Hz. Muhammed

Zevkten Dört Köşe – 3. Bölüm

Zevkten Dört Köşe – 3. Bölüm

Mescid-i Haramın revaklı kısmında oturuyoruz bir süre. Öğle namazından bu yana açılan sırlardan öylesine doluyum ki; yeni idraklerle ruhen yaşadığım gönül genişliği, bedenimde müthiş bir yorgunluk olarak kendini gösteriyor. Bir sütuna yaslanıyorum. Bitkinliğimi görünce;

–  Kestir biraz, diyor.

– Ama burası mescid, olur mu?

– Burası en emin yer, burası gönlümüz, burası bizden içre biz. Niçin olmasın?

Biraz kendimden geçmişim. Ne kadar sürdü bilmiyorum ama Yatsı ezanına doğru uyandırılıyorum. Abdest tazelemek için Babü’s- Selamdan lavabolara doğru geçiyorum. Döndüğümde Mescid-i Haram ışıl ışıl. Büyük spotlar altında Beytullahın siyah örtüsü ve o alnında kuşaklanan altın sırmalı şerit ruha sevinçler saçan bir armoni oluşturuyor. Siyah ve sarı bu kadar mı birbirini tamamlarmış, hayran hayran izliyorum.… Devamını Oku

Zevkten Dört Köşe

Zevkten Dört Köşe

“Başınızı yere eğin” diyor rehberimiz merdivenleri çıkarken. “Sütunlar arasından görmeyin onu, tam karşısına gelince haber vereceğim, o zaman kaldırın başınızı ve o zaman yapın geri çevrilmeyecek duanızı.”

Basamakları heyecanla çıkıyoruz. O kadar kalabalık, o kadar yoğun ki, mahşer provası dedikleri kadar var. Başka zaman olsa sürtünüp geçenlere, ayağa basanlara kızabilirdik. Burada ayaklarımız yere basmıyor ki kızalım. Uçarcasına gidiyoruz ona. Düz bir zemine çıkınca rehberimiz bizi topluyor ve ; “Şimdi, kaldırın başınızı!” diyor.

Başımı biraz ürkekçe kaldırıyorum. Aman Allah’ım!.. Zaman duruyor. Simsiyah örtülere bürünmüş, bütün haşmetiyle karşımda sevgililer sevgilisi. O resimlerde kocaman avluya nispetle ufacık görünür. Resimlerin yalan söylediğini şimdi fark ediyorum. O kadar büyük o kadar heybetli ki; sanki üstüme üstüme geldiğini, içine çektiğini hissediyorum.… Devamını Oku