyük oluyor.
  • Bundan 20 yıI sonra yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin; dolayısıyla halatları çöz, güvenli limandan uzaklara yelken aç, rüzgârı yakala, araştır, düşle, keşfet.
  • Kadınları en çok küçümseyen erkekler, kadınlara en fazla düşkün olan erkeklerdir.
  • Bir kadının içindeki masum meleği erkek keşfeder; ama o meleğin tüm masumluğunu da yok edecek olan yine erkektir.
  • Bütün dünyayı bir erkek yönetir. O erkeği de bir kadın.
  • Hayatın bu çirkin oyunlarına rağmen hala gülmeyi başarabilen insan; hayatın felsefesini çözmüş demektir
  • Evrende değiştirebileceğinizden emin olabileceğiniz tek nokta vardır: Kendiniz.
  • Her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur.
  • Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkûm oluyorsun.
  • Belki de insan sevilmediğinden değil, sevgisine layık biri olmadığından yalnızdır.
  • Zihin ne kadar güçlü ve özgün olursa, Yalnızlık Dinine o kadar eğilir.
  • Aşkta mantık aramak mantıksızların işi. Aşkta mantık olsa; sonunda kırılacağını bildiğin bir kalbin sevmesine izin vermezdi.
  • Bir defa yaşanır aşk. Eğer ikinci kez yaşayacağına inanıyorsan; ya kendini kandırıyorsun ya da önceden kandırdın demektir.
  • Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir.
  • Belki de birçok insan, mutlu olduğunu bilmediği için mutsuzdur.
  • Mutluluk ve erdemin sırrı; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek.
  • Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüyü arının hiç uçmaması gerekiyordu; herhâlde bunu ona hiç kimse söylemedi ki, uçuyor.
  • Her insanın hafızası, onun özel kütüphanesidir.
  • İnsan aklına karşı işlenebilecek en büyük günah, delil olmadan inanmaktır.
  • En küçük bir gerçek, sonsuzluğun görülebileceği bir penceredir.
  • Gerçekler sürtüktür, her şakanın altına yatarlar.
  • Kimi zaman içindeki o sessiz sese, uzmanlardan daha fazla güven.
  • İnsanlar gelişmeyi bir türlü tatmin olmayanlara borçludurlar.
  • Hayatın büyük hedefi, bilgi değil harekettir.
  • Felaket ne kadar büyük olursa olsun, cesaretini kaybetmeyen insan onu yener.
  • Hastalık araştırmaları o kadar ilerlemiştir ki, tamamen sağlıklı birini bulmak neredeyse imkânsızdır.
  • Kelimeler hayvanların üstüne çıkmamızı sağladı, ama aynı zamanda kelimeler aracılığıyla da çoğu kez şeytani varlıklar düzeyine iniyoruz.
  • Belki de tarihteki en büyük ders, hiç kimsenin tarihten ders almamış olmasıdır.
  • Siz görmezden gelseniz de gerçekler var olmayı sürdürürler.
  • Siz acı çekerken, can çekişirken başucunuzda insanlar bekleyebilir; ama aslında onlar ayrı bir dünyada beklemektedirler. Siz kendi dünyanızda yapayalnızsınızdır: Acıda, ölümde yapayalnız; aynı aşkta, bütünüyle paylaşılan mutluluklarda olduğunca yapayalnız olduğunuz gibi…
  • Yaratıcılığı ortaya çıkaran fikir ayrılıklarıdır.
  • Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur.
  • Dalın ucuna gitmekten korkma, meyve oradadır.
  • Bilginin karşısına küçük bir çocuk gibi oturun, önceden düşünülmüş tüm düşüncelerden vazgeçmeye hazırlıklı olun, doğanın sizi götürdüğü her yere ve tüm çukurlara girin. Yoksa asla bir şey öğrenemezsiniz.
  • Eğer doğru kullanırsan sözcükler X ışınlarına dönüşebilirler her şeyi delip geçebilirler. Düşünmeyi bilmeyen; başka insanların kölesi olur.
  • Mutluluğun peşinde koşan mutluluğu bulamaz. Mutluluk, başka şeylerin yan ürünü olarak gelir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir